Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Sabetaycılar

  • Selanikli bir aileden geliyor, adının aslının “tziller” yazıldığını tahmin edebiliyoruz, biz “Çiller” söylüyoruz, 1994 yılında İsrael’e giden ilk başbakan oldu, orada tevratik “vaad edilmiş toprak” açıklamasını yaptıysa da sonradan ürkmüş göründü ve geri aldığını biliyoruz. Dört, Brit’in gizlice imzalandığı 1996 yılının başında Demirel’in İsrael’e uçtuğunu not edebiliyoruz, İsrael’i ziyaret eden ilk cumhurbaşkanı derecesi, Süleyman Demirel’indir.…

  • Ancak ekonomi ve hürriyet ve hukuk cephesi bir yana, bizim muhalefetimiz burada yoğunlaşıyordu, şimdi her ikisini de, millici, Osmanist ve ekspansiyonist (yayılmacı) görüyorum. İsrael gizli kayıtlarına göre, Zorlu, Menderes’i yönetmektedir ve İsrael’den uzak tutuyordu. Her ikisi de, Amerikan şemsiyesi altında, Osmanlı İmparatorluğu peşindedirler. Sf. 19 Burada bir “Yeni Tarih” var. Fitneye göre, her ikisi de…

  • Ancak “Oz-Gur” adı saçmadır; bunu, Türk Dil Kurumu’nda da İsrael’in güçlü olmasına bağlamak zorundayız. Oz-Gur’e, İbrani “Gur’un Kudreti” dışında bir anlam veremeyiz; nitekim Tevrat’a göre “Gur” güçlüdür. Alıntı; Tekelistan I (İsimlerin İbranileştirilmesi) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 2. Basım Kasım 2006 – Sf. 321) kitabından birebir alınmıştır.

  • İsrael’de, Türkiye’den giden Yahudiler’in bir derneği var, “Arkadaş” adındadır. Bu dernek, “Arkadaş”, İsrael, Lübnan’ı işgal için bir savaş başlattığında, “cephedeki askerler için destek” toplama kararı almıştı ve bir toplantı yaptıklarını öğreniyoruz. Toplantı, 22 Temmuz 2006 olarak tespit edildi; Cumartesi veya Şabat günü yapılması doğaldır. “Arkadaş” Derneği, “cephedeki askerler yararına” bir toplantı düzenliyor; adını “Açık Türk…

  • Şöyle özetleyebilirim, Türkiye Cumhuriyet’i, Onur Gökçe’yi çeşitli başkentlere büyükelçi göndermiş ve Büyükelçi Gökçe her gittiği yere eşi Aytül Hanımı almış, bu doğaldır. Ancak orada Aytül Gökçe, bir Siyonist örgütün faal bir elemanı olarak çalışmış; bir Hadassah yayınında, Onur ve Aytül Gökçe’nin İsrael, Türkiye ve Finlandiya’da Hadassa için çalışmaları şükranla anılıyor ve diğerinde de Aytül Gökçe…

  • Karay’lar, Kırım’da, “bulut” ad veya soyadını kullanmıyorlar, çünkü ihtiyaçları yok ve aslı var. Ayrıca, Karay Yahudileri, çok uzun yüz yıllar, ne Kırım’da ne de İstanbul’da, kendilerini sakladılar, Yahudi kimlikleriyle yaşadılar. Esas yurtları İstanbul’dur. Ve sonra Karadeniz’i aştılar ve bir daha aşıp bu cenaha geldiklerinde, yine Karadeniz sahillerini tercih ettiklerini anlıyoruz. Çünkü sahil kasabalarında çok “Bulut”…

  • Söyleyebileceğim şudur; bizde kripto-Yahudiler var. Bunlar Sabatayistlerden ayrıdırlar; çok zaman Sabetayistleri sevmiyorlar. Biliyoruz, Ilgaz Zorlu bize gösterdi, Sabetayistlerin, tekrar Museviliğe kabulü çok zordur; nesebi sahih bulunuyorlar. Dolayısıyla, hem büyük rantlara el koyan ve hem de İsrael sadakatini belli eden bazı zevatın “ben sabetayist değilim” açıklamalarını, fazla önemsememek ve bu çerçevede analiz etmek zorundayız. Sf.225 Alıntı; …

  • Beki Hanım, “bazıları adlarının başına ‘öz’, ‘er’, ‘güzel’, yeni gibi Türkçe bir sözcük getirerek hem eski soyadını korumuş ve hem de yasaya uymuş olur” demektedir. “Özsarfati”, “Erkohen”, “Yenibahar”, “Güzelbahar”, Beki Bahar’ın verdikleri örnekler arasında yer alıyor. Sf. 224 Alıntı;  Tekelistan I (İsimlerin İbranileştirilmesi) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 2. Basım Kasım 2006 – Sf. 224)…

  • Beki Bahar’ın, “Ankara Yahudileri” bir pınar izlenimi veriyor, içi işaret ve imalarla doludur. Beki Hanım’ın bunları bilerek yaptığını düşünmemiz isabetli görünüyor; ülkesine ve Ankara’ya tutkulu olduğundan da kuşku duymuyoruz, okuyucusunu inandırmaktadır. Bayan Bahar, Atatürk’ün Ankara Yahudileri arasında yakın dostları olduğunu da haber veriyor ki bu haber nadir ve hayli kıymetlidir; ayrıca, “Atatürk’ün, Ankara’da bir gece,…

  • Dört, “Cuma akşamı, yorgunluktan erken yattım. Sabaha doğru bir telefon. Münasebetsizin biridir diye, açmıyoruz. Ama telefon ısrarlı.” Okumayı sürdürüyoruz. Acaba yine Ulu Reis mi, bilemiyorum, ancak mümkündür, Ketty Hakko, uykulu telefona bakıyor ve sevinç ile bağırıyor, “Vitali, ihtilal oldu!”. En zenginlerin “ihtilal” haberine en sevindikleri zamandır. Kurtuluşları başlıyor ve Hayatım Vakko, “yataktan derin bir nefes…

  • Bir, grevlerin çok yükseldiği bir zamandı ve Vakko fabrikasında da grev yapılıyordu. Ancak aynı zamanda Vitali Hakko’nun arkeoloji müzesinde defilesi var. Demirel başbakandır ve Süleyman Demirel’in bir de, Barlas Küntay nam turizm nazırı vardı; İstanbul’dan Ankara’ya, döndüğü sırada ve yolda, Nazır Küntay, Başvekil Süleyman Beyefendiden bir emir alıyordu. Başvekil’den Nazır’a emir şudur: “Dön, Vakko’nun Arkeoloji…

  • Bir, bizde, ihtida edenlerin (dinlerinden dönenlerin) önceki kavmiyetine, “Ermeni” yakıştırması çok yaygındır. Çok çeşitli nedenleri var; burada açmak durumumda değilim. Şimdilik bu yakıştırmaların çoğunun falsifikasyon olduklarını not etmekle yetiniyorum. Sf. 170 Alıntı;  Tekelistan I (İsimlerin İbranileştirilmesi) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 2. Basım Kasım 2006 – Sf. 170) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şöyle de söyleyebiliyorum, başkalarıyla birlikte, bizde iki ad var, “Sebati” ve “Berat” ya da Berati”; ilk bakışta Arabi ve İslami olduğunu düşünebiliriz. Kesinlikle değiller; her ikisinin de Araplar tarafından bilinmediğinden eminiz; sözlüklere giremiyorlar. Annemarie Schimmel, “Berat” adının yanına “T” işaretini koyuyor, bütün İslami dünyada yalnız Türkler’de bulunduğu anlamındadır. “Türk” sözcüğü artık felsefî ve tarih açıdan…

  • Paradokslarla doluyuz, ilk defa entelijansiya, pro-Arap bir tutum alıyordu. Sol siyasi hareketler daha açık oldular, Avcıoğlu’nun başında bulunduğu Yön Hareketi, Baasist bir çizgiyi savunuyordu ve Türkiye İşçi Partisi, Arap halklarının uyanışını sevinçle karşılıyordu; Sovyetler Birliği ile dostluk, bir Kemalist miras sayılarak, yüksek tutuluyordu ki Mısır Lideri Albay Nasır da aynı çizgidedir. Daha radikal sol, bir…

  • Şimdi yeni bir dalga ile karşılaşıyoruz; “Alican”, “Aslı”, “Baran”, Berke, “Burak”, “Çağan”, “Ebru”, “Eda”, “Ege”, Elif, “Eylül”, “İzel”, “Irmak”, Keremcan, “Kerimcan”, “Nehir”, “Nil”, “Tuba”, “Su”, Yağmur adları bastırılmaktadır; matbuat ve televizyon ile “diziler” bu ve bu tür adların propagandasını yapıyorlar. Bu da sadece küçük bir seçkidir, “atıl” veya “eser” ve benzerlerini ekleyebiliyoruz; bir hücum var.…

  • Ne hoş ve belki de çok acıdır; tarihimizi yazıyoruz ve Cemal Paşa’yı anlatıyoruz, amma Nili’den söz edemiyoruz; hâlbuki hem Osmanlı Devleti’nin yıkılmasında ve hem de İsrael Devleti’nin kurulmasında çok önemlidir. Sf. 53 Aaron Aaronsohn, Cemal Paşa’nın karargâhındaydı, çok güvendiğini biliyoruz; aslında, Nili’yi, Aaronsohn ailesinin örgütü de sayabiliriz. İçlerinde yakalananlardan en yürekli çıkan Sarah Aaronsohn’dur. Sf.…

  • Bu kadar da değil, biz g’yi önce yumuşatıyoruz, “kağan” yapıyoruz ve daha sonra da kovup, “kaan” diyoruz; bizde kovmadan önce yumu­şatmak esas’dır. Demek ki, bizdeki “kağan” veya “kaan”, en azından bir kısmı, mutlaka kağan veya kohen’dir. Sf. 45  Alıntı;  Tekelistan I (İsimlerin İbranileştirilmesi) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 2. Basım Kasım 2006 – Sf.45) kitabından…

  • Cen­net’e girişi garantilemek isteyen bir Yahudi’nin mutlaka İbrani bir isim taşıması zorunludur. Ayrıca melek, sadece Tevrat okuduğu için de, bu isim, mutlaka, tevratik olmak zorundadır; buna “şem hakodeş” ya da “kudsi ad” diyoruz. Sf. 41  Alıntı;  Tekelistan I (İsimlerin İbranileştirilmesi) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 2. Basım Kasım 2006 – Sf.41) kitabından birebir alınmıştır.

  • Arap dünyasında “Mehmet Ali” adının taşınmadığını ve ta­şınmasına da iyi gözle bakılmadığını biliyoruz. Üç, daha da önemlisi çok çok az istisna bir ya­na, Arap dünyasının, iki sözcüklü isimleri hiç bilmediğini görüyoruz. Sf. 37  Alıntı;  Tekelistan I (İsimlerin İbranileştirilmesi) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 2. Basım Kasım 2006 – Sf. 37) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu açıdan baktıkça her adımda şaşırmamız kaçınılmaz oluyor; şu ünlü “soy adı” devrimi hal-i encamı sürprizlerle doludur. Bir kez hem çok övünüyoruz ve hem de hiç bilmiyoruz; üzerine yapılan araştırma­ların fakirliği yüreğimizi parçalıyor. Neden ihtiyaç duyuldu, yeni isim­leri kimler saptadı, hangi ilkeler işliyordu ve esin kaynakları oldu mu, bunlar ilk akla gelen sorular olmakla hiç…