Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük

  • Ekonomiyi piyasa mekanizmalarına bırakmaya doktriner nedenlerle karşı çıkmıyorum. Bu, var. Ancak bundan daha önemlisi, kontrol etmemeyi, insanlığa bir hakaret sayıyorum. Ekonomik yaşamı, insanoğlunun iradesi dışında düzenlemeyi, insanlığın yüz karası sayıyorum. Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 273) kitabından birebir alınmıştır.

  • Zamanın ölçüsünü ise dünyanın güneş etrafındaki hareketine göre ayarlamayı da bir türlü kabul edemiyorum. Bu nedenle bir yerde, güneş ışınlarının dünyaya gelişinin engellendiği zamanda, bir yapay uydu ile bu ışınları dünyaya yansıtmayı hayal ettiğimi yazdığımı hatırlıyorum. Böylece insanlığı çok basit ve kaba bir zaman ölçüsünden kurtarmış olabileceğimizi düşünüyorum. Sf. 273 Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler –…

  • Sözlük anlamı ölümle yüz yüze. Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 305) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hücreden uzaya çıkmanın yolunu buldum: Açlık. Teorik aklı işletmenin tek yolu, aklı, duyuların bozucu etkisinden özgürleştirmektir. Dervişlerin, inzivada, yemeği ve içmeyi kesmeleri, felsefi bir ihtiyaçtan kaynaklanıyor. Sf. 273 Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 273) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1979’daki Tahran ABD Büyükelçiliği baskını sonucu, Tahran Büyükelçiliğinde bulunan belgeler, Moskova’nın aksine Washington’ın Kürt sorununa çok yakın ilgi duyduğunu gösteriyor. Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 282) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bütün dillerdeki “salari” sözcüğü, maaş, “salt” ve tuz sözcüğünden çıkıyor. İnanılır gelmeyebilir; bir zamanlar insan bütçesinde tuz o kadar önemliydi ki, Avrupa’ya yine Suriye üzerinden gönderiliyordu, insanlara maaş değil “tuzluk” ödeniyordu. Özellikle kamu görevlilerine, belli bir günde, tuz almaları için bir ödeme yapılıyordu; buna “tuzluk” ya da maaş deniliyor. Sf. 258, 259 Alıntı; Kürtler Üzerine…

  • Arabesk, yüzeysel izlenimlerin inatçı tekrarı anlamına geliyor. Estetiğin çölün tekdüzeliğini tekrarından kaynaklanan bir yanı var. Bir yanı ise İslam’ın süsleme sanatında motifleri son derece sınırlamış olmasıdır. Arabesk, estetik, çok az motifi inatla ve bıktıran ölçüde tekrarlamaya dayanıyor. Bugünkü “arabesk müzik” de, derine inemeyen acıların yüksek haykırışlarla tekrarlanması demek oluyor. Geriye iki nokta var. Bir; bu…

  • En çok, yapılan işin insanı değiştirdiği ve insanın yüzüne yansıdığı yolundaki düşüncemin doğrulanmasına seviniyordum. Çünkü benim gördüklerim diğerlerine benzemiyordu. Yoksul köylü genci, karşılaşabileceğini rüyasında bile görmediği soru ve sorunlarla boğuşuyordu. Apo, onlara, kendisinin de bilmediklerini öğretiyordu. Galiba en çok da öğrettiğini sandığı bir zamanda öğreniyordu. En çok eylemli öğrenmenin insanı değiştirmesini gördüm. Sf. 262 Alıntı;…

  • Yalçın Küçük; “-1. Mayıs 1987 yılında yapılan 1 Mayıs toplantısının açılış konuşmasında  amacımızın  “Doğu Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği olduğunu açıkladım, yayımlandı. Bunu duydunuz mu?”     Abdullah Öcalan; “-Duymadım. Terim yerindedir. Biz ülkemizde demokratik başlangıçlı, kısa sürede sosyalizme ulaşan bir halk cumhuriyetinden yanayız.  Mücadelemiz Türk halkının da bu mücadelenin çok iyi bir yerinde yer almasını sağlayacaktır. Gerçekten halkların…

  • Doğru, insanı en çok kendisi için üzülenler üzüyor. Nezaretçi polisleri de düşünüyorum. Benim için çok üzülüyorlar. Beni en çok benim için üzülenler üzüyor. Dayanamıyorum. Üzülmemeleri için ikna etmeye çalışıyorum. Nasıl? “Dervişler var, bilir misin?” Gerçekten de biz Doğulu insanların derviş geleneği var. Biz Doğu insanlarının derviş geleneği bilincine en çok Einstein’in varmış olması bir rastlantı…

  • 3 Eylül 1989’da Sokak Dergisindeki röportaj..  Soru; “Abdullah Öcalan’ın sizce niyeti ne?”  Yalçın Küçük; “Kampa gidip bu mülakatı yapıncaya kadar, ayrı bir devlet kurmak istediğinden hiç kuşkum yoktu. Ancak şu anda en çok istediği, kendisini kanıtlamak ve Kürtlerin ayrı olduğunu kabul ettirmek.” Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990…

  • “ABD’nin söylediği “Kürt meselesine evet, PKK’ya hayır” PKK içinde “PKK’ya evet Apo’ya hayır” biçiminde bir yüklenmeyle bu yılı kendisi için zafer yılı haline getirmek istiyordu. Kısaca izah edilecek olunursa özel savaş yönteminin planı buydu.” Sf. 233 Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 233) kitabından birebir alınmıştır.

  • Uzmanları ilgilendirmekle birlikte medyanın insan aklı üzerindeki iki benzer etkisinden söz etmeden geçmek istemiyorum. Bir: İnsanoğlu artık öğrenme tutkusunu yitirmiştir. Öğrenmek insanoğlunun içgüdülerinden ve sevinçlerinden birisi olmaktan çıkıyor. Tekelsi düzenin de etkisiyle, medyanın bu hale gelmesi bu düzenin hem sonucu ve hem de dayanaklarından birisi oluyor, insanoğlu öğrenme eğilimini yitiriyor. İki: Newton ile en mükemmel…

  • Televizyona gelince, uzun yıllardan sonra, sadece haber için siyah-beyaz eski bir televizyonu eve sokmaya razı oldum. Şimdi bozuldu. Tamir ettirmeyerek, aklımın sağlığına özen gösteriyorum. Sf.219 Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 219) kitabından birebir alınmıştır.

  • CIA ve Washington’un .. Dar bir sahada gelişen bir Filistin devriminden duyduğu korkuyu, gördüğü zararları göz önüne getirdiğimizde Kürt devrimi, onun başına dünyayı yıkabilecek, bölgeyi alt-üst edebilecektir. Evet, bunları çok iyi gördüğü için PKK önderliğinde çok sınırlı da olsa ortaya çıkan Kürt devrim gerçeğinden ürktüğü için, bütünüyle bir Kürt politikası oluşturma gereği duydu. Son CIA…

  • İnsanların beynini bu medyanın hain bombardımanından … korumak için ne yapmak gerekiyor? Bu soru ortadadır.   Benim bildiğim gazete ve dergi okumamak ve sadece TV’den haber izlemektir.    Medyanın etkisiyle; bir, insanoğlu artık öğrenme tutkusunu yitirmiştir.         … İki; Newton ile en mükemmel örneklerinden birisini veren insan aklı, karşılaştırmaya, tartışmaya ve tutarlılığını sağlayarak bütünselleştirmeye dayanıyor.  Akıl demek,…

  • Bir; etkin kitle iletişim firmalarının ölçeği, mülkiyet yoğunlaşması, sahibinin serveti ve kâr peşinde koşması.   İki; Reklamın, kütle iletişim firmalarının temel geliri haline gelmesi.  Üç; Medyanın haber kaynakları olarak hükümete, iş çevrelerine ve temel gelir kaynaklarıyla iktidar mensuplarının finanse ettikleri ya da onayladıkları “uzman” kişilere dayanmaları.  Dört; Medyayı disipline etmede falk mekanizmasının kullanılması . (Falk İngilizce…

  • Tekelsi düzenin, sürekli olarak, korku üretmeden yaşayamayacağına kesinlikle inanıyorum. Çünkü insanın aklının çalışmasını durdurmanın ve tümüyle bozmanın en kestirme yolu korku üretmektir.  Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 225) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (1996): Doğru bir tespit, ABD – SSCB gerginliği çok yapay bir gerginlikti.…

  • (Yalçın Küçük’ün savunmasından:) Ben Türkiye’de Darülfünunun (üniversitenin) ilk emini (rektörü) Hoca Tahsin Efendiden geri kalamam. Hoca Tahsin Efendi, canlıların Tanrı yoluyla değil de, örnek olsun havasızlıktan öldüklerini gösterebilmek için bir deney yaptığı gerekçesiyle, darülfünundan kovuldu. Fakat kovulduğu yere yakın bir oda kiralayarak derslere serbestçe ve buradan devam ediyordu.   Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük…

  • Bizim kuracağımız yeni düzen, hem tüketim alışkanlıkları ve hem de tüketmeme eğilimleri açısından, şimdiye kadar görülen ve bilinenlerden çok ayrı olmalıdır. Ben bunun için çalışıyorum.   Sonunda koka kola için yanan, caz ile sıçrayan, kovboy filmlerine bayılan, piyasa mekanizmasına tapınan, gece – gündüz içki içen, yoz burjuvalar türünden çapkınlığa özenen insanlar yetiştireceksek, hiç devrim yapmayalım; bunları…