Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Sağlık, Tıp

  • 1 Ocak (Kanunusani) 1921 tarihinde 127. İçtima 1. Celse, Reisi Evvel Vekili Abdülhalim Çelebi Efendi Hazretleri. Yabancı Kumaşların Girişinin Yasaklanması Hakkında Kanun; Kabul Edildi. 2.Celse. Reisi Evvel Vekili Abdülhalim Çelebi Efendi Hazretleri. Frengi Kanunu Görüşülmeye Devam Ediliyor. (5. Madde Tunalı Hilmi’nin bir teklifi ile değiştiriliyor. Kızların muayene işini mahalli meclislere bırakıyor. 7 maddede para cezası…

  • (13 Eylül 1920 tarihinde 64. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili: Vehbi Efendi Ali Şükrü Bey’in Men’i Müskirat Kanunu Teklifi Görüşülüyor: Maliye Vekili Ferit Bey (İstanbul); “-.. Maliye vekili müskirat (alkollü içecek) istimal etmemiş (kullanmamış) bir adamdır. .. Rusya’da men’ine teşebbüs edildiği sırada orada bulunuyordum ve bu, men’ edilmek (yasaklanmak) arzu edildiği halde, yine katiyen…

  • 5 Eylül 1920 tarihinde 59. İçtima 1. Celse, İkinci Reis Vekili Hasan Fehmi Bey Kastamonu Mebusu Dr. Suat Bey’in Askeri Ve Sivil Sağlık Kuruluşlarının Birleştirilmesi Hakkındaki Kanun Teklifi, görüşüldü reddedildi: Dr. Suat Bey (Kastamonu); “…  farz edelim 100 bin askerimiz var .. bin tane askeri doktorumuz var ona mukabil (karşın) meselâ bin tane mülki (sivil)…

  • Kötümserler ise büsbütün farklı bir tiptirler.  Bunlar çocukluk yaşantılarının ve izlenimlerinin sonucu olarak bir “aşağılık kompleksi” edinmiş olan kimselerdir.   Çocuklar sürekli annelerinin peşindedirler ve annelerinden ayrılır ayrılmaz ağlamaya başlarlar.  Hiç şüphesiz bu tür insanlar iyi uyuyamazlar  .. Uyku bozuklukları, bir güvensizlik duygusu karşısında büyük bir tedbirliliğin belirtisidirler.  Bu guruptan olan insanlar çoğu zaman oldukları yerde…

  •  C.1: Neşeli olmak: Dostoyevski şöyle der; “Bir insanın karakterini uzun süren psikolojik araştırmalardan çok, gülüşünden anlamak mümkündür.” Alaylı bir gülüş ya da başkalarının acılarına gülmek düşmanca bir duyguyu gösterir. C.2: Düşünce ve konuşma tarzı: Basmakalıp düşünce ve konuşma tarzı olanlar ucuz ve basit konuşanlar ilgi çekici olamazlar. Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (1977…

  • Kıskançlık, ihmal edilmiş olma duygusundan ya da başkalarından faklı tutulduğunu hissetmekten ileri gelmektedir.   Kıskançlık, başkalarına güvenmeme ve onlara pusu kurma, başkalarını eleştiren bir tavır takınma ve sürekli bir ihmal edilmiş olma korkusu duyma gibi belirtilerle ortaya çıkabilir.  Kıskançlığın bir şekli, kendi kendini yiyip bitirme, başka bir şekli ise şiddetli bir inatçılık olarak görünmektedir. Alıntı: İnsanı…

  • Mizaçlar iç salgı bezlerinin yaptığı salgılara bağlı şeylerdir.  Tiroit bezinin yetersiz bir şekilde çalıştığı eblehlik gibi bir hastalıkla karşılaştığımız zaman …            Tiroit bezinin salgısının çok arttığı insanlar vardır. Bu hastalar aşırı derecede duyarlıdırlar; kolayca öfkelenirler ve çoğu zaman çok belirli endişe halleri ile birlikte giden telaşlı, gergin ve sarsak, faaliyetlerle belirlenmişlerdir. Guatr olmuş bir…

  • “…İsmet Paşanın seciyesinde (karakterinde) pek çabuk alevlenen, vehimli ve kindar bir zaaf (zayıflık) fark edilmesi, herkeste hayal kırıklığı doğurabilecek mahiyettedir.” Alıntı: Siyasi Dargınlıklar II – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Serisi 1955 – Sf. 95) kitabından birebir alınmıştır.

  • “1938 yılı Şubatında Yalova’ya gitmiştik, o zaman kaplıcalar müdürü olan Prof. Nihat Reşat Bey’e kendilerini muayene ettirmişlerdi…  Atatürk’ün karaciğerinin büyümüş olduğunu tespit etti. Bacak ve karnında bazı kaşıntılar başladı. Bilhassa bacakları daha çok kaşınıyordu.  Burun kanaması da sık sık tekerrür ediyordu. Bacaklarında da biraz şişkinlik peyda olmuştu.” Alıntı: Atatürk’ün Son Günleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları…

  • “Ben yirmi küsur yıl kendilerinden bir an ayrılmamak mutluluğunda bulundum ve bu zaman içinde nezleden bile esaslı yattıklarını hatırlamıyorum.” Alıntı: Atatürk’ün Son Günleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 5 ile 7 arası) kitabından birebir alınmıştı.      BAKKAL’IN NOTU (1995): Birinci Dünya savaşı yıllarında bir böbrek rahatsızlığı yaşadığını işittim diyor. 1924 yılında, yaya olarak gezerken,…

  • “Soğuğa karşı direnci azalmış, halsizlik başlamış, benzi solmuştu. .. Sarayının birinci katından ikinci katına asansör yapılmak zarureti ortaya çıkmıştı. .. Sarayın bir salonundan diğerine giderken sık sık mola vermekten, hatta otomobiline binerken bağdaş kurup oturmaktan rahatsızlık duyuyorlardı. 1937 yazında, Florya’da… idrarla birlikte kan gelmişti. İçinde pıhtı halinde görülen bu kan bizi korkutmuştu. Genel muayene ve…

  • “Atatürk çok sıkılgan bir insandı. Profesör Neşet Ömer Bey; “-Kılıç Ali Bey, tarihteki dâhileri inceleyecek olursak hepsinin sıkılgan ve uykusuz olduğunu görürsünüz.” dedi.” Alıntı: Atatürk’ün Hususiyetleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 117) kitabından birebir alınmıştı.

  • “Atatürk omleti çok severdi.” Alıntı: Atatürk’ün Hususiyetleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 91) kitabından birebir alınmıştı. BAKKAL’IN NOTU (1995): Siroz olan bir insan yumurta yememeli. Ya Paşa yumurtayı sevmiyor veya Paşa Siroz değilmiş.

  • Bu benzetmenin, bir şizofrenin beynini görsel olarak betimlemenin en iyi yolu olduğunu düşünüyorum; şizofren karşılaştıramıyor ve tartamıyor, Şizofren, bir tek olayı ayrıntılı olarak tasarımlayabilmekle birlikte bir eksene sahip olmadığı için olgular arasında tutarlı bir ayırım yapamıyor. Tekelsi düzen, şizofren yurttaşlar fabrikasıdır. Egemenliğini, yurttaşlarını, şizofren yaparak sürdürebiliyor. Sf. 17 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler IV – Yalçın…

  • “Bitkilerin çiçek açması için suyun kesilmesi gerekiyor.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985- Sf. 400) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (2008): İnsan ve hayvanlarda da bu doğal tepki var. Erkek ölmeden az önce üreme organından sıvı salgılıyor. Çoğalma veya neslin devamı bütün canlılarda tabiatın bir kuraldır.

  • “Doktorluk askerlik mesleği olarak başladı ve taşradaki birliklere yayıldı.   … taşrada sivil insan da hasta olabiliyor. Fakat sivil doktor yok; bunu karşılamak için, kışladan sonra, subay doktorların sivil yurttaşlara bakabilmeleri imkânı yaratıldı. Çok yerinde. …. Doktorlar bunu bir ayrıcalığa dönüştürdüler. Yerinde değil.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985…

  • “Saray’da kolera vakası çıkar, saray doktorları farklı görüşler öne sürer, Saray’da mikroba inanmayan doktorlar bile var. Tahlil için Osmanlı devletinin büyük destek ve himayesini görmüş olan Pasteur’dan eleman istenmiş, önce Şantimes’i gönderip hastalığı teşhis etmiş sonra da onun yerine meşhur Nikol’ü yollamış. Türkiye Bakteriyoloji ilmini bu Nikol’e borçludur.” Alıntı: Abdülhamit’in Hatıra Defteri – Hazırlayan: İsmet…

  • “Kadın, nazarımda erkekten aşağı bir mahlûktur. Sinirli, mantıksızdır. Harekâtı akıl ve mantığa değil, sinir ve hisse bağlıdır. … gençliğimde bir aralık hadım olmak fikrine düşmüştüm. Ne hayvan ne de insan sevmem. Hele insanlar iğrendiğim şeylerdir. Fakat manevi bir insaniyete meftunum. İnsana güvenim yoktur. .. Çok ciddi adamımdır. Güldüğüm azdır. Septik (şüpheci) adamım. Alıngan adamımdır. Küçük…

  • “.. bir balo ve dans devridir açıldı.. Mustafa Kemal geliyor zil-zurna oluyor, kadınlara tasallut ediyor(sarkıntılık ediyor). Bir keresinde dans ederken Fransız Büyükelçisinin kızının göğsünü sıkmış., kız kaçmış, babasıyla beraber balodan gitmişler. Bir defa Mustafa Kemal kadın yerine tüysüz bir subay ile dans etmiş, çocuğu öpmüş. Kadınlardan bir kaçı Gazi’ye: “Biz burada iken bu olmaz.” demişler.…

  • Latife İstanbul’a gelince derhal eşimi istedi. O’na boşanma olayını anlatmış. Boşanma olayından 2-3 gün önce Latife, kardeşi İsmail ile eşi olan Süreyya Paşa’nın kızı Makbule Ankara’ya gelmişlerdi. Çankaya’da misafir olmuşlar. O zaman Mustafa Kemal yanında kâtip (yazıcı) sıfatıyla Halit Ziya’nın (Uşaklıgil, Latife’nin akrabası) oğlu Vedat vardı. Güzel, tüysüz (i…) bir çocuk. Bir akşam üzeri karanlık…