Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Siyaset

  • Montesquieu. ..  sıcak iklimlerle despotizmi özdeşleştirmektedir. .. Batı Avrupa misali ılımlı iklime sahip ülkelerde meşruti monarşi ve buna mukabil Arabistan ve iç Asya türünden sıcak iklimli bölgelerde despotizm olacağını netlikle kaydediyor. .. bir ek gözlem olarak anlayabiliyoruz. Sf. 157 Alıntı: Tekeliyet II (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 157) kitabından birebir…

  • Machiavelli’nin, kütleyi, halk’ı, boğumlu, cahil ve zayıf görmesiyle de uyumludur; dolayısıyla, kütleye önemli siyasal rol vermemektedir. Sf. 55 Machiavelli Demokrasinin hiçbir güçlükle karşılaşmadan anarşi olabileceğine işaret ediyor. Sf. 56 Alıntı: Tekeliyet II (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 55, 56) kitabından birebir alınmıştır.

  • Burnham’in düşünce sistemi içerisinde, .. demokrasi tedricidir (derecelidir, derece derecedir), biraz veya çok meselesidir; bu hiçbir teorik içeriği olmayacağı anlamındadır. Böyle düşündüğü için de, tarihte hiçbir zaman “yüzde yüz demokrasi” olmadığını ileri sürebilmektedir ve her yönde her boyutta değişiklik gösterebilen bir kavramdır. Sf. 54, 55 Alıntı: Tekeliyet II (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı…

  • Tekelokraside ekonomi ile politikanın füzyon hâlinde olduklarının tespiti önemlidir. Bu özgürlüksüzlük düzeni anlamındadır. Ayrıca, kapitalist devlet aşamasında da egemenlik parlamentolardan kayarken, dışına çıkarken, bürolara geçmeye başlıyor; bu, en önemli politik kararların bir takım bürolarda kararlaştırılması demektir. Sf. 53 Alıntı: Tekeliyet II (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük – (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 53) kitabından birebir…

  • Büyük işletmelerin sahipliği kapitalistlerde olsa da, kontrolü menajerlere geçiyordu ki, bu kapitalizmi kapitalistlerden soyutlamak anlamına geliyordu. Burnham, bu tür görüşleri nahif bulmaktadır; mülkiyetin reel tanımını yapmayı deneyerek, kontrol kimde ise sahibi de o dur, demektedir. Sf. 45 Bir; demokrasi ile kapitalizm arasında ayrılmaz bir özdeşlik kurulamayacağını ifade ediyor; Burnham, kapitalizmin mutlaka demokrasiyi de beraberinde getireceği…

  • “Fransa’nın zaptı kolay fakat yönetimi zor ve Türkiye’nin, Osmanlı demek istiyorum, zaptının zor fakat yönetiminin kolay olduğu” yollu formülü hem hârika hem de dâhiyanedir. Alıntı: Tekeliyet II (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 43 ile 47 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Moğollarda en büyük şef de, buna imparatorluklarda Cengiz denilmektedir, “Fatih” adı verilen bir asamblede yapılan seçimle belirleniyordu. “Fatih” çalışmamda Osmanlı Sultanlarının da seçimle geldiğini gösterebilmiştim; bir Sultan’ın tahtının belli bir döneminden itibaren başlayan ve muhtemel adayların, şehzadelerin demek istiyorum, öldürülmesi şeklinde devam eden süreç bir Sultan seçimidir. .. Kanlı seçimdir ve seçmenler, partiler şeklinde örgütlenen…

  • Öte yandan Marks, Rus Çarlığını genel bir demokratizasyonun en büyük engellerinden birisi olarak görüyordu; bu nedenle Rusofob ve Türkofil’di (Rusları sevmez ve Türkleri severdi) ve dolayısıyla Rusya’nın büyümesine baraj olabileceği düşüncesiyle Türkiye’yi ve Rusya’yı zayıflatacağı için de Polonyalıları tutuyordu. Sf. 34 Alıntı: Tekeliyet II (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 34)…

  • Çünkü İç savaş son çözümlemede, bir coğrafyada, egemen gücün giremediği yerlerin var olması demektir. Sf. 22 Alıntı: Tekeliyet II (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 22) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hızlı yasa çıkartan bir yasama organı ile övünen bir ülkede demokrasi düşüncesinin bayağılaştığını tespit yerindedir. Sf. 24 Alıntı: Tekeliyet II (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 24) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkiye Üniversiteleri, 1950’li yılların ortasında, çok önemli bir demokratizasyon hareketi oluşturabilmişti, buna “Forum Hareketi” diyoruz. Ancak, 1956 yılında zamanın yürütme gücü bu demokratizasyon hareketinin liderini üniversitedeki görevinden alarak, Bakanlıkta sıradan bir memur hâline getirebilmişti. Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Profesör Turhan Feyzioğlu’ydu. Üniversite gençliği bunu protesto etmek üzere harekete geçti, ben hareketin elebaşlarından birisi olarak Üniversiteden…

  • Nasyonalite (milliyet), feodalitede yoktu ve aydınlanma çağı anti-nasyonaldir. .. Büyük Veba, sanofobi, yabancıdan korkma ve kuşkulanma arazını yaymıştır. Sf. 20 Alıntı: Tekeliyet II (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 20) kitabından birebir alınmıştır

  • Başkaldıran insanın, başkaldırısının davet ettiği tehlikelerden masun olarak barınabileceği bir yer yoksa demokrasi yok demektir. Sf. 18 Alıntı: Tekeliyet II (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 18) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bugün ülkede, yeteneklere, bütün kapılar ve yerler kapalıdır; öyleyse seçim ve yarış yoktur, diyebiliyoruz. Sf. 11 Alıntı: Tekeliyet II (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 11) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tanrı, yönetmek içindir. Tek Tanrı yetmeyince, ikinci ve üçüncü sınıf Tanrılar icat edildiğini, antik Elenistan ve Roma’dan biliyoruz. Tekelokrasi ancak tabansızlıkla mümkündür ve bunun için Tekeliyet, aynı zamanda büyük bir tanrıcık imalathanesidir. Sf. 9, 11 Alıntı: Tekeliyet II (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 9 ile 11 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tekelokrasi en despotik rejimdir ve orada, korku, motordur. Sf. 8 Alıntı: Tekeliyet II (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 8) kitabından birebir alınmıştır.

  • Artık üç büyük hipotezle karşı karşıyayız; Bir, 1550 – 1600 yılları arasında Türkiye bir Yahudi partisi tarafından yönetiliyordu. Bir Turko – Judaik Devletten söz etmek mümkündür. İki; Modern Cumhuriyet bir rezerv devlet olarak kuruluyordu. Ön – örneğine işaret etmiş bulunuyorum. Üç; XIX yüzyılın başından beri bu topraklarda, kanlı iç çatışmaların bir Yahudi – Hıristiyan boyutu…

  • İslam Ansiklopedisi; “Bu gizli mezhep, İzmir’de Türkler arasında Kara Menteş lakabıyla anılan Mordehay Sebi’nin “Geyik” oğlu Şabbetay Sebi’ye 1632 – 1675, bağlanır. Haham’lık tahsil ederken, bilhassa Zohar’ın mütalaası ile “Kabbala” adı altında toplanan teosofik fikirlere merak sardıran bu genç Yahudi, o sırada zuhuru (ortaya çıkması) beklenen Mesih’in kendisi olduğu iddiası ile ortaya çıkmış ve İzmir’de…

  • Endogaminin nesilden nesile zekâ yitimine neden olduğunu artık hepimiz biliyoruz; bu, Sabatayistlerimizin hızla aptallaştıkları anlamına gelmektedir. İç evliliğe bir de yarışın olmaması ve deseleksiyon sürecinin rahatlığını ekleyebiliyoruz, akıllarını kullanmaya ihtiyaçları kalmıyor. Hem bütün kapıları tutmuşlar ve hem de sürekli aptallaşıyorlar; felakete yol alıyoruz. Sf. 455 Alıntı: Tekeliyet I (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı…

  • Oğuz Özerden Üniversiteyi bitirmiş ve “Yeni Asır” gazetesinde gazetecilik yapmış ve daha doğrusu yapmamış, bu kendi ikrarıdır. Sonra İngiltere’ye gitmiş ve dönüşünde seks hattı uzmanıdır, 900’lü hatlar olarak bilinmektedir. Yoksul aile çocuklarını, telefonla seks bataklığına çekmek anlamına geliyordu ve Oğuz Özerden, bu yolla çok büyük zengin olduğunu kabul etmektedir. Avrupa’da katedrallerin çok büyük bir bölümünü…