Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Onomastik (İsimbilim)

  • İnsanların çoğu sizin vaftiz adınızın gerçekte Avram olduğunu bilmiyor. Ne zaman isim değişikliği oldu? Abie, Noam’ın kısaltılmış hali mi? Hayır, Avram’ın. Avram, Abraham demek. İbranice’de No-am demek mi? Evet. Kimseye söyleme bunu, “dostluk, güzellik” anlamına geliyor. Sf. 205 Alıntı; Propaganda ve Toplumsal Zihin – Noam Chomsky, Söyleşiler; David Barsamian, Ç; Zahit Atam (berbat bir çeviri),…

  • Makalesinde Gyula Kaldy-Nagy, Ertuğrul ve oğullarının, adlarından yola çıkarak İslamiyet ile bağlarının çok gevşek olduğunu ileri sürer. Profesör Kaldy-Nagy’e göre, Ertuğrul ve iki kardeşi Gündoğdu ve Sungur ile oğulları olduğu söylenen Gündüz ve Savcının adları Türk isimleridir. Makalesinde Osman’ın en seçkin destekçilerinin de, Konur Alp, Akça Koca, Samsa Çavuş, İslami değil, Türkçe adlara sahip olduklarının…

  • Ahmet’in babası Mehmet Davutoğlu, ilk eşi Memnune ölünce, bu adın ilk üç konsonu “mmn” Maamin ile aynıdırlar, “Sefure” ile evlenmişti; bu adın, “sefure”, hazırlamış olduğum isim’ seçkisinde olmamasına rağmen, bir Karay adı olduğunu göstermek zorundayım. Sf. 170 İsim-bilim’in önemli bir açıklayıcı değişken olduğunu görüyoruz, Davutoğlu’nun -kızı Sefure’nin Sabri Ülker’in kızı Ahsen Özokur’un oğlu Ahmet ile…

  • Mezar taşlarının okunmadığı ve isim bilim’in gelişmediği bir ülkede tarih biliminin varlığından söz etmek zordur. Tarihimize, baktığımızda ise bir “Karadavudzade Mehmet Efendi” ile karşılaşıyoruz; ne anlama geliyor, şimdiye kadar böyle bir sorunun formüle edildiğini sanmıyorum. Nedenlerini sıralayabilirim, a- Karayların varlığı dahi bilinmiyor, b- dinler tarihine ilgimiz çok az, yasak bölgelerimizden birisidir, c-İbraniyet’i ve gizli Yahudileri…

  • Kaynak; E. İ. Lebedeva Kız isimleri: Arzu, Aytolu, (Aydolu), Akbike (Akbige), Altın, Aray, Awa (Melodi, Hava), Biyana, Biyim, Bikeneş (Bigeneş), Bereha, Biçe (Bike- Bige), Bikelek, Bikeç’, Goher (Güher?), Gülüş, Gülya, (Gül türevi), Dovlet (Devlet), Cevahar, (Cevahir), Kira, Murad (Dilek), Nazlı, Sima, Simha (Semahat?), Sultan, Saadet (Sadet, Sedat?), Totay. Erkek isimleri: Anan, Ananiy, Avinay, Avram, Azeriy,…

  • Ahmet’in annesi “Sefure” idi, karısı “Sare” oldu, kızına “Hacer Bike” adını koydular; bütün isimler karaydılar ve soyadı “Davutoğlu” ekstra, Karaizm’in kurucusu Anan ben Davut’a nisbet davutzâde, Davudov, ya da “Davutoğlu olarak taşıyorlar, işte Ahmet Davutoğlu’nun bakan olmasının nedeni de buradadır. Bakan olunca, Devlet Bahçeli, “milletvekillerinden dış işleri bakanı olabilecek birisini bulamadınız mı” yollu soruyordu, biliyor…

  • Diğer Seçme Doğrulamalar Antmen, alp, alpgünay, Babacan, baran, barda, Er, eralp, Ferman, Gül, güler, günay, günşık, İpekçi, işmen, Kaynak, kent, kuzu.. Nevber, Nilli, Növber Oğan, okandan, özbabacan, özbaydar, öztürk.. Paker, pamuk, pekin.. Sağ, san, Seval, Sirmen, Şamlı, Şamlıoğlu, şemsi (efendi), Şensoy.. Talu, tan, Tansu, türkölmez, Tahsin (hasan). Ülgen, ülger, ülkenli, ünlüsoy, ulusoy, Yurtbay, yücesan, yücel,…

  • Çok güzel, şimdi dünyaya bir “Ayşenaz” gelmiş, çok önemli ve birinci sayfa haberidir. Çok hoş, yalnız, bizim isim konstrüksiyonumuzda, böyle, “Hayrinisa” veya “Ayşenaz” türünden yapıştırmalar yoktur, isim mi kalmadı, neden “Aydın” koymuyorlar, yavaş yavaş adlarımız da “biseksüel” oluyorlar, kızlarda “Aydın” biliyoruz.  Peki, Naza neden Ayşe’yi yapıştırmışlar, Sabetay Sevi’nin eşinin, Müslüman olduğunda ilk aldığı ad Ayşe…

  • “Mehmet Ali” entitesinin, Araplar’da ve Müslümanlarda olmadığını tespit edebiliyoruz. İkincisi, jüdezmo’nun İspanyol esaslı, İbrani ve Türki eklemeli, bir dil olduğunu da buluyoruz. O halde “ali” yazıp “eli” okursak, İbrani, “benim Allah’ım” anlamına ulaşıyoruz. “Mehmet Eli” ise, “Mehmet Benim Allah’ım” demek oluyor ve Sabetay Sevinin, Türkiye’deki Sabetayistler arasındaki adının ise “Mehmet” olduğunu bilmek zorundayız. İlk adıdır.…

  • Kürtler’de, Abdullah’a, bazan “Avdullah” da dendiğini biliyoruz, “Avraham” ve “Abraham” misalini hatırlatıyor, “b” ve “v” birbirinin yerine kullanılıyor; çocuklarım “Avdullah” olarak çağıran Kürt anneler’i, bu kuşak artık kalmadı, şart olmamakla birlikte, Kürt Yahudi’si düşünebiliriz. Bu ayrı, yalnız, bu adı “Abdullah”, Yahudiler de taşıyorlar. Yahudiler, “Abdullah” adını, “Abdalla” söylüyorlar, son “h”, son sesliyi söyletmek için, “u”…

  • Yahudiler, “Tikva” söylediler. Böylece, “Ümid”, dünyanın her yerindeki Yahudiler için, ümid ve marş oldu. 1920 yılından sonra, 1921 yılından başlayabiliriz, Türkiye’de de Yahudiler ve Yahudi asıllılar, çok sevindiler, çok ümitlendiler; doğan çocuklarına, “Ümit” adını koymaya başladılar. İbraniyet’de isimler biseksüel dir, fark görmediler ve doğanlara “Ümit” dediler; bu adın tarihinin 1920 sonrasında ve 1921 yılında başlaması…

  • İbraniler ve İbrani asıllılar için “Türk” başka bir anlamdadır. Öz-türk” ilk bakışta saçmadır, ancak batini bir işaret olduğu anlaşılıyor ki, böylece “saçma” olmaktan çıkmaktadır. Sf.222 Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 222) kitabından birebir alınmıştır.

  • İkinci nokta ise şudur, “ergun” ve “ezel” bizde biseksüel olarak taşınıyorlar, her ikisini de, hem iki cinste de buluyoruz; bu ise Türk isim-biliminde yoktur, bizde kural olarak, isimlerin tek cinsiyetli olduğunu biliyoruz. İsimlerde biseksüalite bir İbrani usulüdür ve bu da, Ergun’un bir ödünç isim olduğunu teyid etmiş olmaktadır. Sf.147 Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın…

  • Ancak “Oz-Gur” adı saçmadır; bunu, Türk Dil Kurumu’nda da İsrael’in güçlü olmasına bağlamak zorundayız. Oz-Gur’e, İbrani “Gur’un Kudreti” dışında bir anlam veremeyiz; nitekim Tevrat’a göre “Gur” güçlüdür. Alıntı; Tekelistan I (İsimlerin İbranileştirilmesi) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 2. Basım Kasım 2006 – Sf. 321) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çünkü Türkiye’de İbrani asıllılar, “Selçuk” adına pek düşkünlük sergiliyorlar. Nerede ise şem ha-kadoş saydıklarını dahi düşünmek durumundayız; Tevrat’tan veya Sabetayizm tarihinden çıkardıkları isimlerle bir tuttuklarını teşhis edebiliyoruz. Profesör Dunlop, Bar Hebraeus’un Malik Namah’sına dayanarak, Tuqaq’ın, Selçuk’un babası, Yahudi Hazar sarayında bir komutan olduğunu naklediyor ve ölünce, oğlu Selçuk da, Yahudi Hazar Devleti’nde önemli yere geçiyor;…

  • Beki Hanım, “bazıları adlarının başına ‘öz’, ‘er’, ‘güzel’, yeni gibi Türkçe bir sözcük getirerek hem eski soyadını korumuş ve hem de yasaya uymuş olur” demektedir. “Özsarfati”, “Erkohen”, “Yenibahar”, “Güzelbahar”, Beki Bahar’ın verdikleri örnekler arasında yer alıyor. Sf. 224 Alıntı;  Tekelistan I (İsimlerin İbranileştirilmesi) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 2. Basım Kasım 2006 – Sf. 224)…

  • Macaristan’da Judaizm çok daha güçlüdür ve güçlü idi; Süleyman’a, Budapeşte’nin anahtarını Yahudiler vermişti. İkincisi, Macaristan’da “Emre” adı değil “İmre” taşınıyor ki, bir Yahudi adı olduğunu biliyoruz. Sf. 178 Alıntı;  Tekelistan I (İsimlerin İbranileştirilmesi) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 2. Basım Kasım 2006 – Sf. 178) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şöyle de söyleyebiliyorum, başkalarıyla birlikte, bizde iki ad var, “Sebati” ve “Berat” ya da Berati”; ilk bakışta Arabi ve İslami olduğunu düşünebiliriz. Kesinlikle değiller; her ikisinin de Araplar tarafından bilinmediğinden eminiz; sözlüklere giremiyorlar. Annemarie Schimmel, “Berat” adının yanına “T” işaretini koyuyor, bütün İslami dünyada yalnız Türkler’de bulunduğu anlamındadır. “Türk” sözcüğü artık felsefî ve tarih açıdan…

  • Ben-Gurion, Filistin’e göçtüğünde ilk önce bu köyde, Petah Tikva, Ümit Pasajı’nda çalışmaya başladı. Adını, Petah, “Geçiş”, Tevrat’tan almaktadır. Herz İmber, 1886 yılında, “Tikvatenu” şiirini yazdı ve daha sonra bestesi yapıldı, notalarının, 1896 yılında yayınlandığı kaydedilmektedir; şiirin ve dolayısıyla marşın Türkçe adı “Ümidimiz” dir. Bundan sonra marşın her fırsatta söylendiğini biliyoruz. İngiliz mandası sırasında “Ümidimiz”; Siyonizm’in…

  • Bir nokta daha var, bu anlatım, bize, “nadir” adının, pek de kıtlıktan gelmediğini de göstermektedir. Nadir, önemli bir Yahudi adıdır; Nadirdiler, metinde, “nadirid” olarak geçiyor, “karaid” benzeri bir konstrüksiyon karşısındayız, İslam’a karşı mücadele ettiler. Demek ki Yahudi camiasında, asil’dirler ve bu nedenle bu ad, nadir olmayan bir şekilde taşınmaktadır. Tarihi’dir demek istiyorum. Bunun için bir…