Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: İnsani Bilimler

  • Mezar taşlarının okunmadığı ve isim bilim’in gelişmediği bir ülkede tarih biliminin varlığından söz etmek zordur. Tarihimize, baktığımızda ise bir “Karadavudzade Mehmet Efendi” ile karşılaşıyoruz; ne anlama geliyor, şimdiye kadar böyle bir sorunun formüle edildiğini sanmıyorum. Nedenlerini sıralayabilirim, a- Karayların varlığı dahi bilinmiyor, b- dinler tarihine ilgimiz çok az, yasak bölgelerimizden birisidir, c-İbraniyet’i ve gizli Yahudileri…

  • Belki sizin de bildiğiniz gibi, insan bedeninde “7 Chakra”, yani 7 adet enerji noktası bulunmaktadır. Kafamızdan, bel kemiğimiz boyunca aşağıya inen bölgelerde yerleşmiş oldukları düşünülen bu chakraların her birisinin, kendilerine has frekansları bulunmaktadır. s. 87 Alıntı; Sudaki Mucize – Masaru Emoto, Çeviren; Savaş Şenel (Arıtan Yayınevi, 1. Basım Nisan 2008 – s. 84) kitabından birebir…

  • “Vücut, akıl ve toplum üçlüsünden kültür gelişir. Toplum olmaksızın insanın aklî güçleri hiçbir zaman olgunlaşamaz. Aklî güçlerin dönüşümü topluma bağlı kalır.” Sf. 15 Alıntı; Sivil Toplum Yazıları – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Şubat 2013 – Sf. 15) kitabından birebir alınmıştır.

  • Vasco de Gama da tarikatın üyesi, Hz. İsa’nın şövalyelerindendi ve denizci Prens Henri tarikatın Büyük Üstatlarındandı. Hz. İsa’nın Şövalyeleri tarikatının gemileri, bilinen kırmızı haçlı bayraklarıyla denize açıldılar. Ve yine aynı Haçlı bayrak altında Christof Kolomb’un üç tane kadırgası Atlantik’i geçerek Amerika’yı keşfettiler. Kolomb’un kendisi tarikatın emekli bir üstadının kızıyla evlendi ve kayınpederinin günlük ve özel…

  • Hatırlayacaksın, Sultanahmet’te duvar yazılarım vardı; gecenin belli veya belirsiz saatlerinde aklıma ya da içime düşenleri duvara yazıyordum. Bunlardan birisi şöyle; «Ben görmeyince daha iyi görüyorum». Dün sabah aldığım notu da aktarayım: «Dizlerim tutmuyor, aklım açıldı». Her ikisinde de bir bağlantı var; teorik insan, somut’tan uzaklaştığı ölçüde gerçek’e daha çok yaklaşıyor. Sf. 57  Alıntı; Ermeni Rahiple…

  • Bu fiil, “seçim”, eğer “seçkin” olanı çıkarmıyorsa, “seçim” yoktur. Sf. 469 Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 469) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tekelistan’da seleksiyon yoktur; deseleksiyon var. Hem darvinizm’in ve hem de kapitalizm’in yok olduğu yere “tekelistan” diyoruz. Roman yazarlarının dahi tayin edildiği topraktayız; “boğuluyoruz” demek istiyorum. Sf. 12 Alıntı;  Tekelistan I (İsimlerin İbranileştirilmesi) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 2. Basım Kasım 2006 – Sf. 12) kitabından birebir alınmıştır.

  • Aslında Güneş Dil Teorisi’nin temelleri 1932’de kabul edilen Türk Tarih Tezi ile atılmıştı. Bilindiği gibi bu teze göre tüm medeniyetlerin yaratıldığı yer Orta Asya’ydı ve Türkler bu bağlamda dünya yüzündeki tüm medeniyetlerin kurucusuydular. Sf. 110 Öte yandan fizyolojik araştırmaların da gösterdiği gibi insanın doğal olarak çıkarabileceği ilk ses ‘a’ sesi olmalıydı. Bu ‘a’ sesinin sürekli…

  • Bu sıralarda Anadolu’daki Doğu Roma idari yapılanması şöyleydi. Anatolik Teması: Merkezi Konya idi, Konya, Isparta, Burdur, Afyon, Kütahya’yı içine alıyordu. Armenyak Teması: Merkezi Amasya idi, Amasya, Samsun, Sinop, Çorum’u içine alıyordu. Trakezyen Teması: Başkent Efes’ti, Aydın, Uşak, Manisa, Denizli’yi kapsıyordu. Optimon Teması: Merkezi İzmit’ti, Kocaeli ve Sakarya çevresini kapsıyordu. Opsikyon Teması: Merkezi İznik’ti, Bursa, Balıkesir,…

  • 425 yılında, 2. Theodosius Constantinopolis’de bir üniversitenin kurulması emrini verdi (İstanbul Üniversitesi). Başkent olduktan sonra kente imparatorluğun dört bir tarafından hatip ve filozoflar akmaya başlamıştı. Kurulan üniversitede 31 öğretim üyesi görev aldı. Bu aynı zaman da 31 kürsü demekti: 10 Latin, 10 Yunan grameri, 5 Yunan bilimi ve felsefesi, 3 Latin hitabet sanatı, 1 felsefe…

  • Sıfırdan bir yazı sistemini geliştirmek, başkalarından ödünç alıp kendine mal etmeye göre akıl almaz derecede güç olmalıdır. Yazının bağımsız olarak icat edildiği iki yer vardır, Mezopotamya ve Meksika. Sümerler M.Ö. 3000 yılında, Meksikalılar ise M.Ö. 600 yılında yazıyı bulmuşlardır. M.Ö. 3000’e kadar giden Mısır yazısı ve M.Ö. 2000’e giden Çin yazısı da, bağımsız yazılar olabilirler.…

  • Ayakla ellerini hürleştiren atalarımızın başparmağı gelişmiş, bu da beynini tekrar geliştirmiştir. İnsan soyu kendi beyinsel evrimini beceri kazanıp, değer yaratarak, emeği ile geliştirmiştir. Yani İnsanın geldiği durum kendi çabasının eseridir. Alıntı; Bizimkiler I (İlkler MÖ 200.000 ile 1800) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 5) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sizinle paylaşmak istediğim belli başlı iki nokta var. Bunlardan ilki; genlerimizin değişmez olmayıp, çeşitli etkenlere göre değişebildikleri gibi, kayda değer bir keşif. Alıntı; Genetik Zekâ (Yaşamın İlahi Sırları) – Kazuo Murakami, (Kozmik Kitaplar, 2008 – Sf. ?) kitabından birebir alınmıştır.

  • Haham Josue; “Akıl artık gökte gizli değildir ve Şeriat te artık göklerde bulunmamaktadır. Şeriat yere inmiştir ve onu anlayıp izah etmek de insan aklının işidir.” Sf. 199 Alıntı; Yahudilik ve Dönmeler – Yesevizâde Alparslan Yasa, (Özyılmaz Matbaası – Sf. 199) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şiddetin kaynağı iki; birisi çelişki ve diğeri ise sürpriz oluyor. Madde alanında her çelişki,, şiddete gebedir; çekirdeğin parçalanması büyük patlamalara yol açıyor. Düşün alanında sürpriz, şiddetin kaynağı sayılabilir bütün dillerde sürpriz olgu, “sarsıldım” sözcüğüyle anlatılıyor. Sürpriz, beyinde bir sarsıntı yaratıyor ve sürprizin de şiddeti artırıldığı zaman “şok” etkisi doğuyor. Şok, düşünsel uyarıcılarla yaratılabildiği gibi, çok…

  • Gizlilik, hem zorluğun ve hem de heyecanın kaynağında yer alıyor. Sf. 438 Alıntı: Tekeliyet I (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük – (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 438) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kabuk yiyenler ve hep kabuk görenler, hiç şaşırmazlar, pozitivisttirler; bilim pozitivizmin reddindedir. Çünkü gerçek bâtınidir, dinsel anlamda işaret etmiyorum ve görünenin çok altındadır. Çünkü bilim derin’i keşfetme sanatıdır. Sf. 409 Bilim kütleseldir, kütlenin sormayı unuttuğu bir toplumda, bilim olabileceğini düşünemeyiz; bilim kütlenin içindedir. Bunun anlamı korsakof olmuş bir toplumda bilim adamı da eninde sonunda korsakof…

  • Galileo’yu düşünce tarihinde önemli yapan, hep aynı hızda gitmenin değil, hız değiştirmenin önemli olduğunu bize öğretmesidir. .. Ricardo ve arkasından Marks’ın işaretleri de bu yönde oldu, dikkat ve merakımızı hep değişikliklere ve özellikle normalden sapmalara çevirmemizi bir düşünce normu hâline getirdiler. Alıntı: Tekeliyet I (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 328)…

  • Korkunun sonucu daha mı korkutucudur, kalenin karnının korku olduğunu biliyoruz; çünkü kuranlar da, yaşamak için içine sığınanlar ve hatta yıkanlar da aşırı korkanlardır. Kale, anti – korkudur, böyle de düşünebiliriz; .. Anti – terörün terörden daha acımasız olduğunu tarihten biliyoruz. Ayrıca Engels de sık sık hatırlatıyordu, en acımasız ve o zamana kadar hiç denenmemiş terörü…

  • Tarihçinin avantajı, bir tekil olayı, önceleyen izleyen olaylar sistemi içinde çözümleme imkânına sahip olmasıdır.  Alıntı: Tekelistan – Yalçın Küçük, (YGS Yayıncılık 4. Baskı – Sf. 289) kitabından birebir alınmıştır.