Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Kürtler

  • Sıdıka Hanım’ın anlattığına göre, Okullar Genel Müdürü Nurettin Boyman kendisini yanına çağırıp görev verirken “Sen Türk misyoneri olarak yatılıları üzülmeyeceksin, Atatürk’ün isteği bu…” diyor. Sıdıka Hanım devamla Genel Müdür’ün söylediklerini şu cümlelerle dile getiriyor: ‘Atatürk, bu dağ köylerinde bütün yoksunlukların Türkçe bilmemekten ileri geldiğini söylemiş, bunu isyan sebeplerinden biri olarak görmüştü. Onun için Türkçenin bu…

  • Dikkat edileceği gibi burada, devletle Dersimliler arasında geçen bu savaş, “Türk’le Kızılbaş’ın mücadelesi” olarak nitelendiriliyor. Çatışmaların yaşandığı Batı Dersim’de Kızılbaş terimi hem dinsel hem de etnik, yani “Kürt” anlamında kullanılmaktadır. Özellikle de Ali Boğazı çevresinde halk arasında Kürtlük Alevilikle, Sünnilik ise Türklükle özdeşleşmiş durumdadır. Sf. 479 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate…

  • 1938’de Başbakan olan Celal Bayar ise Dersim katliamını şu cümlelerle itiraf ediyor: “Atatürk benim yüzüme baktı. ‘Ne olacak?’ dedi. ‘Anlıyorum, orada emniyet tesis edilecek. Ne olursa olsun bana hitap edecekler. Hükümet reisi benim’. ‘Anlıyorum efendim bana hitap edişinizin manasını’ dedim. Atatürk ‘Mesuliyeti üzerime alıyorum, vuracağız Dersimi’ dedi ve vurduk.” Bu olay, Murat nehri üzerinde yapılmış…

  • 10 Eylül 1937 tarihli “Tan”da Ahmet Emin Yalman Sabiha Hanım’ın Dersim’deki kahramanlıkları! Üzerine bir yazı kaleme almış. “Askerlik. Kadın Vatandaş” başlıklı yazının bir yerinde, Sabiha Hanım Dersimlilerle ilgili düşüncelerini şu şekilde ifade ediyor: Manevralarda Sabiha Gökçen ile konuşurken bu nokta üzerinde durdum ve sordum: -Fiili hareketler esnasında canlı insanlar üzerine bomba attığınız zaman acımak duygulan,…

  • Dersim’de bir soykırımın yaşandığı 1937-38 yılları, Mustafa Kemal için “ulus ve ülkenin tam bir huzur ve sükûn içinde yükselme ve kalkınma çalışmaları ile geçirdiği bir dönem” oluyor. Sf. 470 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 470) kitabından birebir alınmıştır.

  • Silahlı çatışmaların asıl merkezini ise kuşkusuz Demenan (Demenû) bölgesi oluşturmaktaydı. Ancak Alan (Alû) ve Areyan (Arezû) aşiretlerinden sonra Yusufan (Usivû) aşiretinin de devletten yana tavır alması, direnişçilerin durumunu daha da güçleştirmişti. Sf. 458 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 458) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yedi Dersim Kürtünün idam edilmelerinden sonra, Başbakan İsmet İnönü yaptığı açıklamada şöyle diyordu: ‘‘Dersim meselesini ortadan kaldırdık, son verdik. Dersim müşkilesinden kurtulduk. Dersim’i her türlü askeri harekâtlarla temizledik” Sf. 454 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 454) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu arada Elaziz’deki dava kısa sürede sonuçlandı ve Sey Riza, oğlu Reşik Usen’in de aralarında bulunduğu 6 kişi ile birlikte Elazığ’da idam edildi. Sf. 452 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 452) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu arada 11 Eylül günü Suriye’ye geçmiş olan Baytar Nuri başta İngiltere, Fransa ve ABD olmak üzere çeşitli ülkelerin Dışişleri Bakanlıklarına yazılı başvurularda bulunarak Dersim’de Kürt halkının karşı karşıya bulunduğu tehlikeye dikkatlerini çekmek istedi. Tabi öteki başvurular gibi bundan da herhangi bir sonuç çıkmadı. Devletlerarası ilişkiler, karşılıklı kirli çıkarlar, bir kez daha dünyanın yoksul bir…

  • Sey Riza, olan bitenden dünyayı haberdar etmenin ve uluslararası planda destek sağlayabilmenin öneminin bilincindeydi. Hem bu amaçla hem de muhtemelen can güvenliğini düşünmüş olacak ki Alişer’in Sovyetler Birliği’ne gitmek üzere Dersim’i terk etmeye ikna etti. Ne var ki yolculuğa çıkmadan bir gün önce Alîşer ile karısı Zerîfa, bizzat Sey Riza’nın yeğenlerinden Zeynele Alîye Topî’nin başında…

  • Harekât, 1937 ilkbaharının sonlarına doğru başladı. Hücum Sey Riza’yaydı ve harekete geçen ilk askeri birlik 62. Piyade Alayı idi. Dersimliler, bu birliğin Komutanının Elaziz’in Miği beldesinden İsmail Hakkı olduğunu söylüyorlar. O da tıpkı Dersimliler gibi Alevi inancına mensup biriydi. Sf. 447 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011…

  • Almanya’da Hitler rejimi hüküm sürüyordu. Dünya bir savaşa doğru gidiyor ve ittifaklar da buna göre şekilleniyordu. O koşullarda da uluslararası arenada herhangi bir gücün Kürtlere destek vermesi ve bu yüzden de Türkiye ile arasını bozması söz konusu olmazdı. Sf. 447 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 –…

  • Yine aynı gün, hava kuvvetlerine bağlı uçaklarla Dersim’de Türkçe ve Kürtçe olarak hazırlanmış bir bildiri dağıtıldı. Bildirinin bir yerinde şöyle deniliyordu: “… Aksi takdirde yani dediklerimizi yapmazsanız her tarafınızı sarmış bulunuyoruz. Cumhuriyetin kahredici orduları tarafından mahvedileceksiniz. Cumhuriyet hükümetinin bu son şefkat ve merhametini bildiren bu bildirisini 24 saat çoluk ve çocuğunuzla beraber okuyun, düşünün ve…

  • Not: Paraya acımaksızın içlerinden çok adam kazanıp kullanmaya çalışmak lazımdır. Aslı gibidir. Sf. 446 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 445) kitabından birebir alınmıştır.

  • 4 Mayıs 1937 günü, Ankara hükümeti Dersim’de yapılacak askeri harekât ile ilgili olarak “Çok gizlidir” kaydıyla aşağıdaki kararı aldı. Bakanlar Kurulu toplantısına bizzat Mustafa Kemal başkanlık etmiş, ayrıca Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak da yer almıştı. “Gayet Gizlidir” ibareli ve “Tunceli Tenkil Harekâtına Dair Karar” ismiyle bilinen kararın tam metni şöyledir: Başvekâlet Kararlar Müdürlüğü Sayı: Son…

  • Söz konusu yasaların çıkartılması, bölgede sıkıyönetim ilan edilmesi ve öteki hazırlıkların tamamlanmasından sonra, Mustafa Kemal, 1936 yılında, TBMM’nin açılışını yaparken yaptığı konuşmada, Dersim sorununu ülkenin en önemli sorunu olarak ilan etti ve mutlaka çözülmesi gerektiğini belirtti. “Ebedi Şef,” çözümle neyi kastettiğini ise şu sözlerle dile getiriyordu: “Dâhili işlerimizden en mühim bir safha varsa o da…

  • Dersim’i adeta yok etme çaba ve hazırlıkları sürerken, devlet 1934 yılında, Türk olmayan halkların sindirilmeleri ve varlıklarının sona erdirilmesi yönünde kapsamlı yeni bir yasa çıkardı. Bu, 2510 sayılı Mecburi iskân Kanunu idi. Baştan sona kadar ırkçı esaslar üzerinde şekillendirilmiş olan yasada, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içeresinde yaşayanlar açıkça “hakiki Türk soyundan olan/olmayan.” “Türk kültürüne bağlı olan/olmayan”…

  • Görevi gereği, Dersim’le en yakından ilgilenenlerden biri olan Mareşal Fevzi Çakmak, hazırladığı raporda, Dersimliler için “Dersim halkı cahildir, haydutluk ruhuna sahiptir.” dedikten sonra, atılmasını istediği önlemleri sıralıyor. Genelkurmay Başkanı, Dersim’den sürülmesini istediği aile ve aşiretlere ilişkin geniş bir liste de sunduktan sonra öteki önerilerini sunuyor: Bu önerilerden bazıları şöyle: Yerli memurların çıkarılması (yani bölge dışına…

  • Gizli belgelerde, Dersim sorunu Kürt sorununun bir parçası olarak görülür ve “çıbanın” temelinden sökülüp atılması hazırlıkları sürdürülürken, kamuoyuna yönelik propaganda çalışmalarında, Dersimlilerin öz be öz Türk oldukları, dillerinin de biraz Farsça karışmış Türkçeden başka bir şey olmadığı sürekli tekrarlanan bir konuydu. 1930’lu yılların yarısından itibaren, yazılı basında bu işin başını çeken yayınlardan biri, Elazığ’da basılmakta…

  • “17. Fırat garbındaki vilayetlerimizin bazı aksamında dağınık bir yerleşmiş olan Kürtlerin Kürtçe konuşmaları behemehâl men edilmeli ve kız mekteplerine ehemmiyet verilerek kadınların Türkçe konuşmaları temin edilmelidir.” Sf. 430 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 430) kitabından birebir alınmıştır.