Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Meclis ve Meclisi Mebusan

  • 24 Nisan 1920 tarihinde yapılan 2. İçtima 1. Celse (24 Nisan 1920 tarihinde 2. İçtima ve 1. Celsede TBMM’de ilk konuşmasını yapan Mustafa Kemal Paşa konuşmasında: Kısa bir durum değerlendirmesi yapıp, vatanı kurtarmak için nasıl söz verdiğini anlatıyor. Ve 27 Mayıs 1919’da Royters Ajansında yayınlanan manda haberini Damat Ferit’ten nasıl sorduğunu belirtiyor. Paşa, kendisini vatanı…

  • 24 Nisan 1920 tarihinde yapılan 2. İçtima ve 1. Celse; Mustafa Kemal Paşa (Ankara – Devamla); “-….Erzurum Kongresi bu hududu çizmiştir. .. Bu hududu Milliyi suhuletle (barış içerisinde) ipka (yerleştirmek) için demiştir ki; mütarekenâmenin (ateşkes antlaşmasının) imza olunduğu 30 Teşrinievvel (Eylül) 1918 tarihinde çizdiği hudut, hududumuz olacaktır. … şark Hududuna Elviye-i Selaseyi (Üç vilâyet; Batum,…

  • 24 Nisan 1920 tarihinde 2. İçtima ve 1. Celse Mustafa Kemal Paşa uzun bir konuşma yapıyor: (1) Mustafa Kemal Paşa’nın İlk Konuşmasının Devamı; “Ferit Paşa’ya da cereyanı ahvali (durumun gidişatını) izah ettikten (açıkladıktan) sonra tebdilihava (hava değişimi) suretiyle de Anadolu’da kalmakta bir beis (engel) görmediğimi yazdım.” (Paşa özetle: Daha sonra Harbiye Nazırı Ferit Paşa’nın İstanbul’a…

  • 24 Nisan 1920 tarihinde 2. İçtima 3. ve 4. Gizli Celseler Yeni hükümet şekli ile ilgili görüşmeler var. (Bu gizli Celse ile ilgili o zaman hiçbir tutanak tutulmamış. Meclis zabıtlarını kitap haline getiren Meclis eski başkanlarından Kâzım Öztürk’ün kendi notlarından aktardığı notlar var. Ama TBMM arşivindeki Gizli Celse Zabıtlarını 2014’de inceledim Mustafa Kemal Paşa’nın aşağıdaki…

  • 24 Nisan 1920 tarihinde yapılan 2. İçtima, 1. Celse: (24 Nisan 1920 tarihinde 2. İçtima ve 1. Celsede Encümen (komisyon) seçiminde bir mebus ile ilgili tereddüt oluşuyor, Mustafa Kemal’den durum soruluyor. O da seçilen Mebuslardan gelmek istemeyenlerin yerine, ondan sonraki oyu alanı çağırttık diyor. İlk muhalefetle karşılaşıyor:)  Haydar Bey (Kütahya); “Bugün İntihabı Mebusan Kanunu (Milletvekili…

  • 23 Nisan 1920 tarihinde yapılan 1. İçtima 1. Celse Sinop Mebusu şerif Bey en yaşlı üye olarak ilk Meclis Başkanı oluyor ve açılış konuşmasını yapıyor:   “…Bütün Müslümanların Halifesi ve Osmanlıların Padişahı Sultan Mehmed Han’ı Sadis (Altıncı Mehmet yani Vahdettin) Hazretlerinin kuyudu cenabiyeden (yabancı kontrolünden) tahlisine (kurtarılmasına) ve ebedi Payitahtı Saltanatı Seniye (ulu, yüce) olan…

  • Mustafa Kemal 27 Aralık 1920’de Batı ve Güney Cephesi Kumandanlarına şu telgrafı çeker; “Kütahya’daki kurulun cevabı, Kuvayı Seyyare işinin artık barış yoluyla ve siyasetle çözümünün mümkün olamayacağını ispat etmiş ve sorunun kuvvet zoruyla çözümlenmesi gereği ortaya çıkmıştır. Bunun son safhasını şimdiden Meclis’e bildirmeye ihtiyaç yoktur. Başarı ile sonuçlandırırsak, Meclis’in yaptıklarımızı onaylayacağı kuşkusuzdur. Haklı olduğumuzu ispat…

  • 1943 Yılında kurşuna dizilen otuz üç kişiden ikisinin kardeşi tarafından verilen dilekçeye beş yıl müddetle hiçbir cevap verilmemiştir. Fakat bu olay 1948 yılının sonlarına doğru TBMM’nde sözlü bir sorunun sorulmasına neden olmuştur. Meclis’in 15 Ağustos 1956 günü yapılan oturumunda ise olayın cereyan şekli kaba hatlarıyla açıklığa kavuşturulmuştur. Alıntı: Orgeneral Muğlalı Olayı (Otuz Üç Kurşun) –…

  • Tek parti döneminde CHF’nin Doğu ve Güneydoğudaki görevlilerinin tümü istihbarat ajanıydı.  Örneğin Elazığ’da, Diyarbakır’da, Bitlis’te, Hakkâri’de, Mardin, Ağrı, Tunceli, Muş, Bingöl, Urfa, Siirt’te parti teşkilatı bile yoktu. CHF’nin Genel Başkanı Büyük Şef Gazi Mustafa Kemal Paşa, TBMM’nin yenilenme zamanı geldiğinde buralara da mebus tayin ediyordu. Bu tayin işlemi, daha sonra Milli Şef ve değişmez genel…

  • Misakı Milli Damat Ferit Paşa tarafından, Anadolu’ya görevle gönderilmiş bulunan Kemal Paşa’nın İstanbul Hükûmeti ile bağlarını gevşeterek kendi adına hareket etmeye başlaması üzerine, Kemal Paşa hareketinin etkisini kırmak için İstanbul’daki yöneticilerin almış oldukları bir karardır. Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf.139) kitabından birebir alınmıştır.

  • Salih Hoca 1944’te hastalandı bir bacağını kestiler. 1946’da Fatih’teki evinde fakir bir yaşam sürdürüyordu. Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı II – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 289) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2009): Salih Hoca, vatansever, muhalif ve yiğit bir Erzurum mebusuydu.

  • Bursa’da, şehrin Setbaşı Mahallesinde fırıncılık yapan Erzurumlu Salih Hoca (Erzurum Mebusu) fırının külhanında bildiriler basarak, halkı Milli Mücadeleye çağırıyordu. Alıntı: Yüzbaşı Selahattin’in Romanı II – İlhan Selçuk (Remzi Kitabevi 1979 Baskısı – Sf. 116) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tabur Kumandanı Cemil Batumlu vatanperver bir ittihatçıydı. Bir gün beni çağırdı; “Yarın seninle beraber Meclis’e gideceğiz, sivil elbiseni giy, cebine birkaç bomba koy, yanında iki tabanca olacak. Ertesi gün öğlen üstü Meclis binasına geldik. Enver Paşa bizim binbaşıyı görünce yanımıza geldi… dedi ki; Cemil Bey, bugün Meclis’ten güvenoyu isteyeceğiz, oysa çeşitli gürültüler çıkacaktır. Biz güven…

  • 21 Aralık 1919 günü Vahdettin Parlamentoyu dağıtarak daha geleneksel yönetim biçimlerine döndüğünde, yüksek komiserlerden herhangi bir itiraz gelmedi. Şeyhülislamın yetkileri kendisine geri verildi. Eğitim alanında ve aile kanunu yorumlanmasında söz sahibi olması sağlandı. Alıntı: Osmanlı İmparatorluğu (Bir Çöküşün Yeni Tarihi) – Alan Palmer (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 378 ile 388 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Parlamentonun 1908 Ağustosunda aldığı kararlarla değişen 1876 Anayasası onun güçlerini çok azaltmıştı. Bundan böyle Sultan yalnızca Sadrazamla Şeyhülislamı seçebilecekti. Bakanları ve iki meclisin başkanlarını seçme yetkisi kaldırılmıştı. Meclisler kendi başkanlarını seçecekti. Sultanın özel hizmetine bakanlar bile parlamento tarafından seçilip görevlendirilecekti.   … bakanlar sadrazamdan çok mebuslara karşı sorumlu olacaktı.  Sultan’ın Meclislerin hazırladığı yasalar üzerinde ancak geciktirici…

  • 1877 Martının üçüncü haftasında Sultan Dolmabahçe Sarayında yabancı diplomatların, dini seçkinlerin ve tüm devlet ricalinin önünde Meclisi Mebusan’ı açtı.  71’i Müslim, 44 Hıristiyan ve 4’ü Yahudi olan temsilciler.  İlk oturumlardan birine giren The Times Muhabiri, Meclisi Mebusan’ın çok uluslu karakterinden pek etkilenmiş; “O salonda 14 farklı dil konuşan 10 milletten insan saydık.”  diye yazmıştı. Sultan…

  • Mektupların açılma meselesi daha 12.02.1924’te Büyük Millet Meclisi kürsüsüne kadar çıkmıştı; İsmail Canbulat Bey kürsüden bunu yapanlara rezil, sefil insanlardır! Dedi. Dâhiliye Vekili bu olamaz demesine rağmen Rauf Bey göz hapsinin bile söz konusu olduğunu söylüyor. “Mebuslar hakkında göz takibi yapıldığını işaret sayılabilecek vesika (belge) gösterebilirim.” dedi. Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları…

  • (Karabekir anlatıyor:) .. Bazı vekillerin de dâhil olduğu bir seçim komitesi teşkil etti ve reisliğini de üzerine aldı. Bu komitede benim de bulunmaklığımı arzu ettiler. İstasyondaki malum (bilinen) binada toplandık. Gazi’nin ilk teklifi şu oldu; “Millet bana güvenoyu versin ve mebusların seçimini bana bıraksın.”  Bu teklife itiraz ettim; “Milletin size itimat etmesi tabiidir, fakat bu…

  • (Karabekir anlatıyor:) “Meclis’te bir cereyan hâsıl olmuştu; beni ikinci reis yapmak. Özellikle İkinci Gurup bunu ısrarla istiyordu. Sebep olarak da Gazi’yi iyi idare edebileceğimi söylüyorlardı yahut ta beni onun karşısına dikmek istiyorlardı. Kabul etmedim.” Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları – Sf. 111) kitabından birebir alınmıştır.

  • “..Bazı eşhasın (şahısların, kişilerin) ifadelerine nazaran ikisi asker ve biri sivil elbiseli ve müsellah (silahlı) olduğu anlaşılan üç şahsın taarruzuna duçar olarak,  Yahya Kahya Efendi ile misafiri İzzet Bey ve Şoför Mustafa maktulen (katledilerek, öldürülerek) terki hayat etmişlerdir (dünyayı terk etmişlerdir). .. Maktelin (katledilen yerin) tahminen iki yüz metre üst tarafında cephanelik ve topçu parkı…