Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Mustafa Kemal Paşa
-
9 Temmuz 1937’de, 1921’den beri bölgede saklanan Koçgiri isyanının önderlerinden Alişer Efendi ve karısı Zarife Hanım öldürüldü, karı kocanın kesik başları Abdullah Paşa’ya gönderildi. Ağustos ortalarında Seyit Rıza’nın oğlu ve karısı dâhil 33 kişi öldürüldü. Sf. 284 Alıntı; Öteki Tarih III (Kemalist Devrimler ve İsyanlar) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 –…
-
1 Mayıs’ta Diyarbakır’dan kalkan üç uçak filosu, bölgeye bombalar yağdırmaya başlamıştı bile. Bu uçaklardan birini Atatürk’ün manevi kızı ve Türkiye’nin ‘ilk kadın pilotu’ Sabiha Gökçen kullanıyordu. Haziran ve Temmuz ayları boyunca köyler yakıldı, yıkıldı, kadınlar ve çocuklar dâhil sayısız kişi makineli tüfeklerle tarandı. Sf. 284 Alıntı; Öteki Tarih III (Kemalist Devrimler ve İsyanlar) – Ayşe…
-
Bu endişelerin egemen olduğu bir ortamda, 20-21 Mart 1937 günü, Pah Bucağı ile Kahmut Bucağını birbirine bağlayan Harçik Deresi üzerindeki Darboğaz tahta köprüsü, Seyit Rıza’nın önderliğini yaptığı Demenan ve Haydaranlılar tarafından yıkıldı ve telefon hatları kesildi. Bunun üzerine Ankara uzun süredir planladığı askeri harekâta başlamaya karar verdi. Uçaklardan atılan 4 Mayıs 1937 tarihli bildiride, bölge…
-
Erkânı Harbiye Reisi Mareşal Fevzi (Çakmak) Paşa ise daha açık konuşmuştu: “1) Dersim’de bugünkü vaziyetin idamesi (devamı) tehlikelidir. Bu vaziyet Dersimlinin maneviyatını takviye etmektedir. 2) Dersimli okşanmakla kazanılmaz. Silahlı Kuvvetler’in müdahalesi Dersimliye daha çok tesir yapar ıslahın esasını teşkil eder. 3) Dersim evvela koloni gibi nazarı itibara alınmalı. Türk camiası içinde Kürtlük eritilmeli, ondan sonra…
-
I930’da, Birinci Umumi Müfettişi İbrahim Tali (Öngören) izlenecek yöntemi biraz daha ayrıntılandırmıştı: “A) Bütün Dersim’in hariçle münasebetini kat ederek (keserek) taarruzlarına ve ticaretlerine mani olmak, aç kalacak halkı zamanla kendiliğinden ilticaya icbar (zorlamak) ve şu suretle Dersim’i fenalardan tahliye, B) Her tarafı esaslı surette kapadıktan sonra ihata (çevirme) çemberini tedricen (gittikçe, yavaş – yavaş) darlaştırmak…
-
1939 seçimlerinin ardından toplanan CHP Beşinci Kurultayı’na Tunceli, Ağrı, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Hakkâri, Mardin, Urfa ve Siirt’ten delege katılamadı, çünkü CHP’nin bu illerde örgütlenmesi yoktu. Partinin örgütlü olduğu Hatay’dan da katılım olmamıştı. Kurultayda valilerin CHP başkanı olması uygulamasına son verildi, ancak eskisi gibi Parti’ye yardımcı olmaları isteniyordu. Sf. 273 Alıntı; Öteki Tarih III (Kemalist Devrimler…
-
Atatürk ile anlaşmazlık yaşadığı için bir süredir inzivada yaşayan İsmet İnönü, Atatürk’ün 10 Kasım 1938’de ölmesinden sonra cumhurbaşkanlığına getirildi. 26 Aralık 1938 tarihinde toplanan CHP Olağanüstü Kurultayı’nda, Genel Sekreter Şükrü Kaya’nın yerine getirilen Refik Saydam’ın önerisiyle, parti tüzüğünün bazı maddeleri değiştirildi. Bunlardan 2. Madde daha önce “Partinin değişmez genel başkanı, onu kuran Kemal Atatürk’tür” şeklinde…
-
9-16 Mayıs 1936’da toplanan CHF Dördüncü Kurultayında CHF adı CHP olarak değiştirildi. Katı bir devletçilik politikası izleneceği ilan edildi. Milletvekillerinin merkezden tayini de devam ediyordu. 1935’te tayin edilen kişi sayısı 399 idi. Bu 399 kişiden 383’ünün adı bizzat Atatürk tarafından belirlenmiş, 16 kişilik yer bağımsız milletvekillikleri için boş bırakılmıştı. Ancak bağımsızların başvurusu için yeterli süre…
-
Recep Peker. 1934-1935 yılları arasında İstanbul Üniversitesi’nde verdiği İnkılap Tarihi derslerinden birinde, “Şef tarifini şöyle yapmıştı: “Siyasal parti hayatında bilhassa üzerinde durulmaya layık başlıca bir unsur Şeftir. Şef, bir siyasi partinin bütün ana düşüncelerini, iradesini, yapış kuvvetini ve şerefini temsil eder Şef, kendi ruhunda beslediği heyecan ve hararetle partisini ve muhitini ısıtır, aydınlatır..” Bu tanımın…
-
Bunu da kendisine on iki yıl boyunca, günün yirmi dört saati hizmet etmiş olan uşağı, sofracısı Cemal Granda’dan öğrenelim: “Devrin en ünlü rakısı Dimitrokopulo’dan Atatürk her gece yarım kilo içerdi. Mezesi de sadece tuzlu leblebiydi. Ara sıra da fava denilen zeytinyağlı, limonlu bakla ezmesi istediği olurdu.” Sf. 264 Alıntı; Öteki Tarih III (Kemalist Devrimler ve…
-
Nitekim 1936’dan itibaren, aynen İtalya ve Almanya’da olduğu gibi, parti teşkilatlarıyla devlet teşkilatları birleştirilecek, dâhiliye vekili CHP genel sekreteri olurken, valiler bulundukları vilayetlerde CHP başkanlığına atanacak; umumi müfettişler ise hem parti teşkilatının hem de devlet işlerinin denetleyicisi olacaklardı. Faşizm cihana neşe getirdi! Aslında Kemalist kadroların faşizme sempati duymalarının tarihi epey eskiydi. Örneğin daha 1923’te Dersim…
-
10 Kasım 1938’de Atatürk’ün vefatından sonra cumhurbaşkanlığına seçilen İsmet İnönü tarafından, 11 Kasım’da hükümeti kurmakla görevlendirilen Celal Bayar, TBMM’deki konuşmasında Atatürk adını sadece altı kez anacak, bir kerecik de “Kemalist rejim” diyecekti. Sf. 258, 259 Alıntı; Öteki Tarih III (Kemalist Devrimler ve İsyanlar) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 258,…
-
III. Dil Kurultayı 24 Ağustos 1936’da “Önder Kamâl Atatürk’ün yüksek patronajı altında ve kendi yüce huzurlarıyla” açıldı. 1936 yılında Edirne Milletvekili Mehmet Şeref Aykut tarafından yayımlanan, üst başlığı ‘Kamâlizm’, alt başlığı ‘CHP Partisi Programının İzahı’ olan kitabın önsözü şöyleydi: “Türk devrimini son asırların değişikliklerini hazırlayan fikirlerle ve daha sonraları yürüyen göğdelen Rasyonel, Sosyolojik, Marksist, Faşist…
-
Ancak Ocak 1932-Ocak 1935 tarihleri arasında, aylık olarak yayımlanan Kadro dergisinin, çoğu sosyalist eğilimli düzenli yazarları (Şevket Süreyya, Vedat Nedim, Burhan Asaf, İsmail Hüsrev, Yakup Kadri ve Mehmet Şevki), bir doktrinden söz etmekle birlikte bunu Kemalizm olarak adlandırmakta çok gönülsüz davranmış, sadece Falih Rıfkı misafir olarak yazdığı birkaç yazıda bu terimi kullanmıştı. Diğer yazarlar daha…
-
Bu amaçla, 1 Ağustos 1935’te, TTK (Türk Tarih Kurumu) üyeleri Hasan Ferit Çambel, Afet İnan ve Şevket Aziz Kansu, Süleymaniye Külliyesine gittiler ve Mimar Sinan’ın mezarını kazmaya başladılar. Bir iki metre sonra iskelete ulaşıldı. Antropoloji Profesörü Kansu, Sinan’ın kafatasının 89-90 ölçülerinde yani ‘Hiper-Brakisefal’ olduğunu tespit etti. Çıkan sonuç memnuniyetle karşılandı. Yani, Mimar Sinan Ermeni veya…
-
Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Mazhar Osman Usman, 1939’da verdiği bir konferansta; “Birçok cepheden yapıya muhtaç vatanı da soyu bozuklarla doldurmak, darülacezeler, bimarhâne ve hapishaneler için nesil yetiştirmek de hiç şayan-ı temenni (arzu edilmeye değer) değildir. Onun için sağlamları çoğaltmağa teşvik ve mecbur etmeliyiz, çürüklere de sen yetersin, senden nesle lüzum…
-
1934 Haziranında çıkarılan İskân Kanunu’yla Türkiye, ‘soy’, ‘hars’ gibi terimler kullanılarak üç bölgeye ayrıldı. Kanunun diliyle “1 numaralı mıntıkalar: Türk kültürlü nüfusun tekâsüfü (yoğunlaşması) istenilen yerlerdir. 2 numaralı mıntıkalar: Türk kültürüne temsili (asimilasyonu) istenilen nüfusun nakil ve iskânına (taşınma ve yerleşmesine) ayrılan yerlerdir. 3 numaralı mıntıkalar: Yer, sıhhat, iktisat, kültür, siyaset, askerlik ve inzibat sebepleri…
-
“Brakisefal Türk ırkının yaratımı olan kültür nasıl modern dünya uygarlığına kaynaklık etmişse, Avrupa’dan Afrika’ya hatta Amerika’ya kadar tüm kültür dilleri de kök dil olarak Türkçeden türemiştir!” diyen, Güneş Dil Teorisi’nin formüle edildiği 1936’da Afet İnan; “Türklerin brakisefal Alpin ırkının mükemmel temsilcileri olduğunu göstermek üzere” İsviçreli Antropolog Pittard’ın nezaretinde yaptığı doktora çalışması sırasında, Atatürk’ün emriyle tam…
-
Kongre’de dönemin Milli Eğitim Bakanı Reşit Galip’in sunduğu, Orta Asya’da iç deniz olduğu ve bunun sonradan kuruduğu konulu tebliğini eleştiren Zeki Velidî Togan Türkiye’den kaçmak zorunda kalırken, Fuad Köprülü ise, hem Reşit Galip tarafından hem de onun kışkırttığı üniversite öğrencileri tarafından tehdit edildi ve uzun yıllar ikinci plana itildi. Sf. 248 Alıntı; Öteki Tarih III…
-
Kongrede bu ‘üstün Türk ırkı’ Reşit Galip tarafından şöyle tanımlandı: “Uzun boylu, beyaz simalı, düz veya kemerli ince burunlu, muntazam dudaklı, çok kere mavi gözlü ve göz kapakları çekik olarak değil ufkî açılan ‘Alpin ırkı’ (…) A grubu kan gibi uzvî (organik) özelliklere; medeniyet, kahramanlık, sanat yeteneği gibi İçtimaî (sosyal) özellikleriyle tanınır.” Kongreye sarışın bir…