Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
recent posts
- NURİ DERSİMİ, “MİLLETLER CEMİYETİ UMUMİ KÂTİPLİĞİNE” BAŞVURUDA BULUNDU
- DERSİMLİLER LİDERLERİNİ PUSUYA DÜŞÜRÜP ÖLDÜRMÜŞLER
- DERSİM’DEKİ İLK ASKERİ BİRLİĞİN KOMUTANI ELAZIĞ’IN MIĞI KÖYÜNDEN VE ALEVİ
- DERSİM HAREKÂTI NEDEN 1937 YILINDA YAPILDI
- “CUMHURİYETİN KAHREDİCİ ORDULARI TARAFINDAN MAHVEDİLECEKSİNİZ”
about
Kategori: Siyaset
-
Bu arada 11 Eylül günü Suriye’ye geçmiş olan Baytar Nuri başta İngiltere, Fransa ve ABD olmak üzere çeşitli ülkelerin Dışişleri Bakanlıklarına yazılı başvurularda bulunarak Dersim’de Kürt halkının karşı karşıya bulunduğu tehlikeye dikkatlerini çekmek istedi. Tabi öteki başvurular gibi bundan da herhangi bir sonuç çıkmadı. Devletlerarası ilişkiler, karşılıklı kirli çıkarlar, bir kez daha dünyanın yoksul bir…
-
Almanya’da Hitler rejimi hüküm sürüyordu. Dünya bir savaşa doğru gidiyor ve ittifaklar da buna göre şekilleniyordu. O koşullarda da uluslararası arenada herhangi bir gücün Kürtlere destek vermesi ve bu yüzden de Türkiye ile arasını bozması söz konusu olmazdı. Sf. 447 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 –…
-
Yine aynı gün, hava kuvvetlerine bağlı uçaklarla Dersim’de Türkçe ve Kürtçe olarak hazırlanmış bir bildiri dağıtıldı. Bildirinin bir yerinde şöyle deniliyordu: “… Aksi takdirde yani dediklerimizi yapmazsanız her tarafınızı sarmış bulunuyoruz. Cumhuriyetin kahredici orduları tarafından mahvedileceksiniz. Cumhuriyet hükümetinin bu son şefkat ve merhametini bildiren bu bildirisini 24 saat çoluk ve çocuğunuzla beraber okuyun, düşünün ve…
-
Not: Paraya acımaksızın içlerinden çok adam kazanıp kullanmaya çalışmak lazımdır. Aslı gibidir. Sf. 446 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 445) kitabından birebir alınmıştır.
-
4 Mayıs 1937 günü, Ankara hükümeti Dersim’de yapılacak askeri harekât ile ilgili olarak “Çok gizlidir” kaydıyla aşağıdaki kararı aldı. Bakanlar Kurulu toplantısına bizzat Mustafa Kemal başkanlık etmiş, ayrıca Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak da yer almıştı. “Gayet Gizlidir” ibareli ve “Tunceli Tenkil Harekâtına Dair Karar” ismiyle bilinen kararın tam metni şöyledir: Başvekâlet Kararlar Müdürlüğü Sayı: Son…
-
Söz konusu yasaların çıkartılması, bölgede sıkıyönetim ilan edilmesi ve öteki hazırlıkların tamamlanmasından sonra, Mustafa Kemal, 1936 yılında, TBMM’nin açılışını yaparken yaptığı konuşmada, Dersim sorununu ülkenin en önemli sorunu olarak ilan etti ve mutlaka çözülmesi gerektiğini belirtti. “Ebedi Şef,” çözümle neyi kastettiğini ise şu sözlerle dile getiriyordu: “Dâhili işlerimizden en mühim bir safha varsa o da…
-
Dersim’i adeta yok etme çaba ve hazırlıkları sürerken, devlet 1934 yılında, Türk olmayan halkların sindirilmeleri ve varlıklarının sona erdirilmesi yönünde kapsamlı yeni bir yasa çıkardı. Bu, 2510 sayılı Mecburi iskân Kanunu idi. Baştan sona kadar ırkçı esaslar üzerinde şekillendirilmiş olan yasada, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içeresinde yaşayanlar açıkça “hakiki Türk soyundan olan/olmayan.” “Türk kültürüne bağlı olan/olmayan”…
-
Görevi gereği, Dersim’le en yakından ilgilenenlerden biri olan Mareşal Fevzi Çakmak, hazırladığı raporda, Dersimliler için “Dersim halkı cahildir, haydutluk ruhuna sahiptir.” dedikten sonra, atılmasını istediği önlemleri sıralıyor. Genelkurmay Başkanı, Dersim’den sürülmesini istediği aile ve aşiretlere ilişkin geniş bir liste de sunduktan sonra öteki önerilerini sunuyor: Bu önerilerden bazıları şöyle: Yerli memurların çıkarılması (yani bölge dışına…
-
Gizli belgelerde, Dersim sorunu Kürt sorununun bir parçası olarak görülür ve “çıbanın” temelinden sökülüp atılması hazırlıkları sürdürülürken, kamuoyuna yönelik propaganda çalışmalarında, Dersimlilerin öz be öz Türk oldukları, dillerinin de biraz Farsça karışmış Türkçeden başka bir şey olmadığı sürekli tekrarlanan bir konuydu. 1930’lu yılların yarısından itibaren, yazılı basında bu işin başını çeken yayınlardan biri, Elazığ’da basılmakta…
-
Bu mektuplardan sonra hükümet askeri operasyon yapılması önerisini uygun buldu ve aynı yılın sonbaharında ordu yöreye karşı saldırıya geçti. 1926 harekâtında olduğu gibi Kürtler oldukça başarılı bir direniş gösterdiler. Askeri birlikler girebildikleri yerleşim birimlerini ateşe verip yağma ve talana girişirken, kendileri de önemli kayıplar vermekten kurtulamadılar. Kışın yaklaşması üzerine operasyon her zamanki gibi yakılıp yıkılmış…
-
Olay şu: 1930 yılında, Erzincan’da bulunan Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak, Başbakan İsmet İnönü’ye iki mektup yazıyor. Mektuplarında, Kürtlerin bölgedeki varlıklarından ve Kürtçenin konuşulan hâkim dil olmasından duyduğu rahatsızlığı dile getiren Genelkurmay Başkanı, önlem alınmadığı takdirde “tehlike”nin daha da büyüyeceğini söylüyor. Önlem olarak önerdiği ise askeri operasyon ve sürgündür. Devleti yönetenlerin Kürt halkına karşı sahip…
-
Aynı dönemde, Mülkiye Müfettişi Hamdi Bey ise aynı konuda hazırladığı raporda Ali Cemal’in tam karşıtı görüşler savunuyor ve şöyle söylüyordu: “Yaptığım temasların bende hâsıl ettiği izlenime göre, Dersim gittikçe Kürtleşiyor, ülküleşiyor ve dolayısıyla tehlike büyüyor…” “Dersim, Cumhuriyet Hükümeti için bir çıbandır. Bu çıban üzerinde kesin bir ameliye yapmak ve elim ihtimalleri önlemek, memleket selâmeti bakımından…
-
Dersim’in de bağlı bulunduğu Elazığ Valisi Ali Cemal’di. Dersimliler gibi Alevi inancına sahip olan Ali Cemal, raporunda özetle, “… Baskılar son bulur ve şuurlu bir şekilde hareket edilirse Dersimliler, Cumhuriyetin çok sadık ve fedakar hadimleri olabilirler., ” “Dersimliler öldürülmekten, göç ettirilmekten korkuyorlar…” diyordu. Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı…
-
Cephe Komutanı Muğlalı, yayınladığı bildiride güdülen amacı ifade ederken: ‘‘Şimdiye kadar melunca hareketlere devam eden, canavarlığın ve haydutluğun timsali olan Koçuşağı aşiretinin tedip ve tenkiline kesin surette karar verilmiştir,” diyordu. Aynı komutanın, 28 Kasım tarihli bildirisinde ise şu sözlere rastlanmaktadır: “Öteden beri Dersim’in yenik olmayan aşireti ve milli kahramanları adını taşıyan Koçuşağı haydutlarını,..” “Aziz vatanımızın…
-
Sey Rıza mektubun altına bir kaç kelime yazdı ve Kalan aşiret reisi Ali Ağaya yolladı. Sey Rıza notunda: “Sabahleyin haber salındı, halk toplandı ve Sey Rıza’yı kızağa bindirerek Xaçeliye köyüne gittik. O gece Xaçeliye’de kaldık. Yine aynı gece, çevreden insanlar toplandılar. Silahı olanlar bir araya geldiler. Ertesi gün sabahleyin Sey Rıza’yı tekrar kızağa bindirdik, Hozat’ın…
-
Yine ayaklanma öncesinde Sovyetlerden yardım istenmesi söz konusu olduğunda, öteki şeyhler, “komünistlerle ilişki kurmak günahtır,” düşüncesiyle karşı çıkarken Şeyh Sait, “düşmanı yenilgiye uğratabilmek için gerekirse komünistlerden de yardım alınır,” tezini savunmuş ve böylece Sovyet yetkilileriyle görüşmelerde bulunmak üzere çalışmalara başlanmıştı. Sf. 420 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim…
-
Elbet Şeyh Sait dindar biriydi ama onun kadar, hatta ondan da fazla politikti. Siyasi çalışmalarında, dini duyguları her koşul altında her şeyin önüne koymadığını, tersine bu konuda hayli toleranslı davrandığını ve yurtseverliği önde tuttuğunu ortaya koyacak yeterli bilgiye sahibiz. Örneğin, onun en önde gelen danışmanı Fehmi’ye Bilal’di. Fehmi dindar bir insan değildi, ateist olarak biliniyor,…
-
Öte yandan, Dersimliler sadece Mustafa Kemal hareketine destek vermedikleri, yeni kurulan devlete sempati duymadıkları için değil, ondan önceki dönemlere ilişkin tutum ve davranışları nedeniyle de Ankara yönetiminin düşmanlığını kazanmışlardı. Türkiye Cumhuriyeti yönetimi için Dersim bir baş ağrısı, bir tehlikeydi. Neden? 1.Dersimliler yüzyıllarca boyun eğmemiş, Osmanlı otoritesini kabul etmemişlerdi, 2.Onlar, Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlının Dersim’deki…
-
Örneğin, 1908 Harekâtına katılan Tuğgeneral Ziya Yergök, anılarında bu harekâtı anlatırken, söz konusu keyfî yakıp yıkmanın hangi ölçülere vardırıldığını ortaya koyan ilginç bilgiler veriyor. “…Tabur komutanı Kurmay Başkanıyla birlikte Karataş’ı yakmaya gittiler. Biraz sonra sağımızdaki sırtın arkasından dumanlar yükselmeye başladı…” (…) “… Düşman, aşılması çok güç olan Balıkan Kalesini terk ederek çekilmiş, onların terk ettiği…
-
Hıristiyanlar kilise tarafından kaydedildikleri için sayıları bellidir, biliniyor. Ancak yörenin, sayıca iki büyük halkından biri olan Kürtlerin durumu öyle değil. Kürtler, yüzyıllardan beri, yabancı olarak gördükleri devletlerle ilişkilerini en alt düzeyde tutmak, vergi vermemek ve askere gitmemek gibi nedenlerle resmi kayıtlara geçmekten sürekli kaçınan bir halktır. Kaçak yaşama, bir bakıma onlar için bir yaşam tarzı…