Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Görüşler, Özgün Fikirler

  • Burada bir parantez gerekiyor. Türkiye’nin yakın ge­leceğinden, çok uzak olmayan geleceğinden, son derece, iyimser olduğumu belirtmeliyim. Türkiye özellikle son yir­mi yılında, her türlü aşağılık kompleksini açığa çıkartan, bir pratikler zenginliğini yaşadı. Şöyle de söylenebilir: Bu ülkenin yanlış yapma dehasına hâlâ bir açık kapı bı­rakmakla birlikte, düşünülebilecek yanlışların çoğunu «hep birlikte» yaşadık ve geride bıraktık. Önümüzde…

  • Ne kadar onursuz ve ahmakça bir aşk! Çünkü içinde şiddet yok, başlangıç aşaması olan ilgide ise tenkit yok. Tam tembel ve ahmaklara göre bir aşk. Sf. 261 Alıntı; Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ocak 1985 – Sf. 261) kitabından birebir alınmıştır.

  • Aynı şekilde. Tembel ile ahmak arasında da baba- oğul veya ikiz kardeş ilişkisi var. Ahmak her zaman tem­beldir. İşi tembelliğe vuran ise, bir süreç içinde, ahmak olur. Ve ahmak, yüzünden anlaşılır. Beyin, ahmağın yüzündedir. Ahmağın yüzü yumuşaktır ve hafif kaygandır. Makar Devuşkin ahmaktır. Makar’ın yüzü yumuşaktır. Şid­det yoktur. Son on yıl içinde Türk aydını tembelleşti.…

  • Türkiye’de en taze ve en ön sırada yer alan yeteneklerin tıp, mimarlık, mühendislik, işletme türünden alanlara gitmesi 1990’lar Türkiye’sini karartan bir eğilimdir. Bu alanlarda etkin olabilmek için fazla yetenekli olmaya hiç gerek yok. Fakat yetenekli olanlar matematik, fizik, tarih ve filoloji türünden alanlara gitmeli.. Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985…

  • .. Nasıl sezgi bilgi öncesiyse, siyaset, bilim ötesidir.  Siyaset bilimdir.   Siyaset ortaya konmamış yasaları sezmek ve formüle etmeden uygulamaya koymak demektir.  Büyük bilim adamları, bilimde ihtilal yapanlardır. Büyük siyasetçiler, toplumda ihtilal yapanlardır. Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 352, 353) kitabından birebir alınmıştır.

  • İster özgür veya isterse özgürleşme süreci içinde bir kadın bir takım maddi olanaklar için bir evlilik kuruyorsa veya maddi konfordan ayrılamadığı için evliliğini bozamıyorsa “gizli orospu” tanımı ortaya çıkıyor demektir. Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 323) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Yerinde say!”  yalnız askerlikte var. İnsanoğlu yerinde sayamıyor. Ya ilerliyor ya geriliyor. Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 348) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sınıflı toplumlarda kültürel birikim mülksüzlerde değil mülk sahiplerindedir; bir eğilim olarak proletaryada değil burjuvazidedir. Eğer mekân ikilemi kullanılacak olursa, kültürel birikim köyde değil kenttedir. Üçüncü olarak seks ayrımı yapılacak olursa, kültür kadında değil erkekte birikmiştir.    Ve ne yazık ki böyledir.  Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 322) kitabından…

  • Bir yüz yıldır İnsancıklar, edebiyat öğrencisinin ve iz­leyicinin demirbaşları arasında yer alıyor. Bir kimse, eğer İnsancıklar’ı okumamışsa, ciddi bir edebiyat öğrencisi olduğunu söyleyemez. Hiç kuşku yok, yazamaz. İnsan­cıklar’ı okumadan, öykü ya da roman yazmak çok büyük bir cüret işi olmalı. Böylelerinin yazdıklarına değil, cüret­lerine hayranlık duyulmalı. Türkiye cüreti bol bir ülke. İnsancıklar’ı okumadan roman yazan…

  • Beyin, ahmağın yüzündedir. Ahmağın yüzü yumuşaktır ve hafif kaygandır.. Şiddet yoktur. Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 262) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsanoğlu, kolektif olarak ve büyük bir estetik eylem olarak Tanrıyı yarattı.  Tanrı’yı doğa ve toplumdaki bütün çirkinlik ve kötülüklerden arınmış olarak yarattı. .. Zavallı insanoğlu, bir süre sonra, kendi elleri ile yarattığı Tanrı karşısında ezildi. Tanrı, insanoğlunu ezmek için kullanıldı.   Fakat daha sonra Tanrı gidip fetiş gelince ve kendisini yaratanları ezmeye başlayınca, Tanrı ile insanoğlu…

  • Her aydın derinliklerinde belli bir dengesizliği korumak zorundadır.    .. Çünkü denge, ölüm demektir. Gelişmenin durması demektir. Çünkü gelişme dengesizliktir. Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 285) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir şeyin tabu olması için anlaşılması değil anlaşılmaması şarttır. Sf. 227 Alıntı; Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ocak 1985 – Sf. 227) kitabından birebir alınmıştır.

  • Pekiyi, insanlar neden anı okurlar? Daha doğrusu hangi insanlar anı okuyorlar? Bir; ucuz tarih veya daha doğru bir deyimle, sözde bilim öğrenmek isteyenler. Tekili genel, somutu soyut sananlar için anılar bir büyük hazinedir. Sf. 163 Alıntı; Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ocak 1985, – Sf. 163) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu sayın kelimesi 1960 yıllarından sonra İsmet Paşa’nın Türkçeye soktuğu bir ikiyüzlü kelimedir. Sf. 174 Alıntı; Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ocak 1985, – Sf. 174) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kültür Devrimi kültürsüzlük demek oluyor. Kültürsüzlük ise insanı hayvana yaklaştırıyor. Böyle durumda kokuşma kaçınılmaz, rezillik açınılmaz. Sf. 43  Alıntı; Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ocak 1985, – Sf. 43) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkiye solu güçsüzdür. Çünkü derinliği yoktur. .. Bölünmüşlük görüntüsü fazla tartışmaktan değil az tartışmaktan doğuyor.  Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 58) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yeni sorunu ve yeni sorusu olmayan yeni insan olamaz.  Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 89) kitabından birebir alınmıştır.

  • İdeolojisi veya dayandığı teorisi olmayan bir edebiyat ve sanat eseri düşünmek bile mümkün değil. Ama bunun tersi de doğru. İdeolojik veya teorik dozajı fazla yüklü edebiyat eseri düşünmek te mümkün değil. Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 21) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hipokrates insan mizaçlarını dörde ayırmış; sıcakkanlı, öfkeli, hüzünlü ve soğukkanlı.   Sıcakkanlı Tip; Hayattan tat aldığını açığa vuran, olayları çok fazla ciddiye almayan tip..    Öfkeli Tip; Öfkeli tipten olan bir insanın, güçlü olmak için gösterdiği çaba o kadar kuvvetlidir ki; her zaman gücünü kanıtlamak zorunda bulunduğunu hissettiği için daha sert ve şiddetli hareketlerde bulunmaktadır. .. güçlü…