Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Harput, Elazığ

  • Kework Gregoryan (Mehmet Balcı) Anlatıyor; Amcam on beş sene Amerika’da kalıyor. Geliyor sonra Marsilya’da beş sene de orada otelcilik yapıyor. Geliyor tekrar Elazığ’a… Elazığ’ı bilir misin, bilmem. Xulvank var orada (Xulvank manastırının olduğu yer; Şahinkaya köyü-y.n.). Xulvank’in yarısını bir Türk’le beraber satın alıyorlar. Kavaklık, bilmem neler. Sf. 256 Tapu Müdürü: “Oğlum Ermeni malı diye bir…

  • Baran: (Ermenice baran, ip) Dizi, sıra, sıra halindeki asmalar (yere çekilen bir ip hiza alınarak dikim yapıldığı için bu adla anılır) Sf. 291 Baclimac: (Yazarın anlatımına göre, hamur, yağ ve yumurtayla yapılan bir yiyecek) Şekerli ekmek. Hamur açılıp yağda kızartılır, üzerine şeker ekilip veya bala bandırılıp yenir, [bazlımaç: Mısır, arpa, darı ve buğday unlarından yapılan…

  • Duttan pekmez hazırlardık. Dut bizim ikinci ana ürünümüzdü. Bağlarımızın dut ağaçları eylülü yarıladıktan sonra bile ürün verirdi, başka yerlerdeki gibi sadece haziran, temmuzda değil, iri ve çekirdeksizdi, şiresinden parmakların birbirine yapışırdı. Her evin pekmezi olurdu. Önce siyahken gitgide sararır, katılaşır, taş gibi sertleşirdi. Bıçakla keserdik. Öyle de tatlanmış olurdu ki, içimiz yanardı. Duttan rakı, sirke,…

  • Peki, biz ne yerdik? Hemen her gün çorba içerdik. Yazın içtiğimiz soğuk çorbaydı. Yarmayı, yani kırık buğdayı pişirir, ayrana karıştırır, ayran çorbası yapardık. Kışın sıcak çorbalardı, tarhana çorbaları. İki çeşit tarhanamız vardı. Ayran tarhanası ve üzüm tarhanası, ilki ayran, un ve yarmaylaydı, pişirir, güneşte kuruturduk. İkincisi ise, üzüm şırası, un ve yarmayla yapılırdı, aynı şekilde…

  • Sütü, yoğurdu, tereyağını tüketmesek de, ayranı içerdik. İçine ekmek doğrar, etrafına oturur yerdik. Biterse, tekrar doldurur, tekrar kaşıklardık doyana kadar. Ayrandan çorba pişirirdik, çortan ve tarhana yapardık. Sf. 201 Çayımız yoktu, kimse çay içmezdi, bilmezdi bile yiyecek şekeri de, İstanbul’dan memlekete dönenler okkalık, iki üç okkalık yuvarlak tahta kutularda, ağızda hemen eriyen cinsten, Türkçe “peynir…

  • Biz süt de içmezdik. Sabah akşam inekleri, koyunları sağardık kap kap. Küleklerle sütümüz olurdu; ocakta kaynatır, aşağı alırdık. Bir bardak doldurup da içmezdik. Ben yirmi sekiz yaşıma kadar memleketteydim ve hiç süt içmedim. Zaten kahvaltı nedir bilmezdik ki sofraya süt getirelim. Biz sabah, öğle, akşam, her öğün yemek yerdik. Sadece biz değil, Surp Kevork’taki, Karabudak…

  • Biz sadece ayda bir kere taze, sıcak ekmek yerdik, tandırı yakıp ekmek pişirdiğimiz gün. Bizler bir aylık ekmek pişirir, yirmi dokuz gün kuru ekmek (1) yerdik. Ama bizim ekmeğimiz yuvarlak somun ekmeğine veya francalaya benzemezdi. Onların içi hamur, üzeri kabuk olur, çabucak küflenir. Ramazan pidesine de benzemezdi. O da kaim olur, içiyse hamur. Bizim ekmeklerimiz…

  • Kadınlarımızın da giysileri aynı kaldı. En ufak bir değişiklik bile olmadı. Biz erkekler de istemedik. Gözlerimiz kadınlarımızın kıyafetlerine aşinaydı, ortaçağa, yüzyıllar öncesine uzanıyordu. Uzun gömlekler, renkli manusadan uzun şalvarlar giyinirlerdi. Üstüne de, Suriye işi uzun boy entarisi. Önü açıktı bu entarilerin, eteklerini üst üste getirip bizimkilerden iki kat veya daha geniş kuşaklarla bağlarlardı. Mendillerini de…

  • Eğinliler, Divriğililer, Arapkirliler, daha güneyde Gabanmadenliler (Kebanlılar), Darendeliler gibi, biz Armıdanlılar da entari giyerdik, ayaklarımıza kadar inen Suriye işi entari. Önü açıktı, tek bir düğmeyle iliklerdik boynumuzu. Bizimki, yani erkeklerin entarisi kadınlarınkinden farklıydı. Eteklerini üst üste getirir, belden bir kuşakla bağlardık. Bizimkiler, kadınlarınki gibi yandan yırtmaçlı değildi. Yenlerimiz de farklıydı; kadınlarınki muska biçiminde üçgenimsi ve…

  • Salta ve şalvardan ibaretti giysimiz. Bizim yöresel kıyafetimizdi. Mavi kumaştandı. Mavi çuhadan da olurdu. Sf. 191 Bu mavi ve beyazlar daha çok biz Ermenilerin giysilerinin rengiydi. Sf. 191 Alıntı; Turna Nereden Gelirsin? – Hagop Mıntzuri, (Aras Yayınları 2. Baskı, 2012 – Sf. 191) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2015); Harput folklor ekibinin kıyafeti de mavi ve…

  • Kürt kadınları gelir, ellerini üstümüze koyar, “piş piş” yaparlardı. Harsiglerimize benzemeyen kadınları görünce seslerimizi daha da yükseltirdik. Sf. 73 Alıntı; Turna Nereden Gelirsin? – Hagop Mıntzuri, (Aras Yayınları 2. Baskı, 2012 – Sf. 73) kitabından birebir alınmıştır.

  • Güzellikleriyle ünlü Tamzaralı kadınları gördüler açık kapıların eşiğinde. Zara-Zimara-Tamzara, ille Tamzara. Tamzara’dakiler en güzelleriydi. Karşılıklı üçer kişilik Tamzara barını ve şarkısını hatırladılar. “Tamzara’nın tandırları, beyaz beyaz baldırları, le le le le Tamzara,” Sf. 44 Alıntı; Turna Nereden Gelirsin? – Hagop Mıntzuri, (Aras Yayınları 2. Baskı, 2012 – Sf. 44) kitabından birebir alınmıştır.

  • Biz kırıntıya “losunk” derdik. Ne kadar küçük, ufacık olursa olsun veya bir ceviz, dut kırıntısı yere düşmüş olsa bırakmaz, toprağıyla moprağıyla yerdik. Sf. 57 Alıntı; Turna Nereden Gelirsin? – Hagop Mıntzuri, (Aras Yayınları 2. Baskı, 2012 – Sf. 57) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dersim dört dağ içinde, Gül-bağlar içinde, Dersim de hep saklasın, Ermeni çok içinde.  Sf. 853 Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 853) kitabından birebir alınmıştır.

  • Karapet Sahaki Faraşyan’ın Tanıklığı (D. 1906, Balu [Palu]) Babam ve annem Büyük Kharberd [Harput] Koleji’ni bitirmişlerdi. Kharberd’de Yeprat Koleji, Fransız Koleji, Alman Koleji ve Büyük Amerikan Koleji vardı. Bizim, köydeki yazlık evimize gitme alışkanlığımız vardı. Köyün ismini hatırlamıyorum; bir su kaynağının adını taşırdı. Orada sıcak günler geçirirdik. Sonra, bağbozumundan ve meyveleri topladıktan sonra Balu’ya dönerdik.…

  • Marta Caniki Öylenciyan’ın Tanıklığı (D. 1912, Kharberd [Harput]) 1914’te babamı askere aldılar; onu bir daha görmedik. 1915’te bir gece Türk komşumuz evimize geldi; bizi kendi evine götürüp sakladı. O adam Ermenilerin katledileceğini duymuştu. Ama sabah zaptiyeler gelip bizi buldular; sürgün edilenlerin kervanına katılmamız için tüfek dipçiğiyle iterek bizi dışarı çıkardılar. Artık yürüyemiyorduk. Bir evin kapısının…

  • Anniman Torosi Tukhmanyan’ın Tanıklığı (D. 1910, Kharberd [Harput], Çınkuş Köyü) Kharberd’in Çınkuş Köyü’nde 8.000 Ermeni ve 2.000 Türk yaşardı; bu Türkler Ermenice bilirlerdi. Taştan inşa edilmiş, uygun, hep dolu olan ve bolluğun yaşandığı evimizi hatırlıyorum. Babamın adı Toros, annemin adı Oğida, erkek kardeşimin adı Melikset, benim adım ise Annıman idi. Sf. 411 Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta…

  • Margarit Sargsi Nacaryan’ın Tanıklığı (D. 1910, Kharberd [Harput]) Babamın adı Sargis Torosyan’dı. Babam Kilikya’da bulunmuş ve Büyük Devletlerin Ermenilere bağımsızlık verecekleri umuduyla Ermeni gönüllülerle birlikte 1918’de savaşmıştır. Köyümüzde pek çok Ermeni evi vardı. Köyümüz gibi zengin bir köy yoktu; suları bol, toprakları geniş, kazancı boldu. Evde yağ, et, ekmek, her şey vardı. Yalnızca sabunla kumaşları…

  • Yeğsa Antonyan’ın Tanıklığı (D. 1910, Kharberd [Harput]} (Olayların sağ kalan görgü tanığı uzun süre konuşacak durumda değildi, Ağlayıp titriyordu. Ben de etkilendim ve onunla beraber ağlamaya başladım. Şuuru yerine geldi, kendini topladı ve gözyaşları dökerek anlatmaya başladı. V.S.) “Ebeveynim çiftçiydi. Kışın masanın üstüne büyük bir yorgan serdiklerini, altına da çanak içinde yakacak koyup ateş yaktıklarını,…

  • Stepan Zakari Stepanyan (D 1907 Kharberd Til Köyü) Babam beni görünce bayıldı. Sonra, diğer çocuğu da getirtti. Bir de bir kadın getirdiler; Kürt elbisesi giymiş, bir de yaşmak takmıştı; baktık ki, amcamın karısıymış; birbirimize sarıldık. Dersim Kürtleri eskiden Ermeni’ymiş; sonra din değiştirmişler. Soygun yaptıkları doğrudur; ama Ermenilerin canına zarar vermezlerdi. Eşyalarımızı toplayıp, yola düştük. Sf.…