Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Pozitif Bilimler

  • İtalyan sinirbilimci Giacomo Rizzolatti, maymunlar elleriyle belirli bir hareketi yaptığında, mesela ağızlarına fındık attıklarında, premotor kortekste belirli nöronların etkinleştiğini keşfetmiştir. Olağanüstü olan şu ki, maymun, ağzına yiyecek tıkıştıran başka bir maymunu (ya da insanı) izlediğinde de aynı nöronlar etkinleşir. Rizzolatti bunlara “ayna nöronu” der; taklit, kimlik benimseme, duygudaşlık ve muhtemelen sesleri taklit etme yetisi için…

  • Biyolojik bir sistem, biyolojik bir makine nasıl olur da hisseder diye sorarlar. Hatta daha tuhafı, kendi hakkında nasıl düşünür? Bu sorular yeni değil. Batı düşüncesinde ilk defa MÖ 5. yüzyılda Hipokrat ve Atina Akademisi’nin kurucusu Platon bu soruları sordular. Hipokrat, batıl inançlardan kendini sıyıran, düşüncesini klinik gözlemlerine dayandıran ve tüm zihinsel süreçlerin beyinden kaynaklandığını ileri…

  • Crick, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra biyoloji alanına ilk girdiğinde, iki büyük meseleyi yanıtlamanın, bilimin kabiliyetlerini aştığı düşünülüyordu: Canlılar dünyasını cansızlar dünyasından ayıran şey nedir? Bilinçliliğin biyolojik doğası nedir? Crick önce, daha kolay olan meseleyi canlı maddeyi cansız maddeden ayırt etme meselesini ele aldı ve genin doğasını araştırmaya başladı. Sadece iki senelik bir işbirliğinin ardından 1953’te…

  • Bu tanıma göre bilinçlilik, bir algısal farkındalık ya da belirgin bir seçici dikkattir, insan bilinci, özünde, bir benlik farkındalığı, farkında olmanın farkındalığıdır. Dolayısıyla bilinçlilik, salt haz ve acı deneyimleme yetimize değil, aynı zamanda bu deneyimlerin farkında olma ve bu deneyimleri yansıtma yetimize, aynı zamanda hayatımız ve yaşamöykümüz bağlamında farkında olup yansıtma yetimize de atıfta bulunur.…

  • Ön alın korteksi araştırmalarının mazisi 1848’e uzanır; o zaman John Harlow, demiryolu ustabaşısı Phineas Gage’in günümüzde meşhur olmuş vakasını betimlemişti. Kaza eseri gerçekleşen bir patlama sonucunda Gage’in ön alın korteksine demir çivi girmişti. Kazayı, genel zekâsına, algısına ve uzun süreli belleğine hiçbir zarar gelmeden sağ salim atlattı, fakat kişiliği değişmişti. Kazadan önce, vicdanlı ve sıkı…

  • Gerçekliği yorumlamada bu yetersizliğin alametifarikası, kuruntular yani olgulara ters düşen abartılı inançlar ve bu inançların mantıksız olduğunu gösteren bulgulardır. Bunlar ortaya konsa bile inançlarını değiştirmezler. Diğer alametifarikası ise sanrılar yani dış bir uyarıcı olmaksızın meydana gelen algılar; örneğin kişinin eylemleri hakkında yorum yapan sesler duyma. Mantıksız düşünceler; fikirler arasındaki normal bağlantıların ve çağrışımların yitirilmesi, bağdaşım…

  • Bu bağlamda, Lev Tolstoy’un, topluma ters düşen bir aşk ilişkisinin feci sonuçlarıyla ilgili romanı Anna Karerıina’nın giriş cümlesini anımsamaktan kendimi alamıyorum: “Mutlu aileler hep birbirine benzer; her mutsuz aile kendine özgü bir şekilde mutsuzdur.” Burada Tolstoy, bilimsel açıdan ziyade edebiyat açısından güçlü olan bu cümleyle, anksiyetenin ve depresyonun pek çok biçime kavuşabileceğini, fakat güvenlik, huzur…

  • Freud’un işaret ettiği gibi, normal bir endişe, zorlu koşullara hükmetmeye, dolayısıyla kişinin büyümesine katkıda bulunur. Normal endişenin, iki ana biçimi mevcuttur: İçgüdüsel endişe (içgüdüsel, yani doğuştan gelen korku) organizmanın yapısında vardır ve sıkı bir genetik denetim altındadır; öğrenilmiş endişeye (öğrenilmiş korku) organizma genetik yatkınlık gösterebilir fakat temelde bu endişeyi deneyimle edinir. Daha önce gördüğümüz gibi,…

  • Dahası, psikiyatrik hastalıklar, üst düzey zihinsel işlevlerle ilgili rahatsızlıklardır. Endişe bozuklukları ve çeşitli depresyon türleri, duygusal bozukluklardır, oysa şizofreni, düşüncelerle ilgili bir bozukluktur. Duygu ve düşünce, karmaşık sinir devrelerinin hayata geçirdiği karmaşık zihinsel süreçlerdir. Kısa süre öncesine kadar, normal düşüncelerle ve duygularla ilgili sinir devreleri hakkında çok az şey biliniyordu. Sf. 434 Alıntı; Belleğin Peşinde…

  • Aristoteles ve ardından Britanyalı deneyci filozof ve başka düşünürler, öğrenmenin ve belleğin, iki fikri ya da uyarıcıyı zihnin bağdaştırabilmesinden ya da aralarında kalıcı bir zihinsel bağlantı kurabilmesinden doğduğunu ileri sürmüşlerdir. NMDA reseptörünün ve uzun süreli potansiyel artışının keşfiyle birlikte, sinirbilimciler, bu çağrışımlı süreci pekâlâ yürütebilecek bir moleküler ve hücresel süreci gün ışığına çıkarmıştı. Sf. 368…

  • Sadece savunma yapma hâli, doğal bir sağkalım metodudur ve ilkel’in yöntemidir, eleştiriye kapalı olmak ilkelliktir. Sf. 361 Alıntı; Belleğin Peşinde – Eric R. Kandel, Çeviren; Mehmet Doğan, (Boğaziçi Üniv. Yayınları, 1. Baskı Ağustos 2016 – Sf. 361) kitabından birebir alınmıştır.

  • Fakat 60’ların ikinci yansından ve 70lerden itibaren yapılmış sayısız keşif, 1973’te bir araya gelip bize “rekombinant DNA” denen teknolojiyi kazandırmaya yaradı; DNA’yı düzeltme yetisi elde etmiştik. Bu, laboratuvar tekniklerinde öyle sıradan bir ilerleme değildi. Artık bilimciler DNA moleküllerini kesip biçebiliyor, doğada hiç görülmemiş DNA’lar yaratabiliyordu. Yaşamın molekül altyapısına hükmederek “Tanrıyı oynayabiliyorduk” Sf. 319 Alıntı; Belleğin…

  • Bu da beni şunu düşünmeye itti: Davranışları meydana getiren bir sinir devresinde bellek, duyulardan gelen belirli uyarıcı örüntüleri aracılığıyla sinaps kuvvetinin değişmesinden türeyebilir. Sf. 209 Alıntı; Belleğin Peşinde – Eric R. Kandel, Çeviren; Mehmet Doğan, (Boğaziçi Üniv. Yayınları, 1. Baskı Ağustos 2016 – Sf. 209) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bilinçli bellek dediğimizde aklımıza gelen şeye günümüzde, Squire ve Schacter’in izinden giderek, açık (ya da bildirimsel) bellek diyoruz. İnsanların, mekânların, nesnelerin, olguların ve olayların bilinçli bir şekilde anımsanması demektir; H.M.’nin yoksun olduğu bellek çeşidi buydu. Bilinçsiz belleğe günümüzde örtük (ya da yordamsal) bellek diyoruz. Alışmanın, duyarlılaştırmanın, klasik koşullamanın, ayrıca bisiklet sürmek ya da tenis topuyla…

  • Genç bir hekim olarak Viyana’da bir akıl hastalıkları hastanesinin başına geçirildiği zaman, bu düşüncesini sistemli bir hale getirme fırsatını yakaladı. Orada suçluların kafataslarını inceledi ve kulağın üstünde kalan bir tümseğin, etçil hayvanlardaki tümsekle çarpıcı benzerlikler sergilediğini buldu; Gali bu tümseği, sadist ve yıkıcı davranışlardan sorumlu olduğuna inandığı beyin bölgesiyle bağdaştırdı. Zihinsel melekelerin yerini belirleme yaklaşımı…

  • Serotoninin, tüm beyinde on sekiz kadar farklı reseptör türüne etki ettiğini ve LSD’nin, beynin alın lobunda konumlanmış bir reseptör cinsini harekete geçirerek sanrı yarattığını artık biliyoruz. Sf. 145 Alıntı; Belleğin Peşinde – Eric R. Kandel, Çeviren; Mehmet Doğan, (Boğaziçi Üniv. Yayınları, 1. Baskı Ağustos 2016 – Sf. 145) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ancak muhalif varsayımlar çarpıştığında gerçekler açığa çıkar ve gerçeklere dair rakip yorumlar odak noktasına oturtulur; odaklanılan fikirler çarpıştığında ise, bunlardan birinin yanlış olduğu anlaşılır, demiş. Popper, bir yorumun yanlış tarafında olmanın önemli olmadığını eklemiş: Bir bilimsel yöntemin en büyük gücü, bir varsayımı çürütme yetisidir. Bilim, sonsuz ve gitgide incelik kazanan bir varsayım ve çürütme döngüsüyle…

  • İlk safhanın mazisi 1791 yılına dek uzanır. O yıl, İtalya’nın Bologna kentinden biyolog Luigi Galvani, hayvanlardaki elektrik etkinliğini keşfetmişti. Sf. 107 Galvani, sinir hücreleri ile kas hücrelerinin kendilerinden bir elektrik akımı üretebildiğini, kasların seğirmesinin sebebinin kas hücrelerince üretilen elektrik olduğunu ileri sürdü, yoksa o zamanlar geniş kesimlerin inandığı gibi, ruhun ya da “dirimsel kuvvetlerin” bu…

  • Bu gibi tartışmalar, bilimciler arasında rekabetin özellikleri olan hırsın, kibrin ve kindarlığın da, tıpkı cömertlik ve paylaşım gibi mevcut olduğunu gösteriyor. Bunun sebebi açık. Bilimin amacı, dünyayla ilgili yeni gerçekleri keşfetmektir ve keşif yapmanın anlamı, ayrıcalık kazanmaktır, hedefe ilk varan kişi olmaktır. İyon hipotezini oluşturan Alan Hodgkin’in, kendi yaşam öyküsüyle ilgili denemesinde belirttiği gibi, “eğer…

  • Her hücre türünün biyokimyasal açıdan ayrı olduğu ve farklı hastalıklardan etkilenebileceği zamanla açıklığa kavuştu. Dolayısıyla, örneğin deride ve eklemlerde duyu nöronları, frengi hastalığının ileri aşamalarında tahrip olur; Parkinson hastalığı, belirli ara nöron sınıflarına musallat olur; motor nöronlar ise özellikle omurilik yan duvarının sertleşmesi (ALS) ve çocuk felci hastalıkları nedeniyle tahrip olur. Aslında kimi hastalıklar o…