Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Onomastik (İsimbilim)
-
Esir kadınlar, at ve silahla trampa yapılabiliyordu; ancak Peygamber Hazretleri güzel Yahudi kızı Reyyan’ı, cariye olarak tutmak istemişti. Reyyan, Peygamber Hazretleri’ni reddetti. Ne oldu, bilemiyoruz. Çünkü Yahudi tarihi, “onurla” bu teklifi, reddetti, demektedir. Yahudiler, bu nedenle, Reyan veya Reyyan veya Reyhan adını seviyorlar. Sf. 159 Alıntı; Tekelistan I (İsimlerin İbranileştirilmesi) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,…
-
Şimdi yeni bir dalga ile karşılaşıyoruz; “Alican”, “Aslı”, “Baran”, Berke, “Burak”, “Çağan”, “Ebru”, “Eda”, “Ege”, Elif, “Eylül”, “İzel”, “Irmak”, Keremcan, “Kerimcan”, “Nehir”, “Nil”, “Tuba”, “Su”, Yağmur adları bastırılmaktadır; matbuat ve televizyon ile “diziler” bu ve bu tür adların propagandasını yapıyorlar. Bu da sadece küçük bir seçkidir, “atıl” veya “eser” ve benzerlerini ekleyebiliyoruz; bir hücum var.…
-
Burada çok büyük bir kesinliğe ulaştık, “Ata” adı ise, iki yanlıdır. Şunu kast ediyorum; bu adı, “Ata”, koyanlar ya çok dindar Müslüman ya da daha dindar bir İbrani asıllıdırlar; tabii, part-time Müslüman ve part-time İbrani olanlar varsa, bunlar için ise mükemmel bir ad olarak görüyoruz. Çünkü Kur’an, Abraham’ı, “ata” kabul ve Tevrat, tüm milletlerin ata’sı…
-
Tevrat’ta “Yonas” olan bu ismin Arabi karşılığı “Yunus” olarak kaydediliyor, Arabi ve İbrani isimlerde, belli telaffuz farklarıyla, geniş bir ortaklık var. Sf. 71 Alıntı; Tekelistan I (İsimlerin İbranileştirilmesi) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 2. Basım Kasım 2006 – Sf. 71) kitabından birebir alınmıştır.
-
Umulmadık ve şaşırtıcı yükselişini tahlil ederken, onomastique disiplinden yararlanmamızı teklif ediyorum; demek ki isim-bilimi, tarihin yazımında ve politika pratiğinin tahlilinde bir açıklayıcı vektör ve denklem olarak öneriyorum. Sf. 63 Alıntı; Tekelistan I (İsimlerin İbranileştirilmesi) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 2. Basım Kasım 2006 – Sf. 63) kitabından birebir alınmıştır.
-
Ne hoş ve belki de çok acıdır; tarihimizi yazıyoruz ve Cemal Paşa’yı anlatıyoruz, amma Nili’den söz edemiyoruz; hâlbuki hem Osmanlı Devleti’nin yıkılmasında ve hem de İsrael Devleti’nin kurulmasında çok önemlidir. Sf. 53 Aaron Aaronsohn, Cemal Paşa’nın karargâhındaydı, çok güvendiğini biliyoruz; aslında, Nili’yi, Aaronsohn ailesinin örgütü de sayabiliriz. İçlerinde yakalananlardan en yürekli çıkan Sarah Aaronsohn’dur. Sf.…
-
Cennet’e girişi garantilemek isteyen bir Yahudi’nin mutlaka İbrani bir isim taşıması zorunludur. Ayrıca melek, sadece Tevrat okuduğu için de, bu isim, mutlaka, tevratik olmak zorundadır; buna “şem hakodeş” ya da “kudsi ad” diyoruz. Sf. 41 Alıntı; Tekelistan I (İsimlerin İbranileştirilmesi) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 2. Basım Kasım 2006 – Sf.41) kitabından birebir alınmıştır.
-
Arap dünyasında “Mehmet Ali” adının taşınmadığını ve taşınmasına da iyi gözle bakılmadığını biliyoruz. Üç, daha da önemlisi çok çok az istisna bir yana, Arap dünyasının, iki sözcüklü isimleri hiç bilmediğini görüyoruz. Sf. 37 Alıntı; Tekelistan I (İsimlerin İbranileştirilmesi) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 2. Basım Kasım 2006 – Sf. 37) kitabından birebir alınmıştır.
-
Yahudilerin, Sadrazamdan, onun (Sabetay’ın) İstanbul’dan uzaklaştırılmasını istedikleri rivayet ediliyor. Aynı zamanda onlar, 6.000 kuruşluk yol parası da tedarik ederek Sabetay’a veriyorlar. İstanbul’dan uzaklaştırılmasını istemelerine sebep; İstanbul hahamlarının İzmir Hahamlarına gönderdikleri beyannamedeki görüşleri olsa gerektir. … “Kral IV. Mehmed’i takdis ediniz. Çünkü bu günler içinde İsrail için bir selamet ameliyesi yapmıştır. Ona karşı asilik etmekle sakın…
-
Emine’nin babası Cemal’in babası yani Emine’nin dedesi Hamdi Ali’nin babasının adı Süleyman, annesinin adı ise Nili idi. Nili’nin baba adı İsmail, anne adı ise Nasra’ydı. Gülbaran ailesindeki diğer ilginç isimler ise; Üzeyir, Hacer, Fevziye, Yasin, Meho, Şeyma, Şuayb, Lut… Alıntı; Musa’nın Çocukları (Tayyip ve Emine) – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları, 16. Basım Haziran 2007 –…
-
Günümüzdeki Yahudi adlarının çoğu, Yunanca ya da Latinceden gelmektedir. Tevrat’tan alınma adlara, özellikle kızlarda az rastlanır. Yer yer, ad takma geleneklerinde ayrılıklar göze çarpar. Örneğin Hollanda’da sık sık, büyükbaba ve ananın sağlıklarında, torunlarına onların adları verilmektedir. Ama hiçbir zaman baba ve ananın adları verilmez. Buna karşılık Amerika’da çocuklara babalarının ya da analarının adını vermek âdettir.…
-
Kabala “gelenek” demektir ve kuşaktan kuşağa, ağızdan geçerek yayılan dinî sırlar anlamına gelir. Sf. 283 Ana harf “alef” tir. Arap harflerinin elifinin karşılığı olan, alfa-benin bu ilk harfi hava, “mem” (Arap harflerinde mim) su, “şin” ateş harfleridir; bunların üçü birden suçla suçsuzluğun hakikat ekseni üzerinde dengesini ifade ederler. Burada şunu söylemeden geçemeyeceğiz: İslam Hurufiliğinde…
-
Bazı Askenazik soyadlarında da Hazar ve Kıpçak mirası kalıntılarına rastlamak mümkündür. Bairak/Beirak soyadının “bayrak” anlamına gelen Türki sözcük beyraq’tan türemiş olması mümkündür. Balaban sözcüğü, bazı Türki dillerde şahin anlamına gelir. “Tiger”, Türkçede kaplan demektir ve on sekizinci yüzyılda hüküm süren Kırım Tatarlarının iki hanının adı Kaplan Giray’dır. Her ne kadar bazıları “Kohen” sözcüğünün değişik bir…
-
Hexagram (altı köşeli yıldız). Oegemaya göre; hexagram, bunu “Süleyman’ın Mührü” olarak adlandıran Asya’daki Yahudi olmayan toplumlar tarafından yaratılmıştır. On üçüncü yüzyıldan itibaren ‘Davud’un Kalkan’ı’ olarak adlandırılmaya ve Yahudi hanedan arması olarak kullanılmaya başlanmıştır. Ortaçağdan bu yana Fas ve Türk bayraklarında yer alan hexagramın, Oegema’ya göre, bu şekildeki farklı kullanımı İspanya ya ve sonra da Orta…
-
Bulan sözcüğü “geyik” sözcüğünün Türki karşılığıdır, sözcük Hazar diline ek olarak Çuvaşça, Tatarca ve Kıpçakça’da da görülmektedir. Bulan’ın İbranicesi Sabriel’di. Sf. 240 Alıntı; Hazar Yahudileri (Bir Türk İmparatorluğu) – Kevin Alan Brook, Ç; İsmail Tulçalı (Noktakitap, 1. Baskı Şubat 2005 – Sf. 240) kitabından birebir alınmıştır.
-
Kentteki aileleri genel olarak ele aldığımızda yeni soyadı kabulüyle, geniş bir tablo ortaya çıkmaktadır: Akcan, Akdura, Akkuş, Akoğul, Andıç, Anak, Arı, Artan, Ateşalp, Ataşe, Ayçiçek, Aygen, Azal, Azan, Bagalı, Bahalı, Bakış, Barıtoğlu, Bars,Barsan, Basmacı, Basmacıoğlu, Başaran, Batan, Beydemir, Bezek, Bile, Biter, Büberoğlu, Candan, Cen, Çerçi, Dağaç, Deyerli, Dinmez, Donduer, Ediş, Ediz, El büken, Erkasap, Erez,…
-
Bu konuya girmeden önce bir soru yöneltmek istiyorum: Türkler tekstil işini, tüccarlığını kimden Öğrendi? Araştırılması gereken bir soru. Araştıracak kişilere bir ön bilgi vereyim; bu konuda dilimize yerleşmiş sözcüklerin çoğunun İbranice olması ilginç değil mi? Antariye (entari), astar (astar), atlas (atlas), basma (basma), batista (patiska), baul (bavul), bindallı (bindallı), bohça (bohça), camaşir (çamaşır), dulbent (tülbent),…
-
Kampın ilkini Moda’da kurdular; Moda’ya yakın Kuzguncuk, dün de bugün de Türkiye Yahudilerinin toplandıkları yerdi, Kuzguncuk’u çok seviyorlar, Moda ise Sabatayistlerimizin tercihi oldu. Çok sıkıntı çekmemiş olmalarım temenni ediyorum ve bir bölüğü buradan Aşkale’ye sevk edildiler. Sf. 241 Neden mi, güvendiğim Yahudi otoriteleri, Türkiye Yahudilerini tadat ederken Faik Ökte’yi de zikrediyorlar; bu listede Sabetayistler yer…
-
Ömer, Türkiye’nin tutucu köylerinde ve Amerika Birleşik Devletleri’nde “Omar” olarak telâffuz ediliyor. Halifenin adı olmasına karşın, Osmanlı sultanlarının bu adı hiç kullanmadıkları saptanabiliyor; eski İbraniceden gelmesi mümkün, ölçü anlamını veriyor. Sf. 129 Alıntı; Küfür Romanları – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, 2. Baskı 1988 – Sf. 129) kitabından birebir alınmıştır.
-
Neşrî, “rivayet olunur ki, Bayezid Han’ın yedi oğlu vardı, hepsi cariyeden idi” demekle, Ertuğrul, Mustafa, Süleyman, Mehmet, İsa, Musa, Kasım’ı, sayıyordu. Sf. 255 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 255) kitabından birebir alınmıştır.