Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: İttihat ve Terakki, Jöntürkler
-
Samsun’da, Antalya’da, Zonguldak’ta, Kayseri’de ve diğer yerlerde, konaklarından, gayrimenkullerinden, geniş çiftliklerinden çıkartılarak, ağlaya ağlaya ülke dışına gönderilen çok zengin Elenler’in, “Rum” diyoruz, yerlerini, Sabetayistler aldılar. Çok büyük bölümünün hiçbir belgesi yoktu; o kadar öyle ki sabetayistlerin bir bölümü, suiistimallere isyan ettiler. Sulhi Dönmezer’in eşinin kardeşi R. Tesal’ın anılarında bu isyanın raporlarını bulmak mümkündür. Araştırılırsa, diğerlerini…
-
Üç noktayı kaydedebilirim, birincisi, Ansiklopedi Judaica, Ermeni Jenosidini kabul etmiyor; “tehcir” girişine rastlamıyoruz. İkincisi, Ermeni netoyajı nedeniyle, hep Talat Paşa sorumlu tutuluyordu, Paşa ile ilgili olarak “çingene” tabirinin hiçbir dayanağı bulunmamaktadır. Paşa, politikada, her gün bir manevra ya da kılık ile çıkıyordu ve bu nedenle “çingene” sözünü layık gördüler. Politik bir yakıştırma idi, taraftarları da…
-
Tarihi olayları bir tarafa atarak ortaya çıkardığı insanlar açısından, 1905-1925 harikadır ve ama “tarih” olarak da, burada, 1905 Rus, 1909 Jön-Türk, Çin, İran, Meksika Burjuva-Devrimleri ile Rus Sosyalist Devrimi ve Türk Burjuva-Demokrat Devrimi de var. Sf. 59 Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 59) kitabından birebir…
-
Çünkü Altmışlı yıllarda, 1967 yılında, “Altı-Gün Savaşı” var; Judaik Ansiklopedi, “turning point” olarak nitelemektedir. Ben, İsrael Devletinin gerçek kuruluşu olarak görüyorum. O tarihe kadar, yaşayabileceği tartışmalıydı; dünyanın her tarafındaki Yahudiler, bulundukları yerlerdeki devletlere sadıktılar ve eninde-sonunda Amerika’da olmak ve yükselmek istiyorlardı. Filistin’de olanları bir keşif kolu veya bir sınır karakolu olarak gördüklerini artık görüyoruz. Türkiye’deki…
-
İki noktayı artık düşünüyorum; birincisi, Ermeniler, başlarına gelenlerden İbraniler’i sorumlu tutuyorlar. Sf. 59 Alıntı; Tekelistan I (İsimlerin İbranileştirilmesi) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 2. Basım Kasım 2006 – Sf. 59) kitabından birebir alınmıştır.
-
Ne hoş ve belki de çok acıdır; tarihimizi yazıyoruz ve Cemal Paşa’yı anlatıyoruz, amma Nili’den söz edemiyoruz; hâlbuki hem Osmanlı Devleti’nin yıkılmasında ve hem de İsrael Devleti’nin kurulmasında çok önemlidir. Sf. 53 Aaron Aaronsohn, Cemal Paşa’nın karargâhındaydı, çok güvendiğini biliyoruz; aslında, Nili’yi, Aaronsohn ailesinin örgütü de sayabiliriz. İçlerinde yakalananlardan en yürekli çıkan Sarah Aaronsohn’dur. Sf.…
-
Çok eskiden beri var, Mısır’dan çıkışa da “aliye” deniyor, Erez İsrael’e uçmak anlamındadır. Kelime anlamı, asansiyon veya yükseğe çıkış’tır; hava şirketi “el-al” adında da var, bu şirket de, “yükseğe doğru” çıkmayı kastetmektedir. Sf. 49 En büyük aliyeler, Sultan Hamid zamanında ve izleyen Jön Türk iktidarındadır. Jön Türk ayrı, Sultan Hamid’in, Siyonistlerle mücadele ettiği, tam bir…
-
O vakte kadar umumi meclisler ve seçilen encümen azaları Van, Bitlis vilayetlerinde yarı müslim yarı gayrimüslim olacaktır. Erzurum vilayetinde nüfus sayımı bir sene içinde yapılmadığı takdirde umumi meclisler azaları yukarda bahsedildiği gibi eşitlik esası üzerine seçilecektir. Sf. 393 Alıntı; Hatırat (Bahriye Nâzırı ve 4. Ordu Kumandanı) – Cemal Paşa, (Yayına Hazırlayan; Metin Martı, Arma Yayınları,…
-
Biz istiyorduk ki, bu iki Doğu Anadolu umumi müfettişliğini İngilizlere verelim ve bu sayede Rus entrikasından kurtulalım. Binaenaleyh bize böyle iki memur verip veremeyeceğini Sir Edward Grey’den öğrenmesini yazdığımız Londra sefiri Tevfik Paşa, İngilizler’in bu fikre pek mütemayil (meyilli, eğilimli) oldukları cevabını verdiğinden Sadrazam Paşa derhal resmen müracaat etti. Bu teklif İngiltere hükümeti tarafından kabul…
-
Osmanlı hükümetinin Doğu Anadolu vilayetlerinden bir buçuk milyon kadar Ermeni naklettirmiş olduğu ve bunlardan altı yüz bin kadarının yollarda kısmen öldürülmüş ve kısmen de açlık ve sefaletten ölmüş olduklarını kabul edelim. Fakat Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis vilayetlerinin Ruslar tarafından istilası sırasında oralarda oturan Türk ve Kültlerden acaba ne kadarı Ermeniler tarafından en barbarca cinayetlerle…
-
Nakil ve tehcir sırasında meydana gelen vakaların sebebine gelince: Bunu yukarda açıkladığım Kürt ve Türk unsurlarıyla Ermeni unsuru arasında altmış – yetmiş seneden beri devam edegelen düşmanlık hissine atfetmek zaruridir. Asırlardan beri bir arada yaşayan bu üç milleti yekdiğerine can düşmanı yapan Moskof siyasetinin Allah belasını versin. 1915 tehciri esnasında yapıldığını duyduğum cinayetler cidden nefrete…
-
Anadolu Ermenilerinin tehcirinden sonra Adana ve Halep Ermenilerinin de tehciri emri mülki memurlara verildiği zaman ben buna da muhalif bulundum. Bu muameleye lüzum görmediğimi ve bu halin 4. Ordu mıntıkasının iktisadi ve zirai şartlarına kötü tesir yapacağını uzun uzadıya İstanbul’a bildirdim. Fakat mülki memurlara verilmiş olan emirlere karışmayarak yalnız onlara yardım etmekliğim ihtar edildiği için…
-
Yalnız günün birinde Dâhiliye Nezaretinden vilayetlere tebliğ olunan bir muvakkat kanun (geçici kanun yani kanun hükmünde kararname) gereğince Ermeniler’in Mezopotamya’ya nakledilerek harbin nihayetine kadar orada oturacaklarını öğrendim. Başkumandanlık vekâletinden de, mülki memurlar vasıtasıyla idare edilecek olan bu tehcir sırasında ordu mıntıkasından geçecek Ermenilere bir tecavüz yapılmasına meydan verilmemesi tebliğ olunuyordu. Bundan başka hiçbir şeyden haberim…
-
İstanbul’da İttihat ve Terakki erkânıyla taraftarlarının hepsinin ortadan kaldırılması maksadıyla yapılan 31 Mart vakasının cereyanı sırasında Adana vilayetlerinde de Türklerle Ermeniler arasında büyük bir katliam baş göstermişti. 1909 senesi Ağustos ortalarında Adana valiliğine tayin olunduğum için Osmanlı meşrutiyet tarihinin en elim vakalarından biri olan bu katliamın psikolojik sebeplerini benim kadar tetkik etmiş kimse yoktur…
-
1909 senesi Ocak ayı esnasında Hüseyin Hilmi Paşa kabinesi İttihat ve Terakki Cemiyetinin tesiriyle Doğu Anadolu vilayetlerinde Ermenilerle Kürtler ve Türkler arasındaki arazi ihtilaflarını halletmek için mezkûr (sözü edilen) vilayetlere bir teftiş heyeti göndermeğe karar vermişti. Teftiş heyeti reisliğine ayan (padişahın seçtiği vekillerden oluşan meclis) azasından adliye müfettişi Galip Bey tayin edilmiş ve yanına iki…
-
1908 senesi ağustosunda İstanbul’da görüştüğüm Taşnaksutyun reislerinden Malumyan Efendi (Agnoni) Ermenilerin maruz olduğu bu Rus tehlikesinden bizzat bana bir kaç defalar bahsetmişlerdi. Fakat Ermeni ihtilal komitelerinden sayılan Hınçakist ve Hınçakist reforme gibi reisleriyle fertlerinden birçokları Rusya’ya satılmış olan komiteler, Türk komitelerine katiyen yanaşmıyorlar ve Rusya’nın himayesi altında bir Ermenistan teşkil etmek fikrini programlarına prensip olarak…
-
Biz Ermenileri ve alelhusus onların ihtilalcilerini Rumlardan, Bulgarlardan daha ziyade severiz. Çünkü onlar diğer iki unsurdan daha ziyade mert ve kahramandırlar. İkiyüzlülük bilmezler. Dostluklarına sadık, düşmanlıklarına kavidirler. Hususiyle bizim imanımız vardır ki Ermeni unsuruyla Türk unsuru arasındaki düşmanlığın başlıca sebebi Rusya siyasetidir. Sf. 339 Ne Anadolu’da, ne Rumeli’de ne de İstanbul’da hiçbir Ermeni, yoktu ki,…
-
1915 senesi kânunusanisinin (Ocak ayının) üçüncü veya dördüncü günü Kudüs’e geldiğim sırada, ziyaretime gelen müttefik ve tarafsız konsoloslar, bana bir kitap göndererek bu kitabın içindekilerden dolayı İslam olmayan bütün unsurlar arasında büyük korku ve heyecan uyandığını ve herkes akşama sabaha İslamlar tarafından Hıristiyanlar aleyhine bir katliama başlanacağı ihtimalinden ürktüğünü beyan etmişlerdi. Kitabı okudum. Hükümetçe ilan…
-
En evvel Posta ve Telgraf Nazırı Oskan Efendi söz isteyerek kendisi esas itibarıyla muharebelerin (savaşların) aleyhtarı olduğundan, Osmanlı hükümetinin harbe girmesini tasvip eden (kabul eden) bir kararnameye imza koyamayacağını ve bu itibarla nezaretinden (bakanlığından) istifaya mecbur olduğunu ve şu kadar ki, şayet Posta ve Telgraf Nezareti Umum müdürlük haline getirilecek olursa, umum müdür sıfatıyla bu…
-
Binaenaleyh Bahriye Nezaretine benim nakledilmekliğim, Sadrazam Paşa ile Enver Paşa ve Talat Bey arasında kararlaştırılarak benimle yer değiştirmeye muvafakat etmesi Mahmut Paşa’ya teklif edilmiş ve müşarünileyh (İşaret edilen kişi, söz konusu kişi) de bu teklifi kabul etmişti. İşte bu mukarrerat (kararlaştırmalar) neticesinde Bahriye Nezaretini deruhte ettim (görevini üstlendim). Sf. 90 O zaman İngiliz ve Fransız…