Kategori: Şiirler
-
(11.10.1949 Bursa Mapushanesinden Kemal Tahir’e Mektup) Her şeye rağmen: “Etin gevşemesine bir başka tabir gerek, zira ki ihtiyarlamak kendinden başka hiç kimseyi sevmemek demek”… Bizse, Kemal’ciğim, kendimizden başka hiç kimseyi sevmemek şöyle dursun, tepeden tırnağa sevdayız… Sf. 354 Alıntı; Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar – Nazım Hikmet, (Adam Yayınları, 2. Baskı 1975 – Sf. 354) kitabından…
-
(Mapushaneden Kemal Tahir’e Mektup) Kalın, beyaz boynu kırışan kızım, imkânsızdır ihtiyarlamamız bizim, etin gevşemesine bir başka-tâbir gerek, zira ki ihtiyarlamak kendinden başka hiç kimseyi sevmemek demek. Sf. 323 Alıntı; Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar – Nazım Hikmet, (Adam Yayınları, 2. Baskı 1975 – Sf. 323) kitabından birebir alınmıştır.
-
(1943 Bursa Mapushanesinden Kemal Tahir’e Mektup) Gelelim Behçet Kemal’in hakkımda yazdıklarına, gülerek okudum. Ne tuhaf şey, İslamcılık kusur, Osmanlıcılık kusur, bunu anlamayacak, takdir etmeyecek kimse yoktur, çünkü ikisi de zamanlarını yaşamıştır ve memleketim için yeniden canlandırılmaları asırlarca gerilemek arzusuyla birdir. Fakat sosyalist şair olmak, yani memleketini ve halkını en çok seven, memleketinin ve halkının en…
-
(3.03.1941 Bursa Mapushanesinden Kemal Tahir’e Mektup) Sanatta en büyük ustalık ustalığı belli etmemektedir. Bunun için ise bu ustalığı bir gaye olarak değil, bir vasıta olarak kullanmak lazım gelir ki ancak bu suretle iptidailik ile alakası olmayan, sanatkârcasına samimiyete ulaşmak mümkündür. Sf. 48 Alıntı; Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar – Nazım Hikmet, (Adam Yayınları, 2. Baskı 1975…
-
Bu önsözü, şimdi dünyada son namuslu insan yaşadıkça var olanlarla beraber bulunacak büyük Türk şairine yazdığım yüzlerce mektuptan biri sayıyorum, öyle de bitiriyorum. Seni, aziz Nâzım Hikmet, sevgiyle selamlarım. Şiirimizi, yani, Anadolu halklarının yüce duygularını, bir “şair başı boyu yükselten” mübarek ellerini saygıyla öperim. Sağ ol! Kemâl Tahir Alıntı; Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar –…
-
Ey kara cüppeli, senin gündüzün gece Taş atma dünyayı bilmek isteyenlere Onlar Yaratanın sanatı peşinde Seninse aklın abdest bozan şeylerde. Ömer Hayyam. Sf. 337 Alıntı; Evrim (Atomaltı Parçacıktan İnsana Türlerin Görkemli Yolculuğu – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları, 6. Baskı Mayıs 2018 – Sf. 337) kitabından birebir alınmıştır.
-
O yüzden Iran şiiri, Türk dili ve edebiyatı için büyük bir kazanç ve dönemeçtir. Biz Farsçayı kabul etmekle Fars olmayız. Kelimelerinin yüzde doksan beşi Farsça da olsa şiir Türkçedir ve bir İranlı kelimeleri bilse de o metinden hiçbir şey anlamaz. Dahası İran-Türk tarihi boyunca idarede ana unsur Türk askerî sınıfının elinde olduğuna göre, Farslaşma söz…
-
Ömer Hayyam da Hafız gibidir. Puşkin bunlara bakarak “Şair dediğin, matematiği çok iyi bilmeli; ben bilmiyorum” demiştir. Özede İran şiiri başka bir yaratı, herkese tesir eder, büyüler. Bazılarının bahsettiği gibi de halktan kopuk değildir. Sf. 154 Alıntı; Türklerin Tarihi (Orta Asya’nın Bozkırlarından Avrupa’nın Kapılarına) – İlber Ortaylı (Timaş Yayınları, 1. Baskı Mart 2015 – Sf.…
-
Prof. Hüseyin Yaşar, Gustawe Weill’den şu ilginç tespiti alıntılar: “İlk zamanlarda Muhammed tam edebi ölçü biriminin kurallarına göre değilse de Arabistan’ın daha evvelki kâhinleri gibi öğretisini şairane bir şekilde okumuştur. Daha sonra ise kısmen şair ya da kâhin olarak sayılmamak amacıyla kısmen yorulduğu için özellikle de ileriki yaşlarında din kurucusu, hükümdar ve kanun koyucu görevinde…
-
Yollara sular dökün. Bahçelere müjdeler verin… Bahar kokuları geliyor, O geliyor, o! Ay parçamız, canımız, yârimiz geliyor. Yol verin, açılın, savulun, Beri durun, beri! Yüzü apaydınlık, ak pak Bastığı yerleri aydınlatarak, O geliyor, o! Sf. 174 Servi revanım geldi. Bak Allah aşkına! Bak şu baharın şevkine.. Ey güneş, dökül saçıl seraba! Sevgilim gibi cömert, Bir tohum…
-
Agop Paşayı lutf et, padişahım sadrazam yap Deninin üstüne gelen de bir deni olsun Sadaret möhrini memnu ise vermek musulmane Yehudiden usandık bir zaman de Ermeni olsun. Hazır esvap satan kavmi yehuddan birisi Bana bir kaşkariko eyledi külliyet ile S….. m ben anın ecdadını emma nideyim Sadrazam gücenir gayreti milliyet ile. Alıntı; Çöküş (Gizli Tarih) –…
-
Taceddin Dergâhındaki odasına devam edenler ya arkadaşları ya da Adnan Adıvar ve Hikmet Bayur gibi karakterinden asla şüphe etmedikleri insanlardı.” Kaydın devamında şu var: “İzzet Paşa Heyeti, Ankara’ya geldikten sonra onun eski bir arkadaşı bu odaya devam edenler arasında idi: Münir Bey.” işte hepsi budur, Adnan, Hikmet ve Münir, benim aradıklarım da bu üçüdür. Marşı…
-
Babası dışında diğer önemli hocası ise “Selanikli Esad Dede” idi, bazı kaynaklar, Esad Efendiden Arabî dersi aldığını ileri sürüyorlarsa da, dersinin Farisi olması ihtimali daha yüksektir. Nitekim Damat Ömer Rıza, “Selanikli Esad Dede’den Gülistanı Hafız Divanı’nı ve Mesneviyi” okuduğunu haber veriyor. Öte yandan, Selanikli Esat Dede’nin Yahudilikten mühtedi olduğu konusunda ise ihtimal değil kesinlik var,…
-
Bunlardan birisi Münir idi, şimdi “Münir Ertegün” olarak biliyoruz. a-Washington sefiri olarak ölmüştü, zaman geçmişti, Amerika, Türkiye’ye giriş yaparken Moussuri Harp Filosu ile gelmişti, karşılanması Tezler’de yazılıdır, İstanbul, sömürgecilerini şenliklerle ve bir bayram havasında denize açılarak kabul etmişti, fakat Moussuri eli boş gelmek istemedi ve mezarını açtılar, Münir’in cenazesini alıp geldiler ve şimdi, İstanbul’da Özbekler…
-
Masonizm ve/veya Sabetayizm iddiam yok, fakat Mehmet Ragif Ersoy, bir Karay’dır. Bunu not ederken de, Mehmet Ragif’i değil, dönemini açıklamayı deniyorum. İbrani “kara” sözcüğünden geliyor, kurucusu Anan ben Davut idi, sekizinci yüzyılda Bağdat’ta yaşamış bir hahamdı ve Karaism’i ortaya çıkardı; İbraniler “karaim” diyorlar, Avrupalılar “karaid” tabir ediyorlar ve biz “karay” diyoruz. Sadece Tevrat’ı okumayı, hahamları…
-
Çıkış’ı, Çöküş’tedir. Türkiye’de, 1919 yılına kadar bir Yunus Emre yoktu, vardı, önemsenmezdi, benzerleri çoktu, pek çok köylü sufı’den birisiydi 1919 yılında, Yunus’u çıkaran ve lanse eden, Köprülüzade Fuad oldu. Osmanlı mutlak olarak çökmüştü, umut yoktu ve gelecek bilinmiyordu, din bile fazlaydı ve sadece ağlamak ve bir bilinmez ile birlikte yanmak vardı. Çöküş’te, akla, mantığa ve…
-
İkincisi, bir an için, Marş’ı Akif’in yazmadığını ve bir “heyet” çalışması sonucu ortaya çıktığını düşünebiliriz, “heyet” Ankara’dadır ve çoğu İstanbul’dan gelmişlerdi, Sf. 100 Alıntı; Çöküş (Gizli Tarih) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 1. Baskı 2010, Sf. 100) kitabından birebir alınmıştır.
-
Fevziye Tansel, saylav Hasan Basri için “Basri Çantay, Akif’in, İstiklal Harbi sırasında en yakın dostlarındandı” yollu yazıyor ve Hasan Basri’nin, Akif’i, bir marş yazmaya ikna İçin, seçileceğine dair teminat verdiğini, Hasan Basri’den öğreniyoruz. Sf. 49 Peki, gerçekten kabul ediliyor mu; kabul edildiği kayıt altındadır, mazbatada mevcuttur. Yalnız, bu kaydın bir önemi olduğunu sanmıyorum, olsaydı, Kazım…
-
“Ben Türküm” diyorsun, sen Türk değilsin. Ben İslâm’ım” diyorsun, değilsin İslam. Ben ne ırkım için senden vesika, Ne de dinim için isterim i’lâm. Türklüğe çalıştım zevkim için Ummadım bu işten asla mükâfat Bu yüzden bu kadar felâket çekdim. Hiç bir an esefle demedim heyhat Hattâ ben olaydım Kürt, Arap, Çerkez, İlk gayem olurdu Türk milliyeti.…