Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Lozan, Musul
-
Dönmelerden biri olarak, onların içyüzlerini ortaya koyan Karakaşzâde Rüştü’nün TBMM’ne verdiği dilekçe ve bu konudaki ifşaatıdır. 1 Kânunusani 1340 1 Ocak 1924 tarihinde Karakaşzâde Rüştü dilekçesinde şöyle demektedir…. “Bin türlü riya ve sahte tavır ve kıyafetlerde büyük Türk kitlesi arasına sokularak pek çok servet kazanmıştır. Memleketin büyük ticaret ve iktisadi noktalarını elde ederek mühim ve…
-
Nüfus mübadelesi (1924) esnasında, Selanik Dönmelerinin reisleri, Yunan Hükümetine müracaat edip kendilerinin Yahudi olarak tanınmalarını ve böylece Selanik’te kalmalarına müsaade edilmesini istemişlerdi. İstekleri reddedilince, bu ailelerden birçoğu, ellerindeki (cemaatleriyle alâkalı) elyazmalarını Yahudi dostlarına verdiler veya sattılar. Mamafih bunlar henüz aleniyete çıkmış değildir. Yine de bunlardan bilhassa Kapancılara ait olan birçoğu İsrail’e ulaşmış bulunmaktadır. Sf. 276…
-
Cemiyet-i Akvam, 16 Aralık 1925 tarihinde, Musul’u, Büyük Britanya lehine karara bağladı. Son nokta ise şudur; 1926 İngiltere için bir savaş açısından en elverişsiz bir zamandı. Çünkü Büyük Britanya, yirminci yüzyılda en büyük işçi eylemlerini işte bu yılda yaşadı, daha doğrusu, 1925-1926 yıllarındadır. Önce “genel grev” ve sonra “madenciler grevi”, İngiltere’yi ve Londra’yı sallıyordu. Maden…
-
Cumhuriyet tarihinde üç büyük primitif akümülasyon ya da “ilkel birikim” süreci ve dönemi var. Birincisi, savaş ve sürprizli mübadele işlerindedir. İkincisi, varlık vergisi yoluyladır. Üçüncüsü özelleştirme ve globalleşme dönemindedir. Üçüncüsü ile aktüel zamandayız ve bu masalda sadece İkincisi var. Sf. 13 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 13)…
-
The Times gazetesinin 17 Ağustos 1925 tarihli sayısında Kürt liderlerinin idamının Musul’da çok olumsuz bir hava yarattığını haber verdiğini kaydetmektedir. Aslında bunun aksini beklemek şaşırtıcıdır; daha önce de işaret etmiş bulunuyorum, Milletler Cemiyeti’nin Kürt Sorunuyla büyük ölçüde özdeşleşen “Musul” raporuna, i’lerin noktasını koyduğu bir zamanda, hiçbir gerek yokken kırk idamı yapmanın böyle bir sonucu istemekle…
-
İstanbul Hükümeti, Türk tarafında bulunan esir bir İngiliz generali aracılığıyla teslim olduğunu, Büyük Britanya tarafına bildirdiğinde, müttefiklerin Türkiye’yi teslim almak için hiç de acele etmediğini biliyoruz; daha sonra 30 Ekim 1918 tarihinde Türkiye’yle silah bırakma anlaşması imzalanmıştır. Teslimiyet anlaşması imzalandığı zaman bile, Musul’un çok az bir bölümü İngiliz kuvvetlerinin eline geçmiş bulunuyordu; imzalanmasından sonra da,…
-
Türko-Mongol tarih geleneği içinde, 1923 ve 1924 yıllarında, Türkiye’de yerleşik Elen kökenli Hıristiyanları çıkarıp Selanik çevresinden Müslümanları ithal etmeyi açıklamak zordur; bizde emsaline rastlamıyoruz. Peki, “neden” ve bir sorudur. Ermenilerin, Türkiye aleyhine savaşa katılacakları, önemli bir gerekçeydi ve burada kesinlikle böyle bir gerekçe yoktu. Kaldı ki öyle olsa bile, Elenlerin en çok savaşçı olabilecekleri, İstanbul…
-
Neden, genç Ankara Hükümeti, alınması kolay ve olgunlaşmış Musul’u almakta isteksiz davrandı ve alınması çok daha zor, Hatay’ı alabildi? Sf. 135 Alıntı; Putları Yıkıyorum – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 135) kitabından birebir alınmıştır.
-
Samsun’da, Antalya’da, Zonguldak’ta, Kayseri’de ve diğer yerlerde, konaklarından, gayrimenkullerinden, geniş çiftliklerinden çıkartılarak, ağlaya ağlaya ülke dışına gönderilen çok zengin Elenlerin, “Rum” diyoruz, yerlerini, Sabetayistler aldılar. Çok büyük bölümünün hiçbir belgesi yoktu; o kadar öyle ki Sabetayistlerin bir bölümü, suiistimallere isyan ettiler. Sabetayist olmayan memurlar evlerinden çıkarıldılar ve Sabetayistler yerleştirildiler. Karadeniz sahil kentlerinde Şişli Terakki’ye emlak…
-
TCF’nin Meclis’te otuza yakın üyesi vardı. Bu isimlerin hepsi, Yunanistan’la olan mübadele sırasında yapılan yolsuzlukları bahane ederek Cumhuriyet Halk Fırkasından ayrılmıştı. Sf. 317 Anayasal düzen içerisinde “tek kişilik zorba yönetimlere” karşı olduklarını belirtiyorlar; dini düşünüş ve inançlara saygı istiyorlar; yabancı sermaye yatırımlarını destekliyorlar; basın özgürlüğünden yana tavır alıyorlar; belediye başkanlarının atamayla değil seçimle iş başına…
-
Mübadele günlerinde ilginç bir olay gazetelerin manşetlerinden düşmedi. Selanikli Karakaş Rüşdü Bey, Meclis’e gönderdiği telgrafta, “Selanikli dönmelerin aslen, ırken ve soy bakımından Türklük ve Müslümanlıkla ilgisi bulunmamaklığından, bunların Türk toplumu dışında tutularak veya ülkenin her tarafına dağıtarak Türk nüfusuyla karışmaya mecbur edilmelerini” istemekteydi! İşin garip yanı, Karakaş Mağazaları sahibi Selanikli Karakaş Rüşdü Bey Sabetayist’ti!…
-
Lozan Konferansında istiklâlimiz imzalanmakla beraber, gümrük tarifelerinde, daha beş yıl koruyucu tarife uygulayamazdık. Sf. 141 Nitekim İsmet Paşa’nın Lozan’da en büyük savaşı, sınır ve toprak meselelerinde değil, yabancı sermaye davalarında oldu. Sf. 143 Alıntı: İhtilâlin Mantığı – Şevket Süreyya Aydemir, (Remzi Kitabevi, 7. Baskı 2000 – Sf. 141 ile 143 arası) kitabından birebir alınmıştır.
-
Fransız sarrafları Lozan’da: “Alacaklarımızı kabul edip ödemezseniz, biz bu barış masasını derhal terk ederiz!” diye, sakallarını hiddetle titretiyorlardı. Evet, ödeniyordu. Öyle oluyordu ki, mesela 1930 yılı bütün gelir bütçemiz iki yüz küsur milyon lirayken, yabancı alacaklılar için bütçeye 49.000.000 lira konmuştu. Hâlbuki o yıl, bütün Maarif bütçemiz 3.500.000, bütün Bayındırlık bütçemiz 17.000.000 ve bütün Millî…
-
Temelleri, Şemsi Efendi ile Halil Vehbi Efendi tarafından atılan bu okullar sisteminin,.. tamamen Terakki Vakfı arşivlerine dayanan bu çalışmada asıl kurucuların Kapanî, Derviş ve İpekçi ailelerine mensup zenginler olduğu gösteriliyor. .. Lozan Anlaşması sonrasındaki Mübadele sonucu Terakki Okullarına Trabzon’da yer verildiği anlaşılmaktadır; bu imkânsızdır, .. sadece Mübadillere mülk veriliyor. .. Bunun için ilk başvurunun 1929…
-
Gidenlere “Rum” diyorduk ve gelenleri “Müslüman” sayıyorduk; beş yüz bine yakın göçmen kaydediliyor. İçlerinden ne kadarının Sabatayist olduğunu bilmiyoruz; fakat Elen Hükümetinin bildirdiğinden kuşku duyamayız, en çok bunları göndermek istedikleri kesindir. Şunu söyleyebiliriz ne oradakiler gelmek istiyor ne de buradakiler gitmek istiyordu, bunu iki taraf açısından da bir “mecburî iskân” sayabiliriz. .. Türkiye’den zengin Rumların…
-
Osmanlı merkezî kuvvetleri, bütün zayıflıklarına karşın, Kürt Prensi Bedirhan’ın liderliğindeki isyanı bastırmayı başarmıştır; bundan sonra, Kürt hareketliliğinde, asil sınıfların önderliği bitmiş olmaktadır. Artık Kürt aşiret ve topluluklarını, şeyhlerin sürüklediğini görüyoruz; aşiretleri bir araya toplayarak isyanlar çıkarabilen ve ulusal birlik programlarına yaklaşanlar da bunlardır. Çok azı Kadirî ve çoğunluğu Nakşibendi olan bu şeyhler, hiçbir zaman Müslüman…
-
İngiltere, Musul’u işgal eder etmez de, 1918 yılının sonu, Süleymaniye’de resmî dili Kürtçeyi edebî ve politik diyaleği olan ve Süleymaniye’de konuşulan, Soranca’ya çeviriyordu. Bundan sonra da, Kürt siyasal tarihînin en ilginç kişilerinden biri olan, Şeyh Mahmut Berzenci’yi, 1919 yılı Mayıs ayında, Süleymaniye’ye Vâli tayin ediyordu. Süleymaniye Valisi Şeyh Mahmut’un, bundan sonra, arada bir bağımsız Kürt…
-
Musul sorununun tartışılmasını erteliyorlardı; bu erteleme, Türkiye’nin görünüşü kurtarmaya yönelik tepkilerine bile sahne olmadan, Musul’un Büyük Britanya mandasındaki Irak’a bağlanması sonucunu doğurmuştur. Süleymaniye Valisi Şeyh Mahmut’un, bundan sonra, arada bir bağımsız Kürt Devleti’ni ve kendi krallığını ilân ettiğini ve arkasından, İngiliz kuvvetleri tarafından uzaklaştırıldığını ve sonra tekrar Süleymaniye’ye getirilerek yönetici yapıldığını görüyoruz. Bunları, Mahmut’un, fırsatları…
-
Osmanlı vilayeti Musul’un, Büyük Britanya için, Türkiye’den ayrı, önemiyle ilgili elimizde tarihsel göstergeler bulunmaktadır; bunlardan birisi, doğrudan doğruya, galip taraf ile teslim olduğunu bildiren Bab-ı Ali arasında silâh bırakışma anlaşmasının imzalanmasının geciktirilmesidir. İstanbul Hükümeti, Türk tarafında esir bir İngiliz generali aracılığıyla teslim olduğunu, Büyük Britanya tarafına bildirdiğinde, müttefiklerin, Türkiye’yi almak için hiç de acele etmediğini…
-
7 Haziran 1341 (1926) tarihinde İçtima: 115, Celse: 2, Refet Bey Türkiye, İngiltere, Irak Antlaşması Hariciye Vekili Doktor Tevfik Rüştü Bey (İzmir); “Arkadaşlar; Türkiye ile Irak’a taalluk eden (ilgili olan) muahedenamenin (antlaşmanın) lütfen müstacelen (acilen) ve şimdi müzakeresini (görüşülmesini) istirham ederim. “Haricîye Vekili Tevfik Rüştü Beyefendi tarafından İngiltere Sefiri Sör ŞarI Lîntzey Cenaplarına ve Irak…