Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: İnançlar, Mezhepler
-
Bütün dinler, insandan Tanrı’yı çıkardılar. Bizim işimiz, Tanrı’yı insanlaştırmak’tır. Bütün dinler Tanrı’yı gök’e çıkarmak için insanı tükettiler. Bizim işimiz, Tanrı soyutlamasını, insanı çoğaltarak tüketmek’tir. Sf. 52 Alıntı; Tarihçe – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık, Ocak 1997 – Sf. 52) kitabından birebir alınmıştır.
-
Yasalarımızı unutmamak durumundayız: yobazlık, ülkemizde devletin ve generallerin politikasıdır. Kemalizm’in bir ideoloji olarak bitmişliği en çok generallerin gizli tarihinde yazılıdır. Bu yüzden sosyalizmi ve Kürt mücadelesini durdurmak için, yobazlığa muhtaçtır. Şimdi generallerin sorunu, yobazlığın, kendinden bağımsız ve kendi adına “iş” yapmaya kalkmasıdır. Sf. 40 Alıntı; Tarihçe – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık, Ocak 1997 – Sf.…
-
Çok güzel, şimdi dünyaya bir “Ayşenaz” gelmiş, çok önemli ve birinci sayfa haberidir. Çok hoş, yalnız, bizim isim konstrüksiyonumuzda, böyle, “Hayrinisa” veya “Ayşenaz” türünden yapıştırmalar yoktur, isim mi kalmadı, neden “Aydın” koymuyorlar, yavaş yavaş adlarımız da “biseksüel” oluyorlar, kızlarda “Aydın” biliyoruz. Peki, Naza neden Ayşe’yi yapıştırmışlar, Sabetay Sevi’nin eşinin, Müslüman olduğunda ilk aldığı ad Ayşe…
-
Burada çok önemli bir nokta var, bilim kurallılıktır ve bilim yoluna girenler, hem önceden kural olduğunu kabul ederler ve hem de hep kural peşinde koşarlar. Bilim yolunda olanlar, birbirine hep düşman Fransız ve İngilizler’in bayraklarının aynı renklerden oluşmasını tesadüfe bağlamıyorlar; Hint-Avrupa’da, kaç bin yıl önce, üç düzen olduğunu biliyoruz, egemenlerin düzeni, dinseldirler ve büyücüdürler, kral…
-
Bütün tarikatlar, akla ve aklın yoluna düşmandırlar; gerçeğin akıl yoluyla bulunamayacağı, bütün tarikatların olmazsa olmaz, koşuludur. Tarikatlarda akıl yolu kapalıdır, bir Müslüman ise aklın yoluna inanıyor, ancak aklın Kur’an’da olduğunu iddia ediyor. Tarikatlar, akıl ile gerçeği bulmayı tamamen reddediyorlar, ayrı bir yerdeler. Sf. 401 Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı…
-
1979 yılının, Şubat Ayı’nda Tahrana dönüşü ile başladığını, not ediyordu; dönüşü tek başına değil yoldaş vakalar ile anlamlıdır. İran’da İslâmik Cumhuriyet başlamış oluyor; Asya’nın ucunda çok önemli bir ülke, İslâmik kurallarla yönetimi seçmiş durumdadır. İki, Roma’da, Polonya’da Kardinal olduğu için “Komünist” sıfatıyla da tanınan Kardinal Karol Wojtyla, Papa seçildi; İtalya dışından ilk papa oluyordu, aydınlanmayı…
-
Peki, neden bu önemli trinite değişikliğin ilki, Menachem Begin’in, Emek Partisinin iktidarına son vererek iktidarı alması olarak ortaya çıkıyor; İsrael’de ilk kez, “dini Siyonistler” hükümet oldular. Dinsel Siyonizm şiddet taraftarıdır ve acımasızdır. İki, “Komünist Papa”, Eylül 1978 tarihinde Vatikan’a geldi, Polonyalı Kardinal Karol Wojtula’dan, söz ediyoruz; Hıristiyan dünyasında laisizme ve aydınlanma fikrine büyük savaş açıyordu.…
-
Dinsellik mi, eninde-sonunda öğrenme kabiliyetini tüketmek olmalıdır. Tarikat mı, eninde-sonunda dini bozmak’tır, demeliyiz. Diyoruz. Sufizm mi, tasavvuf da diyebiliriz, eninde-sonunda akıldan çıkmaktır. Sürekli vecd ya da nöbet halidir. Tasavvuf mu, Türkiye’de, eninde-sonunda İslam’ı judaize yoludur. İslamo-judaik bir tarik arayışıdır, öyle telakki ediyoruz. Az-çok kabal’dır ve yerindedir. İslamizasyon, eninde-sonunda, Türkiye’de insanı bozmak operasyonudur. Bozuculukta, şimdi, magazin…
-
Karay’lar, Kırım’da, “bulut” ad veya soyadını kullanmıyorlar, çünkü ihtiyaçları yok ve aslı var. Ayrıca, Karay Yahudileri, çok uzun yüz yıllar, ne Kırım’da ne de İstanbul’da, kendilerini sakladılar, Yahudi kimlikleriyle yaşadılar. Esas yurtları İstanbul’dur. Ve sonra Karadeniz’i aştılar ve bir daha aşıp bu cenaha geldiklerinde, yine Karadeniz sahillerini tercih ettiklerini anlıyoruz. Çünkü sahil kasabalarında çok “Bulut”…
-
Yaygınlaşan tarikatları da böyle ele alabilir miyiz; tarikatlar’ın büyük bir ikiyüzlülükle, Furkan’ı, kararttığını söyleyebiliriz. ‘Furkan”, genel olarak “Kutsal Kitap” ve özel olarak da “Tevrat” anlamındadır ve tarikatların, “Furkan” ile birlikte peygamberleri de kürsülerinden indirdiğini görebiliyoruz. Tek olan peygamberler, büyük bir ikiyüzlülükle “lip-service”, dudak ucuyla bağlılık ve methiye düzüldükten sonra, kürsülerinden indirilmekte ve yerlerine bir sürü…
-
Tevrat’ın 162 ve 163 ve 164’cü sahifelerinde Tasniye (Tesniye) faslının 13’cü babının 6’cı ayetinden 18’ci ayetine kadar olan kısmında “her kim dinini değiştirir ise onu mutlak katl ve taşlarla recmedeceksin” Sf. 424 Dip Not; Söz konusu ayetler Musevi dininden ayrılanları kast etmeyip toplum içinde paganizmi savunanları kast etmektedir. Yahudi şeriatında Museviliği terk eden, dinini terk…
-
Gad Franko iki kere ölmüştür. İlk ölümü Varlık Vergisi sırasında Aşkale’ye sürülmesiydi. Orada zulüm görmedi ama manevi olarak öldü çünkü Atatürk’e inanmıştı ve böyle bir şeyin meydana gelebileceğini düşünememişti. Bundan dolayı Varlık Vergisi onun için muazzam bir hayal kırıklığıydı. Varlık Vergisi ile sadece bütün ekalliyetlerin değil bilhassa Yahudilerin ekonomik nüfuzunun sona erdirilmesi hedefleniyordu. Bundan da…
-
O gün Paskalya Haftası’nın Büyük Perşembesi olduğunda arkadaşlarımızdan Norayr isminde biri, Konak Komutanı’ndan gece koğuşta ayin yapmak için izin istedi. Büyük Perşembe gecesi tüm hazırlıklarını tamamlamış, papaz giysisi gibi bir cüppe de bulmayı becermiş, zaten çantasında tenekeden birkaç da haç varmış kararlaştırılan saatte ayin başladı. Koğuşta herkes ayaktaydı, komutan da merak etmiş; ilgilendi ve baktı…
-
(Moltke’nin Mektubundan; 4 Haziran 1838, Garzan Dağları) Türk askerleriyle aslında önemsiz olan bu sefere iştirak ettikten sonra biraz güven kazandım, meğerki hepsi bu iki alay gibi olsun. Bu askerler yaman savaştılar Gerçi bu savaşta, kuvvetini hiç kaybetmemiş olan kadere inanışları ve ganimet hırsları onların cesaretlerini kamçılayan muazzam kuvvetler olmuştu; çünkü düşmanları Yezidi’ler yani şeytana tapanlardı…
-
(Moltke’nin Mektubundan; 4 Haziran 1838, Garzan Dağları) Böylece Garzan sarılmış olacak ve her yandan birden hücuma uğrayacaktı. Düşman 30.000 tüfekli olarak tahmin ediliyordu, fakat aralarında birlik yoktu, başlarında hiç bir önder bulunmuyordu. Mukavemet hareketlerinde onlara daimî şekilde kuvvet verecek hiç bir kale, hiç bir hisar mevcut değildi. Sf. 180 Alıntı; Türkiye Mektupları – Feldmareşal Helmuth…
-
(Moltke’nin Mektubundan; 1 Mayıs 1838, Dicle Kenarında Cezire) Bu Yezidîler, dağların kendilerine Araplara karşı korunmak imkânını verdiği her yerde büyük bir çalışkanlıkla ekip biçen Kürtlerdir. Şehirleri, Kral Şapur’un kuşatmış olduğu eski Singara’dır. Sf. 176 Alıntı; Türkiye Mektupları – Feldmareşal Helmuth Von Moltke, Çeviri; Hayrullah Örs (Remzi Kitabevi, 1969 – Sf. 176) kitabından birebir alınmıştır.
-
III. Dil Kurultayı 24 Ağustos 1936’da “Önder Kamâl Atatürk’ün yüksek patronajı altında ve kendi yüce huzurlarıyla” açıldı. 1936 yılında Edirne Milletvekili Mehmet Şeref Aykut tarafından yayımlanan, üst başlığı ‘Kamâlizm’, alt başlığı ‘CHP Partisi Programının İzahı’ olan kitabın önsözü şöyleydi: “Türk devrimini son asırların değişikliklerini hazırlayan fikirlerle ve daha sonraları yürüyen göğdelen Rasyonel, Sosyolojik, Marksist, Faşist…
-
Mart 1932 – Mart 1933 tarihleri arasında ABD’nin Ankara Büyükelçisi olarak görev yapan Charles H. Sherrill, Mustafa Kemal’le yaptığı görüşmelerin bazı bölümlerini 1934 yılında yayımlanan A Years Embbassy to Mustafa Kemal adlı kitapta toplamıştı. Sherrill kitabının 199-203 üncü sayfalarında, Mustafa Kemal’in dine bakışını şöyle anlatmıştı: [Gazi’nin] “Din konusundaki şahsi görüşleri hususunda söylediklerinin tamamına burada yer…