Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Mustafa Kemal Paşa
-
Ancak, 13 Şubat 1925’te Bingöl’de patlak veren Şeyh Said İsyanı, ülkedeki tüm muhaliflere yönelik genel bir sindirme kampanyasının başlamasına vesile oldu. Fırtınadan TPCF de nasibini aldı. İddialara göre, ülkede demokrasinin yıllarca askıya alınmasını sağlayan 3 Mart 1925 tarihli Takrir-i Sükûn Kanunu çıkmadan bir süre önce, Başbakan Fethi Bey, TPCF Genel Başkanı Kâzım Karabekir’i ziyaret ederek…
-
Bir diğer suçlama ise TPCF’nin programının ve tavrının ‘irticayı cesaretlendirdiği’ idi. Oysa bu iddianın dayandırıldığı 6. Madde’de sadece şunlar yazıyordu: “Fırkamız itikad-ı diniyeyye ve fikriyyeye hürmetkârdır. (partimiz dini inanışlara ve fikirlere saygılıdır.)” Programda Halifeliğin geri getirilmesi talebi olmadığı gibi dinin önemine dair en ufak bir atıf yoktu. Dahası, yürürlükte olan 1924 Anayasası’nın 2. Maddesi’nde “Türkiye…
-
11 Aralık 1924 tarihli Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde, Mustafa Kemal’in 21 Kasım 1924’te The Times gazetesinin İstanbul muhabiri Mr. Macartney’e verilen bir mülakat yayımlanmıştı, mülakatta Mustafa Kemal, millî egemenlik esasına dayanan ülkelerde siyasi partilerin kurulmasının gayet doğal olduğunu; Türkiye Cumhuriyeti’nde de rakip partilerin elbette olacağını, TPCF’nin de gerekli formaliteleri tamamlayarak kurulduğunu belirtiliyordu. Mülakat, 18 Aralık 1924…
-
17 Kasım 1924’te, yeni bir partinin kurulduğu haberi kamuoyuna bomba gibi düştü. CHF’li 22 milletvekili tarafından kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının (TPCF) kurucuları arasında Kâzım Karabekir Paşa gibi muhafazakâr milliyetçiler, Rauf Bey gibi meşrutiyetçiler, Ali Fuat Paşa gibi eski Bolşeviklik sempatizanları, İsmail Canbulat gibi İttihatçılar, Dr. Adnan Bey gibi bilim adamları, Hüseyin Avni Bey gibi liberaller…
-
“Mütareke Basını” Sekizinci grupta İtilaf Kuvvetleriyle işbirliği yapan 13 polis vardı. Dokuzuncu grupta Millî Mücadele sırasında İşgal Kuvvetleriyle birlikte davranan ya da Kemalist güçlere destek vermeyen 13 gazeteci (en ünlüleri Mevlanzade Rıfat Bey, Said Molla, Refik Halid, Refii Cevad, Ömer Fevzi) vardı. Bir başka ünlü ‘hain’ gazeteci Ali Kemal, 5 Kasım 1922’de İzmit’te ‘Sakallı’ Nureddin…
-
Yedinci grubu, 24 Ekim 1921’de, İngilizlerin ve Yunan işgal kuvvetlerinin himayesinde, Şark-ı Karib Çerkezleri Temin-i Hukuk Cemiyeti’nin (Yakın Doğu Çerkezlerinin Haklarını Sağlama Derneği) kongresine katılan 18 kişi oluşturuyordu. Alıntı; Öteki Tarih II (Mondros’tan İzmir Suikastı Davası’na) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 328) kitabından birebir alınmıştır.
-
Kütahya Milletvekili Recep (Peker) Bey, Emniyet’in hazırladığı 600 kişilik listeden geri kalanların ziyan olmaması (!) için, bu kişilerin fotoğraflı künyelerini içeren bir ‘Siyah Liste’ hazırlanıp iskelelere, istasyonlara asılmasını, emniyet teşkilatına dağıtılmasını önerdiyse de öneri reddedildi. Karesi Milletvekili Ahmet Süreyya Bey, Ermeni, Rum ve Yahudilerin de eklenmesi için epey mücadele etti ancak bu teklif Ferid Bey…
-
Dâhiliye Vekili Ferid Bey, Yusuf Bey’in endişe etmemesini, çünkü listeyi yaparken belli prensiplere sadık kaldıklarını açıkladı. Ancak Yusuf Bey’in ısrar etmesi üzerine patlayıverdi: “Efendim, prensip diye ne istiyorsunuz? Hain, hain[dir]. Ne prensibi? Yalnız hıyanetin vecih (yolu) ve nevi (türü) itibariyle ancak tasnif kabil (sınıflandırmak mümkün) olur. Yoksa prensip nedir?” Elbette bu cevaptan sonra Yusuf Bey’de…
-
Lozan’da sadece sayı tespit edilmişti. Listeye kimlerin konulacağına daha sonra karar verilecekti. Yani suçtan listeye değil, listeden suça gidilecekti. Sf. 323, 324 Alıntı; Öteki Tarih II (Mondros’tan İzmir Suikastı Davası’na) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 323, 324) kitabından birebir alınmıştır.
-
İngiliz Dışişleri belgelerini inceleme fırsatını bulmuş olan Ömer Kürkçüoğlu da İngiltere’nin Musul’daki bir görevlisinin Türklere sadece halifelik bağı ile bağlı olan Kürtlerin durumunu düşününce, bu olayın “Türklerin kendi bindikleri dalı kesmelerinin İngiltere için inanılmayacak kadar mükemmel olduğunu” söylediğini aktarır. Kürkçüoğlu Hilafetin kaldırılmasının “İslam’ın Türklerle Kürtler arasındaki tek bağ olduğu, Türkler ise şimdi bunu kopardığına göre…
-
TBMM’nin tek bağımsız üyesi Gümüşhane Milletvekili Zeki Bey “Hilafet, ittihat-ı İslâma, İslâm dünyasının birleşmesine imkân tanıyacak önemli bir vesiledir. Bendeniz (…) ittihat-î İslâm taraftarıyım (…) Hilafetin ilgasını kabul ederek bugünkü vaziyet dâhilinde bu müthiş kuvveti düşmanların veyahut diğer hükümetlerin kucağına atmayalım (…) Bana öyle geliyor ki, bunun zamanı henüz gelmemiştir. Dokuz umde ile halka bunu…
-
8 Aralık 1923 tarihinde İsmet Paşa Britanya Hükümeti’nin Ağa Han mektubu ile ilgili çalışmaları hakkında Meclis’te bir konuşma yaptı. İsmet Paşa meşhur Hıyanet-i Vataniye Kanunu uyarınca konuyu soruşturmak üzere bir İstiklal Mahkemesi’nin kurulmasını önerdi ve mahkemenin kuruluşu, 156 kişinin katıldığı oylamada 22 çekimser oyla kabul edildi. Sf. 312 Cebelitarık Milletvekili İhsan (Eryavuz) Bey reisliğindeki mahkeme…
-
Temmuz 1924’te, Türk-Ermeni Teâlî Cemiyeti’nin Lozan Barış Antlaşması uyarınca, yurtdışındaki Ermenilerin ülkeye dönüşünü sağlamak için Ankara Hükümeti’ne bir başvuru yaptığı haberleri Adana’daki yerel gazeteler tarafından sert şekilde eleştirildi. Bu haberleri fırsat bilen Tevhid-i Efkâr gazetesi bir muhabirini Patrikhane’ye göndererek Ermenilerin sadakatini sorgulamaya kalkıştı. Gazeteye göre eğer Ermeniler sadakatlerini ispat etmek istiyorlarsa “Ermeniler Türk Oğlu Türk’üz”…
-
Yeni bir devletin temelleri atılırken, gayrimüslim cemaatler de yeni rejimle barışmanın yollarını arıyorlardı, örneğin 24 Aralık 1922 günü Pera-Asmalı Mescitteki Diana Oteli’nde toplanan 40 kadar kişi, 28 Eylül 1919’da kurulmuş olan Garabetyan Mezunlar Cemiyeti’ni, ‘Ermeni-Türk Teâlî Cemiyeti’ne dönüştürmüştü. Sf. 301 Nizamnamesi Ankara tarafından şubat ayında onaylanan Cemiyet, Nisan ayında, Mustafa Kemal’e bir davet göndererek ziyaret…
-
Olayın ortaya çıkması üzerine Topal Osman’ın teslim alınmasına dair harekât planını bizzat Mustafa Kemal hazırladı. Rauf Bey’in anlattığına göre önce Muhafız Taburu Kumandanı İsmail Hakkı Bey çağrılmış, Mustafa Kemal sarmalama harekâtının krokisini bizzat hazırlamış, ardından eşi Latife Hanım’la birlikte Çankaya Köşkü’nden ayrılıp, Rauf Bey’in İstasyondaki dairesine çekilmişti. İleriki yıllarda Latife Hanım’ın kız kardeşi Vecihi İlmen’in…
-
İngiliz arşivlerinde çalışan bir başka tarihçi İhsan Şerif Kaymaz’a göre ise 1 Ağustos 1924 tarihinde Diyarbakır’da Türk-Kürt Kongresi adıyla gizli ve gayri resmî bir toplantı yapılmıştı. Toplantıya katılan Kürt delegelerinin talepleri arasında “1. Kürtlere sıkıntılarını hafifletecek miktarda borç verilmesi, 2. Genel af ilan edilmesi, 3.Kürdistan’dan beş yıl süreyle vergi ve asker alınmaması, 4.Şer‘i mahkemelerin yeniden…
-
Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adına Mustafa Kemal, Rauf Bey ve Bekir Sami Bey ülke sorununu, bu arada Kürt sorununu konuşmak için 18-22 Ekim 1919 günlerinde Amasya’da buluşmuşlardı. Nutuk’tan öğrendiğimize göre burada, üçü kayıt ve imza altına alınmış, ikisi gizli sayıldığı için kayıt altına alınmamış beş protokol hazırladılar. Gizli protokollerde ne olduğunu hâlâ bilmiyoruz…
-
Düyun-u Umumiye İdaresi kaldırıldı ve Osmanlı İmparatorluğunun borçları, ayrılan ülkelere paylaştırıldı. Ancak Türkiye’nin payına düşen 15 milyon altının Yunanistan’ın Türkiye’ye ödeyeceği savaş tazminatından düşürülmesi mümkün olmadı; çünkü Yunanistan tazminat ödemedi, onun yerine Karaağaç’ı verdi. Anlaşmaya göre bu borcu 37 yılda ödemeyi kabul eden Türkiye 1929 Büyük Buhranı gibi ağır krizlere rağmen borcunu 1954’te (Lozan’ın öngördüğünden…
-
13 Eylül’de pek çok noktada birden başlayan yangın, o ana kadar denizden esen hâkim rüzgâr imbatın yerini, güney-güneydoğu yönünden esen rüzgârın almasıyla 14 Eylül de batıya doğru yayılmıştı. 15 Eylül’de kontrol alıma alınmış ama ancak 18 Eylül’de söndürülebilmişti. 23 Eylül günü Hisar Camii arkasında yeni bir yangın başlamıştı. Şehrin tekrar güvenli hale gelmesi 30 Eylül’ü…
-
Çanakkale Savaşı’nın kayıpları yanında (57.263 şehit, 97.874 yaralı, 11.178 kayıp, 20.297 hastalık sonucu ölüm ve diğerleriyle birlikte 207.696 zayiat) gayet mütevazı sayılabilecek bu sayılara bakılınca, esas savaşın İtilaf Devletleri’ne karşı verilmediğini anlarız. Dahası 1921’den itibaren İtilaf Devletleri’nin bir bölümünden önemli miktarda silah, mühimmat ve araç-gereç satın alınmıştı. Gerçek’ten de, en kanlı çatışmalar Yunanlar ve Ermenilerden…