Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: İttihat ve Terakki, Jöntürkler

  • Hafız Hakkı Paşa Yazıyor; 8/9 Teşrinisani gece saat 10.30 (21/22 Kasım 1914) Akdeniz vapuruyla daha yirmi bin mermi yarın Trabzon’a varıyor. Böyle müsait vaziyette tebdil-i mevziden vazgeçerek 30. Fırkayı ileriye celp etmenizi (yönlendirmemizi) ve Ruslara karşı cepheden yürümekten ise fâik (üstün) kuvvetlerle yandan taarruz etmenizi daha münasip (uygun) görüyorum. Sf. 77 Alıntı; Hafız Hakkı Paşa’nın…

  • Hafız Hakkı Paşa Yazıyor; 8/9 Teşrinisani gece saat 10.30 (21/22 Kasım 1914) Tam yatmış idim, Talât Bey telefonu çaldı. Haydi, Enver’in evine! Yaver Kâzım’a sordum: “Nedir? Ne var?”. Hasan İzzet Paşa’dan bir telgraf, Köprüköy şarkına çekiliyor. Çünki, ancak iki günlük topçu cephanesi var. Millî ve askerî sağlam bir terbiye daha tesis edemediğinden bizde ric’at (savaşta…

  • Şerif Bey (Köprülü Şerif İlden) anlatıyor; Hasan İzzet Paşa, kış aylarında yapılacak olan böyle bir harekâta karşı çıkan ve Enver Paşa’nın “Eğer hocam olmasa idiniz sizi idam ettirirdim” dediği iddia edilen ve sağlık sebepleri gerekçesi ile görevinden alınıp Avusturya-Macaristan Ordusu nezdine Osmanlı Ordusu Askerî Murahhası (özel delegesi) tayin edilen kumandandır. Ama harekâttan önceki uyanlarına, meselâ…

  • Şerif Bey (Köprülü Şerif İlden) anlatıyor; “Bu akıbetin (1. Dünya savaşının kötü sonucu) bütün mes’uliyeti (sorumluluğu)  de bittabiî dünya ve ahirette âmillerine (yapanlarına) teveccüh eder (yönelir). Ne Enver başkumandan olabilirdi, ne de Hafız Hakkı merhum kolorduya kumanda edebilirdi. Her ikisinin, muvaffakiyetli bir surette (başarılı bir şekilde) esnâ-yı harpte (savaş sırasında) tabur ve alay kumandanlığını başa…

  • Şerif Bey (Köprülü Şerif İlden) anlatıyor; “Velhâsıl Enver dar idrakli (algılı) bir muannid (inat), Hafız Hakkı geniş havsalalı (kavrayışlı) bir lâkayıd (kayıtsız adam) idi. Bu hassaların (özelliklerin) her ikisi de devlet işlerinde bir nâkısa-i dimâğiyye (akıl eksikliği), birer maraz (hastalık, arıza) değil midir? İşte 330’da (1914’te) orduların mukadderatı, bîhasebi’t-takdîr şu iki marizin (takdir edilmeyen şu…

  • Şerif Bey (Köprülü Şerif İlden) anlatıyor; “Enver çocukluğundan beri azimkâr ve muannid (inat) bir tabiat­ta idi; hilkatinde (yaratılışında) hakperestlik (adil olmak) ve insaf fazileti pek azdır. Terbiye-i fikriyesi (düşünce eğitimi) için okuduğu âsârı (eserleri) – İlmî, askerî, felsefi ne olursa olsun- kendi düşüncesine uydurarak anlardı. Çünki nefsine iti­madı (kendine güveni) çok idi. Hiçbir gün “Acaba…

  • Samsun’da, Antalya’da, Zonguldak’ta, Kayseri’de ve diğer yerlerde, konaklarından, gayrimenkullerinden, geniş çiftliklerinden çıkartılarak, ağlaya ağlaya ülke dışına gönderilen çok zengin Elenler’in, “Rum” diyoruz, yerlerini, Sabetayistler aldılar. Çok büyük bölümünün hiçbir belgesi yoktu; o kadar öyle ki sabetayistlerin bir bölümü, suiistimallere isyan ettiler. Sulhi Dönmezer’in eşinin kardeşi R. Tesal’ın anılarında bu isyanın raporlarını bulmak mümkündür. Araştırılırsa, diğerlerini…

  • Üç noktayı kaydedebilirim, birincisi, Ansiklopedi Judaica, Ermeni Jenosidini kabul etmiyor; “tehcir” girişine rastlamıyoruz. İkincisi, Ermeni netoyajı nedeniyle, hep Talat Paşa sorumlu tutuluyordu, Paşa ile ilgili olarak “çingene” tabirinin hiçbir dayanağı bulunmamaktadır. Paşa, politikada, her gün bir manevra ya da kılık ile çıkıyordu ve bu nedenle “çingene” sözünü layık gördüler. Politik bir yakıştırma idi, taraftarları da…

  • Tarihi olayları bir tarafa atarak ortaya çıkardığı insanlar açısından, 1905-1925 harikadır ve ama “tarih” olarak da, burada, 1905 Rus, 1909 Jön-Türk, Çin, İran, Meksika Burjuva-Devrimleri ile Rus Sosyalist Devrimi ve Türk Burjuva-Demokrat Devrimi de var. Sf. 59 Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 59) kitabından birebir…

  • Çünkü Altmışlı yıllarda, 1967 yılında, “Altı-Gün Savaşı” var; Judaik Ansiklopedi, “turning point” olarak nitelemektedir. Ben, İsrael Devletinin gerçek kuruluşu olarak görüyorum. O tarihe kadar, yaşayabileceği tartışmalıydı; dünyanın her tarafındaki Yahudiler, bulundukları yerlerdeki devletlere sadıktılar ve eninde-sonunda Amerika’da olmak ve yükselmek istiyorlardı. Filistin’de olanları bir keşif kolu veya bir sınır karakolu olarak gördüklerini artık görüyoruz. Türkiye’deki…

  • İki noktayı artık düşünüyorum; birincisi, Ermeniler, başlarına gelenlerden İbraniler’i sorumlu tutuyorlar. Sf. 59 Alıntı;  Tekelistan I (İsimlerin İbranileştirilmesi) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 2. Basım Kasım 2006 – Sf. 59) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ne hoş ve belki de çok acıdır; tarihimizi yazıyoruz ve Cemal Paşa’yı anlatıyoruz, amma Nili’den söz edemiyoruz; hâlbuki hem Osmanlı Devleti’nin yıkılmasında ve hem de İsrael Devleti’nin kurulmasında çok önemlidir. Sf. 53 Aaron Aaronsohn, Cemal Paşa’nın karargâhındaydı, çok güvendiğini biliyoruz; aslında, Nili’yi, Aaronsohn ailesinin örgütü de sayabiliriz. İçlerinde yakalananlardan en yürekli çıkan Sarah Aaronsohn’dur. Sf.…

  • Çok eskiden beri var, Mısır’dan çıkışa da “aliye” deniyor, Erez İsrael’e uçmak anlamındadır. Kelime anlamı, asansiyon veya yükseğe çıkış’tır; hava şirketi “el-al” adında da var, bu şirket de, “yükseğe doğru” çıkmayı kastetmektedir. Sf. 49 En büyük aliyeler, Sultan Hamid zamanında ve izleyen Jön Türk iktidarındadır. Jön Türk ayrı, Sultan Hamid’in, Siyonistlerle mücadele ettiği, tam bir…

  • O vakte kadar umumi meclisler ve seçilen encümen azaları Van, Bitlis vilayetlerinde yarı müslim yarı gayrimüslim olacaktır. Erzurum vilayetinde nüfus sayımı bir sene içinde yapılmadığı takdirde umumi meclisler azaları yukarda bahsedildiği gibi eşitlik esası üzerine seçilecektir. Sf. 393 Alıntı; Hatırat (Bahriye Nâzırı ve 4. Ordu Kumandanı) – Cemal Paşa, (Yayına Hazırlayan; Metin Martı, Arma Yayınları,…

  • Biz istiyorduk ki, bu iki Doğu Anadolu umumi müfettişliğini İngilizlere verelim ve bu sayede Rus entrikasından kurtulalım. Binaenaleyh bize böyle iki memur verip veremeyeceğini Sir Edward Grey’den öğrenmesini yazdığımız Londra sefiri Tevfik Paşa, İngilizler’in bu fikre pek mütemayil (meyilli, eğilimli) oldukları cevabını verdiğinden Sadrazam Paşa derhal resmen müracaat etti. Bu teklif İngiltere hükümeti tarafından kabul…

  • Osmanlı hükümetinin Doğu Anadolu vilayetlerinden bir buçuk milyon kadar Ermeni naklettirmiş olduğu ve bunlardan altı yüz bin kadarının yollarda kısmen öldürülmüş ve kısmen de açlık ve sefaletten ölmüş olduklarını kabul edelim. Fakat Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis vilayetlerinin Ruslar tarafından istilası sırasında oralarda oturan Türk ve Kültlerden acaba ne kadarı Ermeniler tarafından en barbarca cinayetlerle…

  • Nakil ve tehcir sırasında meydana gelen vakaların sebebine gelince: Bunu yukarda açıkladığım Kürt ve Türk unsurlarıyla Ermeni unsuru arasında altmış – yetmiş seneden beri devam edegelen düşmanlık hissine atfetmek zaruridir. Asırlardan beri bir arada yaşayan bu üç milleti yekdiğerine can düşmanı yapan Moskof siyasetinin Allah belasını versin. 1915 tehciri esnasında yapıldığını duyduğum cinayetler cidden nefrete…

  • Anadolu Ermenilerinin tehcirinden sonra Adana ve Halep Ermenilerinin de tehciri emri mülki memurlara verildiği zaman ben buna da muhalif bulundum. Bu muameleye lüzum görmediğimi ve bu halin 4. Ordu mıntıkasının iktisadi ve zirai şartlarına kötü tesir yapacağını uzun uzadıya İstanbul’a bildirdim. Fakat mülki memurlara verilmiş olan emirlere karışmayarak yalnız onlara yardım etmekliğim ihtar edildiği için…

  • Yalnız günün birinde Dâhiliye Nezaretinden vilayetlere tebliğ olunan bir muvakkat kanun (geçici kanun yani kanun hükmünde kararname) gereğince Ermeniler’in Mezopotamya’ya nakledilerek harbin nihayetine kadar orada oturacaklarını öğrendim. Başkumandanlık vekâletinden de, mülki memurlar vasıtasıyla idare edilecek olan bu tehcir sırasında ordu mıntıkasından geçecek Ermenilere bir tecavüz yapılmasına meydan verilmemesi tebliğ olunuyordu. Bundan başka hiçbir şeyden haberim…

  • İstanbul’da İttihat ve Terakki erkânıyla taraftarlarının hepsinin ortadan kaldırılması maksadıyla yapılan 31 Mart vakasının cereyanı sırasında Adana vilayetlerinde de Türklerle Ermeniler arasında büyük bir katliam baş göstermişti.   1909 senesi Ağustos ortalarında Adana valiliğine tayin olunduğum için Osmanlı meşrutiyet tarihinin en elim vakalarından biri olan bu katliamın psikolojik sebeplerini benim kadar tetkik etmiş kimse yoktur…