Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: İslamiyet, Hz. Muhammet

  • O zamanlar, bazı İslam kültürlerinde var olan bu âdeti bilmiyordum. Toplumun veya onun liderlerinin şeref veya haysiyetlerine leke düşürdüklerine inanılan bireyler, burunları kesilerek cezalandırılıyorlardı. Böylece, bu adamın yüzünün de açıkça gösterdiği gibi, hayat boyu damgalanıyorlardı. Sf. 167 Alıntı; Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları – John Perkins, Çeviri; Murat Kayı, (Aprıl Yayınları, 24. Baskı 2016 – Sf.…

  • Suudi Arabistan’ın tarihi şiddet ve dini fanatizmle doludur. Yerli bir savaşçı olan Muhammed ibn Suud, 18. yüzyılda aşırı muhafazakâr Vahabi tarikatından gelen kökten dincilerle güç birliğine gitti. Bu sağlam bir ittifaktı ve sonraki 200 yıl boyunca Suud ailesiyle Vahabi müttefikleri, İslam’ın en kutsal şehirleri Mekke ve Medine de dâhil olmak üzere Arap yarımadasının çoğunu fethetti.…

  • Sara örneğini ele alalım. Sara nöbeti eğer şakak lobundaki (temporal lob) belirli bir noktada odaklanıyorsa kişi motor nöbetler geçirmeyecek, daha üstü kapalı bir deneyim yaşayacaktır. Bir tür bilişsel nöbet olarak tanımlanabilecek bu etki, kişilik değişimleri, aşırı dinsellik (din saplantısı ve din konusunda kendinden aşırı emin olma), hipergrafi (genellikle de din olmak üzere belirli bir konuda…

  • Tüm bunlar, bizi çok temel olan bir soruya yöneltiyor: Biyolojimizden ayrı olan bir ruh taşıyor muyuz; yoksa umutlarımızı, özlemlerimizi, düşlerimizi, arzularımızı, espri anlayışımızı ve tutkularımızı mekanik biçimde üreten son derece karmaşık bir biyolojik ağdan mı ibaretiz yalnızca? Gezegendeki insanların çoğu oylarını biyoloji dışı ruh yönünde kullanırken, nörobilimcilerin çoğu da ikincisi, yani çok geniş bir fiziksel…

  • Osmanlı İmparatorluğu, imparatorluk çapında geniş bir polis gücü oluşturmak yerine adaletin kan davaları yoluyla tesis edilmesine izin verirdi. Eğer kuzenim birini öldürdüyse, kurbanın kardeşi de intikam amacıyla beni öldürebilirdi. İstanbul’daki sultan veya eyaletin paşası, şiddet kabul edilebilir sınırlar içinde kaldığı müddetçe bu tür çatışmalara karışmazdı. Sf. 351 Alıntı; Sapiens (Hayvanlardan Tanrılara) – Yuval Noah Harari,…

  • Müslüman iktisatçıların öngörüleri Adam Smith ve Karl Marx tarafından okundu, Kızılderili doktorları tarafından geliştirilen tedaviler İngiliz tıp metinlerine girdi ve Polinezya’dan toplanan veriler Batı antropolojisinde devrim niteliğinde değişimlerin yolunu açtı. Ancak, 20. yüzyılın ortalarına dek bu sayısız bilimsel keşfi toparlayıp, bu süreç içinde bilimsel disiplinleri yaratanlarsa küresel Avrupa imparatorluklarının yöneticileri ve bilim seçkinleriydi. Uzakdoğu ve…

  • Modern çağ liberalizm, komünizm, kapitalizm, milliyetçilik ve nazizm gibi yeni birtakım doğa dinlerinin yükselişine tanık olmuştur. Bu inançlar kendilerine din değil, ideoloji adını verirler ama bu sadece anlambilimi ilgilendiren bir çabadır. Din insanüstü bir düzene olan inanca dayanan bir insani değerler ve normlar sistemiyse, Sovyet Komünizmi İslam’dan daha az din değildir. Sf. 228 Alıntı; Sapiens…

  • Hıristiyanların başarısı 7. yüzyılda Arap yarımadasında ortaya çıkan diğer bir tek tanrılı dine de model oldu: İslam. Hıristiyanlık gibi İslam da dünyanın uzak bir köşesinde küçük bir cemaat olarak doğdu ve çok daha hızlı bir şekilde Arabistan çöllerinden çıkarak Atlantik Okyanusu’ndan Hindistan’a uzanan devasa bir imparatorluğa dönüştü. O andan itibaren tek tanrılı din fikri dünya…

  • Bu kare biçimli paralar Hıristiyan fatihler tarafından yapılmıştı ve üstündeki Arapça yazılar, “Allah’tan başka tanrı yoktur, Muhammed Allah’ın elçisidir,” anlamına gelmekteydi. Güney Fransa’daki Melgueil ve Agde’nin Katolik piskoposları bile bu Müslüman paralarını bastılar ve tanrıya bağlı Hıristiyanlar da bunları seve seve kullandılar. Öteki yakada da hoşgörü doruklardaydı. Kuzey Afrika’nın Müslüman tüccarları Floransa florini, Venedik dukası…

  • Evrim bizi elimizde olan şeyi elde edebileceğimiz şeyden daha fazla gözetme duyusuyla donatmıştır. Burada özel mülkiyet kavramına dayanak oluşturan ahlaki duygu karşımıza çıkar. İnançlar herkese açıklanmış özel düşünceler biçimine bürünen bir tür özel mülkiyettir; dolayısıyla sahiplenme etkisi inanç sistemleri için de geçerlidir. Bir inancı ne kadar uzun süre benimsersek, ona verdiğimiz emek o ölçüde artar;…

  • Upton Sinclair aynı şeyi daha özlü biçimde dile getirir: “İşi, bir şeyi anlamamaya bağlı olan bir adamın o şeyi anlamasını sağlamak zordur.” Sf. 335 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 335) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsanların Tanrı’ya niçin inandığını öğrenmek üzere, rastlantısal yöntemle seçilmiş on bin Amerikalıyı kapsayacak bir anket uygulamıştık. Çeşitli demografik ve sosyolojik değişkenleri irdelemenin yanı sıra, bir yazılı soruyla deneklere Tanrı’ya niçin inandıklarını ve başkalarının Tanrı’ya inanmasını neye bağladıklarını doğrudan sorduk. İnsanların Tanrı’ya inanç konusunda belirttikleri en yaygın iki sebep “evrenin düzgün tasarımı” ve “günlük yaşamda Tanrı’nın…

  • Akıllı insanlar saçma şeylere inanırlar, çünkü akıllıca olmayan sebeplerle benimsedikleri inançları rasyonelleştirmede daha hünerli olurlar. Sf. 331 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 331) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sonradan bakış eğilimi, zamanın tersine çevrildiği bir tür doğrulama eğilimi olarak, şimdiki bilgilere uyacak şekilde geçmişi yeniden kurgulama eğilimidir. Bir olay meydana geldikten sonra, dönüp geriye bakarak, bu işin nasıl olduğunu, niçin başka bir seyir yerine öyle bir seyir izlediğini ve ortaya çıkışını niçin görmüş olmamız gerektiğini yeniden kurgularız. Sf. 328 Alıntı; İnanan Beyin –…

  • Bunun doğrulama eğiliminden, yani önceden var olan inançlara destek veren doğrulayıcı bulguları arayıp bulma, çürütücü bulguları ise göz ardı etme ya da başka şekilde yorumlama eğiliminden kaynaklandığına eminim. Doğrulama eğilimini Kitabı Mukaddes’in şu bilgece sözleri en iyi biçimde yansıtır: Ararsan bulursun. Deneysel örnekler çoktur.  Psikolog Mark Snyder 1981’de, deneklerden yeni tanışacakları birinin kişiliğini değerlendirmelerini istedi;…

  • Dini, siyasal, ekonomik ya da sosyal, hangi inanç sistemi söz konusu olursa olsun, bilişsel eğilimlerimizi ve duyularımızdan edindiğimiz bilgileri yorumlama tarzımızı şekillendirir ve dünyayı, olmasını istediği biçimine uyacak bir kalıba döker. Bu inanç sistemlerine göre; bu dünyanın gerçekten olduğu gibi görünmesi gerekmez; inanca bağlı gerçekçiliğin temeli burada tekrar karşımıza çıkar. (1) Sf. 325 Alıntı; İnanan…

  • Pakistanlı gazeteci ve İslam ideoloğu Abul Ala Mawdudi’nin belirttiği gibi: “İslam bütün dünyayı istiyor ve kendisini sadece bir kısmıyla sınırlamıyor. Meskûn, dünyanın tamamına göz dikiyor ve gerek duyuyor. Bir toprak parçasıyla yetinmek yerine, bütün kâinatı talep ediyor (ve) hedefine ulaşmak için savaş araçlarından yararlanmakta duraksamıyor.” Sf. 318 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin…

  • Bazı toplumlar -örneğin aşırı İslami teokrasiler- çok fazla eşitliğin, serbestliğin, özgürlüğün, zenginliğin ve sosyal refahın ahlaksızlığa, hovardalığa, önüne gelenle yatmaya, pornografiye fuhuşa, küçük yaşta gebe kalmaya, intiharlara, kürtajlara, zührevi hastalıklara, uyuşturucu bağımlılığına ve rock n’roll müziğine yol açtığına inanıyor. Ed Husain, Britanya’da İslami aşırılığı ve beyninin yıkanmasıyla Müslüman Kardeşler örgütüne katılışını konu alan İslamcı adlı…

  • Tanrı’nın varlığını kanıtlama yükümlülüğü inançlılara düşer; inançsızlar için Tanrı’nın varlığını çürütme yükümlülüğü yoktur. Sf. 230 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 230) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tanrı’nın varlığı konusunda kişisel vahiy gibi yan savlara yönelirler; oysa vahiy, tanım gereği kişiseldir ve vahiy deneyimini paylaşmamış olan ötekiler açısından kanıt yerine geçmez. Sf. 230 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 230) kitabından birebir alınmıştır.