Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Siyaset

  • “Vahdettin, Meclis-i Mebusan üyesi Mazhar Müfit (Kansu) Bey’i Huzuruna kabul ediyor; “Heyet-i Temsiliye benim tacı saltanatımın pırlantalarıdır. Allah sizden razı olsun vatan ve milleti ve saltanatı ve hilafeti kurtarsın. Mustafa Kemal Paşa Hazretleri inşallah afiyettedirler. İstanbul’u şereflendirmeyecekler mi? Kendisi ile mülakata (konuşmaya) hasretim.” dedi ve sordu; “Beyefendi düşmandan memleketimizi kurtarmak için ne gibi çare düşünüyorsunuz?””…

  • “20 Ekim 1919’da Bahriye (deniz) Nâzırı (nazar; bakmak, nâzır; bakan) Salih Paşa ile Mustafa Kemal Amasya Mülâkatını gerçekleştiriyor. Aralarında beş protokol yapılıyor, ikisi gizli tutuldu ve imza edilmedi. Bu protokoller ile hükûmet Mustafa Kemal ve hareketini resmen tanımış oldu. Bu gizli protokolleri birincisinin 8. Maddesinde Aydın Kuvayı Milliye’sinin takviyesi için Donanma Cemiyetinin 400.000 lirasından lüzumu…

  • “Mustafa Kemal Ali Rıza Paşa Kabinesine gönderdiği telgrafta; “Posta ve Telgraf Genel Müdürü Refik Halit (yazar, Refik Halit Karay) Bey’in derhal tevkifi ile mahkemeye verilmesini kanunun dokunulmazlığı ve kutsiyeti namına talep ederiz.” diyor. Ayrıca, Cevat veya Fevzi (Çakmak) Paşalardan birini Erkân-ı Harp Başkanlığına (Genelkurmay Başkanlığına), Galatalı Şevki Bey’i 25. Kolordu Komutanlığına, Miralay İsmet (İnönü) Bey’i…

  • “Muhterem Efendim, … Harici vaziyet İstanbul’a şöyle görünüyor; Fransa, İtalya, İngiltere, Türkiye’de mandaterlik meselesini Amerika Senatosuna resmen teklif etmiş olmakla beraber, bütün kuvvetlerini Senato’nun kabul etmemesi için sarf ediyorlar. Taksimden (Osmanlı Devletinin paylaşılmasından) hisse kaçırmak tabii ki işlerine gelmiyor. Suriye’de hüsrana uğrayan Fransa, zararını Türkiye’de telafi etmek (karşılamak) istiyor. İtalya namuskâr (namuslu) bir emperyalist olduğundan…

  • “Trabzon’a yazılan bir yazıda Mustafa Kemal; “Maksat diktatörlük kurmak ise, buna artık bu memlekette imkân düşünülemez.” diyor.” Alıntı: Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber II – Mazhar Müfit Kansu (TTK yayını, 3. Baskı 1988 – Sf. 356) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1993): Yıllar sonra, gazetecilere “evet ben bir diktatörüm” diyecektir.

  • “25-26 Temmuz 1919’da Bekir Sami Bey’in Mustafa Kemal Paşa ve Rauf Orbay Paşa’ya yazdığı mektup; “İstiklâl şayan-ı arzu ve tercihtir. (Bağımsızlık arzulanan bir tercihimizdir.) Ancak İstiklâl-i tam (tam bağımsızlık) talep ettiğimiz halde, mülkün menatık-ı müteaddideye taksimi (mülkümüzün, ülkemizin,  çeşitli mıntıkalara, bölümlere ayrılması) kati (kesin) ve şüphesizdir. Şu halde iki üç vilâyete münhasır (sınırlanmış, özgü) kalacak…

  • “Mustafa Kemal Paşa, Kastamonu’ya gönderilen Miralay Osman Bey’e Heyet-i Temsiliye adına telgraf çekiyor; “Bizzat Valilik vekâletini üzerinize alınız. Bütün mülki (sivil – idari) ve askeri kuvveti emriniz altına almaya tamamıyla salâhiyettarsınız (yetkilisiniz) Gelecek Valiyi tevkif ettiriniz. İcraatınıza (yapacağınız bu işlere) fiilen muhalefet edecek olanlara karşı tereddütsüz silah kullanınız. Bolu ve Sinop Mutasarrıflıklarına da Heyet-i Temsiliye…

  • “Ne idüğü belirsiz olan bu zat (1); “Kışlaları kapatalım, askerleri kâmilen (tamamen) terhis edelim, sulh içinde yaşamanın şartlarını hazırlayalım ve gereğinde askeri hizmetleri milis teşkilatı (düzensiz, gönüllü halk savaşçıları) kurarak ona tevdi edelim (yönlendirelim).” teklifinde bulunuyordu. Bolşevikliğin bir dünya saadeti propagandası halinde dünyaya yayıldığı o anlarda, bu teklif kongreyi çıldırtacak hale getirmiş ve Ömer Fevzi’ye…

  • “Ayrıca Elçiliklere yazdığımız muhtıranın (siyasi ihtar yazı) sureti de şudur; “..Sekiz ay önce kapatılmış olan Millet Meclisimiz, Kanun-i Esasi (anayasa) gereğince, dört ay içerisinde yeniden toplanması gerektiği halde, .. hâlâ toplanamamıştır. Bu vaziyet (durum) üzerine harekâtı ile icraatında hiçbir fikri meşruiyet (haklılık) kalmayan Ferit Paşa kabinesi (hükümeti), genel nefret karşısında zulüm ve şiddetle payidar olabilmek…

  • (Karabekir anlatıyor:) “21.12.1923 görüşmesi önemli bir noktaya geliyor. İstanbul’da bir padişahlık ihtilali çıkarmak için Mustafa Kemal Paşa’nın uğraşmakta olduğunu işitmiş, inanmamıştım. .. Demek bana bir imha (yok etme) pususu kurulmuş! Fakat İstanbul’dan ne kendiliğinden ne de teşviklerle böyle bir hareket asla çıkmayacaktır. Çünkü bilenler bilmeyenleri uyanık bulundurmaktadır. Mesele, bu komploların, başka yerlerde de yapılıp –…

  • “10 Temmuz 1923 günü Ankara İstasyonunda Halk Partisi Tüzüğü hazırlanırken, Kâzım Karabekir İle Mustafa Kemal yalnız hasbıhal (sohbet) ediyorlar. Mustafa Kemal; “Dini ve ahlakı olanlar aç kalmaya mahkûmdurlar.” diyor ve devam ediyor; “Dini ve namusu olanlar kazanamazlar, fakir kalmaya mahkûmdurlar. Böyle kimseler ile memleketi zenginleştirmek mümkün değildir. Onun için önce namus ve din telakkisini (anlayışını)…

  • “18 Temmuz 1923’de Trabzon’dan gelen haberler, Mustafa Kemal Paşa’nın canını çok sıktı. Ali Şükrü Bey cinayeti, gazete sütunlarında kendisine atfolunuyordu (yakıştırılıyordu). Trabzon hakkında, Sivas Kongresi sırasında da çok sert hareket etmek istedikleri zaman da mani (engel) olmuştum. Mustafa Kemal Paşa bana şunu söyledi; “Trabzon’da kaynayan bir kazan var.. Sen bunu zamanında söndürmedin, şimdi de yeniden…

  • “Kâzım Karabekir anlatıyor, 1923 seçimlerinden önce, yer; Ankara TCDD Gar’ı; “Gazi’nin ilk teklifi şu oldu; Millet bana güvenoyu versin Milletvekillerinin seçimlerini bana bıraksın,” dedi. Bu teklifine itiraz ettim. Gazi; “Ben muhalefet istemiyorum”…. Diyor ve sadık adamlarını seçimde aday gösteriyor.” Alıntı: Kâzım Karabekir Anlatıyor – Uğur Mumcu (1993 – Sf. 81) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Mustafa Kemal, Halk Partisinin ilkelerini açıklarken, 5.Maddede; “Dayanağı TBMM olan Makam-ı Hilafet (halifelik), beynelislam (müslümanlararası) bir makam-ı muallâdır. (yüce, ulu makamdır) “Mustafa Kemal Paşa, namaz, imam halife ilişkisini açıkladıktan sonra, devam ediyor; “Yeryüzünde bir hilafet makamı bulunmazsa, İslam âlemi kendisini imamesiz kalmış bir tespih gibi dağılmış, perişan gözükür. Bu ifadeden anlaşılıyor ki, mutlaka İslam ümmetinin…

  • “Mustafa Kemal, 1 Kasım 1922’de Mecliste, Hilafetin faydalarını anlatan uzun bir konuşma yapıyor. “Emr-i hilafet, milel-i İslamiyece (İslam milletlerince), en büyük maslahattır. (önemli iştir) Çünkü Efendiler, Hilafet-i Nebeviye (peygamberin halifeliği) Ehli İslam arasında rabıta (bağlayıcı) olan bir emanettir. .. bugün dahi saltanat ve hakimiyet makamını hilafetin yan yana bulunabilmesi en tabii halattandır (hallerdendir)  23 Şubat…

  • BAKKAL’IN NOTU (1995): Lord Stratford Canning İngiltere’nin Türkiye büyükelçisi, üç defa görev yapıyor. Ve Tanzimat Fermanını Mustafa Reşit Paşa’nın kendisine danışarak hazırladığını anılarında iddia ediyor. Bu Lord, Bodrum’daki Mozoleyi kaçırıp Londra’ya götüren kişi. BAKKAL’IN NOTU: (2022): Çok ilginç bir anekdot; 4.79.40 nolu not; Fuat Paşa, yukarıdan gelen otoriterizme karşı halktan bir tepki gelmediği, ya “da…

  • ” Madde1; Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri (İngiltere, Fransa, İtalya) arasında yapılan Mondros Ateşkes Antlaşmasının imzalandığı 30 Teşrinievvel 1334 (1918) tarihindeki hudut içerisinde kalan ve her noktasında, Müslüman çoğunluktan oluşan Osmanlı Ülkesi kesimi, Osmanlı devletinin bölünmez ve ayrılmaz bir bütünüdür. Bütün İslam unsurları diğerlerine karşı saygı, fedakârlık duygusu ile dolu etnik ve sosyal çevrelerine uyumlu…

  • “Özgürlük adına iktidara gelen Demokrat Parti, Türk Ceza Kanunu’nun ünlü 141 ve 142. maddelerini, idam cezasını dahi öngörecek biçimde ağırlaştırır ve bu maddelere her ileri düşünceyi cezalandırabilecek bir belirsizlik kazandırır. Bu değişikliğe Faik Ahmet Barutçu, Osman Bölükbaşı ve hatta Yargıtay Başkanlığından gelme DP’li Halil Özyörük, ‘fikir özgürlüğü kalıyor’ gerekçesiyle en kesin biçimde karşı çıkarlarsa da,…

  • “Menderes, 1 Kasım 1950’de ABD’nin 487 radyo istasyonundan yayınlanan mesajında “Türkiye’de demokrasinin kuruluşunun Amerika’nın çabaları sâyesinde» olduğunu, bunun en somut örneğini “kendi partisinin iktidarda bulunuşunun teşkil ettiğini” açıklar.” Sf. 1685 Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi IV – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf.1685) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Başkan İnönü de; Associated Press Ajansı’na verdiği bir demeçte, ABD yetkilileri gibi konuşarak, demokrasi adına Amerikan yardımı ister: “Amerikan yardımı, demokrasiyi kurmak yolunda bir adımdır. Türkiye ile Birleşik Devletler arasında daha sıkı ilişkiler kurulmasına ve demokrasinin Türkiye’de sağlam yerleşmesine yardım edecektir.” Sf. 1682 Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi IV – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım…