Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: İslamiyet, Hz. Muhammet

  • Bu duayı okuyan kimse dört semavî kitabı okumuş gibi sayılıyordu. Her harfi için kendine cennette iki ev ile iki zevce verileceğine; ayrıca insan ve cinlerden olan bütün müminlerinki kadar sevap kazanacağına, asla cehenneme gidilmeyeceğine inanılıyor. Cebrail, Hz. Peygamber’den duayı kâfirlere öğretmemesini, sadece mümin ve takva sahibi kişilere talim etmesini istemişti. Kefenlere yazılmış “Cevşen-i Kebir” özellikle…

  • 1826’da Şam’da vefat eden Halid Bağdadî’nin, kendi döneminde atadığı altmış yedi halifeden otuz üçünün Kürt olduğu belirtiliyor. Sf. 71 Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 71) kitabından birebir alınmıştır.

  • Üzeyir Garih’in babası Ezra Garih, ölene kadar, şeyhi Küçük Hüseyin Efendi’nin sohbetlerini hiç kaçırmadı. Diş hekimi Ezra Garih Küçük Hüseyin Efendi’ye o kadar bağlandı ki, sahibi olduğu yedi katlı apartmanın bir katını şeyhine tahsis etti. Genç yaşında Haham’lık eğitimi aldı. 1951’de İstanbul Teknik Üniversitesine girdi, öğretim üyesi kadrosunda bulunan asistan Necmettin Erbakan’la arkadaş oldu. Sf.…

  • Bir yanda Şeyh Hüseyin Efendi’nin kabri, bir yanda “Beni şeyhimin yanına defnedin” diyebilecek kadar ona bağlı Mareşal Fevzi Çakmak’ın kabri! Tam ortada ise Üzeyir Garih! Öyle bir tarikat şeyhi ki, bir “Müslüman mareşal” de, bir “Musevî işadamı” da onun müridi !.. Acaba hangisi gerçek? Ya da yalan olan hangisi? Şahsen ben, çıkamadım işin içinden! Sf.…

  • İşte geldik, Küçük Hüseyin Efendi’yi tüm Türkiye’ye tanıtan olaya: Türkiye’nin önde gelen Yahudi işadamlarından Üzeyir Garih, 25 Ağustos 2001 tarihinde, Yahudilerin kutsal günü şabatta (cumartesi günü) ziyaret ettiği Küçük Hüseyin Efendi’nin mezarı başında on bir bıçak darbesiyle öldürüldü! Tüm Türkiye aynı sorunun yanıtını merak etti: Yahudi bir işadamının Yahudilerin kutsal gününde bir Nakşibendî şeyhinin mezarının…

  • Özbekler Tekkesi binası günümüzde, “Münir Ertegün Tarih Araştırma Vakfı”nı barındırıyor. Vakfın açılışını 1994 yılında kim yaptı dersiniz? ABD’nin en tanınmış Yahudi politikacılarından, eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger! Eski bakan, Özbekler Tekkesi’nin hemen bitişiğindeki Sabetayist / Karakaşî’lerin mezarlığı Bülbülderesi Mezarlığı’nı da ziyaret etmiş miydi acaba? Henry Kissinger’ı hangi güç Türkiye’ye davet edip, tekke açılışına getirmişti? Sf.…

  • 11 Ekim 1951’de ilim Yayma Cemiyeti kuruldu. Görünürdeki amaç manevî değerleri gençlere öğretmekti; ama asıl niyet komünizmle mücadeleydi. Bir yanda Said-i Nursî’nin avukatı Seniyüddin Başak, diğer yanda Emekli Kurmay Albay Vehbi Bilimer liderliğinde İlim Yayma Cemiyeti hızla örgütlendi. Sonraki sayfalarda ayrıntılarıyla göreceğiz ki, en büyük destek masonlardan gelmişti; yönetimde masonlar vardı. Evet, düğmeye basılmıştı: İlim…

  • Arusî şeyhi Ömer Fevzi Mardin 1949 yılında, Evangelist’lerin İsviçre’deki bu ünlü şatosuna konuk oldu. Yaklaşık iki ay kaldı. Sürenin bu kadar uzun olması, şatoda bir toplantı değil, “kurs” olduğunun göstergesi değil midir? Buradaki toplantıda-kursta, Şeyh Ömer Fevzi Mardin, “İslamiyet ve Ehl-i Kitap Ailesi” konulu bir konuşma yaptı. Sf. 46 Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi…

  • İslam düşünürü el-Birunî de (973-1051) bu etkiyi kabul etmişti: “İslam medeniyeti Yunan medeniyetinin bir devamıdır.” Sf. 24 Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 24) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şihabeddin Fazlullah Hurufi’den önce de İslam âlimleri harflerin kutsallığı üzerinde çok durmuşlardı. Örneğin, Endülüslü düşünür Muhyiddin Arabî, Endülüslü Yahudi Kabalacıların etkisinde kalıp, harflere büyük önem vererek “Fütuhat ül-Mekkiye” adlı kitabını yazmıştı. Sf. 23   Diyanet işleri Başkanlığı’nın İslam Ansiklopedisi’ne göre, Fazlullah İran Yahudi’siydi! Doğru mu? Bilmiyoruz. Kuşkularımız var. Esterâbadlı Fazlullah ile Sabetay Sevi benzer yolu takip…

  • Tavşan yemiyorlardı; dolayısıyla tavşan yemeyen Alevilere yakınlık duyacaklardı! Pulsuz balık yemiyorlardı; o halde sofralarında balık bulundurmayan Mevlevi dergâhlarına yöneleceklerdi. Tanrı’ya ulaşma yollarından biri de musikiydi; o halde zikir yapan tarikatlara bağlanacaklardı! Yani Sabetayistlerin, İslâmî bazı tarikatlara gitme nedenleri sadece “kamufle olmak” değildi. Zohar ile “Vahdet-i Vücud”un anavatanının Endülüs olması rastlantı mıydı sanıyorsunuz?.. Kabala’nın en ihtişamlı…

  • Örneğin, Said-i Nursî cemaati içinde dışarıya hiç sızdırmamaya çalıştıkları bir “cifr ilmi” vardı. Söylediklerine göre, bu hesabı yapıp çok önceden Adnan Menderes’in öleceği tarihi bilmişlerdi! Bunu, “cifr ilmi” ne göre, Said-i Nursî hesaplamıştı; 1980-1990 yılları arasında Mehdî gelecek, inkârcı felsefeyle mücadele edip, 2001 yılında zafer kazanacak ve İslam’ı yeryüzüne hâkim kılacaktı. Olmadı. Ancak Nur cemaati…

  • Kabala’nın “altın çağı” XIII. yüzyıl oldu. Bunun kaynağı ise, Müslümanların egemenliğindeki Endülüs’tü. Endülüs’te birkaç Kabala Okulu vardı, örneğin haham Abulafia (1240-1292) tarafından yönetilen “Segovia Okulu”. Kabalanın başyapıtı, İspanyol/Endülüs Yahudi’si Madrid’in kuzey doğusunda, Guadateyara’daki “Guadalajara Okulu lideri Moşe Şem-Tov de Leon (1230-1306) tarafından derlenen Zohar’dı. “Derlenen” diyoruz, çünkü kitabı kendisinin yazmadığını, Talmud bilgini Şimon bar Yohay’ın…

  • Hülâgü Bağdat’ı alınca son Abbasi halifesinin bu dünyadan nasıl ayrıldığı tartışmalıdır. Bir rivayete göre Hülâgü, zengin halifeye, altınlarını teker teker yutturmuş ve bir diğer rivayete göre altınlarla dolu hâzineye kapatmış, yemek vermemiş. Altınların karın doyurmadığı tarihlerde yazılıdır. Sf. 315 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 315) kitabından birebir…

  • Tanrı’yı, güvensizler yarattılar. Peygamberler de güvensizdiler. İleriye atılmadılar. Hepsinde bir hicret var. Sf. 79 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 79) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tekrar devamla, Osmanlı’nın Arabize olması ve Ortodoks İslam’a sıkıca sarılması işte bu dönemdedir. Taassubun, Osmanlı mülkünü tarif etmesi de, bu tarihten başlamaktadır. Sf. 72 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 72) kitabından birebir alınmıştır.

  • Savcılar, Türkçe “peygamber” demektir, Tanrı’ya neden muhtaçtırlar; Tanrıları hep peygamberlerin kelamından tanıyoruz. Şüphesiz, bu kelamın, Tanrı katından indiğini, bizzat peygamberler söylüyorlar; müminler de hep “peygamberimiz efendimiz buyurdular ki” demektedirler. Kaldı ki, İslam’daki ünlü kelam gerçekten önemlidir; “la ilahe illallah” sözünde, ilk bölüm, “Allah yoktur” anlamındadır. İkinci bölüm ise “benimkinden gayri” demek oluyor ki, biz yine…

  • Orta Doğu’ya giriş, bir elde İbranîyet ve diğer elde İslamiyet tutmayı zorlamaktadır, Truman Doktrini ve baba-oğul Bush operasyonu da budur. Sf. 55 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 55) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tanrılar mı peygamberleri, yoksa peygamberler mi Tanrıları seçtiler; İnönü, Atatürk’e ve Lenin Marx’a ne kadar muhtaçtılar, sorabiliyorlar. Belki de peygamberler, Tanrısız, kendilerini güvende hissetmiyorlar. Sf. 23 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 23) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çünkü yalnızca Marx’ın sistemi değil, tümüyle bilim ile Tanrı birbirinin rakibidir. Tanrı, inananlar için, bir düzenleyicidir; bilim, Tariki İlim’e girenler için, bir doğada ve toplumdaki düzencilikleri arama ve bulma çabasıdır. Hem Tanrı’ya inanmanın ve hem de bilime güvenmenin mümkün olmayacağını düşünüyorum. Sf. 110 Alıntı; Bir Soran Olursa – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ağustos 1987 –…