Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Siyaset

  • Çok geçmedi… Tarih: 17 Nisan 2006. ABD’nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’na giderek Mehdi Eker’i ziyaret etti. 13 Ocak 2006 tari­hinde de yine bakanlıkta ağırlanmıştı. Keza. ABD Büyükelçisi Wilson gö­reve başladığında, Türkiye’deki ilk resmi ziyaretini Mehdi Eker’e yapmış ve bakanlık çıkışında gazetecilere, “pirinç, şeker ve biyoteknoloji konularında işbirliği yapmayı kararlaştırdık” demişti. Son…

  • Yapılanlara dayanamayıp dünya devi Syngenta’dan istifa eden Steven Smith, ölümünden önce 2003 yazında şöyle yazdı: “Size GDO’nun dünyayı besleyeceğini söyleyenlere öyle ol­madığını söyleyin. Dünyayı beslemek siyasi ve ekonomik niyet ister, sadece üretim, dağıtım değil…” Namuslu bilim insanları yok değil: Hintli ekonomist -çocuk­luğunda açlık yaşamış- Amartya Sen, kıtlıkların doğa değil, in­san kaynaklı olduğunu söyledi. Sf. 71…

  • Bu savaşların bariz nedenleri arasında, şehir devletlerinin egemenlik alan­larını artırmak istemeleri, toprak anlaşmazlıkları ve sulama kanallarının veya ticaret yollarının kontrolünü elde etme girişimleri bulunmaktaydı. Bununla birlikte, Mezopotamya kayıtlarında böyle nedenlerden nadiren bahsedilir; savaşlar daha ziyade tanrıların çatışması olarak gösterilir. Sf. 202 Alıntı; Beynin Evrimi ve Tanrıların Ortaya Çıkışı (İlk İnsanlar ve Dinlerin Kökeni) – E…

  • (Kitabın bu bölümünde Nebil Reyhani yazısı) Bunun yanında, Kant’ın henüz ampirik olarak çürütülmemiş, dolayısıyla bugün için hala doğru olarak kabul edebileceği­miz bir görüşü var. Siyaset biliminde “demokratik barış” adı verilen bu görüş, demokrasiyle yönetilen ülkelerin birbirleri­ne karşı savaşmayacaklarını iddia eder. Kant’tan günümüze gelen bu iddianın bugün bile geçerliliğini koruması siyaset biliminin bir muammasıdır. Sf. 82…

  • Bir gece Karpiç Lokantası’nda yemekteydik. Atatürk’ten başka kız kardeşi ve 20 kadar arkadaşımız da beraberdi. Sf.64 Atatürk, burada Hatay konusunda bir olay yaratmanın propaganda yönünden faydalı olacağını düşünerek, Hatay konusunu tartışmaya açtı. Sofradakiler,. hatta müsaade ettiği için tartışmaya katılan diğer masalarda oturanlar, hükümetin gevşek tutumunu protesto ederek kısa zamanda daha müessir (tesirli, etkili) tedbirlerin alınması…

  • Sofradaki sinirli havanın yumuşaması ümidiyle kalktık. Ancak biraz sonra yeni bir olay meydana geldi. İçerdeki odaya geçerken Mustafa Kemal Paşa karşılaştığı Mısır sefirini selamladı, hatırını sordu. Sefirin başında uzun bir fes vardı. Mustafa Kemal “Burada herkesin başı açık, siz de onlar gibi hareket edin, fesinizi çıkartın rahat edersiniz” dedi. Sefir bir hareket yapmadı. Paşa oradan…

  • Mustafa Kemal Sofya’ya Ataşemiliter olarak giderken bana İstanbul’da, Türkiye için düşündüğü en uygun idare şeklinin bir Cumhuriyet olacağını söylemişti. Diyordu ki “Enver Paşa’nın istikameti bellidir, bu Napolyon sistemidir, akrabalarını kilit mevkilere getiriyor, hanedanın içine nüfuz etmeye çalışıyor. Böylece adeta münfesih hale gelmiş olan Osmanlı hanedanına kendi istediği şekilde istikamet(yön) verecek. Bu hanedandan memlekete hayır yoktur.…

  • İlerdeki senelerde de görüldü ki Mustafa Kemal’in kendisine has bir demokrasi görüşü vardı. Çok partili ve tek dereceli bir seçimi o tarihlerde erken buluyordu. Bu görüş ilerdeki yıllarda yapılan denemelerden sonra da geçerliliğini korudu. Mustafa Kemal Paşa mebus adaylarının seçiminde titizlik gösterir ve ağırlığını koyardı. Halkı yeterlikle temsil edebileceklerin adaylıklarını sağlardı. Sf. 19 Alıntı; Atatürk’ten…

  • Garp Cephesi Kumandanlığına “Son zamana kadar Konya’da iğfalkâr (adatıcı) vaziyeti ve mürteciane (gerici) propagandası ile cümlenin nazarı dikkatin-i celbeden Ali İhsan Paşa, İzmir’de esnay-i seyahatinde birçok zevata ve hattâ çok yakın ve kıymetli arkadaşlarımıza, âcizlerinin (benim) Balıkesir’de ve şurada burada halifenin resmini indirttiğimden bahis ile beyanatta bulunduğu anlaşılmıştır. Bu zatın Konya muhitinde gördüğüm gibi İzmir…

  • Ancak, zaten MİT, darbeleri hiçbir zaman resmi raporlarla bildirmemiştir. Çünkü yasalar askerlerle ilgili istihbarat çalışmalarını yasaklamış durumdadır. MİT’in darbeci askerleri saptaması ve bunu resmî rapor hâline getirmesi suçtur. Bunu suç olmaktan çıkartacak yasal değişikliği yapabilecek bir siyasi iktidar da Türkiye’de hâlen işbaşına gelebilmiş değildir. Sf. 285 Alıntı; MİT’in Gizli Tarihi (Milli İstihbarat Teşkilatı) – Tuncay…

  • Diğer servislerle de işbirliği vardır ama burada yapılan işle ilgili para ödemeleri merkeze ulaştırılmakta ve teşkilat bütçesine dâhil edilmektedir, 1956’da yapılan bu soruşturma sırasında ortaya çıkar ki, MAH’a, Amerikalılar -belirlenebildiği kadarıyla- ayda 100 bin, İngiliz gizli servisi 30 bin, Fransızlar 7-8 bin, İtalyanlar da 4 bin lira vermektedirler. Menderes üzüntüsünü saklamadan müsteşarına şu talimatı verir:…

  • Korur, Amerikalılarla ortak operasyonlarda masrafların yarı yarıya karşılanacağını, ajan teminlerinde ise, verilen hizmetin karşılığında ücretin CIA tarafından ödeneceğini, Amerikan servisinin yetkililerine aktarır. Sf. 196 Alıntı; MİT’in Gizli Tarihi (Milli İstihbarat Teşkilatı) – Tuncay Özkan, (Alfa yayınları, 7. Baskı Ekim 2003, Sf. 196) kitabından birebir alınmıştır.

  • Korur’un çok acı gerçeklerle dolu incelemesi bir süre sonra Başbakan Adnan Menderes’in önüne konur. Korur, raporunda, Amerikalıların MAH’a hâkim olduklarını, İstanbul’daki MAH okulunun, servisin İstanbul örgütünün ve Yeşilköy’deki soruşturma teşkilatının Amerikalılardan alınan paralarla döndürüldüğünü belirtir. Amerikalılar paraları doğrudan ilgili servisin amirine ve çalışanlarına, zarf içinde vermektedir. Para karşılığında iş isterler. Bu durum servis çalışanları arasında…

  • Mustafa Suphi ve on beş arkadaşının 27/28 Ocak 1921’de Yahya Kâhya tarafından öldürülmelerinden hemen önce, İçişleri Bakanlığı (P) teşkilatlarını Mustafa Suphi hakkında uyarmıştır. Sf. 143 Alıntı; MİT’in Gizli Tarihi (Milli İstihbarat Teşkilatı) – Tuncay Özkan, (Alfa yayınları, 7. Baskı Ekim 2003, Sf. 143) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu sırada, teşkilatın liderlerinden Eşref Sencer Bey 1917’de Emir Abdullah’ın kuvvetlerince Yemen’de ele geçirilmiş ve İngilizlere teslim edilmiş, onlar da Eşref Bey’i Malta’ya götürmüşlerdir. Esareti 17 Aralık 1919’a kadar devam eder. Malta sürgününün ardından kendisini 150’likler listesinde bulan Eşref Bey şaşkındır. Sf. 80 Alıntı; MİT’in Gizli Tarihi (Milli İstihbarat Teşkilatı) – Tuncay Özkan, (Alfa yayınları,…

  • Sibirya’dan kaçmayı başaran bu şanslı yolcunun adı, Said-i Kürdi dir, daha sonra Said-i Nursi oldu. Yanında gönüllü Kürt birlikleriyle birlikte Bitlis’i savunurken Ruslara esir düşen Said-i Nursi, Osmanlıların yıkılışı ve toprakların birer birer elden çıkması üzerine, buna karşı özellikle etkilediği Kürtler ve şeriatçı öğrencileriyle birlikte olayların akışını değiştirmek, hilafeti ve şeriatı korumak için Teşkilatı Mahsusa…

  • Osmanlı yönetimi Almanlarla birliktedir ve Almanlar bu amaçla teşkilata para yardımında bulunmaktadır. Almanya’nın teşkilata o dönemde ödediği paraların 1918 sonundaki toplam tutarı 4 milyon altın lira, yani 1918 rakamlarıyla yaklaşık 18 milyon dolardır. Almanlar parayı veriyor, karşılığında ise iş satın alıyorlardır. Sf. 59 Alıntı; MİT’in Gizli Tarihi (Milli İstihbarat Teşkilatı) – Tuncay Özkan, (Alfa yayınları,…

  • Ihsan Sabri Çağlayangil hakkında bazı MİT yöneticilerinin değerlendirmeleri şaşırtıcıdır. Onlara göre Çağlayangil, bu Sovyet yakınlığı veya sıcak ilişkileri nedeniyle üzerinde hep şüpheler ve soru işaretleri bulunan ve daima kontrol edilmesi gereken kişidir. Sf. 58 Alıntı; MİT’in Gizli Tarihi (Milli İstihbarat Teşkilatı) – Tuncay Özkan, (Alfa yayınları, 7. Baskı Ekim 2003, Sf. 58) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Bursa Mapushanesinden Vâ-Nû Mektup) Ali Fuad Paşa’nın şimdi biraz daha yakından benim işle ilgileneceğini ben de tahmin ediyorum ama kendisi komutanlık, fırka liderliği, milletvekilliği ve bakanlık ettiği halde ben memleketimi ondan daha iyi tanıdığımı sanıyorum, bu sebepten ötürü de biraz daha bekleyeceğini tahmin ediyorum. Bakın, size tuhaf bir şey söyleyeyim, insan bir suç işler, suç…

  • (Mapushaneden Kemal Tahir’e Mektup) Her ne hal ise. Seni Bursa’ya getirmek için elimizden geleni yapacağız. Buraya harıl harıl Alman casuslarını naklediyorlar da — şimdi burda üçleştiler, galiba dördüncüsü de gelecekmiş — bir tek namuslu insanı neden nakletmezler? Elbette edecekler. Sf. 261 Alıntı; Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar – Nazım Hikmet, (Adam Yayınları,  2. Baskı 1975 –…