Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: İsyan II – Yalçın Küçük

  • (Fahrettin Altay Paşa’nın anılarından alıntıdır;) “1882 yılında, Rusya’da, Yahudiler aleyhinde meydana gelen hare­kette kovulan, kaçan kültürlü ve zengin Yahudiler, barınacak bir yer aramışlar. İngilizlerin ricası üzerine Sultan Hamit bunların, Filistin’de boş yerleri satın alarak yerleşmelerine müsaade etmiştir.” Sf. 121 “Özellikle sahile yakın yerleri satın alarak kendilerine yurt edinen ve ziraatla uğraşmaya başlayan Yahudiler, ektiklerinden hiçbir…

  • Saygı’da uzaklaştırma ve sevgi’de ortaklık var; bazen, fark etmeden, “saygı ve sevgi” duymaktan söz ediliyor, imkânsızdır. Saygı, fazla olursa, “korku” ile beraberdir, her zaman sevgiyi yok et­mektedir ve ancak, sevgiyi disipline edebilmek için, bozmayacak ölçüde, saygı gereklidir. Çün­kü ortaklık, yakınlaşma yüklüdür. Sf. 109 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 109) kitabından…

  • Selanik Yahudi komünitesinden gelen Mehmet Cavit de İttihat ve Terakki’nin Maliye Nazırı olduğu zamandan beri, Londra finans çevrelerine ve Londra siyasetine bağlı birisi kabul edilmektedir. Yaklaştığı ülkelerin siyasetini izleyenleri tasfiye etmekse Kemal Paşa’nın siyasetteki üsluplarından biridir. Sf. 87 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 87) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şeyh Sait’in adına bağlanan başkaldırı ne ölçüde önceden biliniyorsa, İz­mir suikastı hazırlığı, çok daha fazla, güvenlik güçlerinin avucunun içinde gelişmiştir; sanıkların, kamu görevlilerinin, idamdan kurtulan Kazım Karabekir Paşa’nınki dâhil her türlü açıklaması bu yöndedir. Bu, böyle bir hazır­lığın olmadığı anlamında değil, hazırlık var; ancak, hazırlığın bir bölümü iç­ki masalarında yapılıyor ve diğerlerini de polis biliyordu.…

  • Nutuk’un, usta yazar ve Kemalist gazeteci Falih Rıfkı Atay ve Ben de Yazdım ciltlerinin ise (Celal Bayar’ın 8 ciltlik anıları) , bir ara sol romancı olarak tanınan ve benim faşizan olduğunu ileri sürdüğüm ve şu anda, MHP ve Ülkü Ocaklarının benimsediği, Kemal Tahir tarafından kaleme alındığı konusunda yaygın bir kanı var. Ancak kanıtlanmış olmaktan uzaktır.…

  • Bu da, Ankara’daki yeni önderliğin “defeatist” bir psikolojiye sahip olma­sıyla ilgilidir; aynı psikolojiyle Musul Eyaleti’nin de katılması halinde, yeni coğrafyanın yönetilemez olabileceği değerlendirmeleri de ihtimal dâhilindedir. Kemalizm’e yüklenen gerçekçilik felsefesini, “Ne kadar küçük olursa, o kadar kolay yönetilir” bakış açısı olarak da değerlendirmek gerekmektedir. Sf. 84 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 –…

  • Ankara Fransız kuvvetlerinin Kilikya’dan çekilmesinden kısa bir süre sonra 17 Mart 1922 tarihinde Revanduz’a bir Türk Kaymakam tayin ediyordu, bu, Musul’da hak iddia etmek anlamındadır. Ancak aynı Türkiye 22 Nisan 1923 tarihinde, Irak-Biritiş kuvvetlerinin baskısıyla en ufak bir mukavemet göstermeden Kaymakamını geri alıyordu; yerine bir Kürt Vali atanmıştır. Sf. 82 Alıntı; İsyan II – Yalçın…

  • The Times gazetesinin 17 Ağustos 1925 tarihli sayısında Kürt liderlerinin idamı­nın Musul’da çok olumsuz bir hava yarattığını haber verdiğini kaydetmektedir. Aslında bunun aksini beklemek şaşırtıcıdır; daha önce de işaret etmiş bulunu­yorum, Milletler Cemiyeti’nin Kürt Sorunuyla büyük ölçüde özdeşleşen “Mu­sul” raporuna, i’lerin noktasını koyduğu bir zamanda, hiçbir gerek yokken kırk idamı yapmanın böyle bir sonucu istemekle…

  • İstanbul Hükümeti, Türk tarafında bulunan esir bir İn­giliz generali aracılığıyla teslim olduğunu, Büyük Britanya tarafına bildirdi­ğinde, müttefiklerin Türkiye’yi teslim almak için hiç de acele etmediğini bili­yoruz; daha sonra 30 Ekim 1918 tarihinde Türkiye’yle silah bırakma anlaş­ması imzalanmıştır. Teslimiyet anlaşması imzalandığı zaman bile, Musul’un çok az bir bölümü İngiliz kuvvetlerinin eline geçmiş bulunuyordu; imzalanmasından sonra da,…

  • Şeyh Sait ve kırk arkadaşının, İstiklal Mahkemesi’nde neredeyse bir ay kadar kısa bir zamanda yargılanmalarının ardından, Milletler Cemiyeti’nin Kürt ağırlıklı olacağı belli Musul Raporu’nun açıklanmasından on beş gün önce asılmaları var. Sf. 61 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 61) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1891 yılında Sultan Hamit ta­rafından kurulan ve adına bağlanarak “Hamidiye Alayları” adını alan bu ku­ruluşlar, tümüyle Osmanlı Ermenistan’ındaki Ermenilerin canlarını ve mal­larını hedef alıyordu ve ikinci olarak da Türk-İran hududunu koruma misyonları vardı. Hamidiye Alayları, tümüyle Kürt aşiretlerinden oluşuyordu ve bunlardan alay komutanlarına “albay” rütbesi veriliyordu; Hamidiye Paşala­rı da bulunuyordu. Sf. 76 Profesör Lazarev, Hamidiye…

  • Elen köken­li, Türkiye’de yetişme Fransız yazar Yerasimo, Elenlerin “Yalnızca Irak man­dası işinin iç sorunlarını çözmek için gerekli zaman süresince Türk Ordusunu meşgul etmek” amacıyla. Büyük Britanya tarafından Anadolu’ya çıkarıl­dığından hiç kuşku duymamaktadır. Sf. 69 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 69) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türko-Mongol tarih geleneği için­de, 1923 ve 1924 yıllarında, Türkiye’de yerleşik Elen kökenli Hıristiyanları çıkarıp Selanik çevresinden Müslümanları ithal etmeyi açıklamak zordur; bizde emsaline rastlamıyoruz. Peki, “neden” ve bir sorudur. Ermenilerin, Türkiye aleyhine savaşa katılacakları, önemli bir gerekçeydi ve burada kesinlikle böy­le bir gerekçe yoktu. Kaldı ki öyle olsa bile, Elenlerin en çok savaşçı olabile­cekleri, İstanbul…

  • Bütün problemler tarihseldir. Ne yazık, tarihsel koşullar oluşmadan önce, hiçbir problemi formüle ede­miyoruz. Bunu tersinden de söyleyebiliriz, pek çok problemin formülasyonunda, “biz” değil, tarih daha aktif olmaktadır. Bunu, her zaman ve her koşulda insanoğlunun sınırsızlığı ve bu nedenle talihi sayamıyorum. Sf. 51 .. bizde, “ret” “anarşizm” ve “ütopya” damarlarının olmaması, büyük bir yetmezliktir. Bu damarların…

  • Sınıf ölçütünün çöktüğü bir çağdayız. Orta Çağ, sendromu güçlüdür.  Sf.44 Kuşkusuz, eski usul, sınıf tahlili yapanlarımız hâlâ var; dinleyici ve alıcı bulmakta çok zorlanıyorlar. Sf. 45 Buradan, egemen bakışın egemen sınıfın bakışı önermesine, yol almış olu­yoruz. Yönetimde tekeliyet ve rantlar işte bu zamanda göz önüne çıkmaktadır. Sürer mi; yönetilen sınıflar sürüleştirilirse, uzun sürmesi yolu açılmakta­dır.…

  • 27 Mayıs, Türkiye’nin dış politikasında Araplara, Shlaim’in kitabının baş­lığındaki sözcüklerle, “Demir Duvar” örülmeye başlandığı tarihtir. Bir de, Washington ile “ikili antlaşmalar” üzerinde çok yararlı açıklamalar yapmış olan 27 Mayısçıların, bu çok önemli İsrael gizli antlaşmasından hiç söz etme­meleri bir muamma izlenimi veriyor.  Sf. 40 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 40)…

  • Barlarda konsomatrisler vardı, adı üzerinde “hanım- tüketici” demektir, görevleri içir­mektir. Sf. 40 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 40) kitabından birebir alınmıştır.

  • “1960’ta, İsrail Genelkurmay Başkanı General Leskov, Türkiye’yi gizlice ziyaret etti ve Suriye’yle ilgili gizli planlar hazırladılar.” Sf. 35 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 35) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Tabii 1999’da, (herhalde 1994, yk) Tansu Çiller’in, 1996’da da Sü­leyman Demirel’in İsrael’e yaptıkları resmi ziyaretlerin çoğunda bulun­dum. Bayan Çiller, o zamanki Başbakan Rabin ve Peres’i çok şaşırttı. Kendisi, Türkiye-İsrail ilişkilerinin geleceği ve yapılabilecek işbirliği için o zaman çok ütopik görünen teklifler sundu. Herkes şaşırmıştı.” O sırada Dışişleri Bakanı olan Mümtaz Soysal, duyduğumuza göre o seyahatte…

  • Yahudiler, Türkiye ile Sovyetler Birliği’nin dost olmasını hiç istemediler. İsrael Türkiye’nin, Türkiye Kürtleri ile kardeş misali ve sulhâne yaşama­sını hep çıkarlarına aykırı buldu. Yahudilerin en sevmedikleri, Elenler oldu. İsrael’liler, en çok, Kürtleri kendilerine yakın gördüler. Kürtlerden, PKK’ye kin duyuyorlar; çünkü Türk solcularının arkasından, İsrail’e karşı, Filistin­lilerin yanında, savaştılar. İsrael, Türk solcularından ve PKK Kürtlerinden nefret…