Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Kıbrıs

  • İlk talep ve hedefler tamamen dumanlıydı: İlhak, taksim vb. Birtakım gelişmelerden sonra taraflar, başında nihayet, Kıbrıs’ta tarafsız bir Cumhuriyet kurmakta, prensip anlaşmasına varırlar. Bu karara uymakta, karşı tarafın ciddî bir inanışla taahhüde girmediğini, o gün gibi, bugün de ifade etmek mümkündür. Yunanlılarla Kıbrıs Rumlarının, artık vaktin geldiğine karar verdikleri anda, Kıbrıs’ın Yunanistan’a ilhakını (Enosis) ilân…

  • İşte bu Kıbrıs davasına bağlanacaktır ki, 6 Eylül 1955’te, o güne kadar pek de adı duyulmayan “İs­tanbul Ekspres” gazetesi, Selanik’te Atatürk’ün doğduğu eve bir bomba atıldığı haberini heyecan uyarıcı manşetlerle yaydı. Evet, bu evin bahçesinde bir bomba patlamış, eve zararı dokunmamıştı. Bu olayın gerçek yönü ise, hiç bir zaman aydınlanamadı. Hatta Binadaki Türk Bekçi ile…

  • Kuşkusuz, darbenin lideri Orgeneral Tağmaç ve daha sonra yerine geçen ve Kıbrıs Savaşı’nda Genelkurmay Başkanı olan Orgeneral Semih Sancar da Sabatayisttiler. 12. Mart 1971 Darbesinin ilk Başbakanı, Güneş’in akrabası, Nihat Erim de ve üçüncü Başbakanı Naim Talu da Sabatayist ailelerden geliyorlardı; ortadaki Başbakan, Vanlı Ferit Melen’in bir Kürt – Yahudi kökenli olup olmadığı araştırmaya değer…

  • Bütün yayını bir “Palikarya” (Yunan askeri) ve “Kıbrıs Türk’tür” edebiyatına dayanmıştır; 6 – 7 Eylül 1955 yağmacılığında Hürriyet Gazetesi çalışanlarının sanık olarak yargılanması sadece göstergelerden birisi olmaktadır. Bu büyük yağmacılıkta, pek çok “gayrimüslim” işyeri ve ev yağmalanırken, hiçbir Yahudi yurttaşımızın malına ve mülküne dokunulmamış olması hem sevindirici ve hem de düşündürücüdür. Sf. 290 Alıntı: Tekeliyet…

  • Ayrıca, Kıbrıs Savaşına da katıldım, bu Teşkilatın (Türk Mukavemet Teşkilatı) zaman zaman, “Rumlar” yerine Denktaş Muhalifleriyle ve solcu öğretmenlerle mücadele ettiğini de biliyorum, savaş, bir liderlik realizasyonu ve bir araştırma alanıdır. Alıntı: Tekeliyet I (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 279) kitabından birebir alınmıştır.

  • Araştırmacı Ahmet An şunları yazmaktadır; “1964 yılında Erenköy’de bulunduğu sırada, oradaki öğrencilere kendisinin Türkiye Genelkurmayına bağlı olduğunu söylemiş olan,.. Rauf Denktaş’ın; Genelkurmay Başkanlığında ise Denktaş’ın bağlı olduğu Daire’nin eski adıyla, “Özel Harp Dairesi” ve şimdiki adıyla, “Özel Kuvvetler Komutanlığı” olduğu.. Alıntı: Tekeliyet 1 (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 277) kitabından…

  • 1962-1967 arasında TMT (Türk Mukavemet Teşkilâtı) nın başkanı, büyük hizmetleri oluyor, Çeçen. Kıbrıs Türkleri üzerinde çok büyük bir korku yarattığını biliyoruz. “Bir mücahidin sakınca yaratacak disiplinsizliğini ağır biçimde cezalandırınca geri çekildi ve Generalliğe yükseltildi.” Bayraktar Soygun’dan yakınmalar çok daha kapsamlıdır. Bunları burada ele almak istemiyorum. Alıntı: Tekeliyet I (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı…

  • Ambasadör Girgin şu bilgileri eklemektedir; “Bu bir nefsi müdafaa teşkilâtıydı. Sonraları işler büyüyünce Menderes’in onayı ve Zorlu’nun isteği ile bütün adada kolları olan TMT (Türk Mukavemet Teşkilâtı) kuruldu. Başına da Türk Albay özel harpçi Rıza Vuruşkan getirildi. Onun unvanı “Bayraktar”dır ve diğer kentlerdeki şeflere de “Serdar” denilmekteydi. Sf. 274 Dr. Fazıl Küçük “1957 yılında EOKA’nın…

  • Denktaş, çeşitli bağlantıları nedeni ile Washington’ın 1974 yılı çıkartmasına karşı çıkacağını sanıyordu; yanılmıştır. Sf. 264 Denktaş, Baf’ta doğmuştur, tarihin eski zamanlarından itibaren Baf’ta güçlü bir Yahudi Cemaati vardı, o kadar öyle ki, Havari Paul, İsevî yolu anlatmak için Baf’a da gitmişti, önceleri İsa yoluna sadece Yahudiler çağırılıyordu, Baf’ta bir Sinagogda konuşmuştu ve Sinagog olduğuna işaret…

  • Kissinger’ın anılarında, Kıbrıs Savaşından nerede ise hiç söz etmemesi de düşündürücüdür. .. Savaş döneminin Enerji Bakanı Kâmuran İnan, “Bütün bunları zabıtlardan kendi gözlerimle okudum” sözleriyle bizi teyit ederek, Kıbrıs Çıkartmasını, Kissinger’ın özendirdiğini ve her adımda tahrik ettiğini ortaya koymaktadır; her hangi bir kuşku kaldığını sanmıyorum. Sf. 261 Alıntı: Tekeliyet I (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları…

  • 1950’li yılların sonlarına doğru, Londra, Çift Enosis denilen Ada’nın Paylaşılması Projesini ortaya koymuştu ve sonra bir ara Filistin için düşündüklerine benzer Ortak Cumhuriyet Planına döndüler. Alıntı: Tekeliyet I (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 259) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kıbrıs’ın şahin Türk lideri Rauf Denktaş’ın Türkiye’nin askerî müdahalesine karşı olması, ilk bakışta, şaşırtıcı görünebilir; Yalnız değil, o zamanlar eski Başbakan Süleyman Demirel ise daha ileride, şiddetle önlemeye çalışıyordu, “biz cihan devleti değiliz ki, üstelik yalnız başımıza yapamayız.” Diye bağırıyordu. Amerika’sız olmaz, anlamında konuşuyordu. .. Hâlbuki o sırada Başbakan Ecevit’ti ellili yıllarda bir staj için…

  • Kissinger’ın Sovyetler Birliğini Orta Doğu’dan atma siyaseti, Kennedy’nin daha 1960 yıllarının başında fark ettiği ve İsrail ve Dünya Yahudiliğinin 1967 savaşından sonra temel politik yönelimi olan çizgiye uygundur. Yalnız, bu direktifin, artık kendisini bağlantısız sayan ve Kıbrıs Komünist Partisi AKEL ile harmoni içinde çalışan Makarios’un Kıbrıs Cumhurbaşkanlığı sürdüğü müddetçe, realize edilebilmesi belli ki zordur; bu…

  • Yahudilerin en fazla husumet duydukları kavim, Elenler’dir. Kıbrıs’ın bir “milli dava” hâline getirilmesi de Sedat Simavi’nin (Hürriyetin kurucusu) marifetidir. Sf. 245 Kurtuluş Savaşı yıllarında bir Yunanlı Esir anlatıyor; “Sabahleyin 5.000 esir toplandık, Türk mahallesinden geçiyorduk, Yahudilerinkinden de geçtik. Yahudiler bize Türklerinkinden de kötü davrandı.” Diyor. Sf. 246 6 – 7 Eylül olayları da Hürriyet Gazetesinin…

  • Amerika Dışişleri Bakanlığı’nın 1950’li yılların sonunda, Kıbrıs’ın bölünmesi için taraflara plan sunduğu biliniyor; “Çifte Enosis” adı veriliyordu. Alıntı: Tekeliyet I (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 242) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kıbrıs’ı Osmanlının elinden alan Disraeli hem bir emperyalist hem de Yahudi şovenisti idi. Alıntı: Tekeliyet I (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 234) kitabından birebir alınmıştır.

  • Nasi, Sicilya şaraplarının tekeline sahipti ve Sakız ve Kıbrıs’ta bütün bağları kontrolüne almıştı. Bazı kaynaklara inanacak olursak, Osmanlı Sultanları tarafından Müslümanların şarap içmesinin yasaklanması, karaborsada kârı yükseltmek amacı güdüyordu. Alıntı: Tekeliyet I (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 229) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kıbrıs Türkler tarafından alınmadan önce de önemli bir Yahudi nüfusu barındırıyordu. Selim’in Nasi’ye “Eğer dileklerim gerçekleşirse Kıbrıs Kralı olacaksın” dediğini biliyoruz. Nasi, İstanbul’daki savaş Partisinin yanındaydı ve Kıbrıs’ın fethinin mimarıdır. Alıntı: Tekeliyet I (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 228) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2004): Sokullu Mehmet Paşa, Nasi’nin Kıbrıs…

  • Yasef Nasi, koyu bir Hristiyan ve Venedik düşmanıydı; hakkında yazılanlardan çıkardığımıza göre, bir erken gelmiş Herzel idi, Siyonizm’in kurucusu anlamındadır ve her zaman Herzel ile karşılaştırılmaktadır. Alıntı: Tekeliyet I (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 227) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkiye solu Denktaş’ı hep “emperyalistlerin adamı” olarak nitelendirmiştir; hem savaş sırasında ve hem sonrasında, “Denktaş gitmeden Kıbrıs’a özgürlük ve refah gelmez” görüşü, yetmişli yıllar Ecevit Hükümeti bakanlarının ortak düşüncesiydi. Ecevit Hükümeti’nde Dışişleri Bakanı, Dektaş’ın yerine lider aradıklarını ve hazırladıklarını, bana, pek çok kez söylemiştir. Bulunamadı mı, yoksa görüş mü değiştirildi, soru ortadadır. Araştırmacı Ahmet An…