Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Felsefe

  • “Bilim, düşünme ile ilgilidir. İçinde düşünme unsuru olmayan arşivcilik veya belge toplama, ampirsizimdir. Ampirizm bilimsel yoksulluktur. Türk tarihçiliği son derece yoksuldur. Bütününe hiç güven olmaz.   Aydın aydının kurdudur…. İhtilaller kopukluğu vurgular. Her yeni doğan yerleşinceye kadar, gökten indiği izlenimi vermeye çabalıyor.    İkinci Mahmut zamanında Türkiye’de Moltke var; Prusyalı subay Moltke; “Her iki memlekette de (Rusya…

  • “Bilimsel kafa, düşünme sürecini durduramayan kafadır.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 41) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Düşün gücü olan, teorik dayanağı olan aydın, yalnızlığa en çok dayanabilen insandır.  Aydın, yalnızlığa dayanabilen hayvandır.” Sf. 19 (Aydın) “Yeniçerilik yıkılınca hep dayanak aradı. Batmakta olan bir İmparatorluğu kurtarmaya çalışmak, mutlak misyoner (mücahit) ruhunu gerektirir. Türk aydını doğuştan imparatorlukçudur, kurtarıcı bir hırsa sahip.” Sf. 20     “Bilimlerin anası tarih bilimi kendisini ilerletecekler için son derece…

  • “Yeniçeri Ocağı bir esnaf güruhudur, zamanına göre bir sermaye kesitidir, sermaye kesiminin silah kullanan bölümüdür. (1) Neden salt ve saf bir silahlı kuvvetler gerici olsun? Neden  .. Yeniçeri Ocağı bu denli gerici olsun ve bütün yenilik girişimlerinin, bütün yenilikçi akımların karşısına çıksın?   Bu neden, var; Sermaye gericidir. 1826 yılında lağvedilen (ortadan kaldırılan) Yeniçeri Ocağı ….…

  • “Tek başına eylem aydını büyütmez. Aydın, kafasıyla ve çok büyük bir inatla, toplumu değiştirmek için mücadele eden hayvandır. Tanımı kısaltmak gerekirse; Aydın, kafasıyla mücadele eden insandır.  Aydını tarihin diğer aktörlerinden ayıran en belirgin çizgi, mücadeleye kafasını koymasıdır.” Sf.15 “Türk aydını, çok uzun yıllar ölmekte olan bir İmparatorluğu yaşatmak için mücadele etti. Türk aydını kurtaramadı. Aydının hayal…

  • “Sevgi, sezmeye yardım eder. Her düşünüre gereklidir. Çünkü düşünür, bir anlama, düşündüğüne aşk olmuş kimsedir.   Türkiye’yi önemsemeyen kendisini küçümsüyor demektir. Sf.13 Her bilimsel çalışma aynı zamanda bir yöntem çalışmasıdır. Her ciddi bulgu bir yenice yönteme dayanır. Yöntemin yüzde yüz yeni olması mümkün değil, ancak yenice olabilir. Türk aydınını Türk eyleminin bir ürünü olarak ele almak,…

  • “Türk aydını başıyla yürüyor, ayağıyla düşünüyordu. Tersti; tersine çevirmeye başladım. Türk diline teorik bir anlatım gücü kazandırma çabalarımı burada da sürdürdüm.  Çok sesli sunmak istedim. .. Denediğim cümlelerde parantezsiz parantezlerle, dip notlarla, metin içi eklerle, çok sesli bir sunuşa yaklaşmak istedim. İlaçla beynimin çalışmasını yavaşlatmak zorunda kaldığım oldu.   Yazmak, benim için, öncelikle kafamı boşaltmaktır. Entelektüel…

  • “Bilgiye düşman olsaydım, Dârül Fünunlar (İTÜ, Mühendislik Fakülteleri) açar, Mülkiye-i Şahane (Siyasal Bilgiler Fakültesi) gibi mektepler kurar mıydım?. Akla ve bilgiye düşman olsam, horozdan kaçan genç kızlarımızın okuması için Dârül Muallimat (Kız Öğretmen Fakültesi) kurar mıydım?. .. Galatasaray Sultanisini Avrupa’nın Üniversiteleri ayarına çıkartıp orada talebelere hukuk dersi okutturur muydum?. Ben Mülkiye-i Şahane’ye Felsefe dersini koydurttuğum…

  • “Tenkit (eleştiri), bana pek hoş geliyordu. Sevdiğim şeydi, hilkatimde (yaratılışımda) vardı.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım II – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1968 – Sf. 293) kitabından birebir alınmıştır. Alıntı: Hayatım ve Hatıratım II – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1968 – Sf. 293) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Disiplin, yaşam biçiminden ve zamanın ısrarından doğuyor.” Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf. 322) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Ömrü tarlada gezmekle geçen, kullandığı saat gün doğumu ile gün batımı olan, mevsim ise güz ve bahar arasında değişen bir kimsede disiplin olabilir mi? Eğer işçi sınıfında bir disiplin varsa bu, … her sabah belli saatlerde fabrikada olmak ve elini kolunu kayışa (dönen sistemlere) kaptırmamak için daracık bir yerde dikkatle durmak zorunluluğundan geliyor.” Alıntı: Türkiye…

  • (1.12.1920 günü aynı oturumda devamla…) “Jean Jaques Rousseau’yu baştan sona okuyunuz. Ben bunu okuduğum zaman, gerçek olduğuna aklımın yattığı ve bu kitap sahibinde iki esas gördüm. Birisi, bu ıstırap (derin acı çekme), diğeri bir cinnettir (deliliktir). Merak ettim, özel durumunu araştırdım, anladım ki gerçekten bu adam deliydi ve deli halindeyken bu eserini yazmıştır. Binaenaleyh (dolayısıyla)…

  • “Çince konuşan insan sayısı 800 milyon, İngilizce anadili olanlar 12 ülkede 400 milyon, 400 milyon kadar da yabancı dili İngilizce olanlar var. İngilizce evrensel dil olma yolunda ilerliyorsa bunun sonucu bellidir; İngilizce konuşulan ülkelerin kültürleri egemenlik sağlayacak. Dünya dili olarak İngilizceyi çekici kılan etmenlerden birisi de, kötü biçimde kullanılmasının kolay oluşudur.  Gittikçe artan homojenleşme karşısında,…

  • “Değişiklikleri kurumlardan çok bireyler sürüklemektedir. Tüm kolektif yapılar (örgütlenmiş din, birlikler, komünist partiler, büyük şirketler, siyasi partiler, ..) içerisinde, kişinin bireysel sorumluluğundan kaçma olasılığı bulunur. Birey düzeyinde ise böyle bir olasılık söz konusu olamaz. Bireyin kaçacak hiçbir yeri yoktur. Bireylerin konumu iyice belirlendikten sonra özgürce birleşip bir topluluk yaratılabilir. Bu topluluğun içerisindeki birey de sorumluluktan…

  • “Hayatı eğitim değil, sanat sevdirir kişilere.” Alıntı: Böyle Buyurdu Zerdüşt – Frederick Nietzsche (1990 – Sf. 10) Kitabından birebir alınmıştır.

  • “Köle misin? Öyleyse dost olamazsın. Zorba mısın? Öyleyse dostun olmaz. Pek uzun bir süre köle ile zorba gizlenmiştir kadında, bu yüzden kadın, henüz dostluğa yeterli değildir: o, yalnız sevgiyi bilir.” Alıntı; Böyle Buyurdu Zerdüşt – Frederick Nietzsche (1990 – Sf. 59) kitaptan birebir alınmıştır.

  • “Bütün kapitalist üretim sistemi, işçinin iş gücünü mal olarak satmasına dayanır.” Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 96) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Makine sistemi, iş sürecine daima bütünü ile girer; değerlenme, değere değer katma süreci ne ise her zaman ancak bir kısmı ile katılır. Makine sisteminin ürüne aktardığı değer, hiçbir zaman, aşınma ve yıpranma ile kaybettiği değerden fazla olmaz. Bundan dolayı bir makinenin değeri ile bu makinenin belli bir zaman aralığında ürüne aktardığı değer parçası arasında büyük…

  • “….otomasyonun sözcüsü Dr. Ure, fabrikayı, bir yandan “yetişkin ve yetişkin olmayan çeşitli işçi tabakalarının merkezi bir güçle, aralıksız bir şekilde işler halde tutulan bir üretken makineler sisteminin işleyişini beceri ve gayretle gözeten bir kooperasyonu” olarak bir yandan da “bir ve aynı nesnenin üretimi için uyuşum halinde ve kesiksiz bir şekilde işleyen, çeşitli mekanik ve bilinçli…

  • “Dr. Jean Miguel “Kapital’i” şöyle tenkit ediyor; “Kitap safha safha (bölüm bölüm) şunları iddia ediyor; Birinci safha; kapitalist ekonomide her değer bilhassa (özellikle) işçi emeği tarafından meydana getirilmiş, büyüklüğü de yine iş saatleriyle tayin edilmiştir. İkinci Safha; Bundan şu netice (sonuç) çıkar ki, bizim fayda dediğimiz değer, münhasıran (sadece) iş saatlerine, ama aynı zamanda ücreti…