Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
recent posts
- EVRİM FİKRİ İNANÇLARIMIZLA VE EGOMUZLA ÇELİŞİYOR
- ÜLKEMİZDE TIP VE BİYOLOJİ ALANINDA BİLİM İNSANLARINDA EVRİME İNANMA ORANI % 40 – 50
- ANALİTİK DÜŞÜNCE ÖĞRETİLMEK ZORUNDA
- DAHA ZEKİ İNSANLAR GENELLİKLE DAHA AZ DİNDAR OLUYORLAR
- ÖĞRENCİLER HENÜZ EVRİM’İ KAVRAYABİLECEK BİLİMSEL ARKA PLANA SAHİP DEĞİLLERMİŞ
about
Kategori: Görüşler, Özgün Fikirler
-
Ermek, Tanrı’ya yaklaşmaktır. Tanrı, üşümez. Üzülmez. Korkmaz. Sevmez. Yaşamaz. Tanrı, ölümü canlandırmaktır. İlkel için ölüm günlüktür. Tanrı’yı yaratmak, aynı zamanda ilkeli yaratmaktır. İlkellik, Tanrısal büyüklüklerin baskısı altında sonsuz küçük zaman ve mekânda sadece canlı olabilmektir. İlkel için yaşam şiddettir. Eren için ölüm, en şiddetli teorik çözüm’dür. Egemen ilkel’dir. Egemen, yaşamı bilmeyendir. Tanrı, yaşamı tadamayandır. Egemenlik…
-
Mantık, tarihten çıkıyor. En güçlü ispat, belgelerin değil, mantığın ikna gücüdür. Sf. 524 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 524) kitabından birebir alınmıştır.
-
Ölüm, ilkel için çok kolaydır. Ölmek, eren için sonsuz basit oluyor. Ölüm, yaşamı bilenler için çok zor görünüyor. İlkel, yaşamı bilmeyendir. İlkel, öldürmenin seyrine doyamıyor. Eren, yaşamı aşandır. Düşünün dışında, yaşamayandır. Sf. 628 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 628) kitabından birebir alınmıştır.
-
Bir noktayı vurgulamak durumundayım: Kemal’in kişiliği güvenilir görünmüyor, sadakati bulunmuyor, Büyük Britanya’dan ve Vahdettin’den umutlar alıyor ve bunlara umutlar veriyor, fakat eninde-sonunda kurtuluş hareketinin dışında kalamıyor. Hırsının, cesareti ve yeteneğinden daha büyük olduğunu sanıyorum; kurtuluş hareketini, kendisine rakip olabilecek bütün imkânlardan uzak tutuyor. Güçleri zayıflatıyor ve ufku daraltıyor. Ancak, kurtuluş hareketinin içinde kalıyor. Tezi yazıyorum:…
-
Bilim, mikro olan ile makro olan, en küçük olanla, evren’in iç içe algılanmasından çıkıyor; evrenin yasalarını formüle eden Newton’un limit kavramını geliştirerek türev yöntemine ulaşması rastlantı olmamalıdır. Bu, bir, ikincisi, bilim bir tartı işidir; bilimsel yenilik, ağırlıkları değiştirme anlamına geliyor. Tarih araştırmalarında bilimsel yenilik, daha önce önemsizi önemli, önemliyi önemsiz yapma süreciyle realize oluyor. Kars…
-
Dirnitrov’un, Komintern belgelerine de giren «cephe» çağrıları çerçevesinde ileri sürdüğü «faşizm, gözü dönmüş gericilik ve karşı devrimdir» değerlendirmelerini de önemli ölçüde yanıltıcı bulduğumu belirtmek istiyorum. Eğer faşizm bir karşı-devrim ise yönetimden giden ve yönetime gelen sınıfların tanımlanması zorunluluğu ortaya çıkıyor. — Bir parantez gerekiyor; demokrasi bir devlet durumudur. Faşizm de aynı devletin bir başka durumu…
-
İnsan aklıyla görüyor. İnsanı görmez yapmak için gözlerini oymak değil aklını tahrip etmek zorunlu ve gerekli oluyor. Bu, görmek için bakışın zorunlu olması demektir. İnsan, aklıyla bakıyor. Sf. 97 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 97) kitabından birebir alınmıştır.
-
Bu testin geçerliliğine katılıyorum; cehaletini azaltma motifinden yoksun bir kimse, eninde-sonunda cahildir. Sf. 147 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 147) kitabından birebir alınmıştır.
-
Toplumlararası şiddet olmadığı zaman, Türk kesimindeki küçük esnaf, Rum kesimindeki üretim birimlerinden doğrudan doğruya meta alıp Türk kesiminde satabiliyor. Ticaretten doğan kârların, Türk kesimindeki bir avuç büyük burjuvanın elinde toplanması, tekelleşmesi için, toplumlar arası şiddet gerekiyor. Sf. 359 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 359) kitabından…
-
Tarih, seyircileri affetmez. Tarihin seyircilere madalya verdiği görülmemiş. Sf. 199 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 199) kitabından birebir alınmıştır.
-
Devlet, çelişkileri, bir taraf (kesimin) yanında bastırmak için var oluyor. Devletin gücünü çelişkileri bastırma işlevi belirliyor; çelişkiler ne kadar büyükse devlet de o ölçüde güçlenmek zorunluluğuyla karşı karşıya geliyor. Sf. 630 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 630) kitabından birebir alınmıştır.
-
İlk çıkışında son derece saf ve doğal bir yanı var; İnsanlar, komiteler halinde çalışıyorlar. İnsan, ortak çalışma yapan yaratık oluyor. Birey’in gelişimi mutlaka ortak ve toplumsal çalışmadan geçiyor. Robinson Crusoe türü insan, ana okulu için geliştiriliyor. Sf. 590 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 590) kitabından…
-
İster ayaklanma ve isterse halk savaşı olsun, her ikisi de şiddeti içeriyor. Bu, bir. İkincisi, her ikisi de, kütlelere dayanmak gereğini reddetmiyor. Bunlar güzel ve üçüncüsünü ekliyorum; savaş, politikanın şiddet uygulanarak sürdürülmesi olduğuna göre, kütlelerin şiddet yolunu seçmesi için amaçlarının başka bir yolla elde edilemeyeceğine ve şiddet yoluyla elde edilmeye değer olduklarına İnanmaları gerekiyor. Sf.…
-
“Dünyanın solcuları, dünyanın en saf insanlarıdırlar; Aydınlanma Çağı’nın çocukları oluyorlar. Hepsi, kendi pratikleriyle ve hayal kırıklığı içinde büyüyorlar. Silâhı ve şiddeti hiç sevmedikleri gibi, baştan ve tümden reddediyorlar. Saftırlar; saf aklı abartıyorlar, insanların doğru hareket etmemelerini, yalnızca, doğru’nun insanlara gösterilmemiş olmasında buluyorlar.” Sf.431 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım…
-
Ütopya, gösteri üzerinedir. Politika, güç üzerinedir. Köylülük, tarihin hiç bir kesitinde coğrafyanın hiç bir bölmesinde hiç bir hareketin öncüsü olmamıştır; bütün burjuva devrimlerinin dayanağıdır. Bütün burjuva devrimlerinde en çok kaybeden köylülük oluyor. Köylülük, her zaman, güç’ün peşinden gidiyor. Sf. 432 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf.…
-
Tezi yazıyorum; büyük yürüyüşlerde küçük sürtüşmeleri ön plana çıkarmak, yürümemek isteğini anlatıyor. Önemli olan, bu sürtüşmelere rağmen, yürüyebilmektir. Her büyük yürüyüşte, Türkiye türünden, büyük pratik dalgalar arasında yaşayan bir ülkede, her yürüyüşün yepyeni yürüyüşçülerle yapıldığı bir toprakta, sürtüşmelerin varlığını çok doğal karşılamak gerekiyor. Sf. 357 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları,…
-
Bir parantez açmam gerekiyor; Türk Ordusu’nda kurmay subaylık kurumunun yol açtığı bir şanssızlığa işaret etmek durumundayım. Hep bir karar veren değil, karar için çeşitli almaşıkları hazırlayan bir plancı türünden yetişiyor. «Kurmay», hep başkasına karar hazırlayan kimse oluyor. Karar verme alışkanlığını kazanamıyor. Sf. 181 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım…