Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Kürtler

  • İngiltere’de bir Exeter Üniversitesi vardır. İngiliz Üniversiteleri arasında “Kürt Araştırmaları Enstitüsü” olan tek yükseköğretim kurumudur. Exeter Üniversitesi’nde ayrıca Arap ve İslami Araştırmalar Enstitüsü de bulunuyor! Başında, Abdullah Gül’e fahri doktora unvanı veren Tim Niblock vardır. İngiliz istihbarat servislerinin yurt dışı görevlere gönderilecek ajanlarının önemli bir bölümü Exeter Üniversitesi’nde eğitim görür. Ayrıca Arap ve İslam Dünyası…

  • Suriye, ülkenin kuzeydoğu köşesinde bulunan Cezire bölgesinde yerleşmiş yaklaşık 1 milyonluk bir Kürt nüfusa sahiptir. Suriye Kürtlerinin çoğunluğu, Türk baskısı nedeniyle 1920’lerde sınırın öte yakasına kaçarak Türkiye’den bu bölgeye gelmiş sığınmacıların torunlarıdır. Bu yüzden kuvvetli bir Türk karşıtlığı eğilimine sahip olan bu toplulukların Irak’taki komşu Kürt bölgelerine erişimleri gayet kolaydır. Sf. 181 Alıntı; Yeni Türkiye…

  • 2004 yılında yüzlerce İsrailli istihbarat elemanının Kuzey Irak’ta aktif faaliyet halinde olduğunun ve istihbarat toplama ve söz konusu iki ülkede istikrarsızlık yaratma amacıyla Suriye ile İran’ın Kürt bölgelerinde gizli operasyonlar yaptıklarının rapor edilmesi üzerine, Türkiye’nin endişeleri iyice artmıştır. İsrail’in Irak merkezi yönetimine karşı güçlendirmek ve İran’ı istikrarsızlaştırmak amacıyla, Irak’taki Kürt peşmerge milislerini eğittiğinin ileri sürüldüğü…

  • Adapazarı, Hendek, Sapanca “ölüm üçgeni”nden başka, diğer bölgelerde de infazlar yapılıyordu… 30 Eylül 1993: Ankara Altındağ Nüfus Müdürü Yüksekovalı Mecit Baskın kaçırılıp öldürüldü. 25 Ocak 1994: Liceli Sefa Erciyes Ankara’da kaçırılıp öldürüldü 25 Şubat 1994: Liceli avukat Yusuf Ekinci Ankara’da kaçırılarak öldürüldü. 20 Mayıs 1994: Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı Hakkârili Namık Erdoğan Ankara’da…

  • Karacaahmet Mezarlığı morgundan alınan naaş cenaze arabasına konularak ilahiyat Fakültesi Camii’ne getirildi. Cami avlusu oldukça kalabalıktı. Aralarında ünlü isimler göze çarpıyordu: İbrahim Tatlıses, Ahmet Kaya, Ferhat Tunç, Rahmi Saltuk, Sadık Gürbüz, Tarık Ziya Ekinci, Mehmet Ali Eren, Yaşar Kaya, Orhan Doğan, Vekin Aktan, Medet Serhat, Savaş Buldan, Adnan Yıldırım, Kemal Parlak, Nurettin Güven, İdris Özbir,…

  • 21 Ekim 1993 tarihinde Lice’de yaşananlar bir mesaj mıydı? Güvenlik güçleri Lice’de üç gün süren bir operasyon gerçekleştirmişlerdi. İlçeye giriş çıkışlar yasaklanmıştı. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal bile ilçeye sokulmamıştı. Behçet Cantürk 25 Ekim 1993’te Özgür Gündem gazetesine şu demeci veriyordu: “Evimiz özel olarak hedef alınıp ateş edilmiş. Akrabam beş kişi, eve sığınan iki kişi…

  • “Kürt mafyası” Turgut Özal döneminde çok büyümüştü. Kürt işadamları çok zengin olmuşlardı. Türkiye’nin en zengin yüz işadamının yarısı Kürt’tü. Devletin önemli köşe başlarında Kürtler bulunuyordu. Meclis’te yüzü aşkın Kürt milletvekili vardı. PKK da giderek büyüyordu. İstanbul’da her ay milyarlarca lira bağış topluyordu. 1993 yılında Millî Güvenlik Kurulu’nda, “PKK’ya karşı topyekûn ve kesintisiz savaş” kararı alındı.…

  • Behçet Cantürk davası, hukuk fakültelerinde “örnek dava” olarak öğrencilere anlatılmalıdır… Behçet Cantürk’ün polis sorgusu ise, “devleti koruyan kişilerin bilgisizliğini ortaya çıkaracağı” için acilen “yakılmalıdır”!.. Emniyet görevlisi Behçet Cantürk’e soruyor. “Uyuşturucu, Hazar Denizi’ndeki gemilerle Milano’ya mı götürülüyor?” Hadi, soruyu yönelten emniyet görevlisi, Hazar Denizi’nin dünyanın en büyük gölü olduğunu, Milano’nun ise kıyıdan 500 km içeride olduğunu…

  • Behçet Cantürk ve arkadaşlarının duruşması, Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 4 No’lu Askerî Mahkemesi’nde başladı. Sf. 159 “Bu iddianame, hayalî bir mafya çetesinin oluşturulması için polisin yazdığı bir senaryodur. Ekonomik ve siyasî yönden güçlenmemi istemeyen kan düşmanlarım ve egemen güçler, bu oyunun tezgâhlanmasında başrolü oynadılar…” Askerî hâkim araya girerek, “Egemen güçlerden ne kastediyorsunuz?” diye sordu. Behçet Cantürk,…

  • 14 Ocak 1979 tarihinde, Şah Rıza Pehlevî İran’ı terk ederken, kimse yönetimin tamamen mollaların eline geçeceğini tahmin etmiyordu. Ancak Humeyni yönetimi, solcuların “stratejik” hatalarından yararlanıp iktidara el koyuyordu. Şah döneminde uyuşturucu ticareti yasaktı. Mollalar, Şah’ın bu uygulamasını devam ettirdiler. Ancak cezaları çok daha ağırlaştırdılar. Uyuşturucu kullanmanın, satmanın, taşımanın cezası idamdı. İran’daki Tebriz, Rızaiye, Hoy, Sasur…

  • Zürich’te, Sarı Avni’nin yazıhanesinde buluştular. Çaylar içilip hal hatır sorulduktan sonra, iş konuşmaya başladılar. 100 kilo baz morfine ihtiyaç vardı. Behçet Cantürk, Sarı Avni’ye, “Askerlerin bizim işe bir zararları yok. Bu nedenle, o iş kolay. Bir çaresine bakarız.” Sf. 49 Alıntı; Behçet Cantürk’ün Anıları – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 15. Baskı Ekim 2005 – Sf.…

  • “Apocular” olarak bilinen Ulusal Kurtuluş Ordusu, 27 Kasım 1978 tarihinde, Lice’nin Fis köyünde birinci kongresini yaparak partileşme kararı alıyordu. Partinin adı, Partiya Karkeran Kurdistan (PKK), genel sekreteri ise Abdullah Öcalan’dı. “Kuzey Kürdistan (Doğu ve Güneydoğu Anadolu) Türkiye’nin sömürgesidir. Kürt sosyalistleri, Türk sosyalistleriyle birlikte değil, ayrı örgütlenmelidir. Kürt halkının kurtuluşu otonomi ya da özerklik değil, bağımsızlıkla…

  • Deprem yardımlarının yetersizliğini protesto etmek için Lice’den Diyarbakır’a yürüme fikri ortaya atıldı. Protesto yürüyüşünü dört örgüt organize ediyordu: İlerici Gençlik Demeği (İGD), Kürdistan Ulusal Kurtuluşçuları (KUK), Özgürlük Yolu (Türkiye Kürdîstanı Sosyalist Partisi), Kürdistan Kurtuluş Partisi (Rızgari). Behçet Cantürk, otuz beş kişilik yürüyüş komitesine, İGD’yi temsilen girdi. Komite görev bölümü yaptı. Sf. 29 Behçet Cantürk’e, köylüleri…

  • Annelerinden çocuklarına bir tek “miras” kaldı: Nizamettin ve Behçet küçüklüklerinden başlayarak, yaşamlarının her aşamasında “Ermeni dönmesi” aşağılanmasına maruz kaldılar…  Sf. 21 Alıntı; Behçet Cantürk’ün Anıları – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 15. Baskı Ekim 2005 – Sf. 21) kitabından birebir alınmıştır.

  • O da herkes gibi farklı kimliklerin bir bileşimiydi: uyuşturucu kaçakçısı, başarılı işadamı, sosyal-demokrat, Ermeni kökenli, Kürt milliyetçisi, “aile” reisi, Türkiyeli… Sf. 10 Alıntı; Behçet Cantürk’ün Anıları – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 15. Baskı Ekim 2005 – Sf. 10) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1990 yılındaki Körfez Savaşı’ndan sonra BM kararıyla Irak’a ambargo uygulanması, Türk ekonomisini altüst etmişti. Ambargonun birkaç yıl uygulanacak olması, Türkiye ekonomisinde çok önemli açıklar meydana getirecekti.  “Devlet büyükleri” düşündüler ve uyuşturucuya “yol” vermeye karar verdiler. Ancak bu işin yine Kürt ailelerce yapılması, Kürtlerin büyük güç olmaları istenmiyordu. s. 268 Alıntı; Reis (Gladio’nun Türk Tetikçisi) –…

  • Tansu Çiller, başbakanlığı döneminde nereye harcandığı bilinmeyen 500 milyar liraya ilişkin olarak, 22 Mayıs 1996 DYP TBMM grubu toplantısında bakın neler söylüyordu: “Bu sırlar açıklanırsa millet ayağa kalkar, dünya ayağa kalkar. İnsanlar, milletler birbirine düşer. Türkiye çöker, rejim tehdit altına girer. Herkes altında kalır. Halka halka, zincir zincir, o ülkeden buraya, her gün büyüyerek devam…

  • Başbakan Tansu Çiller, 4 Kasım 1993 tarihinde İstanbul Holiday İnn Oteli’nde ilginç bir açıklama yaptı:        “Türkiye, milis hareketi niteliğine dönüşmüş ve yaygınlaşmış bir terör hareketiyle karşı karşıyadır. PKK’nın haraç aldığı işadamları ve sanatçıların isimlerini biliyoruz, hesap soracağız.” s. 230 Alıntı; Reis (Gladio’nun Türk Tetikçisi) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitap, 28. Baskı Ağustos…

  • Eğer Ersever bu karanlık işlere karıştı ise bunu kendine çıkar sağlamak için mi yapmıştı? Yoksa devlet çıkarı için mi yapmıştı. Bilindiği gibi, dünyanın her ülkesinin istihbarat (özellikle kontrgerilla) örgütleri giderlerinin büyük bir bölümünü uyuşturucu, silah kaçakçılığı gibi yasadışı yollardan elde ederler. İtirafçıların bir bölümü JİTEM’e memur yapılıyor. Bir devletin örtülü ödeneğinden maaş alıyor. Ancak bunlar…

  • (Cem Ersever Anlatıyor;) Yine bunların yaptıkları bir başka iş; gasp! Araba kaçırıp satarlar. Adam soyarlar. Bak, bir devlet yetkilisi çıkıp da ‘Bunlar doğru değil, Ersever yalan söylüyor’ diyemez. Devlet bunların hepsini biliyor ve göz yumuyor. İtirafçılara mecbur kalmıştır koskoca Türkiye Cumhuriyeti. s. 161 Alıntı; Binbaşı Ersever’in İtirafları – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 29. Baskı Ağustos…