Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Hazar Türk Devleti

  • Kılıçdaroğlu’nun Alevilikle bir ilişkisi yoktur ve bir Karay’dır. Davutoğlu ve Çiçek de Karay’dırlar; Yeni Cami inşaatı başlayınca, seçilen yere “Karaköy” dediler. “Karay” ya da “Karaim” Tarikatı’nın ya da dininin kurucusu, Annan bin Davut idi ve İbrani bir sözcük olan “annan”, Türkçe “bulut” anlamındadır ve bunlarda çoktur. Karabulut Kemal’in asıl soyadı bu idi, ailesinde yabancı isimler…

  • İbraniler “Karaim” diyorlar, memleketi esas itibariy­le Kırım’dır. Karaylar, hâlihazırda da bir Yahudilik mezhebi olarak varlar, ancak artık daha çok Kırım Türkleri ile Tatarlara ait bir “din” kabul etmek durumundayız. Sf. 482  Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 482) kitabından birebir alınmıştır.

  • Devam ederken iki hatırlatma isabetli ve verimli olabilir; başkenti “Sarkel” olan Rusçası, “Belaya Veja” ki, “Beyaz Kale” anlamındadır, Hazar Yahudi Devletinin Türk olduğu kabul edilmektedir. Hazar Denizi ile Karadeniz arasındaki coğrafyada, kuzeye ve batıya doğru uzanan bu Türk devletinin, İran’a yerleşmiş İslam ile İstanbul’daki Hıristiyan İmparatorluklarının baskılarına dayanabilmek için Yahudi olduğu iddiasını biliyoruz. Sf. 109…

  • Sonunda, İsrael Devleti, 14 Mayıs 1948 tarihinde kuruldu, ancak, bundan iki haftadan daha kısa bir zaman öncesinde de, İstanbul’da “Hürriyet Gazetesi” yayına başladı. Sf.369 Hürriyet’in kurucusu Sedat Simavi’nin İbrani asıllı olduğunu ve gazetenin ilk günlerinde bir “Yahudi Gazetesi” iddiası o kadar yaygındı ki Simavi bir başyazı ile bunu yalanlamak zorunda kalıyordu. Yalanlasa da, bu düşünceyi…

  • Halen Safed şehri derelerinin nice yerlerinde Yahudi kanının aktığı yerler ve kayalar görülmektedir. Buradan kılıçtan kurtulan yüzbinlerce Yahudi, Yafa, Askalan, Akkâ, Sayda, Beyrut ve Halîle (Cebeliye) kalelerinden gemilerle kaçıp bu Selânik şehrine gelmişlerdir. Binlerce hile ve şeytanlıklar ile Selânik kalesine girmişler ve bir gece baskın yapıp, şehirde bulunan bütün Rumları öldürüp, Selânik kalesini ellerine geçirmişler…

  • (Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;) Sayıları küçümsenemeyecek kadar çok olan Türkmenler her ne kadar bize bezginlik getirmişlerse de devlet üzerinde hatırı sayılır derecede hakları vardır. Nitekim devletin kuruluş aşamasında nice sıkıntılar göğüsleyerek hizmette bulunmuşlardır. Dahası hısım akrabadandırlar. Dolayısıyla onların evlatlarından 1.000’ine maaş yazılıp her daim hizmetle meşgul edilmelidirler. s. 147 Alıntı; Siyasetname – Nizamü’l-Mülk,…

  • Çünkü Türkiye’de İbrani asıllılar, “Selçuk” adına pek düşkünlük sergiliyorlar. Nerede ise şem ha-kadoş saydıklarını dahi düşünmek durumundayız; Tevrat’tan veya Sabetayizm tarihinden çıkardıkları isimlerle bir tuttuklarını teşhis edebiliyoruz. Profesör Dunlop, Bar Hebraeus’un Malik Namah’sına dayanarak, Tuqaq’ın, Selçuk’un babası, Yahudi Hazar sarayında bir komutan olduğunu naklediyor ve ölünce, oğlu Selçuk da, Yahudi Hazar Devleti’nde önemli yere geçiyor;…

  • Karay’lar, Kırım’da, “bulut” ad veya soyadını kullanmıyorlar, çünkü ihtiyaçları yok ve aslı var. Ayrıca, Karay Yahudileri, çok uzun yüz yıllar, ne Kırım’da ne de İstanbul’da, kendilerini sakladılar, Yahudi kimlikleriyle yaşadılar. Esas yurtları İstanbul’dur. Ve sonra Karadeniz’i aştılar ve bir daha aşıp bu cenaha geldiklerinde, yine Karadeniz sahillerini tercih ettiklerini anlıyoruz. Çünkü sahil kasabalarında çok “Bulut”…

  • Bu kadar da değil, biz g’yi önce yumuşatıyoruz, “kağan” yapıyoruz ve daha sonra da kovup, “kaan” diyoruz; bizde kovmadan önce yumu­şatmak esas’dır. Demek ki, bizdeki “kağan” veya “kaan”, en azından bir kısmı, mutlaka kağan veya kohen’dir. Sf. 45  Alıntı;  Tekelistan I (İsimlerin İbranileştirilmesi) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 2. Basım Kasım 2006 – Sf.45) kitabından…

  • Oğullarına İsrail, Mikail ve Musa adlarını vermiş olması onun Yahudi dininden olma olasılığı kadar, Hıristiyan dininden olma olasılığını da gündeme getirmektedir. Bu ailenin Yahudi Hazar devleti ile çok yakın temasta olduğu düşünülürse Yahudi olma olasılıkları artmaktadır. Selçuk oğullarından Mikail ise oğullarına Çağrı ve Tuğrul gibi Türk adları vermiştir. Alıntı; Bizimkiler VIII (Müslüman Türkler) – Evin…

  • Hazar başkentinde bulunan yedi yargıç da ikisi Müslüman, ikisi Yahudi, ikisi Hıristiyan, birisi Rusların ve Şaman dinindekilerin davasına bakmak için seçilmiş görevlilerdi. Onuncu yüzyılın başlarında, Hazar Hanlığı adil ve geniş görüşlü yönetim biçimiyle bir masal ülkesiydi.   Alıntı; Bizimkiler VIII (Müslüman Türkler) – Evin Esmen Kısakürek ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 6)…

  • Hazarlarda, Akhunlar’da kardeşlerin ortak karısı vardır. Kadınlar, ortak koca olan kardeş sayısı kadar başlarında boynuz taşırlar. Hiç kardeşi olmayan tek kocalı kadın bir boynuz taşır. Bu topluca evliliklerde bir çocuğun babasının kim olduğu bilinmez, fakat ana kesinlikle bilinir. Bu nedenle soy ağacı, ana tarafından yürütülür. Atilla’ya giden Bizans elçisi, ölen Bleda’nın karısı tarafından yönetilen bir…

  • Ölenin karısı ile birlikte gömülmesi âdeti, Germenlerde, İskitlerde ve Slavlarda da vardır. İran-Moğol devleti kurucusu Hülâgü Han, bayramlık elbiseler giymiş güzel kızlarla birlikte gömülür. Cengiz Han, en güzel kırk kızla birlikte öbür dünyaya gider. Kuman (Kıpçak) erkekleri, ölünce yanlarına en sevdikleri cariyelerini alırlar. Kenkol’da bulunan Hun mezarlarında erkek ve kadının birlikte gömüldüğü görülür. Yakutlarda, son…

  • Karaylar Yahudi dinindendir.  Çoğumuz Karaimler de diyoruz.  Bunlar Tevrat’a inanan ve Talmud’u reddeden bir mezheptir; fakat öbür Yahudiler gibi hem Tevrat’ı hem de Talmud’u kabul eden bir Türk grup da vardır; onlara Kırımçaklar denir ve Kırım yarımadasındadırlar. Alıntı; Son İmparatorluk Osmanlı – İlber Ortaylı, (Timaş yayınları 2. Baskı Kasım 2006 – Sf. 32) kitabından birebir…

  • Büyükbabamın adı da Hazar’mış. Babam oğluna Hazar adını vererek ikisinin de adını yaşatmak istemiş.  Alıntı; Serkis Bu Toprakları Sevmişti – Faruk Bildirici, (Doğan Kitap 3. Baskı Kasım 2008 – Sf. 27) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Dipnot;) Yahudilerin biri Kudüs’te, diğeri Babil’de yazılan Talmud’ları vardır.  …  800 yılından sonra Yahudiliği kabul etmiş olan Hazar Türklerinin de Türkçe Tevrat’larının olduğu belirtilmektedir.  Selçuklular da, 1070-1080’de Suriye ve Filistin’i; 1071’de Kudüs’ü fethetmişlerdir.  1023’de Engizisyon Mahkemelerinin kurulması ve Hıristiyanların Yahudilere zulmetmesi ile bu temas daha da sıklaşmıştır.  …  Türklerin ne kadar adil ve âlicenap olduklarını…

  • Hazar Kağanı dinin askeri işlere ya da devlet işlerine karışmasına izin vermez. Şöyle söylüyor bu konuda: “Eğer kılıcın iki ucu olsaydı, kazma denirdi buna.” Üç din (Yahudi, Bizans ve Müslüman) karşısında da aynı tavır içindedir. Sf. 233 Alıntı; Hazar Sözlüğü – Milorad Paviç, Ç: İsmail Yerguz, Bir paragrafı farklı çevrildiği için dişil basım, (Mitos Yayınları,…

  • Hazar alfabesinin harfleri tuzlu yemeklerin adını taşır, rakamlar da tuz çeşitlerinin adlarını almışlardır. Hazarlarda yedi çeşit tuz vardır. İster kendi bedenlerine, ister başkalarının bedenlerine bakılsın, Hazarlar, insanın -bakışın etkisiyle yaşlandığına inanırlar, çünkü bakışlar çevrelerindeki bedenleri, tutkuları, nefretleri, niyetleri ve arzularıyla yarattıkları çok çeşitli ve en öldürücü silahlarla ürerler ve parçalarlar. Yalnızca Tanrı’nın tuzlu bakışı yaşlandırmaz.…

  • Hazar yasalarına göre aynı suçlu, Yahudilerin yaşadığı bölgede bir ya da iki yıl kürek cezasına, Arapların bulunduğu bölgede yalnızca altı ay kürek cezasına çarptırılır; Bizanslıların yaşadığı bölgede ise aynı suç cezasız kalır. “Hazar eyaleti” denen krallığın başkentinde (Hazarların her yerde çoğunluğu oluşturmalarına karşın) aynı suçtan kafanız kesilir. Sf. 232 Alıntı; Hazar Sözlüğü – Milorad Paviç,…

  • Ülkede, kamu hizmetlerinde ve resmi dairelerde, resmi dil olmasına rağmen Hazar dilini iyi bilmeyenlere daha çok değer verilir. Aynı biçimde, bu dile çok iyi hâkim olanlar bile, iyi konuşmamaya ve yabancı bir aksanla konuşmaya özen gösterirler ve bundan açık bir yarar sağlarlar. Sözgelimi Hazarca’dan İbraniceye, ya da Yunancadan Hazarca’ya çeviri yapan çevirmenler arasında, Hazar dilinde…