Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: İnançlar, Mezhepler
-
“Tanrı, bakıştır… Bilim, bakıştır. İdeoloji, bakıştır… Her birisi ayrı ayrı bakış olduğu için Tanrı ile bilim’in yan yana gelmesi mümkün olamıyor. Bilim hep Tanrı’ya karşı geliyor.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 294) kitabından birebir alınmıştır.
-
Her büyük yaratıcı bir büyük seçicidir. Seçmesini bilmeyen yaratmasını bilmez. Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 360) kitabından birebir alınmıştır.
-
“1930 Yıllarında Tanzimat düşmanlığı sırasında Miskin Yunus ile birlikte tekkecilik kapıları yeniden açıldı ve 1960 yıllarına doğru Bektaşilik ve halkçılık solculuk sayıldı. Marks’ın, sınıf çatışmalarının geri olduğu bir dönemde mücadelenin edebi bir renk alması ile ilgili tezlerine uygun bir gelişme ortaya çıktı.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları 1985 Basımı –…
-
“Pasifizm, taşra değerleri ve dinsellik; bunlar cahilleşme sürecinin temel özellikleri oluyorlar. Mücadelecilik, metropolitan değerler ve laik bakış; öğrenmeye sınır tanımamayı anlatıyor.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 52) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Devrim, aynı zamanda olumlu bir bilgi felsefesi yaratma işidir; restorasyon tam bunun tersine düşüyor. Tüm restorasyon dönemlerinde, din’e ve daha da önemlisi obsküriteye, bilinmezliğe, agnostisizme bir net dönüş var. Cumhuriyet, İslamcı şair Mehmet Akif’in İstiklâl Marşı ile yürüyor ve kendi restorasyonunun doruk zamanında bir başka İslamcı Şemsettin Günaltay, Başbakanlık koltuğuna oturuyor. (CHP döneminin son başbakanıdır)…
-
Fetişler, kendilerini yaratan insanları eziyorlar. Alıntı: Aydın Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985- Sf. 443) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Fetiş, ilkelin teori ihtiyacına karşılık veriyor.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 223) kitabından birebir alınmıştır.
-
“İnziva kişiliğin öğretmenidir.” Ne kadar doğru! Einstein Doğuluların bunu çok eskiden beri bildiklerini de ekliyor.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 61) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Adnan Adıvar’a göre, Osmanlı döneminde inançlarından dolayı, ortodoksi karşısında inançsızlığından dolayı da denilebilir, üç aydın ölüme mahkûm edilmiştir. Bunlardan birisi; Kabız-ı Acemi’dir ve Kanuni Sultan Süleyman astırıyor. Kabız’ın İsa’nın görüşlerini Muhammed’in görüşlerinden daha üstün tuttuğu için asıldığı bildiriliyor. Bilgin Hamza’yı dinsizliği gerekçesiyle Üçüncü Murat idam ettiriyor. Üçüncüsü Behram Kethüda Müderrisi Nadaj’lı Sarı Abdurrahman. Sarı Abdurrahman;…
-
(Paşa’nın memorandumu aşağıdadır:) “Avrupalılar zannederler ki Türkistan’da (Türkiye’de) zulüm gören ve bela çeken ve her türlü hakarete uğrayan, yalnız mahkûm Hıristiyan milletidir. Hâlbuki bu böyle değildir… Müslümanlar ki… onlar gayrimüslim milletlerden daha çok ezilip harap olmuşlardır. …” “Ve diyorlar ki, bizim milletimiz askerlikten başka bir şeye elvermez. Ve tevekkül itikadı (aza kanaat etme inancı) çalışkanlığımıza…
-
“Bektaşiler; ya övünüyorlar, ya da dövünüyorlar. Ya da her ikisini birden yapıyorlar.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 192) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Fetiş yaratabilmek için, anlaşılmaz yapmak gerekti.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 159) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Laisizm Türkiye’de İkinci Mahmut’un üç düşmanıyla savaşından ortaya çıktı. Mahmut Yeniçeriliği ortadan kaldırdı. Ancak Yeniçeriliği ortadan kaldırmak, aynı zamanda, İslamik bir tarikatı, Bektaşiliği yerle bir etmek demek oluyordu. Mahmut bunu da yaptı. İslam’ın bir türüne acımasız savaş açtı ve kazandı. Mustafa Kemal’den yüz yıl kadar önce! Tekkeler İkinci Mahmut tarafından kapatıldı. Mahmut ulema (Kadılar ve…
-
“1 Şubat 1931 Bugün gelen Milliyet’te Divan-ı Harp, Menemen 1. Kısım Mahkemesinin bittiği, Mustafa Kemal’in İzmir’de olduğu, Divan-ı Harp Başkanı Mustafa Paşa’nın İzmir’e gidip Gazi’ye saygılarını bildirdiğini yazıyor. Anlaşıldı. Mustafa Kemal kararın arifesinde Divan-ı Harp Reisini yanına çağırdı, şunları ve şu kadar insanı as diye emir verdi. .. 4 Şubat 1931 Bugünkü Paris gazeteleri dün…
-
“Bizim hanım dindardır. Bundan çok memnunum. Yanında dinsizlikten hiç bahsetmem.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1336) kitabından birebir alınmıştır.
-
“23 Nisan 1920 sonrası kurulan hükümette Şeyhülislam’a Umur-u Şer’iyye Vekili (Şer’i işler bakanı) denmesini teklif ettiler. Ben şu teklifte bulundum; Hepsi iyi ancak, şu vesile (sebep) ile dini devletten ayıralım, laik bir hükümet yapalım, dedim. .. Hakikatten benim dinim yok. Fakat ben din aleyhinde değilim. .. Mustafa Kemal laik tabirinden bir şey anlamıyordu. Bu görüşmelerde…
-
“10 Temmuz 1923 günü Ankara İstasyonunda Halk Partisi Tüzüğü hazırlanırken, Kâzım Karabekir İle Mustafa Kemal yalnız hasbıhal (sohbet) ediyorlar. Mustafa Kemal; “Dini ve ahlakı olanlar aç kalmaya mahkûmdurlar.” diyor ve devam ediyor; “Dini ve namusu olanlar kazanamazlar, fakir kalmaya mahkûmdurlar. Böyle kimseler ile memleketi zenginleştirmek mümkün değildir. Onun için önce namus ve din telakkisini (anlayışını)…
-
“Mustafa Kemal, 1 Kasım 1922’de Mecliste, Hilafetin faydalarını anlatan uzun bir konuşma yapıyor. “Emr-i hilafet, milel-i İslamiyece (İslam milletlerince), en büyük maslahattır. (önemli iştir) Çünkü Efendiler, Hilafet-i Nebeviye (peygamberin halifeliği) Ehli İslam arasında rabıta (bağlayıcı) olan bir emanettir. .. bugün dahi saltanat ve hakimiyet makamını hilafetin yan yana bulunabilmesi en tabii halattandır (hallerdendir) 23 Şubat…
-
“Mustafa Kemal Kastamonu’da yanında başı açık duran Müftüye kılık değiştirmesinin nedenini sorar, Müftü: “Ateşe tapan bir kimseden alınan bir inek, yeni sahibine kendini (sütünü) sağdırmazsa, yeni sahibi ateşe tapanların kılığına girebilir.” diyor.” Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi IV – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf. 1358) kitabından birebir alınmıştır.