Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Osmanlı Devleti

  • Osmanlı yönetimine karşı 1916 “Arap İsyanı” şeklindeki romantik kavramın ki Arabistanlı Lawrence tarafından popüler hale getirilmiştir, Arap milliyetçiliği ile pek ilgisi yoktur. Bu hareket büyük ölçüde Hicaz yönetiminin miras yoluyla intikal eden yerel bir imparatorluk arayışı, şeriat hukukunu devam ettirme arzusu ve Osmanlı vergilerinden duyulan korkunun eseriydi. “İsyan”ın kendisi, imparatorluğun kaderi üzerinde stratejik açıdan önemsiz…

  • (Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;) Sayıları küçümsenemeyecek kadar çok olan Türkmenler her ne kadar bize bezginlik getirmişlerse de devlet üzerinde hatırı sayılır derecede hakları vardır. Nitekim devletin kuruluş aşamasında nice sıkıntılar göğüsleyerek hizmette bulunmuşlardır. Dahası hısım akrabadandırlar. Dolayısıyla onların evlatlarından 1.000’ine maaş yazılıp her daim hizmetle meşgul edilmelidirler. s. 147 Alıntı; Siyasetname – Nizamü’l-Mülk,…

  • (Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;) Ordunun katışıksız tek bir ırktan teşkil olması tehlikeler doğurur. Orduda her soydan asker bulunması için çaba sarf edilmelidir. s. 143 Sefer esnasında her gece nöbete gidecek askerlerin sayısı tespit ve her tayfaya bir mahal tahsis edilir idi. Yekdiğerinden olan korkularından ötürü hiçbir bölük yerlerinden kımıldamaya cüret edemez, birbirlerinin kollayarak…

  • (Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;) Devlet işlerinde takip edilecek siyaset, âlimler ve cihan görmüşlerle istişare edilerek tespit edilmelidir. s. 127 Meselelere dair istişare eylememek kişinin muhakemeden yoksunluk ve başına buyruk olmaklık alametidir. s. 128 Alıntı; Siyasetname – Nizamü’l-Mülk, Farsçadan Çeviren; Mehmet Taha Ayar (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, VI. Basım Haziran 2014 – s.…

  • (Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;) Nedim padişaha mutabık olur ve olması da elzemdir. Padişah ne der ve eyler ise nedime “çok yaşa” ve “bravo” demek düşer. Padişahların pek ağrına gidip hışımlarına neden olacağından ötürü nedim padişaha “bunu yap şunu yapma” gibi talimatlarda bulunmamalıdır. Bütün işler hakkıyla yürüsün diye, eğlenceye, seyrana, dostlarla çevrili meclise, şaraba,…

  • (Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;) Emeklerinin karşılığı ve maaşları raiyetin (emir altında olanların yani vatandaşların)  sırtında bir kambur olup yeni sorunların ortaya çıkmaması ve söz konusu kişilerin yolsuzluk ve rüşvete bulaşmamaları için, yaptıkları iş mukabilinde ihtiyaçları beytülmâlden (devlet hazinesinden) karşılansın. s. 83 Alıntı; Siyasetname – Nizamü’l-Mülk, Farsçadan Çeviren; Mehmet Taha Ayar (Türkiye İş Bankası…

  • (Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;) İkta sahibi olan kişilerin, kendilerinden tahsil etmeleri istenen mal dışında reayadan bir şey almaya hakları yoktur. s. 41 Alıntı; Siyasetname – Nizamü’l-Mülk, Farsçadan Çeviren; Mehmet Taha Ayar (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, VI. Basım Haziran 2014 – s. 41) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2015); İkta: Osmanlı ve Selçuklu…

  • (Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;) Görevlerini icra eden memurlara, Allah’ın kullarına kibar davranmaları, aldıkları haraç ve öşürü nezaketle istemeleri, mahsullerini toplamadıkları sürece onlardan mal talep etmemeleri gerektiği salık verilmelidir. Çünkü tahsildarlar vaktinden evvel mal isterler ise reaya elindekini yarı fiyatına satmak zorunda kalır, zahmete sokulur. Bu durumda o işten zarar eden halk perişan ve…

  • (Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;) Padişahın haftada iki gün divan-ı mezâlime oturup, mazlumun hakkını zalimden alarak ona vermesi, konuyu aracısız bir şekilde tebaadan bizzat kendisinin dinleyip ona hükmetmesi gerektir. s. 17 Alıntı; Siyasetname – Nizamü’l-Mülk, Farsçadan Çeviren; Mehmet Taha Ayar (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, VI. Basım Haziran 2014 – s. 17) kitabından birebir…

  • a) Önceden gelen vergi olarak “aşar” vardır. Bu, ürünün 1/10 una eşit olmakla beraber hemen de tamamen mahalli kalmaktadır. Yani, “aşar”, bunu toplayan mültezim ya da askeri valinin emrinde kalmakta, merkezi hükümete gitmemektedir. Bu vergi ancak on dokuzuncu yüzyıl sonlarında merkeze gelmeye başlamıştır. b) 1858’de toprak vergisi konmuştur. Yapılan toprak değerlendirilmesine göre düşük oranda bir…

  • Oysa biz ne görüyoruz, eskiden beri üretim aracı sahibi olmayan bürokratların subaylar kanadı, şimdi üretim araçları sahibi olarak sınıf olmaya yönelmiştir. Bilindiği gibi bütün subayların hissedar olduğu “Ordu Yardımlaşma Ortaklığı” adlı kurumun kaynakları süratle genişlemiş ve bugün yabancı sermaye ile işbirliği yaparak dev montaj (otomobil, kamyon gibi) sanayii kuruluşlarına gitmiştir. Kâr hesabı içinde nerelere kadar…

  • Osmanlılarda zamanla iki cephenin kurulduğunu görüyoruz. Bunlardan biri yeniçeri-lonca esnafı-ulema’dan meydana gelen İslamcı halk cephesi, diğeri de Batıcı ya da yenilikçi taraftan bürokrat cephedir. s. 177 Yunan’ı yenerek Cumhuriyet’i bürokrat subaylar kurmuştur. Bunlar da devrim, yenilik, Batılılaşma diye Batı kapitalizminin üstyapı kurumlarını almaya devam etmişler, üretim güçlerini yeterince geliştirme yolunu bulamadıklarından devlet masrafları, değer yaratan…

  • Devlet düzeni kavramı çelişkileri reddettirecek metropole ait ideolojiyle saklanabilir. Devlet büyüdükçe böyle nitelikte bir ideoloji zorunlu bir koşuldur. Devlet düzeni territoryal (bölgesel)  olarak kurulduğunda ritüel (ayin) önemini yitirse de, sadaka, hizmet, şan, şeref gibi değerler yine de kısmen ayin niteliğinde merasimlerle sağlanabilir. Bu ayinlerde bir çeşit rey alma, salâhiyet alma durumu da vardır. İdeolojik toparlayıcı…

  • “Sanayi bürokrasisi” derken sanayicileri değil; belki sanayicilerin emrinde olabilecek bir iktidarın bürokrat organlarını kast etmiştim. “Tarımsal bürokrasi” olarak da, Osmanlı’dan beri gelen devletle özdeşleşmiş “kapıkulu” denilen eski yöneticiler grubunu anlıyorum. Bugün ekonomideki gelişmeler dolayısıyla artık bunların tam bir iktidar olmasının olanağının kalmadığını söylemek istiyorum. Bunların bir kısmı eski gelenekleri, görüşleri devam ettirmiştir: s. 93 Alıntı;…

  • Yeniçeri-esnaf-tekkeler ve İslam uleması güç birliği zaman zaman patlamalara sebep olmuşsa, aslında üretim güçlerinin yeterince gelişememesinden olmuştur. Fakat bunların iktidarı merkezde kısa ömürlü olmuş ve üretim biçimi bozulmuş olarak devam etmiştir. Bozulma giderek süreç içinde ortaya âyan gibi güçleri çıkarmışsa da, bunlar Senedi İttifak’a rağmen, tam iktidar olacak şekilde üretim biçimini değiştirememiştir. s. 241 Alıntı;…

  • a) Merkezi sistem kuruluştan itibaren gelişmiştir, b)Padişah ile Beylerbeyi, Sancakbeyi, zaim, tımarlı sipahi arasında bir kuvvet dengesi değil, mutlak bir hizmete dayanan hiyerarşi vardır. Bunlar kapuya (saraya) bağlıdır. Toprak ve reaya padişahındır. Ara yerde bürokratlar vardır. Merkeziyetçiliğe karşı sivrilmeler, sistem gereği ezilecektir. Böylece feodal ilişkilere kapı devamlı kapalı tutulmaya çalışılacaktır, c)Osmanlı’da ceza sistemi merkezileşmiştir. Şeriat…

  • Türkiye’de devletçilik yoluyla da belki ilkel bir birikim söz konusu edilebilir. Bu, devletin el koyduğu artık üründen özel kişilere yapılan servet transferidir. Yeni bir iç yağma ya da talanla bu olmuştur. Servetler bu iki işlemle adeta kapılmıştır. s. 113, 114 Alıntı; Batılılaşma ve Düzenin Yabancılaşması – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı…

  • Tanzimat ve Meşrutiyet bürokratı, Osmanlı mülkiyet sistemini değiştirmiş, âyan ve bürokratın serveti müsadere edilemez olmuştu. Ve miri topraklar üzerinde âyan ya da eşrafın fiili tasarrufu, köylüler aleyhine, mülkiyete dönüşüyordu. Bu arada bürokrat kendine has yollardan servet sahibi olabiliyordu. Suyun başında idi. İmparatorluk sadece dıştan paylaşılmıyordu; içerden de paylaşılıyordu! s. 104 Alıntı; Batılılaşma ve Düzenin Yabancılaşması –…

  • İttihatçılar devrim ya da ıslahat olarak başka neler yapıyordu? Kadınlara hürriyet, şefkat, “kadınlı erkekli müsamereler”, şapka ve harf devrimi için hazırlıklar. Kooperatifçilik ve yerli malı kullanma propagandaları. s. 94 Yahya Kemal şöyle yazıyor (o sırada Paris’tedir): “Cemal Bey’in (Paşa) Üsküdar Mutasarrıfı olduğunu, orada entari ile gezmeyi kaldırdığını, Meşrutiyetin ilk ıslahatından biri olarak işittim.” Şüphesiz bu…

  • İşte bu durumda, 1917 yılında 4 milyon lira itibari sermaye ile İtibari Millî Bankası kuruldu. Bir kanunla, Ergani bakır madenlerinin işletilmesi ve Ergani’den sahile yapılacak demiryolu hattının imtiyazı bankaya verildi. (Burhan Ulutan, Bankacılığın Tekâmülü). İlginç olan yön şudur: a)Yarısı ödenen sermayenin mühim bir kısmı hükümete aitti. b)Bankanın kurucuları o dönemin nüfuzlu şahsiyetleri, devlet adamlarıydı. Demek…