Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Mustafa Kemal Paşa

  • “İzzet Paşa Kabinesindeki nazırların (bakanların)çoğunu Mustafa Kemal Paşa Padişaha empoze etmiştir. İzzet Paşa’nın Sadrazam olmasını isteyen de o idi.” Alıntı: Kutsal İsyan I – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 29) kitabından birebir alınmıştır.

  • “31 Ekim 1918’de Mondros Ateşkes antlaşması ile 1.Dünya Savaşı bitmişti. Ama İngiltere 1. Ordusuna bağlı bir süvari birliği General Kassel yönetiminde Musul’u işgale başlamıştı.” Alıntı: Kutsal İsyan I – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 32) kitabından birebir alınmıştır.  

  • (Mustafa Kemal) “Annesine, babasından sonra evlendiği için uzun zaman küsmüştü.” Alıntı: Kutsal İsyan I – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 56) kitabından birebir alınmıştır.  

  • “En eski ve en güçlü rakibi Enver Paşa’nın her yaptığının tersini yapmaktan haz (zevk) duyuyordu.” Alıntı: Kutsal İsyan I – Hasan İzzettin Dinamo (1992 – Sf. 67) kitabından birebir alınmıştır. 

  • “Mustafa Kemal, İzzet Paşa’ya, “Tevfik Paşa Kabinesini meclis üyeleri ile düşürmeye ve yerine İzzet Paşa Kabinesini kurmaya çalışmalıyız. Bana da bu kabinede Harbiye Nezaretini (Savaş Bakanlığını, Milli Savunma Bakanlığını) vereceksiniz tek kurtuluş çaresi budur.” der. Vahdettin de Sarı Yeleli Paşa’sının Harbiye Nazırı olması için İzzet Paşa’ya baskı yapar ancak İzzet Paşa onu Bakan yapmaz.” Alıntı:…

  • “Topal Osman, Balkan savaşında sakat kalmış, Ermeni tehcirinden dolayı suçlanmış, İttihatçılarla birlikte Malta Adasına sürülmüş, Malta’da iken Milli Mücadeleye karşıymış. Daha sonra Giresun’a gelmiş ve Türklere saldıran Rum çetelerini yıldırmış. Rum Çetecileri gemi kazanlarında yakmış. Osman Ağa Giresun’dan Samsun’a kadar olan bölgede egemenliğini kurmuş. Sakarya Savaşında Yarbay rütbesi ile savaşmış. Mustafa Kemal Samsun’a Rumlara şiddet…

  • “Batı’dan alınan, müesseseler (kurumlar), kanunlar ve uygulamaları iki nedenle asla fayda vermeyeceklerdir. Evvela bizde âlim ve mütehassıs (uzman) yok gibidir. Sonra memleketimiz hiçbir nokta-i nazardan (bakış açısından)  tetkik edilmemiştir (araştırılmamıştır)“ Alıntı: Türk Tarihi IV – Rıza Nur (1992 – Sf. 160) kitabından birebir alınmıştır.  

  • “Lozan’a… İstanbul Hükümeti de davet edilmiş. (Hem Ankara hem de İstanbul Hükümeti konferansa çağırılmış. Bunun nasıl çözüleceği Meclis’te şiddetle tartışılıyor, çözüm aranıyor.) …. düşündüğüm takriri (önergeyi) yazıyorum. .. Koridorda Mustafa Kemal rastladı, “Ben böyle bir önerge veriyorum. Artık İstanbul Hükümeti kalmaz. Sorun kolayca ve cezri olarak hallolunmuş olur. Sabahtan beri niye uğraşıp duruyorsun?” dedim.  Okudu…

  • “Türkçe, resmen Cengiz Han ordularında, İlhanlılarda Uygur Alfabesi ile yazılmakta idi. Bu alfabe ıslah (yenilenme) ister, ıslahı mümkündür, Latin alfabesine müracaata (başvurmaya) gerek yoktur.” Alıntı: Türk Tarihi III – Rıza Nur (1992 – Sf. 109) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2007): Bu kitap, dil devriminden önce yazılmıştır.

  • “Şeker Şirketi kurulduğunda Ahmet Ağaoğlu’nu yönetim kuruluna alıyorlar. Bir gün ona 2.000 TL veriyorlar. (O zaman için büyük para 1988)  İade edip (geri verip)  Mustafa Kemal Paşa’ya konuyu anlatan bir mektup yazıyor. ” … İnkılâp yapmak davasında olan insanların şahsi servet denilen beladan korkmaları gerekir” diyor. Mustafa Kemal’in verdiği cevap; “Haklısın ama bizim de bir…

  • “Stalin 1935’de Türkiye, İran ve yakın orta şarkı Rus bölgesi olarak tanımlamıştı. Bu konuşma Atatürk’ün kulağına değdi ve Rus ihtilâlinin yıldönümünde Sovyet elçiliğinde verilen yemekte Atatürk’e votka içmesi söylenince “Ben türküm, rakı içerim” demiştir. Yaveri (emir subayı, sekreteri) rakısını getirdi ve kadehini kaldırarak “Elçi Beyefendi, buna rakı, Türk rakısı derler. Moskova’da Kalinin midir, Stalin midir…

  • (SSCB Ayayasası;) “Madde 124; Yurttaşlara vicdan hürriyeti sağlamak için SSCB de kilise, devletten ve okul da kiliseden ayrılmıştır. Tapınma hürriyeti gibi dine karşı propaganda yapma hürriyeti de bütün vatandaşlara tanınmıştır.” Alıntı: Marksizm ve Sovyet Hukuk Teorisi, Rudolf Schlesinger (1979 – Sf. 372) kitabından birebir alınmıştır.  BAKKAL’IN NOTU (2007): Gerçekten çok iyi bir laiklik tarifi. Bizde,…

  • “Türkiye’de ilk defa Atatürk Camii Zonguldak Karabük’tedir.” Alıntı: Çağdaş Türk Sosyolojisi – Orhan Türkdoğan (1979 – Sf. 16) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Emek, değerin özü, cevheri ve bizatihi özünde mevcut ölçüsüdür; fakat bizzat kendisinin bir değeri yoktur. Toplum, kendisine saldıran bütün mahzurları (sakıncalılıkları) tasfiye etmek  (ortadan kaldırmak – düzlemek) isterse önce kulağa kötü gelen terimleri tasfiye etmeli, dil’i değiştirmelidir. Bu amaçla sadece akademiye başvurup sözlüğün yeni baskısının yayılmasını istemesi yeter.” Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I,…

  • “Timur memleketini “yasa” ve “tüzük” ile yönetti. Şems İci’nin yazıp Timur’a sunduğu “Tuhfa” (armağan) adlı eserinde “Şeriat yerine yasaya ve din karşısında da Riyazî (matematik) ilimlere öncelik tanınmalı” diyor. Atatürk’e bu eserden bahsettiğimde” Yaman bir Türk bu Timur” dedi.” Alıntı: Hatıralar – Zeki Velidi Togan (1978, Sf. 125) kitabından dil içi çevirisi yapılarak alınmıştır.

  • İleri Hürriyet Gazetesinin 30.10.1947 tarihli sayısında babama şu soru soruluyordu: “Kurultay CHP’yi demokratikleştirebilir mi?” Babam cevapla: “Kurultay gerçekte bir memurlar toplantısı olacaktır. Halk Partisi’nin (CHP) kuruluşunda hâkim olan zihniyetin neden ibaret olduğu çeşitli görüşlerde açıklanmaktadır. Bence demokrat kurallarına uymuş bir kuruluş değildir. Halk Partisi dünya yüzündeki totaliter yönetimlere benzer bir kuruluştur. İktidar partisi güçlü daha…

  • Rauf dedi ki: “Kendisini fazla beğenmiş diyorlar, mücadeleci imiş.”  Enver Berlin’e tayin olunmuştu, memuriyet yerine gitmeden önce, Talat Paşa’ya: “Mustafa Kemal’i Selanik’ten uzaklaştırmak gerekir.” diyor. Alıntı: Sınıf Arkadaşım Atatürk – Ali Fuat Cebesoy (Baha Matbaası 1967- s. 141, 146) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İttihat ve Terakki Hükümetlerinde uzun süre bakanlık ve Meclis Başkanlığı görevlerinde bulunan Halil Menteşe Cumhurbaşkanı’na gazeteler aracılığı ile bir açık mektup yayınlamıştır. .. Tavsiyeleri arasında Anglo – Sakson usulü iki partili bir rejime imkân verilmesi de vardı. Babamın cevabı: “Mutlakıyet yönetiminin isminin değişmesi bile gönüllere ferahlık veriyor. Aynı kurallarla hüküm sürerken mutlakıyete, halkçı, Cumhuriyetçi demek…

  • “İnsanlık macerasını gözden geçirirken yönetenlerle yönetilenler şeklinde karşılıklı iki varlığı görüyorum. İster istemez hatırıma bir soru geliyor: Bu idare edenler sınırsız yetkilerini acaba kimden ve nereden almışlardır. Bu soruya sadece yönetilenlerin acizliğinden cevabı verilir. Yönetenler yönetilenlerin yalnız mallarına değil canlarına bile egemendirler. Tarih boyunca çeşit çeşit adlarla ceberrut (zorba) cephesini kuran tiranlar, kişisel keyif ve…

  • “Yerüstü kar ve buzlarla kaplı iken yeraltında türlü türlü kömür ve madenlerden yararlanamıyoruz. Teknik ziraat ve hayvan yetiştiriciliğinden yoksunuz. .. Doğal kaynaklarımızı ihtiyacımıza göre işlemeyi bilmediğimiz herkesçe malumdur (bilinmektedir). Mevcut okullarımız yalnız memur ihtiyacını karşılamaktadır. .. İnsan sınırlı olan yaşamında, sınırsız olan menfaat esaretinden kendisini kurtaramamıştır. Vicdanın telkini ile aklın ürünü olan yaratıcının tanınması için…