Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Hilafet

  • “Mustafa Kemal, 1 Kasım 1922’de Mecliste, Hilafetin faydalarını anlatan uzun bir konuşma yapıyor. “Emr-i hilafet, milel-i İslamiyece (İslam milletlerince), en büyük maslahattır. (önemli iştir) Çünkü Efendiler, Hilafet-i Nebeviye (peygamberin halifeliği) Ehli İslam arasında rabıta (bağlayıcı) olan bir emanettir. .. bugün dahi saltanat ve hakimiyet makamını hilafetin yan yana bulunabilmesi en tabii halattandır (hallerdendir)  23 Şubat…

  • “Mustafa Kemal 1923 kışında savaş oyunları bahanesi ile bütün komutanları İzmir’e toplar. Ordunun Hilafete karşı olduğunu görüp Ankara’ya döner. .. Hoca Rasih (Kaplan)Efendi Mustafa Kemal’in Halife olmasını önerir, Mustafa Kemal reddeder. Hilafetin kaldırılması gereğini hep din adamlarına söyletir. Din İşleri (Şer’iye Bakanı) Hoca Rifat (Börekçi) Efendiye danışmadan hiç bir şey yapmaz.” Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi…

  • “22 Kasım 1923’de Parti gurubunda İsmet Paşa, Rauf Paşa’ya karşı saldırıya geçer: “Tarihin herhangi bir döneminde bir Halife ülkenin alınyazısına karışmayı aklından geçirirse, hiç kuşku yok ki o kafayı koparacağız.” der.” Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi IV – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf. 1334) kitabından birebir alınmıştır.

  • “28 Ekim 1922’de İtilaf Devletleri (İngiltere. Fransa, İtalya gibi 1.Dünya Savaşında yenildiğimiz Devletler) Lozan Barış Konferansına İstanbul ve Ankara Hükümetlerini, her ikisini de çağırır. (1) Mustafa Kemal önce Saltanat ve Hilafeti birbirinden ayırır, Saltanatın kaldırılmasını isteyen önerge (kanun teklifi) Gazi’nin de imzası ile Dr. Rıza Nur ve 82 arkadaşı tarafından Meclis Başkanlığına verilir. Mustafa Kemal,…

  • “İngiliz İmparatorluğu için Türkiye ile savaşın özel bir önemi vardır. Osmanlı Halifesi, İslam dünyasının başı idi ve İngiltere İmparatorluğu içerisinde her şeyden çok Müslüman vardı. Ayrıca Türk İmparatorluğu deniz yollarının üzerinde duruyordu. Gidiş-geliş yolları ve Doğu’daki prestijimiz açısından, Türklerin bize savaş ilan eder etmez yenilip itibarlarını yitirmeleri çok önemli idi. Türk Ordularının üç sefer yılı…

  • “Müttefikler, ABD Başkanı Wilson’ın isteği üzerine 10.Ocak.1917’de savaş amaçlarını açıkladılar: “..uygar dünya bilmektedir ki, Müttefiklerin savaş amaçları, her şeyden önce ve zorunlu olarak… Türklerin kanlı istibdadına (baskısına) düşmüş halkların kurtarılmasını ve Avrupa uygarlığına kesinlikle yabancı olan Osmanlı İmparatorluğunun Avrupa dışına atılmasını içerir.” Halifeliğin Türklerden alınıp, kurulacak Arap devletlerine, Şerif Hüseyin’e verilmesi planlanıyor.”” Alıntı: Milli Kurtuluş…

  • “Cumhuriyet’in ilanından sonra, 8.12.1923’de Ağa Han ve Emir Ali’nin, Hilafet’in Papalık gibi, kalmamasını isteyen mektubuna istinaden (dayanak yaparak) Başvekil İsmet Paşa, İstiklâl Mahkemesi Kanununu teklif etti ve kabul edildi. Ve bu mektupları yayınlayan gazetelerin sahipleri, yöneticileri ve önemli yazarları mahkemeye sevk edildiler. İlk önce İstanbul Barosu Başkanı Lütfi Fikri Bey gözaltına alındı ve tutuklandı.” Alıntı:…

  • “Sait Halim Paşa’ya da Halifeliği satması için büyük para teklif edilmiş, o, bunu reddetmişti; aynı teklifin İsmet Paşa’ya da yapılmış olduğu ileri sürülüyordu. Bu görüşte olan Rauf Bey (Rauf Orbay) bunu ömrü boyunca sakladı..” Alıntı: İstiklâl Mahkemeleri – Ergün Aybars, (1993 – Sf. 13) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU: Çok ilginç, halifeliği satın almak isteyen…

  • “Rauf (Orbay Paşa) “Padişaha bağlı kalmak borcumdur, Halifeye bağlılığım ise gördüğüm eğitim gereğidir.” … Önce padişahlığı kaldırmaya karar verdiğim zaman, ilk yaptığım işlerden biri de hemen Rauf Bey’i meclisteki çalışma odama çağırmak oldu. Rauf Bey’in, Refet Bey’in evinde sabahlara kadar dinlediğim kanı ve düşüncelerini hiç bilmiyormuşum gibi, ayakta, şunu istedim; “Halifeliği ve Padişahlığı biri birinden…

  • “Rauf Bey dedi ki “Sınırsız ve koşulsuz milli egemenlik ilkesine dayanan bir yönetimi, demokrasi denilen halk yönetimi ilkelerini kökleştirmek için, bu ilkelere dayanarak ulustan milletvekilliği görevini aldık. Birtakım arkadaşlarımız şu ya da bu makama, Meclis’i kapatmak ve yasaları geri çevirmek gibi yetkiler tanıyarak ulusun egemenlik hakkını Meclis’ten alıp başka makamlara vermek anlayış ve eğilimi gösterdiler.…

  • “.. Kaçan Halife, TBMM’ce görevden çıkartıldı. Yerine sonuncu Halife olan Abdülmecit Efendi seçildi. … Seçilecek kişinin de Padişahlık eğilimi ve iddiasına kapılarak herhangi bir yabancı devlete sığınması olasılığını ortadan kaldırmak gerekirdi. Bunun için İstanbul’da bulunan görevlimiz Recep Paşa’ya (Refet Paşa olması gerekir) Abdülmecit Efendi ile görüşüp ve dahası, elinde TBMM’nin halifelik ve padişahlık konusunda aldığı…

  • “3 Mart 1924 günü Meclis’in birinci oturumunda şu önergeler okundu; 1. Halifeliğin kaldırılması ve Osmanlı soyundan gelenlerin yurtdışına çıkartılması konusunda Şeyh Saffet Efendi ve elli arkadaşının önergesi.  2. Din işleri ile Evkaf (Vakıflar) Bakanlığı ile Genelkurmay Başkanlığının kaldırılması ile ilgili Siirt Milletvekili Halil Hulki Efendi ve elli arkadaşının verdiği önerge. 3. Öğretimin birleştirilmesi konusunda Manisa…

  • “Lozan’a… İstanbul Hükümeti de davet edilmiş. (Hem Ankara hem de İstanbul Hükümeti konferansa çağırılmış. Bunun nasıl çözüleceği Meclis’te şiddetle tartışılıyor, çözüm aranıyor.) …. düşündüğüm takriri (önergeyi) yazıyorum. .. Koridorda Mustafa Kemal rastladı, “Ben böyle bir önerge veriyorum. Artık İstanbul Hükümeti kalmaz. Sorun kolayca ve cezri olarak hallolunmuş olur. Sabahtan beri niye uğraşıp duruyorsun?” dedim.  Okudu…