Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük

  • Benim kaynaklarım çok üzgündüler, laisizmi büyük tehlike altında görüyorlardı ve Amir Maimon, Biz “Emir Meymun” çağırabiliriz, iyi kalpli birisi, üzülmelerine dayanamıyor, Türk başbakanı A. Gül’ün İbrani olduğunu ileri sürüyor, inandırıcı olabilmek için, “dedesi Yahudi mezarlığında yatan bir insandan nasıl korkarsınız” yollu üstelemekten de geri kalmıyor. Tam o sırada, akepe hükümet olunca, İsrael Dışişleri Bakanlığında bir…

  • Çok güzel, şimdi dünyaya bir “Ayşenaz” gelmiş, çok önemli ve birinci sayfa haberidir. Çok hoş, yalnız, bizim isim konstrüksiyonumuzda, böyle, “Hayrinisa” veya “Ayşenaz” türünden yapıştırmalar yoktur, isim mi kalmadı, neden “Aydın” koymuyorlar, yavaş yavaş adlarımız da “biseksüel” oluyorlar, kızlarda “Aydın” biliyoruz.  Peki, Naza neden Ayşe’yi yapıştırmışlar, Sabetay Sevi’nin eşinin, Müslüman olduğunda ilk aldığı ad Ayşe…

  • Burada çok önemli bir nokta var, bilim kurallılıktır ve bilim yoluna girenler, hem önceden kural olduğunu kabul ederler ve hem de hep kural peşinde koşarlar. Bilim yolunda olanlar, birbirine hep düşman Fransız ve İngilizler’in bayraklarının aynı renklerden oluşmasını tesadüfe bağlamıyorlar; Hint-Avrupa’da, kaç bin yıl önce, üç düzen olduğunu biliyoruz, egemenlerin düzeni, dinseldirler ve büyücüdürler, kral…

  • “Mehmet Ali” entitesinin, Araplar’da ve Müslümanlarda olmadığını tespit edebiliyoruz. İkincisi, jüdezmo’nun İspanyol esaslı, İbrani ve Türki eklemeli, bir dil olduğunu da buluyoruz. O halde “ali” yazıp “eli” okursak, İbrani, “benim Allah’ım” anlamına ulaşıyoruz. “Mehmet Eli” ise, “Mehmet Benim Allah’ım” demek oluyor ve Sabetay Sevinin, Türkiye’deki Sabetayistler arasındaki adının ise “Mehmet” olduğunu bilmek zorundayız. İlk adıdır.…

  • Hapishane başka bir dünyadır ve Kürt İdris, yakışıklı ve güzel bir insandı, ne yazık, beni “papazı” saydı, her sıkıntısını bana söylüyor ve moral ihtiyacını benden tedarik ediyordu. Bir akşam çok üzüntülü ve sıkıntılıydı, iki eşi vardı, o gün eşlerinden birisi heyecanlanmış ve Sultanahmet kapısında ölmüştü ve İdris çok sıkıntılıydı. Her iki eşi de Ermeni imiş,…

  • Bu fiil, “seçim”, eğer “seçkin” olanı çıkarmıyorsa, “seçim” yoktur. Sf. 469 Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 469) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şunu düşünebiliriz, o tarihte, Türkiye İşçi Partisini, Doktor Kıvılcımlının acıtıcı klişesi ile “aba”, Aybar-Boran-Aren üçlüsü yönetiyordu. Artık üçünü de İbrani asıllı kabul etmemiz mümkündür. O halde, Çetin Altan’ı seçmek zorundadırlar. Sf. 460 Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 460) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kürtler’de, Abdullah’a, bazan “Avdullah” da dendiğini biliyoruz, “Avraham” ve “Abraham” misalini hatırlatıyor, “b” ve “v” birbirinin yerine kullanılıyor; çocuklarım “Avdullah” olarak çağıran Kürt anneler’i, bu kuşak artık kalmadı, şart olmamakla birlikte, Kürt Yahudi’si düşünebiliriz. Bu ayrı, yalnız, bu adı “Abdullah”, Yahudiler de taşıyorlar. Yahudiler, “Abdullah” adını, “Abdalla” söylüyorlar, son “h”, son sesliyi söyletmek için, “u”…

  • Akepe bu kurala çok bağlıdır. “Babacan” adının veya soyadının İran’da Kripto Yahudiler tarafından kullanıldığını, önceki kitaplarımda göstermiştim. Bülbül Deresinde “babacan” mezartaşı bulabiliyoruz. Çöküş’te, Ahmet Davutoğlu’nun “Karay” olması ihtimalinin çok yüksek olduğunu da yazmış bulunuyorum. Herhangi bir itiraz ile karşılaşmıyoruz. Fatin Rüştü, kızı Sevin üniversitede sınıf arkadaşım oldu, çok severdim, Fatin Bey, Sevin’î, Üniversite’den çabuk aldı,…

  • Selanikli bir aileden geliyor, adının aslının “tziller” yazıldığını tahmin edebiliyoruz, biz “Çiller” söylüyoruz, 1994 yılında İsrael’e giden ilk başbakan oldu, orada tevratik “vaad edilmiş toprak” açıklamasını yaptıysa da sonradan ürkmüş göründü ve geri aldığını biliyoruz. Dört, Brit’in gizlice imzalandığı 1996 yılının başında Demirel’in İsrael’e uçtuğunu not edebiliyoruz, İsrael’i ziyaret eden ilk cumhurbaşkanı derecesi, Süleyman Demirel’indir.…

  • 1993 yılında, Demirel’i cumhurbaşkanı ve Çilleri başbakan yapanın Erdal İnönü olduğudur, o zamanlar Chp yasaklı idi ve yerine başında İnönü’nün olduğu Shp vardı, koalisyon ortağıdır.” Bu imkânla Erdal İnönü, “Sosyal Demokrat” milletvekili oylarını, Demirel ve Çiller için kullandı; İsrael’e ilk uçan Hikmet Çetin, işte bu vesile ile Çiller Hükümetinde dışişleri bakanı koltuğundaydı. Öyleyse, İsrael açılımının…

  • Bir, İsrael-Barzani ilişkisini, Türkiye’de ilk kez duyuran ve o sırada Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir tür nazariye hocası sayılan Uğur Mumcu katlediliyor. İki, Musul’a, Türkiye sınırları ötesinden bir duvar çekmek isteyen Jandarma Umum Komutanı Eşref Paşa yok ediliyor. Üç, Musul’u almayı bir saplantı haline getiren, zamanın Cumhurbaşkanı Özal, ansızın ölüyor. Sanki Kennedy cinayeti ve izleyen ölümler…

  • Bizans’ta kadınlar kapalı yaşarlardı, ama fahişelik en büyük sektördür. Sirk, yaşamın vazgeçilmez parçasıdır ve bugünün Türkiye’sinde magazin sektörünü hatırlatmaktadır. Sirk, şehvet ticareti ve kan dökümü demektir; öldürmek, ekmek kadar gereklidir. Diehl, İstanbullunun zaman zaman ölüleri bıçakladıklarını da haber veriyor, yaşam, pek çok değersizleşmiştir ve o kadar öyle ki, en değersizler en yüksek noktalara çıkabilmektedir. Sf.…

  • Weir, “müşrik Araplarda kadının vaziyeti, bazı bakımlardan, İslamiyet’tekinden daha serbest idi” bilgisini veriyor ve “tesettür de meçhul idi” notunu ekliyor. İslam, Cahiliye’yi atlayarak, tesettürü Yahudilikten almıştı ve Weir yine, “şeriatın nikâh meselesinde en kötü hükümlerinden biri olan hülle, cahiliye devrinde bilinmiyordu” demektedir ki İslam’da, cahiliyeye göre yapılan eklemelerin, tamamının “ileriye” dönük olmadığını görebiliyoruz. Ancak Yahudilik…

  • Osman Ateş, bir yerde, “peygamberimizin hanımı Hazreti Hatice’nin vefatında da, cenaze namazı farz kılınmadığı için Cahiliye Devri usulüne göre dua yapılmıştı” diyor. Sf. 405 Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 405) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bütün tarikatlar, akla ve aklın yoluna düşmandırlar; gerçeğin akıl yoluyla bulunamayacağı, bütün tarikatların olmazsa olmaz, koşuludur. Tarikatlarda akıl yolu kapalıdır, bir Müslüman ise aklın yoluna inanıyor, ancak aklın Kur’an’da olduğunu iddia ediyor. Tarikatlar, akıl ile gerçeği bulmayı tamamen reddediyorlar, ayrı bir yerdeler. Sf. 401 Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı…

  • Peki, durum nedir; durum değil facia şudur, Eylülist darbeden sonra ve depolitizasyon döneminde, CHP örgütü bürokratize olmuş durumdadır. Politik değiller ve merkeze bağlı bürokrattırlar. Önce, Deniz Baykal’a komplo nedeniyle ağladılar ve sonra, merkez korkutunca, “sakın dönme” çığlıkları attılar. Baykal’ın dönme ihtimalinden aşırı korkmaları ki böyle bir ihtimal hiç yoktu, tipik bir bürokrat tepkisidir. Utanç verici…

  • “Abdullah Gül ile samimi olan CNN muhabiri Ruşen Çakır, 10 Ekim 1993 tarihinde yapılan Refah Partisi Büyük Kongresinden iki gün önce Ankara’ya gelerek Abdullah Gül’ün misafiri oldu. Ruşen Çakır, bir Yahudi kuruluşu olan Carnegie Endowment’in başkanı ve aynı zamanda üst düzey bir mason olan Morton Abromowitz ile Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan görüşmesini sağladı. Abdullah…

  • Paul Wolfowitz’e geliyorum, fakat kısaca “mesyanik” sözcüğüne değinmek zorundayım; neo-konservatifler, bütün dünyaya hâkim olmadan ve bunun için korkuyu bir silah olarak kullanmadan, Amerika’nın güvende olmayacağı inancındadırlar. Diğer taraftan neo-konservatiflerin hemen hemen hepsi Yahudi ve hepsi mesiah’a bağlıdır; insanlığı kurtaracak olan artık işçi sınıfı değil, Yahudi ırkı’dır. Bu nedenle İsrael’in güvenliği, dünyanın güvenliğidir ve bunun için…

  • 2002 darbesi, başkaları bir yana, hem İslam’ı devlet politikasına kakmak ve hem de İslam’ı bozmak misyonları ile realize edildi; ikisinde de ideolojik tarafın ön planda olduğunu görüyoruz. Sf. 330 Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 330) kitabından birebir alınmıştır.