Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Rıza Nur
-
“Hürriyet ve İtilaf Partisinin kuruluşunda büyük katkım var.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım II – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1968 – Sf.339) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (1993): Rıza Nur bu arada hapse girip çıkıyor, hapisten çıkışta, İngiliz Sefiri Fish Moris’in etkisi var. Rıza Nur sırtını İngiltere’ye mi dayamış?
-
“Bir akşam Tokatlıyan’da yemek yerken Sada-yı Millet Gazetesi yazarı Ahmet Samim eliyle dışarı gelmemi işaret etti, çıktım. İleride duran bir subayın yanına götürdü. Bana tanıttı, Subay pek sarhoştu.. Ahmet Samim bana dedi ki; “Bu yüzbaşı bana tabancasını gösterdi. Bununla şimdiye kadar yedi kişiyi öldürdüm, seni de bununla öldüreceğim dedi. Bunlar beni vuracaklar.” dedi. Bu subay…
-
“Lütfü Fikri, Dersim Mebusu. İyi hatiptir, zekidir, hukuki bilgisi çoktur, hayatı düzenli namuskâr bir insandır.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım II – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1968 – Sf. 327) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Tenkit (eleştiri), bana pek hoş geliyordu. Sevdiğim şeydi, hilkatimde (yaratılışımda) vardı.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım II – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1968 – Sf. 293) kitabından birebir alınmıştır. Alıntı: Hayatım ve Hatıratım II – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1968 – Sf. 293) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Erat (erler) ve halk çok dindardı, genç subaylar dini ihmal ediyorlardı. Cemiyet-i Muhammediye bunları değerlendirmiştir. Bunların başı Hamdi Çavuş’tur. Hamdi Çavuş 31.03.1909’dan önce Saray’a gider, Padişahı görmek ister, göremez, Mabeyincilerden (Padişah Özel kalemi) birisine Padişahın başa geçmesini rica eder. Abdülhamit reddeder, bunun üzerine Hamdi bir sabah erkenden kendi askerlerini ayaklandırır, nerede bir subay görürlerse tevkife…
-
“Hürriyet ve İtilafçı Kamil Paşa, Sadrazam. Ermeni Nardokyan’ı Hâriciye Nazırı yapmışlardı. Şiddetli Ermeni istiklâlcisi idi. Nitekim Harbi Umumiden (Genel Harpten, 1.Dünya harbinden ) sonra Avrupa’da Ermenilerin başına geçmiş, Ermeni bağımsızlığı için açıktan çalışmış. ..İttihatçılar her yerde askere harp etmemeleri hakkında propaganda yapıyorlarmış.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım II – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1968 –…
-
Halaskârlar işini emniyetle yaptık. Yakovalı Rıza Bey Sinop’ta tutuklu idi. Kaçıracağım, gidecek Arnavutluk’ta isyan çıkaracak. Bu sırada affedildi. İsyan başlamıştı, gidip katıldı. İttihat kabinesini devirdik… Gazi Muhtar Kabine reisi idi İttihatçı Meclis-i Mebusan’ı feshetti. Alıntı: Hayatım ve Hatıratım II – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1968 – Sf. 374) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (1994):…
-
“Bir makale yazıp Yeni Gazete’de neşrettim (yayınladım). “Bu Meclis değil, adi, cansız bir makine.” ilk muhalefet bayrağını açmış oluyordum. Meclis’te Talat beni gördü. Suratı çamur gibi idi. Kulağıma eğilip “Kefenini hazırla!” dedi. ..Yaparlar mı? Yaparlar! Mukaddes Cemiyet; İttihat ve Terakki boyuna adam öldürüp duruyor. Selanikli Rami beni Meclis’te ölümle tehdit etti.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım…
-
“Seçim Kanunu Abdülhamit’in ilk döneminde yapılmıştı. İki dereceli seçim idi. Bu seferki seçim tek dereceli seçim. .. Yaşımın otuz iki ay geçmiş olduğu anlaşıldı. En genç Mebus olduğum için kâtip oldum.“ Alıntı: Hayatım ve Hatıratım I – Dr. Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1968 – Sf. 272) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2007): İki dereceli…
-
“Emanuel Karasso, Yahudi, İtalyan vatandaşı ve casusu, Talat Paşa’nın baş dostu, Mebus oldu.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım I – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1968 – Sf. 275) kitabından birebir alınmıştır.
-
İttihat ve Terakki Cemiyet demek mason locaları demek oldu. Alıntı: Hayatım ve Hatıratım I – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1968 – Sf. 260) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Tramvay yolundan İngiliz sefarethanesine kadar geldik, içeriye girdik, benim zorum buraya gelmek, İngilizlerin Türk milletine yardımını istememdi. … Zannediyordum ki İngilizler bize yardım eder, meşrutiyeti yaptırır. Otuz yaşımda Profesör Doktordum ama ne saf çocuk muşum?” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım I – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1968 – Sf. 247) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Livata (erkek erkeğe cinsel ilişki) eskiden beri Çinlilerde vardı. Roma İmparatorlarından, merasimle genç erkek çocuklarla evlenenler olmuştur. İran’da eskiden beri vardı. Hatta bizdeki Şengül Hamamı da budur. Şengül kelimesi, gulam, gulampara manasına olup yapılan çocuk demektir. Şengül kelimesi Osmanlı klasik şairlerinin şiirlerinde pek çoktur.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım I – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1.…
-
“Hayatımda daima not tutmak âdetimdir. Tıbbiyede tıp tahsilim 1895’de başladı.1901’de Dr. Yüzbaşı oldum.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım I – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1968 – Sf.52) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Bir şeyi ve hakkı söylemek lâzım. Abdülhamit her şeye rağmen borç ödemiş, borç yapmamıştır. Bu borçlar Mecit (Abdülmecit) ve Aziz (Abdülaziz) zamanları israfatındandır. .. Bu borca İttihatçılar epeyce borç kattılar.” Alıntı: Tek Adam 3, Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 80) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (2007): Her devirde emperyalistler borçlananı seviyor, ödeyemeyene kızıyorlar.
-
“28 Ocak 1920 günü İstanbul’da, Meclis-i Mebusan’da kabul edildi; Madde 1- … Savaş sonrası işgal altında kalan yerlerde kamuoyuna başvurulacak, tamamıyla bağlı Osmanlı çoğunluğu ile meskûn (yerleşilmiş) bulunan kısmın tamamı.. hiçbir sebeple ayrım kabul etmez bir bütündür. Madde 2- Elviye-i Selase’de (üç livalarda, Kars, Artvin, Ardahan’da) tekrar kamuoyu yoklamasına gideceğimizi kabul ederiz. (1) Madde 3-…
-
“Batı’dan alınan, müesseseler (kurumlar), kanunlar ve uygulamaları iki nedenle asla fayda vermeyeceklerdir. Evvela bizde âlim ve mütehassıs (uzman) yok gibidir. Sonra memleketimiz hiçbir nokta-i nazardan (bakış açısından) tetkik edilmemiştir (araştırılmamıştır)“ Alıntı: Türk Tarihi IV – Rıza Nur (1992 – Sf. 160) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Lozan’a… İstanbul Hükümeti de davet edilmiş. (Hem Ankara hem de İstanbul Hükümeti konferansa çağırılmış. Bunun nasıl çözüleceği Meclis’te şiddetle tartışılıyor, çözüm aranıyor.) …. düşündüğüm takriri (önergeyi) yazıyorum. .. Koridorda Mustafa Kemal rastladı, “Ben böyle bir önerge veriyorum. Artık İstanbul Hükümeti kalmaz. Sorun kolayca ve cezri olarak hallolunmuş olur. Sabahtan beri niye uğraşıp duruyorsun?” dedim. Okudu…
-
“Ömer Hayyam ve Hasan Sabbah, Melik Şah zamanında devletten maaş alarak yaşamışlardır. Ömer Hayyam Türk’tür ama eserini Acemce (Farsça) yazmıştır.” Alıntı: Türk Tarihi III – Rıza Nur (1992 – Sf. 80) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Türkçe, resmen Cengiz Han ordularında, İlhanlılarda Uygur Alfabesi ile yazılmakta idi. Bu alfabe ıslah (yenilenme) ister, ıslahı mümkündür, Latin alfabesine müracaata (başvurmaya) gerek yoktur.” Alıntı: Türk Tarihi III – Rıza Nur (1992 – Sf. 109) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2007): Bu kitap, dil devriminden önce yazılmıştır.