Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Osmanlı Devleti

  • Tımar sistemi, Osmanlılara direkt merkezi hâzineden ödeme yapmaksızın ordu beslemelerinin topluma her türlü sosyal hizmeti götürmelerini kolaylaştıran bir sistemdi. Tımar sahibi, genellikle savaştaki hizmetleri karşılığında dirlik ihsan edilen bir sipahi olurdu. Sancak beyleri sıradan tımar sahiplerinden çok daha büyük dirlikler alır, ancak idari bakımdan onlarla aynı şekilde görev yaparlardı ve yıllık gelirleri iki yüz bin…

  • Celali İsyanları, 16. ve 17. yüzyıllarda, Osmanlı yönetimindeki Anadolu’da toplumsal ve ekonomik yapının bozulmasından kaynaklanan ayaklanmaların tümüne verilen addır. Bu ayaklanmaların adı, bu kapsamdaki ayaklanmaların ilkinin önderi olan Şeyh Celal’den gelir. Bozok’lu (Yozgat) olan Şeyh Celal, Mehdi olduğu iddiasıyla 1519’da. Osmanlı yönetimine başkaldırdı. Tokat yöresinde başlayan Şeyh Celal ayaklanması, Alevi Türkmenler ve göçebe yaşayan diğer…

  • Şah Kulu’nun Anadolu’da ortaya çıkardığı hareket büyük boyutlar kazandı. Onu izleyenler, hükümetten memnun olmayan köylüler ve Türkmen aşiretleriydi. Osmanlı Devleti o dönemde bütün arazi ve hayvanları Tahrir Defterleri’ne kaydederek ekonomik hayatı denetim altına almak ve ülkede yaşayan insanları vergi mükellefi yapmak istiyordu. Oysa göçebe gruplar, devletin merkezi denetimine girmek istemedikleri gibi, hayvanlarına yiyecek bulamadıkları zaman…

  • Bedreddin akıl konusunda başka bir yaklaşım getirerek, aklın Tanrı’yı kavrayamayacağını ileri sürer. “Tanrı’nın kavranması aklın sınırlarını aşar. İnsanın akıl gücü Tanrı’nın büyüklüğünü, kudretini kavramak için yeterli değildir. Tanrı’nın varlığı tüm evreni tamamlar. Evrenin varlığı yine Tanrı ile varoluşundandır. İbadetin koşulu ve kuralı yoktur. Tanrı her türlü ibadeti kabul eder.” Sf. 39 Alıntı;  İç İsyanlar ve…

  • Toprak ve malların müşterek duruma getirilmesi, özel mülkiyetin kaldırılması gerektiği görüşü Dukas’a göre Börklüce Mustafa’ya aittir. Dinler arasında fark olmadığı, bütün dinlerin eşit ve benzer ilkeler üzerine kurulduğu savunan ve yayan Şeyh Bedreddin’in bu isyan hareketleriyle doğrudan bir ilişkisinin olmadığı, fakat iktidara duyduğu kırgınlığından ve muhalif kimliğinden, dönemin huzursuz kitlelerinin faydalandığı söylense de Çelebi Mehmet…

  • Saçları kesik ve başları açık Bedreddinliler, “Dede Sultan” diye hitap ettikleri Börklüce’nin çağrısı üzerine derhal silahlandılar. Karaburun’un dağlık geçitlerini tutup kente giriş yollarını kapattılar. Türkmen oymaklarının, Yahudilerin, Sakızlı Hristiyan Rumların ve adalıların da bulunduğu bu kuvvetlerle Saruhan Valisi Süleyman Bey’in askerleri arasındaki çarpışmalar Stilaryos Dağı’nın geçitlerinde gerçekleşti. Vali ve beraberindeki askerlerin büyük bir kesimi kılıçtan…

  • Babai tarikatı şeyhlerinden olan Hacı Bektaş Veli, Babai ayaklanmasına taraftar olmasına rağmen bu savaşa katılmamıştır. Fakat kardeşi Menteş bu savaşta öldürülmüştür. Bu olaylardan sonra Hacı Bektaş Veli, Hristiyanlığın yaygın olduğu Sulucakarahöyük’e yerleşti. Buradaki Hristiyanları sevgi ile İslam dinine çağırarak onların bu dini benimsemelerini sağladı. Sf. 29 Alıntı;  İç İsyanlar ve Şeyh Said İsyanı – Mehmet…

  • Anadolu’ya gelen bu Türkmenlerin başında dervişleri ve dini liderleri bulunmaktaydı. Bunlardan Baba İlyas Amasya’nın Çat köyüne yerleşmiş, burada halkın hayvanlarını parasız olarak gütmüştür. Bunun yanında karı-koca arasındaki geçimsizlikleri giderebilmek ve hastaları iyileştirebilmek için muskalar yazmış ve hatta sihirbazlık yapmıştır. Halk, Baba İlyas’ı sevmekte ve onun kerametine inanmaktaydı. Baba İlyas Çat köyünde bir dergâh kurarak, burada…

  • Sultan bu sefer Dersim ormanlarını yakmaya, tüm o yüce dağları çıplaklaştırmaya karar verdi. Amacına ulaşmak için Batum’dan Dersim’e, Trabzon üzerinden büyük miktarda petrol getirtti. Her şey hazır olduktan sonra, Kuzuçan ve Çarsancak’tan başlayarak petrolü ormana serpip ateşe verdiklerinde, herkesi şaşkına çeviren bir şey oldu; bu sefer de doğa Osmanlılara karşı çıktı. Hava bulutlandı, dağlar karardı,…

  • Sultan silah zoruyla Dersim’i kendisine bağlayıp emellerine alet edemeyeceğini anladı. Diğer Kültlere yaptığı gibi, daha önceden planladığı son bir yola başvuracaktı, Yeniçeriliği, Hamidiye Alayı adıyla tekrar kuracaktı. Sf. 168 Reislerin bir kısmı sultanın önerilerini reddedip çetelerini toplayıp çevredeki köy ve kasabalara saldırdılar, talan edip ateşe verdiler, insanları kılıçtan geçirdiler. Sultan hem şaşırdı hem de öfkelendi.…

  • Bu durum altı-yedi yıl sürdü, ta ki sultan sonunda sürdürdüğü bu uzun savaşların isyankâr Dersimde boyun eğdiremeyeceğini ve bir yarar da sağlamadığını hissedene kadar. Tersine, Dersimlilerin içlerindeki savaşçı ruhu daha da körüklemiş, Osmanlı devletine yarar getireceğine iki, üç katı zarar vermiş oldu. Çabalarının böylece tümüyle boşa gittiğini görünce Dersim vilayetini dağıtmak zorunda kaldı. Yani devlet…

  • Komutan Paşa evvelce, yani Dujik-Baba’yı alır almaz hemen Sultan II. Abdülhamid’e “Dersim kaleleri alındı ve ıslahat kabul olundu” diye haber ulaştırmıştı. Ama bu son mağlubiyeti bildirmedi ve Dersim’i tümüyle zapt edilmiş, Osmanlı’ya bağlanmış gibi gösterdi. Sultan da Dersim’i vilayet ilan etti ve 400-500 haneden ibaret bir köy olan Hozat’ı da vilayet merkezi yaptı. Burada üç-dört…

  • (1877) Osmanlılar sadece Munzur’u geçmek için çok büyük kayıp verdiler ve bir kez daha başarılı olamadılar. İçlerinden Arnavut bir binbaşı, elinde Osmanlı bayrağı, “Padişahım çok yaşa,” diye bağırarak zar zor Munzur’un öbür tarafına geçti, ama bu cesur hamlesiyle esir düştü. Kürtler, Osmanlı bayrağına tükürmesi için onu zorladılar, ama -zaferin zaten kendilerinde olduğunu düşünerek- buna yanaşmadı.…

  • Rusya ilk defa halkların özgürlüğü için Osmanlı halifelik tahtında oturan Sultan Mahmud’a karşı savaş açınca ve büyük bir cesaretle onun gücünü dağıtıp, Yunanistan da bağımsızlık ilan edilince, Sultan Mahmud çok geniş bir alana yayılmış olan imparatorluğundaki irili ufaklı çeşitli halkların hızla Yunanistan’ı örnek alabileceklerini, bunun da kutsal halifelik tahtını tehlikeye düşüreceğini hissetti.  Sf. 155 Yıllar…

  • Kızılbaşlar Osmanlıların deyişiyle Rafızi’dir. (dinsiz, batıl itikatlara inanan). Osmanlılar ise Kızılbaşlar nezdinde kokuşmuş Müslümanlardır veya tüm Kürtler nezdinde Horomlardır (Rum dölleridir). Sf.148  Alıntı; Dersim (Seyahatname) – Antranik, Ermeniceden Çeviren; Payline Tomasyan, (Aras Yayıncılık, Kasım 2012, Sf. 148) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dujik veya Movses Khorenatsi’ye göre Arüdz; Dujik-Baba dağının adıyla anılan Dujik, Kuti Deresi’nin güney batısında, Ovacık’ın doğu sınırının yakınındadır. Burası bağımsız Dersimin en büyük bölgesidir. Dujik’te 65-70 bine yakın Kızılbaş Kürt yaşar; çeşitli aşiretlere bölünmüşlerdir. En büyük aşiret reisi aynı zamanda Dersimin genel dini lideri Kureşanlılar aşiretinden Seyit İbrahim Beg’dir. 35-40 bin kadar silahlı genç…

  • Kaymakamlık kenti olan Peri’de Bidayet Dairesi (İlk mahkeme) bulunur. Haftada iki üç kere toplanıp hem halkın meselelerini hem de katillerin davalarını hükme bağlarlar. Anayasaya göre, bu kurulda biri sivil, diğeri ruhani (kentin papazı veya rahibi) olmak üzere iki de Hristiyan (Ermeni) hazır bulunur. Sf. 99, 102  Alıntı; Dersim (Seyahatname) – Antranik, Ermeniceden Çeviren; Payline Tomasyan,…

  • Mardik; “Hikimet de (hükümet de) neymiş? Biz o hikimeti tanımayız, çunki o kanunsuzdur, adalet dağıtmayı da bilmiyor. Biz yalnız silah tanırız. ” (Antranik) “Ne yapabilirsiniz ki? Altı üstü kaç kişisiniz ki silahı tanıyorsunuz.” “Biz kalabalığız, bitünümüz de silahlanır, gider onların analarını ağlatırız.” “Hükümet de onların tarafına geçip sizin ananızı ağlatırsa ne yaparsınız o zaman?” “Hikimet…

  • “Bir gün de, aklıma geliyor, bitün begler ve ağalar bir- birleriyle barıştılar, kef yapmak için bitünü de buraya toplandılar. Ağama söyliyim, bir de ne görelim! Bitün begler ve ağalar kendi Ermenilerini toplayıp dediler ki: “Hepiniz bu yazıdaki çukurlara (derinliği bir arşın) gireceksiniz; begler ve ağalar üzerinizde cirit oynayacak.” “Ah Kara gün, kara gün,” deyip ağladı…

  • Şam sokaklarında sürü sürü keçiler gezer. Her birinin memesinde beşer altışar okka sütü vardır. Tulum gibi sarkıp gezer. Sahibi (Halebüssisül asfar?) diye süt satar. Süt isteyene hemen sağıp verir. Fazlasını yine keçiye verir. Daha Şam’da ne garip şeyler vardır. Defterdar- zâde Mehmed Paşa Vâli iken yaptığı nüfus yazımında 600 bin adam yazılmıştır. Böyle bir adam…