Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Osmanlı Devleti

  • Fakat Mehmet, heyecanlarına daha çok basınç uygulamak istiyordu ve kendisini çok heyecanlandıran noktaya gelmişti: “Sonra oğlan çocuklarına da sahip olacaksınız; çok sayıda, çok güzel ve asil ailelerin oğlanları sizin olacak.” Sf. 391, 392 Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 391, 392) kitabından birebir alınmıştır.

  • Aktarmayı sürdürüyorum: “Fakat zavallı kaçaklar, ellerinde demir topuz ve zincirden kırbaçlarıyla, (courbatch olarak yazılıyor, y.k.) bir sıra çavuşla (chaoushes yazılıyor, y.k.) karşılaşıyorlar, çavuşlar kaçakları tekrar hendeğe sürüyordu. Bu acımasız çavuşlardan kaçabilen pek az saldırgan, palalarını çekmiş yeniçerilerle karşılaşıyor ve böylece yalnızca iki ölümden birisini seçme zorunda kalarak tekrar hücuma dönüyorlardı.” Hücumun en önünde olanlar hücumdan…

  • İkinci Mehmet, yine askerlerinin moralsizlikle savaştan dönmek istedikleri bir zamanda, adamlarının birisinin aracılığıyla, Eyüp’ün mezarını buluvermişti. Bugün “Eyüp Sultan” olarak bilinen yer, İkinci Mehmet’in uydurmasıdır; Mehmet, askerlerin batıl inançlarından yararlanmaya çalışırken, Hazret-i Eyüp’ü bulmuştu. Bir icattır. Sf. 392 Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 392) kitabından birebir…

  • Yeniçerilik düzeninde Türklerin modeli yine kendileridir; tekrarlamak pahasına da olsa bu düzeni Türklerin kendi kölelik döneminde öğrendiklerini belirtmek durumundayım. İlk ve bir kurum olarak uygulayanlar Memlûk Devletini kurabilmişlerdir; Memlûk Devleti, Türklerin köle halinin işaretidir; “mülk” olmuş Türklerin devletleşmiş aşamasıdır ve “kölemen” tabiri çok daha uygun düşmektedir. Sf.373 Müslüman şefler, esir Türkleri buluğ çağında alıyordu ve…

  • Türklerin İstanbul’a girdiğini ve katliamın başladığını görünce, “Beni öldürecek bir Hıristiyan yok mu?” diye haykırarak ağladığı rivayet ediliyor. Kim ve nasıl öldürdü, bilmiyoruz, iki yeniçeri daha sonra Konstantin’i öldürdüklerini iddia ederek bahşiş almak istemişlerdi, verdiler. Sf. 370, 371 Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 341 ile 343…

  • “Gayretliler, isteyerek erken kalkarlar ve az yerler; oldukça kötü kızartılmış ekmek, güneşte kurutulmuş et, yoğurt veya süt, bal, peynir, üzüm, meyve, yeşillik, hatta altı-yedi kişiyi bir gün doyurmaya yetecek çorba için kullandıkları bir avuç un ile mutlu oluyorlar. Eğer iyi olma ümidi olmayan bir at veya develeri olursa, boğazından kesiyorlar ve yiyorlar. Bununla pek çok…

  • Şimdi tezi yazıyorum: Türk ordusu hiçbir zaman, teknik anlamda güçlü, etkin bir silahlı güç olmamıştır. Kazandığı savaşlarda eşit sayıda veya sayıca az olduğu örnekler son derece az görünüyor. Bu, fetih analizlerinden ayrı olarak, Osmanlı çöküşünde de önemli bir anahtar değerindedir. Sf. 337 Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 –…

  • Osman ve sonra Orhan, İznik’i, İzmit’i veya bir başka kale kenti kuşatıyorlar, bekliyorlar. Osman ki doğrusu “Ataman” ve Orhan’ın büyük kent fetihlerinin çoğu, kale içine sığınan aşırı nüfusun, yiyeceksizlik ve ümitsizlik içinde çökmesini, yıllarca beklemekten ibarettir; açlık ve yardım konusunda egemen olmaya başlayan ümitsizlik içinde, kale kentler teslim oluyorlar. Sf. 337 Alıntı; Atamanoğlu Fatih –…

  • Fatih’in zamanında yazdığı ve Fatih’e sunduğu kitabında açıkça, Fatih’ten çok daha önemsiz kimselerin daha iyi bilinmelerine ve daha ünlü olmalarına razı olamayacağını belirtiyordu ve Mehmet’i, “Makedonya’lı İskender’den hiçbir zaman aşağı olmayan” bir lider olarak tanımlamıştı. “Gerçekten de Sen, eylemle sözü ve akıl ile görkemi birleştiren krallar içinde bir tanesin veya herhalde pek azından birisisin; çünkü…

  • “Son derece önemsiz bir adım, Seni, en büyük, en güçlü, yaşayan ölümlülerin en meşhuru yapabilir. Nedir diye soruyorsun? Anlamak zor değil; bulmak için uzağa gitmeye gerek yok. Her yerde bulunabilir: Vaftiz olmak, Hıristiyanlığa dönmek ve İncil inancını kabul etmek için, biraz su, aqme pauxillum. Bir kez bunu yapınca, yeryüzünde şöhrette Seni geçecek, güçte Sana eşit…

  • Papa İkinci Pius, Mehmet’i vaftiz etmeyi planlıyordu, Mehmet’e teklif edilen Hristiyanlıktır. Sf. 319 Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 319) kitabından birebir alınmıştır.

  • Alternatiflerin kökünü kazımak, Fatih’in temel yöntemidir. Bu ilkenin bizde çok uzun ömürlü olduğunu sanıyorum. Sf. 319 Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 319) kitabından birebir alınmıştır.

  • Boşnak Kralı Stephan, 1463 yılında Papa İkinci Pius’a şunları yazmıştı: “Türkler, kendi taraflarını seçen herkese özgürlük vaat ediyorlar ve köylülerin kalın kafaları, “rusticorum rude ingenium” böyle bir vaadin samimiyetsizliğini anlamıyor ve özgürlüğün sonsuza kadar süreceğini sanıyorlar; bu nedenle yanıltılmış halkın, arkamda sizin desteğinizi görmedikleri sürece, benden uzaklaşmaları mümkündür.” 1464 yılında, ülkeleri İkinci Mehmet’in kuvvetlerine teslim…

  • Cumhuriyet, monarşik olmayan bir devlet biçimidir; seçilenin asil olup olmaması ve seçmen heyetinin sayısı, “cumhuriyet” tanımını etkilemiyor.  Önemli olan, efektif bir seçimin gerçekleştirilmesidir; oy verme yöntemi veya oyların sayım biçimi de, bir tanım için belirleyici olmaktan uzaktır. Sf. 235 Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 235) kitabından…

  • Bayezid Partisi, orduya tümüyle egemen görünüyor. Fatih zehirlenir zehirlenmez, ordu, İstanbul’a hâkim oluyor. Yağma da var. Ordu, Fatih’ten nefret etmektedir. Fethettiği kentte, Fatih’in cesedini kokuttular. Baltacı Kasım, Fatih’in kokan cesedinin iç organlarını temizleyerek kokuyu önlemeye çalışmıştı. Dokuz gün Fatih’in cesedine yaklaşmadılar. Fethettiği kentte, Fatih’in ölüsüne, mum yakmayı unuttular. Fatih’i karanlığa bıraktılar. Sf. 230 Alıntı; Atamanoğlu…

  • Her prens, tahta geçemezse, öldürüleceğini önceden biliyordu. Bu nedenle her Osmanoğlu prens için tahta çıkmak, bir ölüm-kalım sorunu durumundadır; mutlaka düzen içindeki çeşitli partilerle bağ kurmak zorundadır. Varsa bir partiye intisap edecek ve yoksa kuracaktır; asıl “kanun” buradadır. Devam ederken, Will Durant’ın hanedanlarda prensler için geliştirdiği bir nitelemeyi ödünç almak gereğini duyuyorum; Durant,“abnormally natural death”,…

  • Güzel ve devam edebiliriz; her tarih yazımı, Osmanlı Devleti’nin küçük bir soyguncu şebekesi olduğu hükmünü ret ile başlamalıdır. Başkaları bir yana, İstanbul’un fethi sırasında, yüksek yöneticilerin, defacto bir araya gelerek durumu müzakere ettiklerini biliyoruz; bu ciddi ve modern bir yoldur. Ayrıca, hemen yukarıda, Uzun Hasan’a karşı sefer tertip edilirken, çok açık görevlendirmeler yapıldığına ve görev…

  • Geçerken bir tezi yazıyorum: Osmanoğlu sülalesinde her bireyin kendisinden başka kimseye bağlılığı veya sevgisi yoktur. Kendine bağlılığı tahtına bağlılığıdır; kendisini cisimleşmiş taht ve tahtını cisimleşmiş kendisi olarak düşünüyor. İçlerinde tahta kıskançlıkla bağlı olmayanı yoktur ve bu da hayatta kalmak anlamındadır. Bu tezin bir uzantısı var: Osmanoğlu için tahttan başka bir bağlılık olmadığından, evlat sevgisi veya…

  • Gecekondu ile “assimilatio” kavram olarak birbirine çok yakın olmalıdırlar; yakınlıklarını kurabildiğimiz zaman, Osmanoğlu Devleti’ne, artık “Atamanoğlu” diyebiliriz, kuruluş çizgisini daha iyi görebiliyoruz. Atamanlıların kuruluş döneminde sınırları yoktu, “harita dayanmıyordu”, demek istiyorum ve devamlı yeni topraklara konuyorlardı; “asimilasyon” yaşama ilkeleri olmuştur. Benzediler ve benzettiler, hep yeni “akrabalar” buluyorlardı ve hep “yeni” akrabaları ile evlendiler ve hep…

  • Profesör Kaldy-Nagy’nin incelemesinin asıl konusu, Atamanlı kuruluşunun bir “Cihad” olarak yazılmasıdır; buna net bir şekilde itiraz ediyor, isim-bilim verimlerine başvurması bu nedenle olmaktadır. İlaveten Kaldy-Nagy, Atamanlıların İslam’ı kabul ettiklerine inanıldığı zamanlarda pek uygulamadıklarını ve Hıristiyanlardan çok “Müslüman” beyliklerle savaştıklarını göstermeye çalışıyor. Deliller sunuyor, pek az medrese inşa etmiş oldukları da bunlar arasındadır. Sf. 101 Alıntı;…