Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Laiklik

  • İndirgemeci bir yaklaşımla olumsuz tanımı kullanıp, “Laik insanlar Tanrı’ya inanmazlar,” dersek o vakit Stalin kesinlikle laikti. Olumlu tanımı kullanıp, “Laik insanlar her tür bilimdışı dogmayı reddeder ve hakikate, merhamete ve özgürlüğe itimat ederler,” dersek o zaman Marx laik bir aydındı ama Stalin’in laiklikle uzaktan yakından alakası yoktu. Kendisi tanrıtanımazdı ama aşırı derecede dogmatik Stalinizm dininin…

  • Nobel ödülü alan on Yahudi’nin onu da laikti ve neden aynı dönem içinde tek bir aşırı Ortodoks, Bulgar ya da Yemen Yahudi’si herhangi bir Nobel Ödülü almadı? s.184 Alıntı; 21.Yüzyıl İçin 21 Ders – Yuval Noah Harari, Çeviri; Selin Siral, (Kolektif Kitap  Yayınları, 1. Baskı Eylül 2018 – Sf. 184) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yahudi fiziği, Hıristiyan biyolojisi. Modern bilimde oynadıkları önemli rol sayesinde, Yahudilerin insanlığın geneline sıradışı bir katkıda bulunduğunu sadece 19. ve 20. yüzyıllarda görüyoruz. Einstein ve Freud gibi bilindik isimlerin yanı sıra bilim alanlarındaki Nobel ödüllerinin yüzde 20’sini dünya nüfusunun binde 2’sinden azını oluşturan Yahudiler aldı. Ama bunun Yahudilik dini ya da kültüründen ziyade münferit Yahudilerin…

  • Hazarların gerek Yahudi olmadan önce, gerek olduktan sonra, bir kimseye dini bir zorlamada bulunduklarına ya da bu nedenlerden dolayı işkence uyguladıklarına ilişkin hiçbir belirti yoktur. Bu bakımdan, Doğu Roma İmparatorluğu’ndan ya da İslam’ın ilk çağlarından daha hoşgörülü ve daha aydın oldukları öne sürülebilir. Sf. 58, 59 Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta Asya’nın Yahudi Türkleri Hazarlar)…

  • 1600’lerde Kahire’ye ya da İstanbul’a seyahat ettiğinizde çok kültürlü ve hoşgörülü metropollerle karşılaşırdınız; Sünniler, Şiiler, Ortodoks Hıristiyanlar, Katolikler, Ermeniler, Kiptiler, Yahudiler, hatta zaman zaman Hindular bile görece uyum içinde hep birlikte yaşarlardı. Osmanlı İmparatorluğu dini sebeplerle ayrımcılık yapsa ve aralarında kendilerince çatışmalar yaşansa da Avrupa’yla karşılaştırıldığında özgürlüklerle dolu bir cennetti. Sf. 208, 209 Alıntı; Homo…

  • Bu laik üstbeyin yanı sıra, genellikle bir de rahip bulunurdu. Onun göreviyse, egemen toplumsal düzene meşruluk kazandırılmasına yardımcı olmak ve tek tek köylülerin elindeki geleneksel ekonomik ve toplumsal olanaklarla altından kalkılamayacak talihsizliklerin, felaketlerin nedenini açıklamak ve bunlarla başa çıkmanın yollarını bulmaktı. Sf. 542 Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin…

  • Bizans’ın son imparatoru XI. Constantinus’un müteveffa ağabeyinin üç oğlu da fethin hemen ardından Fatih tarafından saray hizmetine alınıyorlardı. Şehrin düşmesinden 17 sene sonra, 1470 yılında bu oğullardan biri, Osmanlı donanması amirali ve Gelibolu vilayeti Sancak Beyi Mesih Paşa olarak, İngilizcesiyle christ ya da messiah ismiyle, saray duvarlarının dışına çıkacaktı. 1482 yılında bu yeni Osmanlı paşası…

  • Düşünceme göre, 6/7 Eylül, özünde, bir çapulcu işi değil, Hıristiyanları kovma savaşıdır. Ve Erdoğan döneminde, Trabzon, İstanbul ve Malatya’da hep Hıristiyanların öldürülmesini de tesadüfe bağlamıyorum; savaşı sürdürdüler. Yazılmayı beklemektedir. Ve Hıristiyanları kovmak, Hıristiyanları katletmek, adım adım, Türkiye’yi yobazlaştırmak demektir. Hep bunu yaptılar. Sf. 34 Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım,…

  • Ataman’ın babasında ve kardeşlerinde ve tabii oğlu Orhan’da, bir tek Arabi isim yoktur ve Kuran okumayı ise hiç bilmemektedir. O halde Ataman’a dönüyoruz. Ve döndürüyoruz. Ataman’dırlar ve modern anlamda, laik olduklarından kuşku duymuyoruz. Sf.10 Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 10) kitabından birebir alınmıştır.

  • Balkan ülkelerinden pek mühim bir tarihçi olan Iorga, bunun tam tersini yazıyor, Fatih dâhil o zamana kadar bütün Atamanlı sultanları, fetihlerde din motifini hiç kullanmadılar. Fatih Mehmet, Trabzon asillerinin hiçbirisini, zorlamak bir yana, hiçbirisine din değiştirmeyi telkin bile etmedi. Hepsinden Hıristiyan olarak yararlandığını biliyoruz. Sf. 450 Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1.…

  • İzledikleri dinsel siyasete karşın, Büyük Selçuk İmparatoru ve halefleri zamanında eski Türk devlet teşkilatından ve örfi kaza normlarından birçok şey İslam hukukuna göre yasaktır. Moğol istilası birçok Türk-İslam devletlerinde milli geleneklerin daha fazla nüfuz ve önem kazanmasına neden olur. Moğollar ve Timurlular döneminde Türk ulusal devlet teşkilatının ve “yasanın” şeriattan ve İslami denilen devlet nizamlarından…

  • Fatih, 4 bin Sırp’ı aileleriyle birlikte İstanbul’a getirir, şehre bağlı çevreleri tutsaklarla şenlendirir. Bir kısım vergi dışında tuttuğu Yahudileri İstanbul’a getirir. Rabbin’e sahip olma izni verilir. Yahudiler için Osmanlı İmparatorluğu gettosuz ve pogromsuz yeryüzü cenneti haline gelir. Mülklerini istedikleri gibi kullanabilmekte, istedikleri gibi giyinebilmektedirler. İstanbul’un fethinden sonra Yahudiler Balat semtinde ayakta kalabilen tek gruptur. Barkan’a…

  • Bu iki akımın (Batıcı-medeniyetçi-laiklik ile Doğucu- İslamcılık) çekişmesi kaçınılmaz olarak tali ve daha çok ideolojik kurumlar üzerinde süregelmiştir. İşte bu tali çekişmeler zaman zaman son derece şiddetli de olmuştur. Tümel çelişkinin belirlenmesini ve çözümünü günümüze kadar engelleye gelmiştir. İşte bu engellemedir ki, ister istemez sonunda, kapitalizmin Türkiye’de çıkar sağlamasını kolaylaştırmıştır. Hatta yine bu tali kavga…

  • Birinci belge 1312-1329, (1902 ilâ 1914 doğumlu), yani 27 ilâ 39 yaşları arasındaki İstanbullu gayrimüslimleri kapsamaktadır. Kararnamenin özelliği laik bir devlet olan Türkiye Cumhuriyeti’nin olağanüstü koşullar söz konusu olduğunda bu ilkeden sarfınazar etmesi ve sadece gayrimüslim yurttaşları askere çağırmasıdır. Sf.300 18 Mart 1942 tarihli kararname ise bu kez 18 Nisan 1941 tarihli ilk kararnameyle silahaltına…

  • 1877’den itibaren Osmanlı İmparatorluğu’nun meclislerinde gayrimüslimler geniş biçimde temsil edilirken, 23 Nisan 1920 tarihinde açılan TBMM’de tek bir gayrimüslim milletvekili yoktu. Birinci Meclis’in 1 Nisan 1923’te kendini feshedip seçimlere gitme kararı aldığı günlerde, 1915’ten beri bozuk olan Türk- Ermeni ilişkilerini düzeltmek için 1922 yılının son günlerinde İstanbul’da kurulan Ermeni Türk Teali (Dostluk) Cemiyeti’nin şeref başkanı,…

  • Daha sonra mahkemede verdikleri ifadeye bakılırsa, Derviş Mehmet ve müritleri Tatlıcı Hüseyin’in evinde düzenledikleri dört günlük zikir seansından sonra, Derviş Mehmet’in mehdiliğini halka ilan etmek üzere Menemen’e gitmeye karar vermişlerdi. Planlarına göre, yolculuk sırasında halkı dine davet edecekler, Menemen’de itibarlı Nakşibendi Şeyhi Saffet Hoca’nın vaazlarını dinledikten sonra, İstanbul Erenköy’de oturan ünlü Nakşibendi Şeyhi Erbilli Esat…

  • Tebaai Devleti Osmaniye’nin Hukuku Umumiyesi; Madde 8 –Devleti Osmaniye tabîyetinde (yurttaşlığında) bulunan efradın (fertlerin, kişilerin) cümlesine (hepsine) her hangi din ve mezhepten olur ise olsun bilâ istisna Osmanlı tabir olunur ve Osmanlı sıfatı kanunen muayyen (belirtilmiş) olan ahvale (duruma) göre istihsal ve izae edilir (oluşturulur ve açıklanır).  Madde 9- Osmanlıların kâffesi (tamamı) hürriyeti şahsiyelerine malik…

  • 1865 yılında, Mezra (Elâzığ) ili Palo (Palu) ilçesinde Şeyh Mahmud Efendi’nin bir oğlu olur. Adını “Mûhâmmed Sâîd” koyarlar. İşte bu çocuk, İslâmî serhıldanın rehberi Şeyh Sâîd’dir. Mûhâmmed Sâîd, daha sonra babası Şeyh Mahmud Efendi tarafından Kalikala (Erzurum)’nın Hınıs ilçesine yerleştirilip ikâmet ettirilmiş, burada medrese tahsili görmeye ve fıkıh, tefsir ve hâdis dersleri almaya başlamıştır. Halkın…

  • Osmanlı donanması geçen asırda Paskalya ve Noel gibi Hıristiyan bayramlarında demir atardı.  Çünkü neferlerin, çavuşların yortu dolayısıyla evlerine gitmeleri gerekiyordu. Alıntı; Son İmparatorluk Osmanlı – İlber Ortaylı, (Timaş yayınları 2. Baskı Kasım 2006 – Sf. 50) kitabından birebir alınmıştır.

  • Augustina’nın 387’de çıkardığı yasa, Hristiyanlıktan ayrılmış bir mezhep olan manicileri yakılmak suretiyle ölüme mahkûm ediyordu. … 392’de Theodoisius’un çıkardığı İstanbul Fermanıyla İmparatorluktaki Hristiyanlık dışındaki tüm dinler yasaklandı. Alıntı; İslam’da Bilimin Yükselişi ve Çöküşü – Cengiz Özakıncı, (Otopsi Yayınları 2004 – Sf. 182) kitabından birebir alınmıştır.