Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: İnançlar, Mezhepler

  • Bu sonuncu kategorinin bir kısmı korunuyordu, yalnız yıllardır kendilerini, Tanrının seçkin hizmetkârları olarak tanıtmışlardı ve salgını, işlenmiş günahlara karşı Tanrının ilahi bir cezası olarak gösterenler çoğunluktaydı; hastaların yardımına koştuklarında Tanrının bunları koruyacağı ve dolayısıyla vebanın bulaşmayacağını göstermeleri gerekiyordu; dine güven böyle sağlanabilirdi, böyle yaptılar ve hepsi öldüler. Ölümde demokratizasyon derken, bunu kast ediyorum.” Diğer kanıtlarına…

  • Üstelik Mevlâna’yı son zamanlarda ailesi dışında hiç bir kimse ile görüştürmemeye başlamıştım. Günü benimle başlıyor, gecesi benimle bitiyordu. Allah muhabbeti insanların dedikodu türünden gevezeliklerinden tabiî ki taşkın olmalıydı, o bir elmastı, ne işi vardı tenekelerin yanında. Kanı kaynayan, dili benim kadar sivri, bakışı delici, hoyrat Alâeddin bir sabah babasının hücremden çıkışı sonrası birden içeri dalıp:…

  • Mevlâna ile günler süren halvet ile haldeş olduk ama sırlarıma vaki olmaya hazır görmek için onu da sınavlardan geçirmeliydim. Bu sınavlar önemliydi. Eğer diğerleri gibi en ufak bir tereddüt gösterirse, o gece sessizce Konya’yı terk edecektim. Bir sabah odamın kapısını vurdu. -Gel Mevlâna’m gel. Otur. Senden bir isteğim olsa yapar mıydın? -Tabii söyle. –Bana gönlümü…

  • 28 Temmuz 1989 günlü gazetenizde, “akrabam” olduğunu “yakınlarımın benden utanç duyduklarını” ileri süren, adı, kimliği belirsiz bir kişinin mektubu yayımlandı. Karşılık verdim, böyle bir akrabam olamayacağım belirttim. Ve belirttim ki, değil yakınlarım, komşularım içinde bile hep sevilip, sayılırım. Başka türlü de olabilirdi, ama yok. Çekirdek ailem olan karım ve çocuklarımla normalin de üstünde, birbirimizi sever…

  • Doç. Dr. Yaşar Kutluay, AÜ İlahiyat Fak. Yay., Ankara, 1965, Sf.7 “Halen Amerika’da bir kütüphanede bir yazma eser vardır ki, İbrani harfler ile Arap’ça yazılmıştır. Eseri yayımlayan ‘bilgin’, el yazısının, ‘12. yy’a ait olduğunu ve Karai mezhebi (Yahudi mezhebi) aleyhtarı bazı yazmalar arasında ele geçirildiğini belirttikten sonra, “bunda Peygamber Muhammed’in Yahudi arkadaşlarının bir listesi ile…

  • Muhammed açıklıyor: “El îmânu Yemânin.” Anlamı şu: “İmân Yemenlidir.” Sf. 171 Dahası, bu hadisi, Muhammed’den 11 arkadaşı aktarmıştır. Onun için bu hadis, sağlamlık derecesinin en üst basamağı olan “tevâtur” basamağına yükselmiş, “mutevâtır” hadisler arasında yer almıştır. Sf. 171 Hadise göre “İslâm’ın tümü Yemenli” 11 “sahâbinin Muhammed’den aktardığı ve sağlamlığına kuşku duyulmayan hadiste, ‘İman Yemenlidir” dendikten…

  • Ne tür karşı çıkılırsa çıkılsın, gerçek ortada: İslâm, tümüne yakın bir bölümüyle, “gök cisimlerine tapınma”yı içine alan Sâbiîlikten kaynaklanmıştır. Bu kaynaktan kimini doğrudan, kimini de Yahudilik, Hristiyanlık gibi dinler aracılığıyla almıştır. Ve kesinlikle, “vahy eseri” değildir. Yani, Tanrı, “gök”ten ve “Muhammedi aracı (peygamber) kılarak indirmiş” değildir.” Sf. 167 Alıntı; Din Bu II (Tabu Can Çekişiyor)…

  • Edip Yüksel, “Son Peygamber Bir Sabiîydi” başlığı altında, “peygamberin “daha önce doğru yol üzerinde bulunduğu ve hiçbir zaman putlara tapmadığı” yolundaki “iddialar”ı doğru kabul etmiyor. Bu ”iddialar”ın, Kur’an’da, anlatılanlarla da çeliştiğini savunuyor. Yüksel, Muhammed’in daha önce “kavminin dininde”, yani “putatapar” bulunduğu görüşündedir. Bunu açıkça belirtiyor. Sf. 159 Alıntı; Din Bu II (Tabu Can Çekişiyor) –…

  • “Hadisler”e “güvenilemeyeceğini” belirten Edip Yüksel’in unutmaması gereken yönlerden biri bu. Yine unutulmamalı ki, “hadis”leri aradan çıkardığınız zaman, İslam’ın yapısından çok önemli bir kesimi gider. Dahası, çok şey kalmaz İslâm’dan: Düşünün ki, beş vakit namaz, nasıl namaz kılınacağı, nasıl oruç tutulacağı ve öteki ibadet biçimleri Kur’an ayetlerinde yok. “Hadis”ler kaldırıldığı zaman, “ibadet”ler dayanıksız kalır. Ya da…

  • 1-Sâbiîlik dini inanırlarının Kur’an ayetlerinde “Kitap Ehli” sayılanlar arasında yer alması (birçok İslam fıkıhçısı da bu görüştedir. Ebu Hanife de bu yönde fetva vermiştir) boşuna değildir. Sâbiîlik dininin İslam’a kaynaklık eden bir din olmasındandır. 2-Gerek Yahudilikte gerek Hristiyanlıkta ve gerekse İslam’da, Sâbiîlik dininin çok kınanıyor oluşu, yeni türeyen bir dinin, türediği kaynağı “inkâr” etmesi geleneğindendir.…

  • Bu yazı, İbn Meymun‘un, Delâletü-l-Hâfirin adlı ve Prof. Dr. Hüseyin Atay tarafından Arapça olarak yayınlanan kitabından. İbn Meymun (1135-1205) daha önce de belirtildiği gibi, Yahudilikte son derece önemli bir kişidir, bu dinin ikinci kurucusu sayılır. İbn Meymun Sâbiîlik dininde olanları nasıl kınamaya çalışıyor, onlarla nasıl savaşıyor; belli oluyor bu yazısında da. Ve açıkça görülüyor ki,…

  • Süryan toplumu, toplumların en eskisidir. Âdem ve oğulları Süryanca konuşmuşlardır. Sf. 141 Ben belirtmeliyim ki, Sâbiîlerin kutsal kitapçıklarından iki kutsal kitapçık (sahife) gördüm. Ama bu iki kutsal kitapçık, İdris’den (İdris Peygamberden) aktarılmaydı. Bunlardan birincisi, namaz-dua kitapçığıydı: Onda olanlardan kiminde şöyle deniyor: “(Ulu Tanrı) başların bağlı bulunduğu Ezeli’sin (öncesiz ve sonra-sızsın) Sen! Akıl-düşünce ve gözlem alanına…

  • Sâbiîlerin farz olan Oruçlarının otuz gün olduğu da açıklanıyor. Sf. 136 “Sünnet olmayı bırakırlar. Doğanın yaptığının (doğal görünümün) üstüne değişik bir şey yapmazlar. (Yani doğada, doğuşta nasılsalar öyle kalırlar)” deniyor. Sf. 136 Peygamberin nasıl olması gerektiği konusunda: “Peygamber, ruhsal yönden bütün kınanası (aşağılık) şeylerden uzak kalabilmiş kişidir. Bedeninde de sakatlıklar yoktur. Her tür övülesi şeylerde…

  • Burada, İbn Nedim bir kitaptan söz ediyor (El Fihrist) “Çok eski nüsha bir kitapça okudum. Me’mun (Halife) kitaplığından alınmışa benzer. Bu kitap Suhuf’un (peygamberlere indirildiğine inanılan kitapçıklar, sayfalar) adları, sayısı (gökten) indirilme (büyük kutsal) kitaplar, iletenleri (peygamberleri) aktarılıp anlatılıyor. Çoğu Haşevyye (yoruma karşı olan bir mezhep) ve halk bunları doğruluyor, bunlara inanıyorlar. Şimdi ben, söz…

  • Sabiînin bir takım ibadetleri de vardır. Ezcümle yedi vakit namazları vardır ki beş vakti Müslümanlarınkine tevafuk eder (denk gelir). Altıncısı kuşluk yedincisi de gecenin tam altıncı saatindedir. Namazları, niyyet ve bir de başka bir şey karıştırılmamak itibariyle Müslüman namazına benzer. Rükûsuz ve sücudsuz (Rüku yani yarım eğilme olmadan ve secdesiz) cenaze namazları da vardır. Otuz…

  • İlk Sâbiîler daha ziyade Keldaniler ve Süryanilerdir. Muhammed Hamidullah da onların menşeinin Babilonyalı olduğunu ifade etmektedir. Sf. 99 Alıntı; Din Bu II (Tabu Can Çekişiyor) – Turan Dursun, (Kaynak Yayınları  4. Baskı Aralık 1990 – Sf. 99) kitabından birebir alınmıştır.

  • Arapçada, “Sabee” kökü, “bir dinden çıkıp diğer bir dine girme” veya “haktan batıla meyletme” yahut Ebu Hayyan’ın ifadesine göre “meşhur bir dinden çıkıp, diğer bir dine girmeye” denir. Kureyşliler, gerek Hazreti Peygambere, gerek sahabeye Mekke’nin müşrik dinini kabul etmeyip, yeni bir din olan İslamiyet’e girdikleri için, onlara “Sâbiî” demişlerdi. Sf. 98 Alıntı; Din Bu II…

  • Kur’an’ı Kerimde Sâbiîlerden üç yerde bahsedilir. Bakara Suresi’nin 62. ayetinde, “İman edenlerle, dinini kabul edenler, Nasranîler, Sâbiîler içinde Allaha ve ahiret gününe inananlar ve yararlı işler işleyenler, Nezdî İlahi’deki (Tanrı katındaki) mükâfatlarına erecekler ve hiçbir korkuya uğramayacaklar, hiç de mahzun olmayacaklardır.” Maide Suresi’nin 72. ayeti de, yukarıdaki ayetle aynı anlamdadır. Yalnız ‘Sâbiîler kelimesin “vav” harfi…

  • Bütün sâbiîlerin üç duası vardır. Bir ölünün cesedine temas ettikten sonra gusl ederler; domuzun, köpeğin, pençeli yırtıcı kuşların ve güvercinin eti haramdır. Sünnet yaptırmazlar; boşanmaya ancak hâkim kararı ile müsâade ederler ve iki kadın ile evlenmeği kabul etmezler. Sâbiîler önce El Cezire’nin şimalinde yayılmışlardı ve merkezleri eski Harran’da idi; dîni merasim dilleri Süryânîce idi. Halife…

  • İşbu izahat üzerine, Yukatan ve Guatemala kıtalarında yaşayan ve ırk itibariyle Maya milletine mensup olan Kişe ve Kakşikel kabilelerinin (Kişe kişi demektir) gerek millî rakslarında ve gerek güneşe tazimen (hürmeten) yaptıkları ayin esnasında, Tun namında mukaddes bir dünbelek kullandıkları ve bunu çalanlara karşı derin bir hörmet gösterdikleri hakkındaki malumata muttali olduktan sonra dünbelek sözümüzün başındaki…