Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Sabetaycılar

  • Şeyhülislam Musa Kâzım Efendi, yaşamı boyunca, mason olduğunu hep reddetti. Ama gelin görün ki, Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası’nın resmî Internet sayfasında, mason olduğu yazılıdır. Ayrıca koca bir de fotoğrafı vardır. Ben bugüne kadar pek kaynaklarda görememiştim, fotoğrafı olan bir diğer mason şeyhülislam ise İzzeddin Efendi’ymiş! Listede adı olan bir diğer mason da,…

  • İkinci Meşrutiyetin ilanından hemen sonra yayın hayatına başlayan Sırat-i Müstakim’in yazarları arasında Şeyhülislam Musa Kâzım Efendi (bir dönem Darülfünun’da rektörlük yapan, ma­son) Babanzade Ahmed Naim Bey (Halide Edip’in “Yahudi dön­mesi” dediği); Ahmed Ağayev (Ağaoğlu), Yusuf Akçura (Türkçü), Ethem Nejat (sosyalist) gibi isimler de vardı. Ancak yollar zamanla ayrıldı. Ebülula Mardin ve arkadaşlarının çekilmesinden sonra Eşref…

  •  Ancak, 1873’te Mithat Paşa’nın Selanik’e vali olarak tayini bu mektebin yeniden açılmasına neden oldu. Osmanlı Devleti, modern okulların açılmasına izin verirken, yerel yöneticiler her türlü kolaylığı gösterirken, Hafız Kerim’in okulunu kapattırmasını nasıl açıklayacağız? Şemsi Efendi’nin to­runu Ilgaz Zorlu, dedesinin devrin ünlü Kabalistlerinden oldu­ğunu ve öğrencilerine dinî bilgiler verdiğini yazdı; bu bir neden olabilir mi?  Sf.181…

  • Tanzimat Fermanı’nın okunuşunda İstanbul Hahamı’nın bütün Osmanlı Yahudilerini temsil eden bir hahambaşı niteliğiyle törene davet edilmesi, gerçekte bulunmayan bir makamın resmiyet kazanmasına neden olmuştu. Osmanlı tebaası Hıristiyanlar, “Siz bizi nasıl Yahudi’yle eşit hale getirirsiniz?” diye neden serzenişte bulunmuşlardı. Tanzimat ve Islahat fermanlarına en çok karşı çıkanlar Hıristiyanlardı. Patrik­hane ile Hahambaşılık’ın eşitlenmesine büyük tepki gösterdiler! Sf.174,…

  • Mevlevi matbahına (mutfağına) balık giremezdi! Onlara göre balık, varlığın büründüğü en aşağılık şekildi! Denizden çıkanlar yenilirse insanın manevî feyzinin kapanacağına inanıyorlardı… Güzel. Peki, ama biliniyor ki, Mevlânâ balığı çok severdi. Hatta bu nedenle oğlu Sultan Veled, canlıları ikiye ayırıyordu: hayvan­lar ve melekler. Hayvanlar, toprakta yaşayan yılanlar, melekler ise denizlerde yaşayan balıklardı; çünkü babası balık seviyordu!…

  • Selanikli Kenan Rifaî’yle de akrabalık olabilir, çünkü Mesut Yılmaz’ın kuzeni (Yahudi işadamı Sami Ofer’in ortağı) Mehmet Kutman, 24 Temmuz 2004 tarihinde CNN Türk’te katıldığı programda, babasının Karadenizli, annesinin ise Selanik kökenli olduğunu söyledi. Şişli Terakki mezunu Berna (Müren) Yılmaz’ın anne tarafı da Selanikli’ydi… Sf. 150 Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın,…

  • Örneğin, Süleymancılık olarak bilinen dinî cemaatin kurucusu Silistreli Süleyman Hilmi Tunahan, neden kızına, Türkçe’de bulunmayan İbranice “Yaratılış” anlamına gelen “Beria” ismini koymuştu? “Işıkçılar” olarak bilinen dinî cemaatin kurucusu Hüseyin Hilmi Işık, neden “Işık” soyadını aldı? Nurcuların öğrenci pansiyonlarına neden “Işık Evleri” adı veriliyor? Önceki sayfalarda okuduk, Yahudi Kabalasından etkilenerek, harflere esrarengiz anlamlar yükleyen Hurufîlere “ışık”…

  • “Evet, Ben Selanikliyim” kitabını yazan Ilgaz Zorlu; “Eminim ki Bediüzzaman Said-i Nursî yaşasaydı ondan öğreneceğim çok şey olurdu.” Diyor. Sf. 100 Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 100) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu duayı okuyan kimse dört semavî kitabı okumuş gibi sayılıyordu. Her harfi için kendine cennette iki ev ile iki zevce verileceğine; ayrıca insan ve cinlerden olan bütün müminlerinki kadar sevap kazanacağına, asla cehenneme gidilmeyeceğine inanılıyor. Cebrail, Hz. Peygamber’den duayı kâfirlere öğretmemesini, sadece mümin ve takva sahibi kişilere talim etmesini istemişti. Kefenlere yazılmış “Cevşen-i Kebir” özellikle…

  • Üzeyir Garih’in babası Ezra Garih, ölene kadar, şeyhi Küçük Hüseyin Efendi’nin sohbetlerini hiç kaçırmadı. Diş hekimi Ezra Garih Küçük Hüseyin Efendi’ye o kadar bağlandı ki, sahibi olduğu yedi katlı apartmanın bir katını şeyhine tahsis etti. Genç yaşında Haham’lık eğitimi aldı. 1951’de İstanbul Teknik Üniversitesine girdi, öğretim üyesi kadrosunda bulunan asistan Necmettin Erbakan’la arkadaş oldu. Sf.…

  • Bir yanda Şeyh Hüseyin Efendi’nin kabri, bir yanda “Beni şeyhimin yanına defnedin” diyebilecek kadar ona bağlı Mareşal Fevzi Çakmak’ın kabri! Tam ortada ise Üzeyir Garih! Öyle bir tarikat şeyhi ki, bir “Müslüman mareşal” de, bir “Musevî işadamı” da onun müridi !.. Acaba hangisi gerçek? Ya da yalan olan hangisi? Şahsen ben, çıkamadım işin içinden! Sf.…

  • İşte geldik, Küçük Hüseyin Efendi’yi tüm Türkiye’ye tanıtan olaya: Türkiye’nin önde gelen Yahudi işadamlarından Üzeyir Garih, 25 Ağustos 2001 tarihinde, Yahudilerin kutsal günü şabatta (cumartesi günü) ziyaret ettiği Küçük Hüseyin Efendi’nin mezarı başında on bir bıçak darbesiyle öldürüldü! Tüm Türkiye aynı sorunun yanıtını merak etti: Yahudi bir işadamının Yahudilerin kutsal gününde bir Nakşibendî şeyhinin mezarının…

  • Özbekler Tekkesi binası günümüzde, “Münir Ertegün Tarih Araştırma Vakfı”nı barındırıyor. Vakfın açılışını 1994 yılında kim yaptı dersiniz? ABD’nin en tanınmış Yahudi politikacılarından, eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger! Eski bakan, Özbekler Tekkesi’nin hemen bitişiğindeki Sabetayist / Karakaşî’lerin mezarlığı Bülbülderesi Mezarlığı’nı da ziyaret etmiş miydi acaba? Henry Kissinger’ı hangi güç Türkiye’ye davet edip, tekke açılışına getirmişti? Sf.…

  • 11 Ekim 1951’de ilim Yayma Cemiyeti kuruldu. Görünürdeki amaç manevî değerleri gençlere öğretmekti; ama asıl niyet komünizmle mücadeleydi. Bir yanda Said-i Nursî’nin avukatı Seniyüddin Başak, diğer yanda Emekli Kurmay Albay Vehbi Bilimer liderliğinde İlim Yayma Cemiyeti hızla örgütlendi. Sonraki sayfalarda ayrıntılarıyla göreceğiz ki, en büyük destek masonlardan gelmişti; yönetimde masonlar vardı. Evet, düğmeye basılmıştı: İlim…

  • Arusî şeyhi Ömer Fevzi Mardin 1949 yılında, Evangelist’lerin İsviçre’deki bu ünlü şatosuna konuk oldu. Yaklaşık iki ay kaldı. Sürenin bu kadar uzun olması, şatoda bir toplantı değil, “kurs” olduğunun göstergesi değil midir? Buradaki toplantıda-kursta, Şeyh Ömer Fevzi Mardin, “İslamiyet ve Ehl-i Kitap Ailesi” konulu bir konuşma yaptı. Sf. 46 Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi…

  • Fotoğraflara bakınca, doğrusu biraz şaşırdım; Harun Hoca, öyle bildik şeyhlere benzemiyordu! Eşiyle birlikte kiraz ağacının altında çekilmiş fotoğrafında fötr şapkalıydı, eşinin ise saçları açıktı. Zaten eşi Anna, müritlerinin bildiği isimle “Handan Anne”, hiç Müslüman olmamış, hep Yahudi inancını korumuştu! Harun Hoca, yani Aaron Kandiyoti’nin yaşam öyküsü giderek daha ilginç hale geliyordu.     Aaron Kandiyoti, 1931 yılında…

  • Sabetay Sevi, bir tek Türkiye tarihinde yoktur! Sabetay Sevi hareketine soğuk bakan “Ortodoks” Yahudiler olduğunu da belirtmeliyim. Onlara göre, Sabetay Sevi Mesih değil, meczuptu. Bu nedenle, Sabetay Sevi’nin manik-depresif olup olmadığı bile araştırma konusu olmuştur.  Sf. 29 Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf.…

  • Şihabeddin Fazlullah Hurufi’den önce de İslam âlimleri harflerin kutsallığı üzerinde çok durmuşlardı. Örneğin, Endülüslü düşünür Muhyiddin Arabî, Endülüslü Yahudi Kabalacıların etkisinde kalıp, harflere büyük önem vererek “Fütuhat ül-Mekkiye” adlı kitabını yazmıştı. Sf. 23   Diyanet işleri Başkanlığı’nın İslam Ansiklopedisi’ne göre, Fazlullah İran Yahudi’siydi! Doğru mu? Bilmiyoruz. Kuşkularımız var. Esterâbadlı Fazlullah ile Sabetay Sevi benzer yolu takip…

  • Tavşan yemiyorlardı; dolayısıyla tavşan yemeyen Alevilere yakınlık duyacaklardı! Pulsuz balık yemiyorlardı; o halde sofralarında balık bulundurmayan Mevlevi dergâhlarına yöneleceklerdi. Tanrı’ya ulaşma yollarından biri de musikiydi; o halde zikir yapan tarikatlara bağlanacaklardı! Yani Sabetayistlerin, İslâmî bazı tarikatlara gitme nedenleri sadece “kamufle olmak” değildi. Zohar ile “Vahdet-i Vücud”un anavatanının Endülüs olması rastlantı mıydı sanıyorsunuz?.. Kabala’nın en ihtişamlı…

  • Örneğin, Said-i Nursî cemaati içinde dışarıya hiç sızdırmamaya çalıştıkları bir “cifr ilmi” vardı. Söylediklerine göre, bu hesabı yapıp çok önceden Adnan Menderes’in öleceği tarihi bilmişlerdi! Bunu, “cifr ilmi” ne göre, Said-i Nursî hesaplamıştı; 1980-1990 yılları arasında Mehdî gelecek, inkârcı felsefeyle mücadele edip, 2001 yılında zafer kazanacak ve İslam’ı yeryüzüne hâkim kılacaktı. Olmadı. Ancak Nur cemaati…