Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Psikoloji ve Kişisel Gelişim

  • Söz konusu değişimler bağımlılıkla ilgili tüm davranışları denetler. Sinir iletici “dopamin” de işin bir parçasıdır. Dopamin hem ödülü hem de cezayı düzenleyen beyinsel bir mesaj taşıyıcıdır. Bağımlı kişi zorlanımlı olarak haz duygusunu arar, arzular ve yeniden yaratır. Dopamin, mesajları beynin zevk merkezlerine taşıyarak, bağımlıların haz veren eylemleri durmadan tekrarlamalarına neden olur; kişi artık ilk baştaki…

  • Beyindeki alkol veya uyuşturucu bağımlılığını güçlendiren sinir yolları aynı zamanda yemek, seks, alışveriş ve kumar da dâhil, hemen her tür zevk kaynağını odak alan saplantılı davranışları denetler. s. 275 Alıntı; Bir Psikiyatristin Gizli Defteri (En Sıradışı Vakalar) – Gary Small ve Gigi Vorgan, Çeviri; Duygu Akın  (NTV Yayınları, 2. Baskı Mart 2013 – s. 275)…

  • Greg bir şişe daha almak için bara doğru giderken benim Greg deki zihinsel kaymalara ilişkin birincil tanısal teorim iş stresinden, zorlantılı su içme diye de bilinen polidipsiye dönüştü. Nispeten ender rastlanan bu rahatsızlık su intoksikasyonuna ya da zehirlenmesine yol açabilir. Hastanın sindirdiği suyun miktarı böbreklerin atabileceği miktarı aşar. Sonuç olarak vücuttaki sodyum düzeyi düşer ve…

  • Hastalar genelde zihnin bedene etki ettiği fikrine teslim olmaktansa, hastalığa olmadık, acayip birtakım nedenler atamayı tercih ederler. s. 92 Alıntı; Bir Psikiyatristin Gizli Defteri (En Sıradışı Vakalar) – Gary Small ve Gigi Vorgan, Çeviri; Duygu Akın  (NTV Yayınları, 2. Baskı Mart 2013 – s. 92) kitabından birebir alınmıştır.

  • Pozitif kelimeler kullanmak ve olumlu düşüncelere sahip olmak, bence fiziksel ve içsel güzelliğe ulaşmanın en güzel yoludur. s. 18 Alıntı; Sudaki Mucize – Masaru Emoto, Çeviren; Savaş Şenel (Arıtan Yayınevi, 1. Basım Nisan 2008 – s. 18) kitabından birebir alınmıştır.

  • Korku, insanlık durumu’dur; kuşku duymuyorum. Ancak hem tarihsel ve hem de bireysel anlamda insanlık, korkudan arındığı sürece gelişiyor. İnsanlar, korktuklarını kabul etmiyorlar. İnsanların korktuklarını kabul etmemeleri, korku’nun kendisi kadar bir insanlık durumudur. s.56 Alıntı; İtirafçıların İtirafı (TKP Pişmanları) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Birinci Basım 1988 – s.56) kitabından birebir alınmıştır.

  • Babası Ahmet idi, annesini, ikinci eş almıştı ve çocuklarına esir terbiyesi uyguluyordu. Sanki elinde bir kırbacı vardı, sallıyordu ve çocuklarına, bu arada Tayyip’e, otoriteye tapınmayı öğretiyordu. Tayip Bey de yıllar sonra “otoriteye saygılıydık” diyerek kabul etmektedir; aslında tapmaktadır. Sf. 168 Çakır-Çalmuk, kitaplarında, (1) “Reis Kaptan çok otoriter bir adamdı, denizciliğin kendine has kurallarını evinde de…

  • Eğer aç kalınmamışsa, susuz kalınmamışsa, üşünülmüyorsa ve gelecekte de böyle olacağı umut ediliyorsa, mutluluktan uçmak gerekir. İnsanın amacı sükûn halinde yaşamaktır. Bu sükûnu bozacak her türlü bağlılıktan, evlilikten, devlet işlerinden kaçınılmalı, dostlukla yetinilmelidir. Bütün davranışlarımızın nedeni, vücut ve ruh acılarımızı önlemektir. Acı duyulduğunda, zevk aranır. Acı duyulmaz ise, zevke de ihtiyaç yoktur. Bu nedenle, mutlu…

  • Üçüncü tavsiyem ki bunun en önemlisi olduğuna inanıyorum, olumlu düşünmektir.     Daha önce de anlattığım gibi, olumlu düşünmek genlerimizi “açarak”, beynimizi ve bedenimizi yararlı hormonlar üretmek üzere harekete geçirebilir. Kendi deneyimlerimden bunun doğru olduğundan eminim.   Her şey karşıtıyla var olur: Ön-arka, gece-gündüz, güç-güçsüzlük gibi. Bir şey ne kadar tek yanlı, ötesi yokmuş gibi görünürse görünsün, karşısında…

  • Bence, sırf kendi gücümüz ve maharetimizle yaşamadığımızı, yaşamın bize doğa tarafından sunulan paha biçilmez bir armağan olduğunu hatırlamanın yararı vardır. Sırf yaşıyor olduğumuz için bile şükredebiliriz.    Darvin’in evrim kuramı çağdaş toplumda geçerli olan bir kuramdır. Bu kurama göre; bizler doğal ayıklama ve mutasyon yoluyla evrimleştik ve sâdece yaşamaya en uygun olanlarımız hayatta kaldı. “En uygun…

  • Bu inanç doğrultusunda hareket etmeye başladıktan sonra, hayatımda niyetimin takdir edildiğine kesin gözüyle bakmamı sağlayan olaylar gelişti. Gayretlerimiz “Büyük bir şey”in bizi kolladığını duyumsamama yol açacak biçimde meyve verdi. Genleri incelerken yaşadıklarım sayesinde eğer iyi genlerimizin “anahtarını” çevirerek yaşamayı öğrenebilirsek, içimizde saklı gücü normal sınırların bizi çok ötesine götürecek şekilde açığa çıkarabileceğimizi fark ettim.     …

  • Yaşamak için her gün vücudumuzdan dışarı atmamız gereken; dışkı, idrar, ter ve sümük gibi maddeler vardır. Saçımızı ve tırnaklarımızı da belli aralıklarla kesmemiz lazımdır. Boşaltım ve salgılama yapmaksızın bir gün bile yaşamamız mümkün değildir. Ancak, dışarıya attığımız bir madde vardır ki, bizde hiçbir zaman tiksinti uyandırmaz: Gözyaşı Hipokrat gözyaşını bir atıktan çok, beyinden gelen bir…

  • İnsan, bir tarifler bütünüdür. Tariflerden çıktığı zaman ise sürü’dür. Sf. 8 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 8) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sanat, insanın gelişmesi içindir. Yüce sanat, insanı yücelten sanattır. İnsan eylemde ve sanatta gelişir. Gelişip aydın olur. İnsan doğduğunda aydın değildir. Aydın olma insanın bir gelişme aşamasıdır. Solcu olma ise aydından daha sonra gelen bir aşamadır. Sf. 81 Alıntı; Bir Soran Olursa – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ağustos 1987 – Sf. 81) kitabından birebir alınmıştır.

  • Güven, kesinlikle, kendine güven’dir. Güven, başkasına güvenmemektir. Güven, kendi gücünü saf tutabilmek oluyor. Korku, güven’in düşmanı durumuna geçiyor. Korku, güven’i eritiyor. Güven ve korku: Birisi varsa diğeri yok oluyor. Bunalım, her zaman korku saçıyor. Bunalım, eğer işsizlik ve ölüm yumaklarını sağarak yürüyorsa, korku bir yaşam biçimine dönüşüyor ve her tarafa siniyor. Sf. 43 Alıntı; Quo…

  • Kuşkusuz çağdaş insan rüyalarla gerçeklik dünyasını birbirinden ayırıyor. Fakat “ilkel insanlar nazarında rüya ve gündüz algıları arasında bir fark yoktur”; bunları birbirine karıştırmıyor, “ilkel insanlar rüyada gördüklerini olmuş hakikatler.” Sayıyorlar. İlkel insan, rüyalarını gerçek türünden anlatabiliyor. Rüyalar bir çatışmanın sonucudur. Şöyle de söylenebiliyor; rüya birbirine ters iki halin ifadesidir. Bunlardan biri şuur altının derinliklerinden gelmiş…

  • Şiddetin kaynağı iki; birisi çelişki ve diğeri ise sürpriz oluyor. Madde alanında her çelişki,, şiddete gebedir; çekirdeğin parçalanması büyük patlamalara yol açıyor. Düşün alanında sürpriz, şiddetin kaynağı sayılabilir bütün dillerde sürpriz olgu, “sarsıldım” sözcüğüyle anlatılıyor. Sürpriz, beyinde bir sarsıntı yaratıyor ve sürprizin de şiddeti artırıldığı zaman “şok” etkisi doğuyor. Şok, düşünsel uyarıcılarla yaratılabildiği gibi, çok…

  • Şizofreni, bir baskı karşısında, ruhsal yapının uyum gösterememesinden ileri geliyor; bir savunma sisteminin en ileri, patolojik anlamda en gelişmiş düzeyini oluşturuyor. Şöyle de söylenebilir; şizofreni, savunma mekanizmalarından regresyonun, gerileme, en ileri aşamasını meydana getiriyor. Sf. 86 Bir tez yazıyorum: Baskılar, şizofren yurttaşlar yaratmayı amaçlıyorlar. Tezin uzantısını yazıyorum: Şili’de Pinochet’nin yapmak istediği bütün bağlantı ve sorumluluklarından…

  • Dönek acımasızdır; kendinden korkar. Dönek saldırır. Dönek sanrılıdır; halüsinasyonu saldırısıdır. “Kısaca söylemek gerekirse, bir objenin yanlış bir biçimde algısına illüzyon, obje olmadan oluşan algıya ise halüsinasyon diyoruz.” Sf. 71 Alıntı; Küfür Romanları – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, 2. Baskı 1988 – Sf. 71) kitabından birebir alınmıştır.

  • Psikiyatri, insanın ruhsal yapısının geliştirdiği savunma mekanizmalarına yer veriyor. Ruhsal kişilik, çözemediği tansiyonlar karşısında bilinçdışı yollarla, savunma mekanizmaları geliştiriyor. Sf. 32 Alıntı; Küfür Romanları – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, 2. Baskı 1988 – Sf. 32) kitabından birebir alınmıştır.