Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: İslamiyet, Hz. Muhammet

  • “T.C. 58. Hükümet Başbakanı Sayın Abdullah Gül’e; Öncelikle şahsınızda AK Parti Hükümeti’nin ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.” Sf. 136 “Aynı biçimde “Kürt meselesi, PKK bitmiş, olanları yabancılar körüklemektedir” vb. yaklaşımların da sorunu daha da ağırlaşmış bir ortama yol açtıracağı özenle görülmelidir. Aksi halde önceki parti ve hükümetlerin başına gelenlerin AK Parti ve Hükümeti’nin başına gelmesi de…

  • Tayyip-Emine aşkında; Emine “Yıldırım aşkı ile çarpıldık, Tayyip aşkı için on kilo verdi” dese de, Tayyip; Hürriyet Gazetesi’nden Gülden Aydına verdiği röportajında hiç âşık olmadığını ısrarla vurguluyordu. Tayyip-Emine aşkı nasıl karışıksa, Anne Adviye’nin açıklamaları karşısında Abdullah – Hayrunnisa aşkı da öyle şaibeli bir duruma geliyordu. O günlerde Hayrunnisa Özyurt, 15 yaşında lise talebesi ve daha…

  • Abdullah Gül, 12 Eylül’den birkaç gün sonra evinden alınıp götürülür ve İstanbul’da Metris Askeri Cezaevi’ne kapatılır!.. ABD’nin en sevdiği İslamcı (!) tiplemesi içinde yer alan Gül, ABD, İsrail, İngiltere, Fethullah Gülen ve Tayyip Erdoğan’dan destek alarak Fazilet Partisi Genel Başkanlığına adaylığını koydu. Diğer adaylar, Bülent Arınç ve Abdüllatif Şener, Gül’ün lehine adaylıktan çekildi. Ancak kıl…

  • İngiltere’de bir Exeter Üniversitesi vardır. İngiliz Üniversiteleri arasında “Kürt Araştırmaları Enstitüsü” olan tek yükseköğretim kurumudur. Exeter Üniversitesi’nde ayrıca Arap ve İslami Araştırmalar Enstitüsü de bulunuyor! Başında, Abdullah Gül’e fahri doktora unvanı veren Tim Niblock vardır. İngiliz istihbarat servislerinin yurt dışı görevlere gönderilecek ajanlarının önemli bir bölümü Exeter Üniversitesi’nde eğitim görür. Ayrıca Arap ve İslam Dünyası…

  • CIA tarafından; halifeliğini Suudi Kralı’nın yapacağı bir “İslam Enternasyonalizmi” yani “Amerikano İslam” daha moda deyişle “Light İslam” kurma amacıyla faaliyete geçirilen Rabıta örgütü, İstanbul’da kendine bağlı kuruluşları, yine kendi yayını olan “A World Guide to Organizations of Islamic Activites” adlı kitabında açıklıyordu. Sf. 17 Alıntı; Musa’nın Gül’ü – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları 6. Basım Mayıs…

  • Kızılbaşlık: Şii mezhebinin bir yolunun mensuplarıdır. Şeyh Haydar, 12 dilimli kızıl taç, kızıl sarık giyer. Kızılbaş kabul edildikten sonra, İran’daki Safevi şahlarına tabi olan bu zümreye Sünniler, “Kızılbaş” der. İran’da “çarağ kuran”; Anadolu’da “tavşan yemezler”; Bakü’de “kan koyunlular”; Urmiye’de “Abdalbeyliler”; Kürdistan’da Gulyai”, Tebriz’de “Guran”, Karadağ’da “Şamlular”, Karabağ’da milliler”, Meşhed tarafında “Ali Allahiler” denir. Kızılbaşlar İran’da…

  • 1844’te nüfus, 21 milyonu Müslüman, 14 milyonu gayrimüslim olmak üzere toplam 35 milyondur. İstanbul’un nüfusu ise 475 bini Müslüman, 416 bini gayrimüslim olmak üzere 891 bindir. Sf. 215 Alıntı; Osmanlı’nın Düzeni (Türklerin Tarihi, Altıncı Kitap) – Doğan Avcıoğlu, Yayına Hazırlayan; Doğan Yurdakul, (Kırmızı Kedi Yayınevi 1. Basım 2013 – Sf. 215) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kanunname, Osmanlı İmparatorluğu’nda şer’i hukukun yanında idari, mali, cezai, çeşitli hukuk alanlarına ait olmak üzere padişahların emir ve fermanlarıyla konmuş olan kânun ve nizamları bir araya toplayan mecmualar veya bu kanunlardan belirli bir zümre veya alana ait olanlardan birine denir. Bazen kanun yerine “yasa” veya “yasak” ve kanunname yerine de “yasak-name” deyiminin kullanıldığı olur. Osmanlı…

  • Gibbons ve Wittek’in tezlerinin içinde yer alan “Osmanlı İmparatorluğu’nun Rumeli’de kurulduktan sonra Anadolu’yu içine aldığı iddiası” da kuruluş tartışmalarının unsurlarındandır ve yine Köprülü tarafından eleştirilmiştir. Gibbons’a göre Osmanlıların büyümesi yeni grupların ona katılmasıyla mümkün olmuştur. Osmanlılar, ancak Balkanlar’daki fetihlerden sonra Anadolu’daki topraklarını genişletebilmişlerdir. Balkanlar’daki fetihleri, tahrip ve yağma maksadıyla yapılmış bir akın değil, planlı bir…

  • Osmanlı yönetimine karşı 1916 “Arap İsyanı” şeklindeki romantik kavramın ki Arabistanlı Lawrence tarafından popüler hale getirilmiştir, Arap milliyetçiliği ile pek ilgisi yoktur. Bu hareket büyük ölçüde Hicaz yönetiminin miras yoluyla intikal eden yerel bir imparatorluk arayışı, şeriat hukukunu devam ettirme arzusu ve Osmanlı vergilerinden duyulan korkunun eseriydi. “İsyan”ın kendisi, imparatorluğun kaderi üzerinde stratejik açıdan önemsiz…

  • “Bulunduğu ortamlarda eşim tarikata bile katıldı. Düzenli namazını kılıyordu. Fransa’da daha fazla dinine bağlı oldu. Ben de Fransa’ya gittiğimde öyle bir duyguya kapıldım. Özlemin getirdiği bir şey herhalde.” Bu konuda Gökçen Çatlı da bir ekleme yapıyor: “1983 senesinde Fransa’nın Poitiers şehrinde yaşıyorduk. Babam orada İslam Derneği kurdu. Ben de Kuran kurslarına gidiyordum.”  s. 172 Alıntı;…

  • (Cem Ersever Anlatıyor;) “Ben Türk milletinden peygamber çıkmadığına seviniyorum. Çünkü Tanrı peygamberlerini, nizamından çıkmış, yolundan çıkmış, kokuşmuş insan topluluklarına göndermiştir ve tüm peygamberler Arap’tır. Bütün peygamberler Ortadoğu’da Samî ırkından çıkmıştır. İslam kültürü ile Arap kültürünü bağdaştırmamak gerekir.” s. 63 Alıntı; Binbaşı Ersever’in İtirafları – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 29. Baskı Ağustos 2005 – s. 63)…

  • Önemli bir noktaya değinelim: Binbaşı Ersever Adıyaman-Kâhta’da görev yaptı. Bilindiği gibi Kâhta’da Menzil Şeyhi Raşit Erol vardı. Muhsin Yazıcıoğlu 12 Eylül’den sonra “İslam’ı keşfetmiş”, Şeyh Raşit Erol’un müridi olmuştu. Binbaşı Ersever, Muhsin Yazıcıoğlu ve Güneydoğu’da 1991 yılında ortaya çıkan “Hizbullah” ilginç bir üçlü oluşturuyor’… Ersever öldürüldükten sonra olaya geniş yer veren Yeni Hafta dergisi de…

  • (Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;) Rivayet olunur ki halife Mu’tasım bir gün Kadı Yahya bin Eksem ile şarap meclisinde oturmaktaydı. Mu’tasım meclisten kalkarak odasına gidip bir müddet sonra geri döndü ve bir kadeh içti. Sonra tekrar kalkarak başka bir odasına gidip bir müddet sonra geri döndü bir kadeh şarap daha içti. Bu şekilde üç…

  • (Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;) Mu’tasım bir sığır postu getirilmesini emretti. Bâbek’i o derininin içine sokarak kulaklarına gelecek şekilde postu üstüne diktiler. Post Bâbek’in üstünde kuruduğunda hâlâ yaşıyordu. Daha sonra feci bir şekilde can verecek şekilde onu ipte sallandırdılar. s. 332 Alıntı; Siyasetname – Nizamü’l-Mülk, Farsçadan Çeviren; Mehmet Taha Ayar (Türkiye İş Bankası Kültür…

  • (Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;) 162 [M.S. 778] senesinde Mehdi döneminde kızıl sancak adını verdikleri Gürgan Bâtınîleri, yani çok güçlü olan Muhammirîler, Hurremedinlerle elbirliği yaparak: “Ebu Müslim hâlâ diridir ve biz memleketi zapt edip ona teslim edeceğiz.” iddiasından bulundular. Ebu Müslim’in yazdıklarını kendilerine şiar edinip bütün haramları helal ve kadınlarım birbirlerine mubah kıldılar. S.…

  • (Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;) Muattile mezhebini cihana ilk getiren, Acem diyarında Nûşirevân-ı Âdil’in babası Melik Kubâd, Fîrûz devrinde kendisine mûbed-i mûbedân denen Mezdek bin Bamdâdân nâm (adında) birisi idi. s. 271 Mezdek padişahın ve halkın çoğunun iyiden iyiye mezhebine iman etmiş olduğunu görünce herkesin malını kamuya açarak: “Halkta mal mülk ve altın hususlarında…

  • (Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;) Büyük zararlara yol açacağından ve padişahın haşmet ve şanına halel getireceğinden ötürü hükümdarın astları üst yapmaması lazımdır. Bunlar özellikle ehl-i setr olup akılları bu işlere ermeyen kadınlardır. Zira bunlar nezih bir neslin devamı için vardırlar. s. 255 Tarihin bütün devirlerinde hükümdarın karısı hükümdara egemen olduğunda rezâlet, şer, fitne ve…

  • (Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;) Sultan Tuğrul yahut Sultan Alparslan (Allah kabrini nurlandırsın) eğer bir Türk’ün bir Râfızîyi iş için kabul eylediğini işittikleri vakit o Türk’e çıkışırlar ve gazaplanırlardı. İşte sırf bunlardan ötürü onların hükümdarlıkları intizam üzre müreffeh bir seyir takip etmekte, kazasız belasız sürmekteydi. s. 222 Alıntı; Siyasetname – Nizamü’l-Mülk, Farsçadan Çeviren; Mehmet…

  • (Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;) Yeryüzünde makbul ve dosdoğru yolda ilerleyen, Allah’ın rahmetinin ikisi üzerine olası Hanefî ve Şafiî diye iki mezhep vardır. Geri kalanlar beyhude ve sapkınlık, şek (şüphe) ve gümandan (zannetmekten) ibarettir. Sultan şehîd Alparslan (Allah burhanını aydınlatsın) mezhebine tam manasıyla şiddetli bir şekilde öylesine bağlıydı ki, “Heyhat! Şu vezirimin mezhebi Şafiî…