Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Mustafa Kemal Paşa

  • Evliyazâdelerin soyadı olarak “Evliyazâde” yi seçti. Bu istisnaydı; “zâde” yle biten unvanlar çoğunlukla “oğlu” ekini aldı. Ancak Mustafa Kemal, İzmirli Evliyazâde ailesine “zâde” li soyadı kullanma izni verdi! Niye onlara böyle bir ayrıcalık tanındığı bilinmiyor… Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 362) kitabından birebir alınmıştır.

  • Köylülük” yüceltiliyordu! Dr. Reşid Galib’in “buluşu”, Alliance Israelite Universelle benzeri, köy çocuklarına Batılı yaşam biçimini öğreten Köy Enstitüleri yakın bir gelecekte hayata geçirilecekti. Değişimin önündeki tek engel olan halkın yoksulluğu ve cehaleti, Köy Enstitüleriyle aşılacaktı. Anadolu, klasik müzikle, tiyatroyla, Cumhuriyet balolarıyla tanışıyordu. Okullar öğrencilerine günün moda danslarını öğretiyordu. “Garson bira getir, garson bira getir, yaşa…

  • Örneğin, İzmir ve Milas Yahudileri Ladino yerine Türkçe konuşulmasını sağlamak için “Türkçe Konuşturma Birliğini” kurdular.  Türkçeyi Yahudilerin anadili yapmak istediklerini bildirdiler. İzmir Yahudileri arasında Yahudi adları yerine Türkçe adların alınması yaygınlaştı. Erkekler arasında en çok Yakub, Kemal, Yusuf; kadınlar arasında Feride, Saadet adlarına rastlandı. Milas’taki Türkçe Konuşturma Birliği’nin kurucularından Yakub Kemal Beri çocuklarına, Altay, Cengiz,…

  • 23 Eylül 1930’da yerel seçimler yapıldı. Bu seçimin en önemli özelliklerinden biri, ilk kez kadınların da oy kullanmasıydı… Sf. 354 Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 354) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1938 yılında İngiltere’nin Ankara büyükelçisi Percy Loraine “gizli” kaydıyla Londra’ya gönderdiği “Notes On Leading Turkish Person Alities” adlı raporunda Türkçülük fikrinin önde gelen isimlerinden Ağaoğlu Ahmed hakkındaki notu ilginçtir: “Ahmed Ağaoğlu, İslamiyet’i seçmiş Kafkas kökenli bir Yahudi’nin oğludur.” Bu raporun yazar Halide Edip Adıvar’ın verdiği bilgilere göre yazıldığı iddia edilmektedir. Halide Edip Adıvar’ın Sabetayist olduğu…

  • Sadece bacanağının idam edildiğini öğrendiğinde hışımla girdiği Mustafa Kemal’in yanından sinirleri yatışmış bir şekilde çıkmıştı. Mustafa Kemal, bacanağının neden asıldığını soran Dr. Tevfik Rüştü’ye, “Asmak zorundaydım, yoksa onlar seni ve beni asacaklardı” demişti! (Orhan Tahsin, Yeni Asır, 1978) Sf. 342 Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 –…

  • Doktor Nâzım eski ittihatçı arkadaşlarıyla nadiren bir araya geliyordu, çünkü fazla göze batmak istemiyordu. Ama artık o ilk geldiği günlerdeki çekingenliği üzerinden atmıştı. Mustafa Kemal’den sürekli “Sarı Paşa” ya da “Gazoz Paşa” diye bahsediyordu. Sf. 321 Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 321) kitabından birebir…

  • O günün gazeteleri nasıl şapka giyileceği konusunda yayınlar yapıyordu. Çünkü garip olaylar yaşanmaya başlanmıştı. Örneğin İzmir yakınlarında bir kasabada erkekler, sınır dışına çıkarılmış bir Ermeni’nin şapka dükkânından aldıkları tüylü kadın şapkalarını başlarına geçirmişlerdi! Sf. 319 Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 319) kitabından birebir alınmıştır.

  • TCF’nin Meclis’te otuza yakın üyesi vardı. Bu isimlerin hepsi, Yunanistan’la olan mübadele sırasında yapılan yolsuzlukları bahane ederek Cumhuriyet Halk Fırkasından ayrılmıştı. Sf. 317 Anayasal düzen içerisinde “tek kişilik zorba yönetimlere” karşı olduklarını belirtiyorlar; dini düşünüş ve inançlara saygı istiyorlar; yabancı sermaye yatırımlarını destekliyorlar; basın özgürlüğünden yana tavır alıyorlar; belediye başkanlarının atamayla değil seçimle iş başına…

  • Mübadele günlerinde ilginç bir olay gazetelerin manşetlerinden düşmedi. Selanikli Karakaş Rüşdü Bey, Meclis’e gönderdiği telgrafta, “Selanikli dönmelerin aslen, ırken ve soy bakımından Türklük ve Müslümanlıkla ilgisi bulunmamaklığından, bunların Türk toplumu dışında tutularak veya ülkenin her tarafına dağıtarak Türk nüfusuyla karışmaya mecbur edilmelerini” istemekteydi!   İşin garip yanı, Karakaş Mağazaları sahibi Selanikli Karakaş Rüşdü Bey Sabetayist’ti!…

  • Zorladığımı biliyorum ama bir olgunun altını da çizmek istiyorum: hep birbirleriyle evleniyorlar! Çok alakasız gibi görünebilir ama Mustafa Kemal-Latife evliliği, Mustafa Kemal’i, Ali Adnan Menderes’le akraba yaptı. Nasıl mı? Adnan Menderes’in halasının kocası Ahmed Hamdi Efendi, Uşşakizade Hacı Ali Efendi’nin kızının çocuğuydu. Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı…

  • Dr. Tevfik Rüşdü, Latife’ye, “Ne sen ona eş olursun, ne de Mustafa Kemal sana koca olur” diyor. Ancak Latife’nin sert tepkisiyle karşılaşıp susuyor. Sf. 304 Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 304) kitabından birebir alınmıştır.

  • Amerikalıların 4 Temmuz’u, Fransızların 14 Temmuz’u olduğu gibi bizim de 23 Temmuz’umuz vardı. 8 Temmuz 1909’da kabul edilen yasayla, 23 Temmuz “Hürriyet Bayramı” olarak kutlanmaya başlandı. Ancak bu bayram 13 Mayıs 1935’te kaldırıldı. Sf. 111 Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 111) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bunların en ünlüsü, 1873’te Vali Mithat Paşa zamanında, Şemsi Efendi (Şimon Zvi) tarafından açılan Fevziye Mektebi’ydi. Sf. 59 Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 59) kitabından birebir alınmıştır.

  • Örneğin Celal Bayar, 10 Aralık 1936 tarihli “Yüksek Başvekâ­lete” başlıklı raporunda şöyle der: “Doğu illeri bizim rejimimize gelinceye kadar kati bir tarzda hâkimiyetimiz altına girmemiştir. Geçmiş hükümetler, halk üzerindeki hâkimiyetlerini ağalar ve şeyhler vasıtasıyla yürütmek istemişlerdir. Ağalar ve Şeyhler soyduklarının bir kısmını hükümet erkânına vermek suretiyle müşterek idarei maslahat (vaziyeti idare etme) devri yaşanmıştır. Şark’ta…

  • Kürtçenin Cumhuriyet döneminde ilk kez yasaklanması, 1925 yılında kabul edilen ve uzun yıllar gizli tutulan Şark Islahat Planı uyarınca gerçekleşiyor. Planın 41. maddesi şöyle: “Malatya, Elazığ, Diyarbakır, Bitlis, Van, Muş, Urfa, Ergani, Ho­zat, Erciş, Adilcevaz, Ahlat, Palu, Çarsancak, Çemişgezek, Ova­cık, Hısnımansur (Adıyaman), Besni, Arga (Arguvan olmalı), Hekimhan, Birecik, Çermik vilayet ve kaza merkezlerinde, hükümet ve…

  • Tarık Ziya Ekinci Anlatıyor; “Ömer, babamın amcasının oğlu, Şeyh Said İsyanından Lice’de devletin ilk idam ettiği kişi… O yıllar, 1924-1925. Lice’de Şapka İnkılabının sonrası. Şapka satan tek dükkân var Lice’de: Hikmet Çetin’in amcası Tahir… Ucuza getirip bayağı pahalıya satıyorlar. Ömer de tel çekiyor Ankara’ya, Mustafa Kemal’e: ‘Sıkıyönetim komutanı falan zatla şapka ticareti yapıyorlar; elli kuruşa…

  • Tarık Ziya Ekinci 1925’te Lice’de doğmuş. 1925 yılında çıkan ve Kürtçeyi yasaklayan Şark Islahat Planı’nın 41. maddesinde Doğu ve Güneydoğu illeri tek tek sayıldıktan sonra şöyle denmiş: “Hükümet ve belediye dairelerinde ve diğer kuruluşlarda, okul­larda, çarşı ve pazarlarda Türkçe’den başka dil kullananlar, hükü­met ve belediyenin emirlerine aykırı davranmakla suçlanacak ve cezalandırılacaktır.” Tarık Ziya Bey anlatıyor:…

  • Felat Cemiloğlu anlatıyor; “Evvela oğlunu babasına tokatlattılar. Yavaş tokat vurduğu için hem oğul hem baba coplanıyordu. Beş on denemeden sonra oğulun babaya vurduğu şiddetli tokat­ları beğenmediler. Bu kere oğul’u babanın sırtına bindirdiler. Bir taraftan babayı copluyor, daha hızlı koşması için zorluyorlardı. Oğul babasının sırtından indikten sonra ağlamaya başladı. Girdiğimiz sırada hepimize ağlamanın, inlemenin, özellikle gül­menin…

  • Halk Partisi iktidarının 1930’dan sonraki İktisadî faaliyet tablosu hemen hemen bunlardan ibarettir. Kaldı ki, bu iktidarın İktisadî siyaset uygulamalarında, bazı çarklar da birbirleriyle çarpışıyordu, meselâ bir taraftan «Sanayii Teşvik Kanunları» çıkarılırken, diğer taraftan, bu gelişmeyi önlemek istercesine, akıl almaz kanun ve nizamname engelleri yaratılıyordu. Meselâ, «Muamele Vergisi Kanunu» motorsuz sanayiyi, motorlu sanayi, yani modern işletmeler…