Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Müzik

  • Yirminci yüzyılın en tanınmış beyinlerinden biri, Albert Einstein’ınkiydi. Einstein’ın beyni incelendiğinde, dehasıyla ilgili sır perdesi aralanamamış olsa da, sol elin parmaklarını denetleyen alanın genişlemiş olduğu fark edilmişti. Beynin bu bölgesi, kortekste Yunancadaki “Ω” işaretine benzerliği nedeniyle “Omega işareti” adını alan dev bir kıvrım oluşturmuştu. Einstein, daha az bilinen tutkusu olan keman çalmaya borçluydu bu kıvrımı.…

  • Hangi türküleri söylerdi? “Şafak söktü yine Sunam uyanmaz”, “Dağ başında sarılı çiçek”, “Şu tepe pullu tepe.” Sonra “Anam olasın Ömer” onu çok söylerdi. “Fırat kenarında aspav yıkarlar, yıkıp gül dalına sererler.” Onu çok söylerdi ama sesi çok müthiş güzeldi. Sf. 113 Alıntı; Keşiş’in Torunları (Dersimli Ermeniler) Birinci Kitap – Kâzım Gündoğan, (Ayrıntı Yayınları,  1. Basım,…

  • Büyük bir Kemalist ve büyük bir sanatçı idi. Benim büyüğüm ve dostum oldu; mükemmel bir sesi vardı. Pek korurdu, sıcak çay içmezdi, her yemekte taze soğan yerdi ve yanında sigara içilmesine izin vermiyordu. Sesi, hâzinesidir ve hazinemizdir. Sf. 280 Alıntı; Ansiklopedi I, Çıkış – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi,  4. Basım, Kasım 2015 – Sf. 280…

  • İşbu izahat üzerine, Yukatan ve Guatemala kıtalarında yaşayan ve ırk itibariyle Maya milletine mensup olan Kişe ve Kakşikel kabilelerinin (Kişe kişi demektir) gerek millî rakslarında ve gerek güneşe tazimen (hürmeten) yaptıkları ayin esnasında, Tun namında mukaddes bir dünbelek kullandıkları ve bunu çalanlara karşı derin bir hörmet gösterdikleri hakkındaki malumata muttali olduktan sonra dünbelek sözümüzün başındaki…

  • İki dalın arasında kalmışım, Baykuş gibi dağlarda kalmışım, Ne gün gördüm, ne muradıma erdim, Ben de böyle kara yazgımla kalmışım. Sf. 864 Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 864) kitabından birebir alınmıştır.

  • Urfa’nın etrafı dumanlı dağlar, Ermeni yanıyor, gözleri ağlar, Urfa’nın etrafına ekin ekenler, Ekini ekenler, güzeli seçerler, Çıkma, ceylan, şu dağlara, Seni avlarlar, Anadan, babadan ayrı koyarlar. Urfa’nın etrafında gezer bir ceylan, Yavrusunu kaybetmiş, arıyor yaman, Ceylan, senin gibi yüreğim yara, Arayıp, bulamadım derdime çare, Çıkma, ceylan, şu dağlara, Seni avlarlar, Anadan, babadan ayrı koyarlar. Urfa’nın…

  • Manvel Marutyan’ın Tanıklığı (D. 1901, Van, Berdaşen Köyü) “Annem Fransızca bilirdi. Sesi güzeldi. Bizim Van’ın güzel şarkıları vardı; o şarkıları Komitas yazıya döktü ve Şahmuradyan söyledi. “Dile Yaman”,”Vardın i Batsvi”, “Mokats Mirzari’, “Aleksiyanos”, vs. Van’da dört sesli bir koromuz vardı.” Sf. 197 “Babamın beş erkek kardeşi de kumaş tüccarıydı. Erciş’te büyük bir mağazaları vardı. Babam…

  • Lalanın dünyası ne?  Aldanma dünyasına.  Dünya benim diyenin, Dün gittik dün yasına!., Alıntı; Evliya Çelebi Seyahatnamesi III – Mehmet Zilli Oğlu Evliya Çelebi, Sadeleştiren; Tevfik Temelkuran ve Necati Aktaş, Hazırlayan; Mümin Çevik, (Üçdal Neşriyat, Sf. 211) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mesela, do ve mi, do ve fa, do ve sol İkilileri rezonans olabilen notalardır. Fakat do ve re notaları birbirlerine benzer notalardır ve bir uyumsuzluk ortaya koyarlar. s. 61 Alıntı; Sudaki Mucize – Masaru Emoto, Çeviren; Savaş Şenel (Arıtan Yayınevi, 1. Basım Nisan 2008 – Sf. 61) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ürdün Emiri Abdullah 1937 yılının Haziran başlarında yurdumuzu ziyaret ediyordu. Emir Abdullah, gençliğinin en güzel dönemini İstanbul’da Emirgan, Çamlıca yalı ve köşklerinde sefa sürerek geçirmiş, Birinci Dünya Savaşı başında babası Hicaz Emiri Şerif Hüseyin’in, Osmanlı İmparatorluğu’na karşı açtığı ayaklanma bayrağı altında önemli bir rol oynamak üzere buradan ayrılıp gitmişti. Sf. 311 Burada Emir onuruna bir…

  • 7 Kasım 1932 tarihli Evening Standard adlı İngiliz gazetesinde “Bu sene İran Şahı’nın Türkiye Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal ile görüşmek üzere Türkiye’ye resmî bir ziyaret yapacağı, birkaç kere ileri sürüldü. Diktatörlerin Van şehrinde görüşeceklerine dair bugün yayınlanan haberin doğruluk payı fazladır. Belki de iki devlet başkanı isyancı Kürtlere karşı ortak bir siyaset izlemeye karar vermişlerdir” şeklinde…

  • 6 Mart 1938 gecesi verilen konser Atatürk’ün Cumhurbaşkanı olduktan sonra gittiği ilk ve son konserdi. Konserden birkaç gün sonra Ankara Radyosu’ndan Türk Musikisi şarkıları, besteleri tekrar çalınıp söylenmeye başladı. Sonunda bu anlamsız yasak kalkmıştı! Sf. 163 Alıntı; Öteki Tarih III (Kemalist Devrimler ve İsyanlar) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf.…

  •  Ancak bütün bunlar olurken ve halk klasik Türk musikisini dinlemekten mahrum edilirken, Atatürk, özel meclislerinde İzzettin Ökte, Udî Şevki, Hakkı Derman, Şerif İçli ve Hanende Abdülhalik Bey gibi virtüözlerden kurulmuş özel saz topluluğundan alaturka musikiyi dinlemeye devam ediyordu. Sf. 162 Alıntı; Öteki Tarih III (Kemalist Devrimler ve İsyanlar) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı…

  • Şükrü Bey de alaturka musikiyi yasaklamıştı! Aslında, Mustafa Kemal’le Şükrü Bey, 1 Kasım konuşmasının hemen ardından buluşmuşlar ve Kızılay’da inşaatı süren Güven Anıtı’nı incelemişlerdi; yani Vedat Nedim Bey’den önce, Mustafa Kemal’in Dâhiliye Vekil’inin kulağını bükmesi ihtimali yüksekti. 3 Kasım 1934 günü Vakit gazetesi şöyle diyordu: “Şarkı, Gazel Devrinin Sonu!” Aslında o dönemde İstanbul Radyosu sadece…

  • 1 Kasım 1934’te, Mustafa Kemal’in TBMM’nin açış konuşmasında yöneliş iyice belirginleşti. O gün ‘Ebedi Şef (sadeleştirilmiş dille) şöyle demişti: “Arkadaşlar! (…) Bir ulusun yeni değişikliğine ölçü, musikide değişikliği alabilmesidir, kavrayabilmesidir. Bugün dinletilmeye yeltenilen Musiki yüz ağartacak değerde olmaktan uzaktır. Bunu açıkça bilmeliyiz. Milli, ince duyguları, düşünceleri anlatan yüksek deyişleri, söyleyişleri toplamak, onları bir gün önce…

  • Dört yüz yıllık gecikmeyi telafi için, 1932’de İstanbul Eminönü Halkevi’nin davetiyle İstanbul’da bir konferans vermek üzere Viyanalı kompozitör Prof. Dr. Joseph Marx Türkiye’ye çağrıldı. Ancak, sonuç hayal kırıklığı oldu çünkü Marx’a göre Türk müziğini istediğimiz yana eğip bükmeye kalkarsak onu öldürmüş olurduk. Yapılması gereken, Türk müziği ile Batı müziğini birbirine yakınlaştırmak, aralarında ilişki kurmaktı. Bunu…

  • Nitekim Mustafa Kemal, 1 Kasım 1930’da Alman gazeteci Emil Ludwig’e şöyle diyecekti: “Montesquieu’nün ‘Bir milletin musikideki eğilimine önem verilmezse, o milleti ilerletmek mümkün olmaz’ sözünü okudum, tasdik ederim. Bunun için musikiye pek çok itina göstermekte olduğumu görüyorsunuz.” (Gazetecinin ‘Şark’ın tek anlamadığımız bilimi müziğidir’ demesi üzerine) “Bunlar hep Bizans’tan kalma şeylerdir. Bizim hakiki musikimiz Anadolu halkında…

  • Kemalist ‘Musiki Devrimi’nin ikinci adımı, 1926’da Darülelhan’ın (konservatuvarın) Şark Musikisi Şubesi’nin kapatılması oldu. Bölümün kapatılacağını, derleme çalışmaları yapmak üzere gittiği Anadolu gezisinden dönüşte öğrenen Darülelhan hocalarından Rauf Yekta Bey, “Bir milletin musikisi resmî bir encümenin kararıyla nasıl ilga olunabilir?” diye şaşkınlığını belirttiyse de, yapacak bir şey yoktu. Sf. 156 Alıntı; Öteki Tarih III (Kemalist Devrimler…

  • 1923’te İstanbul’daki Musiki Encümeni önce lağvedilmiş, sonra bünyesine Batı müziği derslerinin katılmasıyla yeniden açılmıştı. 1924’te Yeni Sinema’da Osman Zeki (Üngör)’nin yönettiği orkestra, Zeki Bey’in Cumhuriyet Marşı ile Beethoven’in Beşinci Senfonisi’ni çalmıştı. İkinci konserine çıktığında, orkestranın adı artık ‘Riyaset-i Cumhur Filarmonik Orkestrası’ idi. Ardından Ankara’da Musiki Muallim Mektebi kuruldu. Başlangıçta öğrenilecek enstrümanlar keman, piyano, flüt ve…

  • 3 O yıllarda TBMM’de Bursa Milletvekili olarak görev yapan askeri Doktor Osman Şevki (Uludağ)’a göre, marşın bestesi özgün değildir. Cemal Reşit Bey librettosu (güftesi) ve bestesi ünlü yazar Jean-Jacques Rousseau ya ait olan ve ilk kez 1752 yılında Kral XV. Louis’in huzurunda sergilenen tek perdelik “Le devin du village” (Köy Kâhini) adlı operanın; “J’ai perdu…