Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Pozitif Bilimler

  • Unutulmamalıdır ki, bu rekabet, yapı, form ve davranışlarında birbirlerine yakın formlarda en çetin şekilde olacaktır. Sf. 142 Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 142) kitabından birebir alınmıştır.

  • Az farklılaşmış bir yapıda olan hayvan cinsleri, çok farklılaşmış olanlarla rekabet edemez. Sf. 136 Ayrıca genel olan ve geniş alan kaplayan türlerin, az olan ve dar yer kaplayanlara göre daha çok değiştiklerini görmüştük. Sf. 137 Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 136, 137) kitabından birebir…

  • Değişen ve gelişenlerle yakın mücadele içerisinde olan formlar, doğal olarak en çok olumsuz etkilenenler olacaklardır. Varolma Mücadelesi bölümünde de gördüğümüz gibi, yakın yapı, form ve alışkanlıklarda olan çok yakın formlar,- aynı türün çeşitleri, aynı cinsin türleri- birbirleri ile en çetin mücadeleleri gerçekleştireceklerdir. Sonuç olarak, her yeni çeşit veya tür, yapılanma sürecinde, en çok yakın türüne…

  • Az birey tarafından temsil edilen bir formun, mevsimin veya düşman sayısının dalgalanmalarında, nihai yok olma şansı artacaktır. Sf. 130 Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 130) kitabından birebir alınmıştır.

  • Doğal Seçilim İçin Elverişli Koşullar; Bu anlaşılması güç bir konu. Büyük miktardaki kalıtımlaşabilir ve farklılık sağlayabilecek çeşitlilik, avantajlıdır, ama inanıyorum ki, sadece kişisel farklılıklar da işe yarayacaktır. Belirli bir avantajlı farklılaşmalar sürecinde, daha iyi olabilme şansı verilen birçok birey, daha az bir değişimle yetinecektir ve bu başarı için önemli bir faktördür. Doğa, doğal seçilim için…

  • Varolma mücadelesi, kaçınılmaz olarak, canlıların hızlı üreme eğiliminin sonucu oluyor. Doğal yaşamı boyunca birçok yumurta veya tohum üreten her canlı, yaşamının bazı bölümlerinde, bazı mevsimlerde veya bazı yıllarda yok olma ile karşılaşır, aksi halde geometrik büyüme kuralına göre, sayıları o kadar büyür ki, hiçbir ülke yeterli besini sağlayamaz. Böylece yaşayabilecek miktardan çok canlı ürerse, her…

  • Evcil olup, kulakları düşük olmayan bir hayvan gösterilemez; bazı yazarlar, bunun kulak kaslarının kullanılmamasına bağlı olduğunu söylemektedirler, çünkü bu hayvanlar artık tehlike nedeniyle kulaklarını dikmemektedirler. Sf. 40 Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 40) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dahası, Doğal Seçilimin, değişimin ana nedeni olduğuna ama tek nedeni olmadığına inandım. Sf. 35 Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı Bilgisi Yok – Sf. 35) kitabından birebir alınmıştır.

  • Her türde, yaşayabilecek miktardan çok bireyler doğarsa; yaşamın karmaşık ve bazen değişen koşulları altında, kendisine avantaj sağlayacak herhangi bir anlamda, biraz farklılaşan canlının yaşama şansı artacak ve doğal olarak seçilecektir. Kalıtımın güçlü kuralıyla, seçilmiş bir çeşit; yeni ve değişmiş şeklini çoğaltacaktır. Sf. 34 Alıntı; Türlerin Kökeni – Charles Darwin, Çeviren; Orhan Tuncay, (Gün Yayıncılık, Baskı…

  • Giriş bölümünden; “Origin, temel olarak bir ekonomi çalışmasıdır; bir doğa ekonomisidir; ve 1980 tarihinden sonra, Sovyet komünizminin çöküşüyle birlikte serbest ekonomi ve neo-liberalizmin yükselmesiyle, kapitalist ekonomik ilişkilerin genel kabul görmesi sonucunda, bu sosyo-ekonomik düzenin diğerlerinden daha ‘doğal’ olduğunu sanki okuyucuya açıklamaya çalışmaktadır. Origin’in dilinin modern şirketlerin yönetim kurulu odası dili olduğunu söylememek,- zayıfın yok olduğu…

  • Araştırmacılar genetik tekniklerle vazopresin düzeylerini yükselterek, çok eşli türleri tek eşli davranışlarına yönlendirebilmektedirler. Sf. 100 Alıntı; İncognito (Beynin Gizli Hayatı) – David Eagleman, Türkçesi; Zeynep Arık Tozar, (Domingo Yayınları, 17. Baskı Haziran 2016 – Sf. 100) kitabından birebir alınmıştır.

  • Geri kalanı (televizyon programlarını, radyo sinyallerini, mikrodalgaları, X-ışınlarını, gama ışınlarını, cep telefonu konuşmalarını vs. taşıyanlar) bizim haberimiz bile olmadan içimizden geçip gider. Sf. 78 Alıntı; İncognito (Beynin Gizli Hayatı) – David Eagleman, Türkçesi; Zeynep Arık Tozar, (Domingo Yayınları, 17. Baskı Haziran 2016 – Sf. 78) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnanılmaz bir hikâyedir bizimkisi. Bildiğimiz kadarıyla, gezegende kendi programlama dilini çözme oyununa bodoslama dalacak kadar karmaşık tek sistemi oluşturuyoruz. Farz edin ki bilgisayarınız kendi donanımını denetlemeye başladı, kasasını söktü ve kamerasını kendi devrelerine yönlendirdi. İşte biz buyuz. Alıntı; İncognito (Beynin Gizli Hayatı) – David Eagleman, Türkçesi; Zeynep Arık Tozar, (Domingo Yayınları, 17. Baskı Haziran 2016…

  • 70 Bin yıl önce, Homo Sapiens hâlâ Afrika’nın bir köşesinde kendi işiyle meşgul olan önemsiz bir hayvandı. İlerleyen bin yıllarda kendisini tüm gezegenin efendisi ve ekosistemin baş belasına çevirecek dönüşümü gerçekleştirdi. Bugün ise bir tanrı hâline gelmenin, sadece ebedi gençliğin değil, yaratmak ve yok etmek gibi ilahi becerileri de ele geçirmenin arifesinde. Sf. 407 Alıntı;…

  • Bu gerçekleşene dek ne kadar zamanımız var? Kimse bilemiyor. Daha önce de belirtildiği gibi, bazıları 2050 yılında kimi insanların ölümsüz (a-mortal) olacaklarını iddia ediyor, daha ılımlı öngörülerse gelecek yüz yıl veya bin yıldan bahsediyorlar. Sapiens tarihinin 70 bin yıllık perspektifinden bakınca birkaç bin yıl nedir ki? Sf. 404 Alıntı; Sapiens (Hayvanlardan Tanrılara) – Yuval Noah…

  • Kişiselleşmiş tıp çağı da (tedaviyi DNA’ya göre ayarlayan ilaçlar) artık başlamış durumdadır. Sf. 401 Alıntı; Sapiens (Hayvanlardan Tanrılara) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Ertuğrul Genç, (Kolektif Kitap Yayınları, 11. Baskı Aralık 2016 – Sf. 401) kitabından birebir alınmıştır.

  • Diğer bir ihtimali düşünelim. Farz edin ki, beyninizi taşınabilir bir sabit diske kopyalayabiliyor ve onu dizüstü bilgisayarınızda çalıştırabiliyorsunuz. Bilgisayarınız tıpkı bir Sapiens gibi düşünüp hissedebilir mi? Eğer öyleyse, bu siz mi olursunuz yoksa başka biri mi? Bilgisayar programcıları bilgisayar kodlarından oluşan ve kendi benlik hissi, bilinci ve hafızasıyla tamamen yeni bir dijital zihin yaratırsa ne…

  • Genetik programlama, bugün bilgisayar dünyasının en ilginç alanlarından biridir ve genetik evrimin yöntemlerini taklit etmeye çalışır. Pek çok programcı, yaratıcısından bağımsız olarak öğrenebilen ve kendisini evrim yoluyla geliştirebilen bir program yazmanın hayalini kuruyor. Bu durumda programcı bir primum mobile, yani ilk hareketi veren olacaktır, yarattığı şeyse ne yaratıcısının ne de başka bir insanın öngörebileceği yönlere…

  • Ancak geliştirilmekte olan tüm projeler içinde en devrimci olanı, bir bilgisayarın hem insan beyninin elektrik sinyallerini okumasını sağlayan, hem de aynı anda beyne okuyabileceği elektrik sinyalleri aktaran bir beyin-bilgisayar arayüzü tasarlama çalışmasıdır. Bu tür arayüzler beyni doğrudan internete veya pek çok beyni birbirine bağlayıp bir çeşit beyin interneti kurarsa ne olur? Beynin kolektif bir hafıza…

  • ABD’de faaliyet yürüten bir askeri araştırma bürosu olan The Defense Advanced Research Projects Agency (DARPA) [Gelişmiş Savunma Araştırmaları Projeleri Ajansı] böceklerden siborglar geliştiriyor. Burada amaç bir sineğin veya hamamböceğinin vücuduna elektronik çipler, detektörler ve işlemciler yerleştirerek, otomatik bir operatörün veya bir insanın böceğin hareketlerini kontrol edebilmesini, ayrıca bilgi gönderip alabilmesini sağlamak. Böyle bir sinek düşman…