Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Hıristiyanlık
-
Neticede I. ve II. Haçlı seferlerinde Küçük Asya’nın batısını kaybettik. II. Kılıçarslan ise, III. Haçlı Seferiyle karşılaştığında daha kurmayca bir strateji izleyerek, Haçlıları yol üstünde durdurup Kudüs’e yönlendirmiştir. Onlar da bu şekilde Kutsal Topraklara ulaştılar. İşte Anadolu, Haçlı meselesini o dönemde böyle halletti. Sf. 231 Alıntı; Türklerin Tarihi (Orta Asya’nın Bozkırlarından Avrupa’nın Kapılarına) – İlber…
-
Uygulamakta sık sık başarısız olsak da, Hıristiyan dünyasını oluşturan kültürlerin çok sağlıklı ahlak ilkelerine sahip olduklarım da kabul etmeliyiz. Sf. 321 Alıntı; Evrim Nedir? (What Evolution Is) – Ernst Mayr, Çeviri; Nurdan Soysal, (Say Yayınları, 3. Basım 2018 – Sf. 321) kitabından birebir alınmıştır.
-
Mme Roland siyasetgâha, yani kafası yere düşürülmek üzere “giyotin’e götürülürken, “O Liberte que de crimes out ete conmis â ton nom”, yani, “Ey özgürlük! Senin adına ne kadar cinayet işlendi!” diye bağırmıştı. Din adına işlenen cinayetler ise, özgürlük adına işlenen cinayetlerden yüz binlerce kez çoktur. Engizisyon başkanı Torquemada’nın diri diri ateşe attırıp yaktığı insanların sayısı…
-
Tereddütsüz bir adama tapınan ya da ekanimi selasenin anlaşılması mümkün olmayan sırrına kesin bir olgunlukla inanan Protestan Hıristiyan, Katolik Hristiyan’la alay eder. Çünkü bu “Katolik” fazla olarak kutsal ekmeğin ve şarabın şaşırtıcı bir şekilde Hz. İsa’nın kanına ve etine dönüşmesine (transsubstantition) de inanır. Protestan, Katoliğe, “deli, kâfir, putperest” der. Çünkü Katolik, içinde, evrenin yaratıcısını gördüğünü…
-
Türkçü Profesör Hasan Reşit Tankut’tur. Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında, politik misyonerlik göreviyle Kürtler ve özellikle de Alevi Kürtler arasında dolaşan ve yönetime raporlar halinde bilgi sunan Tankut, 1928 yılında hazırladığı bir gizli “Türkleştirme” raporunda, Aleviliği sadece İslam’dan ayrı görmekle kalmıyor, onun Bektaşilikten de farklı olduğunu belirtiyor: “Bunları Bektaşilere benzetmek azim bir hatadır; Bektaşilik, Melamilik bir tarikat…
-
Adak olarak mum yakmak, Alevi ve Hıristiyanlık inancına bağlı olanların ibadetlerinde önemli bir yer tutar. Sf. 217 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 217) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Siyasal bilgileri henüz bitirmiş ve Sivas Vilayeti mahiyetine verilmiştim. Hafik ilçesinin bir Alevi köyünde geceledim. Ev sahibi bu plebisit dolayısıyla bana şunları söyledi: ‘Alevilerle Ermeniler arasındaki fark soğan zarı kadardır. Ermeniler, Tanrı’yı Baba, oğul ve ruh olarak anar; biz bu ölçmeyi Allah-Muhammed-Ali biçiminde söyleriz. Onların 12 Havarisi vardır, bizim 12 İmamımız. İbadet ve oruçların vakti…
-
Kaldı ki Alevi Kürtlerle Hıristiyanlar arasındaki dostluk bağları ile inançları arasındaki benzerliklere, dikkati çeken Türk yazarlar da var. Örneğin, bunlardan biri olan Türk Ocakları eski Genel Sekreteri Hasan Reşit Tankut, 1938 yılında yönetime sunduğu gizli bir “Etno Politik (Demografı) Raporu”nda, Aleviliği gizli dinlerden biri olarak görüyor ve: “Alevi her yerde Hıristiyan dostudur,” diyor ve şöyle…
-
19. yüzyılda, batılı Hıristiyan devletlerin Osmanlı toprakları üzerindeki misyonerlik faaliyetleri artınca, Aleviler de ister istemez ilgi duyulan başlıca kesimlerden biri haline geldiler. Özellikle de bu yüzyılın ikinci yarısında, birçok batılı görevli ya da araştırmacının, Alevilerin yoğun olarak yaşadıkları Kürdistan’ın kuzey-batı yörelerine geziler düzenlediklerini görmekteyiz. Söz konusu gezginci misyonerler, sadece gezip görmekle kalmadılar elbet. Onlar, gördüklerini…
-
Alevilerde birden çok oruç ve bayram var. Bunlardan biri “Gaxan”dır (Gagan). Gaxan, Ortodoks Kilisesine bağlı Hıristiyanların Noel Baba’sıyla aynı günlerde kutlanır, içerik ve kutlanış şekli bakımından da Noel ile aynı sayılır. Bazı araştırmacılar bunun, Zerdüştilikteki “Gaxanbar” (Gahanbar) bayramının devamı olduğunu belirtiyorlar ki bizce de üzerinde durulmaya değer bir görüştür. Sf. 57 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt…
-
Ebu Hureyre’nin hiç sıkılmak bilmediği kesindir. Sf.75 Ebu Hureyre’de Hıristiyanlık etkisi çok açıktır. Bu yalnız bir eğilim şeklinde kalmamış, İncil’den cümleler almak, İsa’nın sözlerini Muhammed’in ağzıyla söyletmek derecelerine varmıştır. Muhammed güya şöyle demiş: “Biz en sonuncuyuz. Bir gün gelecek en birinci olacağız!” Oysaki bu İncil’in bir fıkrasıdır. Başka bir yerde yine Muhammed şöyle demiş; “Allah,…
-
Böylece Georg Wilhelm Hegel (1770-1831) kimi bakımlardan Kabbala’ya dikkat çekecek biçimde benzeyen bir felsefe geliştirdi. Hegel büyük yanlış yapmış, Yahudiliği ilkel Tanrı kavramından sorumlu, bayağı bir din olarak kabul etmişti, dolayısıyla bu ironikti. Hegel’e göre Yahudi Tanrısı dayanılmaz bir Yasa’ya sorgusuz boyun eğilmesini isteyen bir tirandı. İsa insanları bu aşağılık kulluktan kurtarmaya uğraşmış ancak Yahudiler…
-
Hermann Samuel Reimarus (1694-1768) gerçekten de İsa’nın eleştirel bir biyografisine girişti: Reimarus, İsa’nın yalnızca ilahi bir devlet kurmak istediğini ve kurtarıcılık görevi başarısızlığa uğrayınca ümitsizlik içinde öldüğünü öne sürdü. İsa’nın Dört İncil’inde, insanlığın günahlarının bağışlanması için geldiği iddiasının asla bulunmadığını belirtti. Batı Hristiyan dünyasının temelini oluşturan bu düşünce, yalnızca Hristiyanlığın sahici kurucusu olan Aziz Pavlus’a…
-
Zulme uğrayan ve hoşgörü isteyen bir mezhebin temsilcisi olarak doğan Kilise, çok geçmeden insanlardan, kendi kanunları ve itikatlarına uymalarını talep etmeye başladı. Sf. 175 Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 175) kitabından birebir alınmıştır.
-
Roma yöneticileri Hristiyanları cezalandırdıklarında onları “ateizm”le suçlamışlardır, çünkü onların tanrı kavramı Roma yaşam tarzını ciddi bir şekilde incitmekteydi. Geleneksel tanrılara prim vermediklerini gören halk, Hristiyanların devlet için bir tehlike oluşturup, hassas düzeni altüst edeceklerinden korkmaktaydılar. Hıristiyanlık uygarlığın başarılarını görmezden gelen barbarca bir itikat olarak görülmekteydi. Sf. 163 Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay…
-
Bununla birlikte İnciller, Tanrı’nın İsa’ya, sıradan bir ölümlü olmasına rağmen, hastaları iyileştirme ve günahları affetme gibi Tanrısal işler yapmasını mümkün kılan bazı ilahi “güçler” (duanist) verdiğini söylerler. Sf. 139 Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 139) kitabından birebir alınmıştır.
-
Öyle anlaşılıyor ki İsa başlangıçta, Esseni olma ihtimali yüksek bir gezgin derviş olan Vaftizci Yahya’nın bir şakirdi idi. Yahya Kudüs yönetimini iflah olmaz derecede yozlaşmış görüyor ve bu yönetime karşı ağır ithamlarla dolu konuşmalar yapıyordu. Sf. 137 Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak…
-
Bu yüzden pek çok kültür, çok para kazanmanın günah olduğuna ikna oldu. İsa’nın dediği gibi, “Bir devenin iğne deliğinden geçmesi, bir zenginin Tanrı’nın krallığına girmesinden daha kolaydır” (Matta 19:24) Sf. 306 Alıntı; Sapiens (Hayvanlardan Tanrılara) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Ertuğrul Genç, (Kolektif Kitap Yayınları, 11. Baskı Aralık 2016 – Sf. 306) kitabından birebir alınmıştır.
-
Oysa dünyada din tarihi tanrıların tarihi anlamına gelmez. Milattan önceki bin yılda Afrika ve Asya’da bütünüyle yeni dinler yayılmaya başlamıştı. Hindistan’da Jainizm ve Budizm, Çin’de Daoizm ve Konfüçyüsçülük, Akdeniz havzasındaysa Stoacılık, Sinizm ve Epikürcülük, en belirgin özellikleri tanrılara inanmamak olan dinlerdi. Bu inançlar dünyayı yöneten insanüstü düzenin, ilahi irade ve kaprislerin değil, doğa yasalarının bir…
-
Katolikler ve Protestanlar arasındaki din savaşları Avrupa’yı özellikle 16. ve 17. yüzyıllarda kasıp kavurmuştu. Bu savaşlara katılanların hepsi İsa’nın ilahi özelliğini, sevgi ve şefkat hakikatini kabul ediyor ama bunları yaşama biçiminde anlaşamıyorlardı. Protestanlar, tanrının oğlunun insan bedeninde dünya geldiğini, insanlık için çarmıhta canını feda ettiğini, böylece kurtuluşun ve ölümsüzlüğün yolunu açarak kendisine inanan ve bu…