Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Siyaset

  • Önce, 15 Nisan 1915’te Van bölgesinde ayaklanma çıkarıp şehri ele geçirdiler. Van’ın Ermenilerin eline geçmesinden sonra, isyan dalgası Bitlis, Muş, Erzurum, Beyazıt, Zeytun ve Sivas bölgelerine yayılmaya başladı. Ermeni milisler, Kafkas cephesinde Ruslarla savaşan Osmanlı ordusunu arkadan (cephe gerisinden) vuruyordu. Bunun üzerine 24 Nisan’da İstanbul hükümeti tehcir kararı aldı. Yıllardır tartışılan bu karar neyi kapsıyordu?…

  • Sabetaycı kaynaklara göre Sabetay’ın yakınlık kurduğu dervişlerden biri, tanınmış bir şair ve sûfi olan Niyazi Mısrî Dede’ydi. Niyazi 1617 ya da 1618 yılında Malatya’da doğmuştu. Bir Nakşibendi dervişinin oğluydu. Önce Halvetilere katılmışsa da bir şair ve bir sûfi olarak kendisine büyük saygı gösteren Bektaşiler arasında yaşamıştı. 1670 yılında Sadrazam Fazıl Ahmed Paşa, Niyazi’nin Kabalacı kehanetlerde…

  • Enver Paşa Osmanlı donanmasının Karadeniz’e açılmasını emretti. Ardından, 29 Ekim 1914’te Sivastopol’ün bombalanması emrini verdi. Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88. Baskı 2014 – Sf. 210) kitabından birebir alınmıştır.

  • Enver Paşa; stratejik noktalarda kümelenmiş gayri Türk nüfusun (Rum ve Ermeni azınlıkların) tehcirini planlıyordu. Enver Paşa tabii bunu açıkça söylemekten çekiniyordu. Talat Paşa’nın sözleri üzerine, Kuşçubaşı Eşrefin bölgeye gidip araştırma yapmasını istedi. Kuşçubaşı Eşref, kimliğini gizleyip, Bursa Gemlik’ten başlayarak, Ayvalık, Edremit, İzmir, Urla, Aydın, Akhisar, Manisa ve Uşak’a kadar tüm bölgeyi gezdi. Bir de rapor…

  • Osmanlı ordusunun kısa bir sürede toparlanıp Edirne’yi geri alması Avrupalı elçilerin Sadrazam Said Halim Paşa’ya gitmelerine neden oldu, istekleri netti. Osmanlı Londra Antlaşması’nı tek taraflı bozmuştu, hemen işgal altına aldığı topraklan terk edecekti! Avrupalı, “hasta adam” ın ayağa kalkmasını istemiyordu. Ama altı yüz yıllık Osmanlı’da “oyun” çoktu, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin Süleyman Askeri, Kuşçubaşı Eşref,…

  • 1912 genel seçimi “sopalı seçim” diye adlandırıldı. Söylenenlere göre İttihatçılar güç gösterileriyle halktan zorla oy toplamış ve oy sayımlarında da hile yapmıştı. İddialar üzerine Evliyazâde Refik Efendi seçildiği belediye meclisi üyeliğinden 27 Mart 1912’de istifa etmişti. Bu siyasal çalışmaları sonucu mu Refik Efendi belediye başkanı seçilmişti? Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın,…

  • Selanik’teki örgütün temelini Sabetayistler ve Yahudiler oluşturuyordu. Özellikle Balkanlar’da yayılan milliyetçi hava karşısında Osmanlı Devleti’ni bir güvence olarak gören Selanik Yahudileri ve Sabetayistler harekete hem fikri hem de maddi destek veriyorlardı.        Bir de masonlar vardı. İttihatçı kadrolar mı masondu, yoksa masonlar mı İttihatçıydı hâlâ tartışılan bir konudur! Masonluk, Osmanlı’ya İngiltere’den gelmişti İngiltere Büyük Locası’nın ilk…

  • 1895 yılının Kasım ayında İzmir Valiliğine bir kez daha eski bir sadrazam atandı: Kıbrıslı Kâmil Paşa! İngiliz çevrelerine yakınlığıyla tanınan Kıbrıslı Kâmil Paşa İzmir’e gelir gelmez başta Whittalller ve Forbesler olmak üzere İngiliz Levanten aileleriyle çok yakın ilişki içine girdi. Bu yakın münasebetler o kadar arttı ki, kentte; “Şehre korku salan Çakırcalı Mehmed Efe’nin eylemlerine…

  • Komisyonun adı, Düyunu Umumiye (Genel Borçlar) İdaresi’ydi. 20 Aralık 1881’de yürürlüğe konulan bu sistem, dünya tarihinde bir ilki gerçekleştirecekti: yabancılar, alacaklı oldukları ülkenin başkentinde bir şirket kurarak, devlet adına bir kısım vergi ve gelirleri tahsil edecekti. İdaresinde İngiliz, Fransız, Alman, Avusturya-Macaristan, İtalyan ve Osmanlı alacaklarının temsilcisi bulunan Duyunu Umumiye, Osmanlının sanki ikinci bir maliyesiydi. Zamanla…

  • “Midhat Paşa Rusçuklu Hacı Hafız Mehmed Eşref Efendi’nin oğlu olarak bilinmektedir. On yaşında Kuranı Kerim’i ezberlediği söylenen Midhat Paşa’nın Yahudi bir aileden geldiği iddia edilmektedir. 1889 yılında yayımlanmış olan Edvaro Drumont’un La France Juwe adlı kitabının birinci cildinin 113. sayfasında Yahudilikten geldiği ileri sürülmektedir. Bu kitapta Midhat Paşa’nın annesinin Macaristanlı bir hanım olduğu yazılmaktadır.” (Hikmet…

  • Rus yanlısı olduğu için “Nedimof” diye anılan Sadrazam Mahmud Nedim Paşa’nın 6 Ekim 1875 tarihinde yaptığı bir açıklama Avrupa’yı ayağa kaldırdı. “Tenzili faiz kararı” ile Osmanlı hükümeti, beş yıl süreyle faiz borçlarının ancak yarısını ödeyeceğini, ödeyemeyeceği faizlere karşılık ise yüzde 5 faizli tahviller vereceğini açıkladı. Mali iflastan iki ay sonra, 2 Mayıs 1876’da Bulgarlar, üç…

  • İzmir Belediye başkanlığına neden Evliyazâde Mehmed Efendi atanmıştı? Evliyazâde Mehmed Efendi’nin göreve getirilmesinde başta Giraud-Whittall ailesi olmak üzere yabancı tüccarların katkısının olmaması imkânsızdır. Ayrıca İzmir’deki konsolosların etkisini de unutmamak gerekir.  Tanzimat’ın önemli isimlerinden Sadrazam Ali Paşa, 1850-1884 yılları arasında Osmanlının Londra büyükelçiliğini yapan Kostaki Musurus Paşa’ya gönderdiği mektupta bakın ne diyor: “Görevini yaparken, konsolosların hoşuna…

  • Osmanlı bürokrasisi daha fazla tüketebilmek için, daha fazla kirleniyordu; yani rüşvetsiz iş yapılmıyordu. Bitmedi. 1838 ticaret ve 1839 Tanzimat antlaşmalarına imza koyan Sadrazam Reşid Paşa, yeni tip devlet adamlığının da kapısını açtı. Eskiden nüfuzlu paşaların himayesine girerek koltuk – makam kapılırken, Reşid Paşa yabancı devletlere dayanarak kariyer yapma dönemini başlattı. Sadrazamlar ve paşalar, “İngilizci”, “Fransızcı”,…

  • Tarih, 16 Ağustos 1838.      Sadrazam Reşid Paşa, samimi dostu İngiliz elçisi Lord Stratford Canning’le Osmanlı – İngiltere ticaret antlaşmasını imzaladı. Antlaşma aynı yıl Avrupa’nın öteki devletleriyle de yapıldı. Bu antlaşmayla Osmanlı Devleti, dış ticaretteki tekel düzenini, savaş dönemlerinde mâliyeye gelir getirmesi için koyduğu ek vergileri ve darlığı çekilen hammaddelerin ihracatına izin vermeyen “devletçi ekonomiyi” rafa…

  • Belediye,  Osmanlı kentleri için 19. yy. ikinci yarısında ortaya çıkmış yeni bir kurumdur. Başta İngilizler olmak üzere yabancı ticaret şirketlerinin baskısıyla kurulmuştu. Bu şirketlerin belediyelerden bekledikleri, ticaret akışını kolaylaştıracak altyapı hizmetlerini yapmasıydı. Örneğin, 1867’de İzmir’de belediyenin kurulmasına Liman’ın büyütülmesi sebep olmuştu. Sf. 12 Alıntı; Efendi (Beyaz Türklerin Büyük Sırrı) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 88.…

  • Constantine yeni bir İncil yazdırdı, eski İncil’i toplatıp yaktırdı. Yasaklanmış İncilleri Constantine’in yazdırdığına tercih edenler kâfir ilan ediliyordu. Kâfir heretik kelimesi tarihin bu döneminden gelir. Sf. 262 Alıntı: Da Vinci Şifresi – Don Brown, (Sf. 262) romanından birebir alınmıştır.

  • Constantine MS 325’ten sonra bir konsey topluyor. Tarihin o anına kadar Mesih, müritleri tarafından ölümlü bir peygamber olarak kabul ediliyordu, bir ölümlüydü. Mesih’in, Tanrı’nın oğlu olduğu Nikaia Konseyinde teklif edilmiş ve onaylanmıştır. İsa’nın Mesih olması, Kilise ile Devlet’in işlemesi için elzemdi. Sf. 260, 261 Alıntı: Da Vinci Şifresi – Don Brown, (Sf. 260, 261) romanından…

  • Bugün bildiğimiz İncil, Pagan Roma İmparatoru Büyük Constantine tarafından yazdırıldı. MS 325 yılında Paganlarla Hıristiyanlar çok kötü tartışıyorlar. Roma İmparatorluğu yıkılabilir. bir pagan olan Constantine romanın bölünmesine engel oldu ve 325 yılında ülkeyi Hristiyanlık dini altında topladı. Sf. 259 Alıntı: Da Vinci Şifresi – Don Brown, (Sf. 259) romanından birebir alınmıştır.

  • “Kendini tarif özgürlüğü…” 2002 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Macar romancı İmre Kertesz’in bir sözü bu. “Sürgündeki dil” başlığını taşıyan bir yazısında uzun uzun “kendini tarif özgürlüğü” üze­rinde durmuş. Batı demokrasilerinde bile devlet otoritesinden kaynaklanan ayrımcılıktan dert yanıyor. Toplumda kendini ayrı­calıklı görme illetinin, “öteki”ne üstün görme küstahlığının de­mokrasilerde de sona ermemiş olmasından yakınıyor. “İnsan ru­hunu…

  • Örneğin Celal Bayar, 10 Aralık 1936 tarihli “Yüksek Başvekâ­lete” başlıklı raporunda şöyle der: “Doğu illeri bizim rejimimize gelinceye kadar kati bir tarzda hâkimiyetimiz altına girmemiştir. Geçmiş hükümetler, halk üzerindeki hâkimiyetlerini ağalar ve şeyhler vasıtasıyla yürütmek istemişlerdir. Ağalar ve Şeyhler soyduklarının bir kısmını hükümet erkânına vermek suretiyle müşterek idarei maslahat (vaziyeti idare etme) devri yaşanmıştır. Şark’ta…