Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Siyaset

  • 8Belge 6; V. T. Maevskiy, Van Vilayeti. Askerî-İstatistikî Tasvir, Kafkasya Askerî Bölge Karargâhının Yayını, Tiflis 1901 – Etnografik Deneme –  Ermeniler.)  Aynı dönem zarfında Van vilayetinin tamamında Kürtler ayaklanmış ve bir kez daha Ermenilerin yerleşim yerlerinden geçerek, onların çeşitli taşınabilir mallarına vergi toplama bahanesiyle el koymuşlardır. Ancak bu sefer, daha kanlı olaylar yaşanmıştır, çünkü onlar,…

  • (Belge 5; “Genelkurmay Başkanlığı Albayı D. V. Putyata’nın Küçük Asya Hakkındaki Notu”) Konuyla ilgili yukarıda verdiğimiz kısa özetten de anlaşılacağı üzere Türkiye’deki vergiler, halk için ağır bir yük olmadığı gibi, üretim açısından Asya Türkiye’sinden daha zengin olan ülkelerdeki vergilerden daha fazla değildir. Ayrıca bedelli hariç, ülkenin Hristiyan ve Müslüman nüfusu arasında toplanan vergiler açısından hiçbir…

  • (Belge 5; “Genelkurmay Başkanlığı Albayı D. V. Putyata’nın Küçük Asya Hakkındaki Notu”) Bedel-i Askeriye vergi konusunda Hristiyanlarla Müslümanlar arasındaki tek farktır. Bu fark da, Hristiyanların lehinedir. Bütün Müslüman erkekler, askerlik görevlerini yerine getirmekle yükümlüdürler. Kanunlara göre, ailenin 15-70 yaş arasında tek bir destekçisi (oğul, kardeş, yeğen veya diğer akrabalardan biri) varsa, bunlar askere alınmıyordu. Hristiyan…

  • (Belge 5; “Genelkurmay Başkanlığı Albayı D. V. Putyata’nın Küçük Asya Hakkındaki Notu”) Vergiler toplanırken mültezim, zaptiye ve komisyonculardan oluşan kalabalık refakatçi grubun masrafları, köylüler tarafından karşılanmaktadır. Genel olarak öşür’ün, (aşar’ın) mahsullerin yüzde 11.5’ini değil de toplam 1/8’ini, hatta daha fazlasını oluşturduğunu ileri süren Müslüman ve Hristiyanlara hak vermek gerekmektedir. Mültezimler, birkaç kazada birden ürün topladıkları…

  • (Belge 5; “Genelkurmay Başkanlığı Albayı D. V. Putyata’nın Küçük Asya Hakkındaki Notu”) Her yerde “Sizler bizler için iyi şeyler getirdiniz, ama söylemek istemiyorsunuz” şeklinde cümleler duyuyorduk. Çoğu zaman bize refakat eden zaptiye bizden biraz olsun uzaklaştığında yolumuz üzerindeki Ermeni köylüler yanımıza gelip “Kardeş, ne zaman başlayalım?” şeklinde sorular soruyorlardı. Tercümanım da bunun üzerine “Neye başlıyorsunuz?”…

  • (Belge 5; “Genelkurmay Başkanlığı Albayı D. V. Putyata’nın Küçük Asya Hakkındaki Notu”) İyi niyetli Ermenilerin çabalarına örnek olarak Van’daki Ermenilerin sultana yazdıkları 27 Mayıs 1889 tarihli mektubu gösterebiliriz. Bu mektupta şunlar yazılmıştır: “Avrupa’da “Ermenistan’da Baskılar” adlı başlıklı yazılarda dedikodu ile düşmanca haberlerin yayımlandığını üzülerek öğrenmiş bulunuyoruz. Bu yazılarda Müslüman Bey ve ağaların Çerkez köleleri bulamadıklarından…

  • (Belge 5; “Genelkurmay Başkanlığı Albayı D. V. Putyata’nın Küçük Asya Hakkındaki Notu”) Konsolos Hampson 12 Eylül 1891’de Erzurum’dan şunları bildirmiştir; Bundan beş gün önce saygıdeğer bir Ermeni tüccar, şehirden bir saat uzaklıktaki kırda iki veya üç tabanca kurşunu ile ağır yaralanmış bir şekilde bulundu. Şehre getirdiklerinde o, Ermeni Piskopos’un ikinci sekreteri ile gezmeye çıktıklarını ve…

  • (Belge 5; “Genelkurmay Başkanlığı Albayı D. V. Putyata’nın Küçük Asya Hakkındaki Notu”) Viskonsolos Boyacan Diyarbakır’da kaleme aldığı 13 Nisan 1891 tarihli raporunda şunları yazmıştır: “Harput vadisi ile Palu’da, Ermeniler, silahlanıyor ve bağımsızlık elde etmek için kanlı olayların yaşanması gerektiğine dair açıklamalar yapıyorlar. Onlar, İngiltere, Fransa veya Rusya’nın kendilerini destekleyeceklerini düşünüyor ve yabancı subayların komutanlığında 100.000…

  • Belge 5; “Genelkurmay Başkanlığı Albayı D. V. Putyata’nın Küçük Asya Hakkındaki Notu” Küçük Asya (1) bölgesi bu dönemde ekonomik kriz yaşıyor, ülkenin sivil yönetimi, özellikle de adlî yapı çok kötü durumda bulunuyordu. Konsoloslar, adlî müesseselerin prestijinin bu kadar düştüğü ve adlî personelin de bu kadar ahlaksız ve satılık olduğu başka bir dönemin muhtemelen olmadığını kaydetmektedirler:…

  • (Belge 5; “Genelkurmay Başkanlığı Albayı D. V. Putyata’nın Küçük Asya Hakkındaki Notu”) Kürdistan’ın büyük şehirlerinde bulunan Ermeni pazarlarındaki malların büyük bir kısmı, Kürtlerin ihtiyaçlarına uygun olarak getiriliyordu. Açlık yıllarında tahıl stoklarını Kürtlere satan Ermeniler, onların daimi “bankacı” ve sarrafı konumundadırlar; Bu tur münasebetlerde de Ermeniler, kurban konumunda değillerdir.  “Ermeni olmasaydı, Kürt onu yaratırdı.” Siyasi alanda…

  • (Genelkurmay Baş Karargâhı Askerî-Eğitim Komitesi Kançılaryası Başkâtibi Albay Jilinskiy’in Akerî-Eğitim Komitesi Başkanı’na Gönderdiği 11 Ocak 1895 Tarihli Rapor.) Fuad Paşa’nın sözlerine göre, bu ülkedeki kargaşalar, ciddi boyutta olmayıp yabancı müdahaleyi de gerektirmemektedir. Birlikte yaşayan iki yabani halk olan Kürtlerle Ermeniler, otlaklar ve sulama yerleri gibi küçük ekonomik sorunlar yüzünden çok sık kavga ediyorlar. Özellikle Ermeniler…

  • Belge 3 – A. M. Kolübakin, “Erzurum Ovasından Kığı, Palu, Çarsancak Üzerinden Harput’a Uzanan Operasyon Hattı (Çapakçur Üzerinden Palu’ya Uzanan Kuzey Kolu)”, Asya Türkiye’sinin Askerî ve İstatistikî Analizi İçin Malzemeler, Harput Kazası (Mamuretü’l-Aziz) – Harput Kazasının İstatistiki ve Etnografik Analizi e) Kazadaki Siyasi ve Sosyal Durum Ele aldığımız bölgede yaşayan farklı halkların konumuna baktığımızda siyasi…

  • (Ivanov’un İstanbul’daki Rus Büyükelçisine Gönderdiği Rapordan Alıntı, (31 Mayıs 1879) Zeytun Ermeni Meselesine Dair;) Bölgeye Çerkezlerin yerleştirilmesi konusu, İstanbul, Maraş ve Zeytun’da konuşuluyor. Bu önlem aslında en yararlı adım olarak görülüyor, ancak bunun için müsait zamanı bekliyorlardı. Kaymakam ile kadı’nın tutumları böyle bir ortamı yaratacak, savunmasız her ülkeyi boşaltmaya hazır olan Çerkezlerin gelişi ise dışarıdan…

  • (Ivanov’un İstanbul’daki Rus Büyükelçisine Gönderdiği Rapordan Alıntı, (31 Mayıs 1879) Zeytun Ermeni Meselesine Dair;) Kendisinin Ermeni olduğunu söyleyen ve gerçekten de soyu ve ait olduğu din dolayısıyla Türklerden ziyade Zeytun’a daha sıkı bağlı olan Nuriyan Efendi, Bab-ı Ali komiseri olarak Ermeniler için beklenenlerden daha çok şeyin yapılacağına dair söz vererek, Zeytunluları kayıtsız şartsız itaat etmeleri,…

  • Lundekvist’in Kafkasya Askerî Bölge Karargâh Başkanı’na Gönderdiği Gizli Mektuba Ek Olarak Yazılan Not (10 Ekim 1879) Zeytun Ermeni Meselesine dair; Fransa’nın 1861 Maraş Olayı’na dâhil olması ve Derviş Paşa’nın 1865’te Hozandağı’na askerî operasyon gerçekleştirmesi sonucunda Zeytun’un statüsü ilçe statüsüne gerilemiştir. Hükümet, buraya Türklerden bir kaymakam (Mart 1867) ve kadı tayin etmiş, iki mahkeme oluşturmuş, 200…

  • Haklarında idam cezası verilen isyanın önderi konumundaki on bir kişi, 18 Kasım 1937’de Elazığ’ın Buğday Meydanı’nda şafağa karşı asıldılar. 1936 yılı içinde sürdürülen harekât, isyanın lideri konumundaki Alişer’in öldürülmesi ve Seyit Rıza’nın da idam edilmesiyle son bulmasına karşın tedip harekâtına 1938 yılında da devam edilmesi kararlaştırıldı. Amaç, Kürt hareketini bir daha kıpırdayamayacak hale getirmekti. Askeri…

  • 1935 yılında ise Dersim’in “vilayet teşkilatına alınması” için bir kanun hazırlandı. Dersim’in isminin “Tunceli” olarak değiştirildiği bu kanun, Meclis’in 25 Aralık 1935 günkü oturumunda görüşüldü ve kanun kabul edildi. 2884 nolu bu kanunun birinci maddesinde, yeni oluşturulan Tunceli iline “Korkomutan” rütbesinde bir kişinin vali ve kumandan olarak atanacağı; bu valinin aynı zamanda Dördüncü Genel Müfettişliğin…

  • ”Dersim’in bilhassa kuzey bölgeleri (Ovacık ve Nazimiye) öteden beri hükümete karşı cephe almıştır. Bu bölge çapulcuların yuvasıdır. Halen hükümete karşı küstah vaziyetini muhafaza eden Yukarı Abbasuşağı reisi Seyit Rıza ile Haydaran aşiretinin reisleri Hıdır ve Kamer Ağalar ve hükümete en çok karşı duran aşiretler de bu bölgededirler. Tarıma hiç müsait olmayan bu bölge halkının batı…

  • Savcı Ahmet Süreyya Örgeevren baş ziyaretçileriydi. Savcı, gün boyu hücreden hücreye geçerek dostluk ziyaretlerinde bulunuyor ve ikili görüşmeler yapıyordu. Örgeevren, 15 Nisan-26 Temmuz 1957 tarihleri arasında Dünya Gazetesinde yayınlanan anılarında, “dostluk ziyaretlerini” ve Şeyh Said ile yaptığı görüşmeleri uzun uzun anlatıyordu. Savcı, onların iyiliğini düşünen adam olarak, “mahkemeden çıkıp huzur içinde evlerine gitmeleri için” ne…

  • Kararın bildirilmesinden sonra Mahkeme Başkan, Mazhar Müfit Kansu son olarak mahkûmlara şu konuşmayı yaptı; “Kiminiz kişisel çıkarlarınıza bir zümreyi alet, kiminiz yabancı kışkırtmasını ve siyasi harisleri rehber ederek, hepiniz bir noktaya yani, Bağımsız Kürdistan teşkiline doğru yürüdünüz. Senelerden beri düşündüğünüz ve tertiplediğiniz genel ayaklanmayı yaparak bu bölgeyi ateş içinde bıraktınız. Cumhuriyet Hükümeti’nin azimli ve kesin…