Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: İnanan Beyin – Michael Shermer

  • Öbür dünyaya inanış, kendimize ezeli de kapsamak üzere mekân ve zaman bakımından başka bir yerde hayal edebilme yönündeki olağan yeteneğimizin bir uzantısıdır. Sf. 187 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 187) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sürekli tedirgin oluşuyla ünlü Woody Allen’in geçiştirme yolu şöyledir: “Mesele ölmekten korkmam değil. Sadece bu iş olurken orada olmak istemiyorum.”  Steven Wright bir çözüme vardığı kanısındadır: “Sonsuza kadar yaşamak niyetindeyim ve şimdiye kadar iş iyi gitti.” Sf. 184 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015…

  • Bilimsel bulguların bize söylediği şey, bilgi kalıbımızın, yani ruhumuzun da bizimle birlikte öldüğüdür. Sf. 184 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 184) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yani, hem inançlılar, hem de inançsızlar gerek dinsel, gerekse dindışı savların doğruluğunu aynı beyin alanında değerlendiriyor gibidir. Bir başka deyişle, beyinde bir “inanç” modülü ya da “inançsızlık modülü, bir avanaklık şebekesi ya da kuşkucu şebeke yoktur. Sf. 177 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015…

  • Dopaminin hazla bağlantılı bir sinir iletici madde olduğu ve öğrenmeyi pekiştirmede rol oynadığı unutulmamalıdır. Sf. 177 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 177) kitabından birebir alınmıştır.

  • … (herkes için bir görüşe katılmanın katılmamadan daha kolay olmasından dolayı) daha hızlı davranmaları, buna karşılık inançsızların özellikle dinsel belirlemelere tepki vermede çabuk davranmamaları çarpıcı bir sonuçtu. Sf. 177 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 177) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu araştırma, Spinoza’nın varsayımı olarak adlandırdığım şeyi desteklemektedir. İnanç, çabuk ve doğal biçimde edinilirken, kuşkuculuk yavaş ve doğal olmayan bir süreç izler; çoğu insanın belirsizliğe karşı düşük bir dayanma gücü vardır. Bir savın aksi kanıtlanana kadar doğru olmadığı yolundaki bilimsel ilke, çabuk kavrayabildiğimiz şeyleri doğru kabul etme yönündeki doğal eğilimimize aykırı düşer. Yani, aslında kuşkuculuğu…

  • İnsanlar görünüşte akla aykırı bir şeye inanmaya nasıl yönelir? Cevap, bu kitabın dayandığı tezdedir: Önce inançlar oluşur; ardından inanca bağlı gerçekçiliği doğrulamak üzere inancın dayandığı sebepler ileri sürülür. Sf. 173 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 173) kitabından birebir alınmıştır.

  • Monistler kafamızda sadece bir madde (beyin) bulunduğuna inanır. Düalistler ise iki madde (beyin ve zihin) bulunduğuna inanır. Bu, felsefede çok eski bir sorundur. Sf. 166 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 166) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yani, Ön Singulat Korteksini bir tür saptama aygıtı sayabiliriz. Peki, bunun yaratıcılık ve delilikle ne alakası var? “Kalıpların farkına varma açısından bakılınca, şizofrenik bir kişi tuhaf kalıpları hemen kavrar ve onlara dayanarak sonuçlar çıkarır,” diye devam eder Kuszevvski. “Örneğin, odanın karşı tarafındaki bir yabancının size bakmasından, daha sonra birine telefon açmasından ve tekrar size bakmasından…

  • Şizofren yelpazesindeki insanlar genelde kapsayıcı bir düşünme tarzına sahiptir; yani, ortada anlamlı kalıplar yokken kalıplar görürler ve anlamlı bir kalıbı anlamlı olmayan bir kalıptan ayıramazlar. Sf. 160 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 160) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yaratıcılık, bir bakıma kalıpsal-yaklaşıma, yeni kalıplar bulmaya ve bunlardan özgün ürünler ya da fikirler üretmeye dayalı bir süreci gerektirir. Sf. 159 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 158, 159) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ortaya çıkan sonuçlar: Kuşkucuların sol yarıküre baskınlığı inançlılarınkine oranla daha yüksekti; inançlıların ise sağ yarıküre performansları kuşkucularınkinden üstündü. Deneye EEG ölçümleri eklendiğinde, duyu ötesi algılara inananlarda sağ yarıküre aktivitesinin, inanmayanlara oranla daha fazla olduğu ortaya çıktı. Sf. 158 Bununla birlikte, yarıküreler arasında uyuşmayan eğilimler sahiden vardır; yazma ve konuşma gibi sözel işlerde sol korteks, sözel…

  • Dopamin artışı, kalıp saptamayı artırır. Uzmanlar dopamin agonistlerinin öğrenmeyi güçlendirmenin yanı sıra, daha yüksek dozlarda, sanrı gibi psikoz belirtilerini tetikleyebileceğini saptamışlardır; bu durum belki de yaratıcılık (ayrım gözetici kalıpsal-yaklaşım) ve delilik (ayrımsız kalıpsal-yaklaşım) arasındaki ince çizgiyle ilişkilidir. Doz kilit etkendir. Sf. 157 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,…

  • Dopamin, nöronların birbirlerine sinyal iletme yetisini güçlendirir. Sf. 156 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 156) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dopamin ve inanç arasındaki bağlantı İngiltere’nin Bristol Üniversitesinde Peter Brugger ve meslektaşı Christine Mohr’un yürüttüğü deneylerle saptanmış durumdadır. Boş inancın, büyüsel düşünmenin ve normal-ötesi şeylere inancın sinir kimyasını inceleyen ikili, dopamin düzeyi yüksek insanların tesadüfleri anlamlı bulmaya, var olmayan anlamlar ve kalıplar görmeye daha yatkın olduklarını belirledi, Sf. 155 Brugger ve Mohr deneyin ikinci kısmında…

  • Ne yazık ki, dopamin sisteminin sakıncalı bir yanı vardır ve o da bağımlılıktır. Bağımlılık yaratıcı ilaçlar dopamin nöronlarına iletilen ödül sinyalleri rolünü üstlenir. Kumar, pornografi ve kokain gibi uyuşturucular, beynin tepki göstererek dopaminle dolup taşmasına yol açar. Aynı şey bağımlılık yaratıcı fikirler için geçerlidir, en başta da toplu intiharlara (Jonestovvn ve Cennet Kapısı örneklerini düşünün)…

  • Dopamin bir işte yetkinleşmeye ya da bir hedefe ulaşmaya eşlik eden haz duyumunu yaratır; bu da organizmada davranışı tekrarlama isteğini uyandırır – bu davranış ister bir çubuğu bastırma, ister bir tuşu gagalama, isterse de bir kumar makinesi kolunu çekme olsun. Siz bir fırt (pekiştirme) aldıkça, beyniniz de bir fırt dopamin alır. Sf. 153 Alıntı; İnanan…

  • Beynin birincil işlevinin vücudu çalıştırmak ve hayatta kalmasını sağlamak olduğunu unutmayın. Başvurduğu yollardan biri çağrışımla öğrenme ya da kalıpsal yaklaşımdır. Bizi nöronun eylem potansiyellerinden insan eylemine götüren şey bu bağdır. Beynimizde çalkalanıp duran kimyasal iletici maddeler arasında, inancın sinirsel bağıntılarıyla en doğrudan ilintinin dopaminde görüldüğü söylenebilir. Dopamin aslında çağrışımla öğrenmede ve beynin ödül sisteminde kritik…

  • Nöronlar zarif bir basitliğin yanı sıra güzel bir karmaşıklığa sahip elektrokimyasal bilgi işleme makineleridir. Sf. 147 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 147) kitabından birebir alınmıştır.