Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Siyaset

  • Darbenin gerekli olmadığı zamanda seçim yapılıyor. Seçimin yetmediği dönemde darbe geliyor. Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 96) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkiye, giderek daha açık bir azınlık yönetimine yöneliyor. Azınlık yönetimi, artan ölçüde ve görülmemiş hızla “demokratik” kurumları soysuzlaştırmak zorunda kalıyor. Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 96) kitabından birebir alınmıştır.

  • Demokrasiler, hiçbir azgelişmiş denilen kapitalist ülkenin hiçbir temelli sorununu çözemez. Parlamentodan geniş halk yığınlarının büyük dert ve acılarına yönelik hiçbir çare beklenemez. Sf. 95 Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 95) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkiye burjuvazisi, sosyalist dünyaya her açılımında solcu ve ilerici tutuklaması yaparak, iç ve dış gericiliğe, sağlam durduğunu, herhangi bir gevşemenin söz konusu olmadığını anlatmak ister; Mustafa Kemal Paşa’nın Mustafa Suphi ve arkadaşlarıyla başlattığı bu ilk örnekten sonra Kemal Paşa’nın yasaları şaşmaz bir kuvvetle işliyor. Burjuvazi, solculara da, açılımın kendilerinde herhangi bir “yanlış anlayış” yaratmaması için…

  • Bülent Ecevit’in artık iki tarihsel misyonu vardır. Birincisi, sürekli Marksizm ve devrimci aydınlara küfretmesidir. İkincisi toy ve sağa eğilimli bir politikacı olan Erdal İnönü’nün ensesinde boza pişirerek İnönü’yü daha sağa itmesi ve SHP içinde İnönü’yü vaz­geçilmez hale getirmesidir. Bunları yapıyor ve şansı yaver giderse bir askeri krizden sonra yönetici olmayı bekliyor. Alıntı: Kurtuluş Yazısı –…

  • Pornografik edebiyat belki korkuyu unutmanın da bir aracı oluyor. Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük, Çelik Bilgin (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 44) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2004): 12 Eylül’den hemen sonra pornografide büyük bir serbestiyet oluştu, hem gençlerin aklını pornografi ile oyalamak hem de yaratılmış olan korkuyu unutturmak içindi.

  • Eylül darbesi, hem ulusal ve hem de uluslararası planda burjuvazinin acımasızlaştıran korkusunun sonucunda gerçekleştirildi, içerde devrimci sol hareketin yükselişi büyük bir korku kaynağı oldu, Dışarda Afganistan ve İran Devrimleri, bu korkuyu artırıcı etki yaptı. Eylül darbesinin motoru korkuydu ve bu korkuyla kindar davranabildi. Sf. 43 Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem…

  • Bir parantez gerekiyor; demokrasi bir devlet durumudur, Faşizm de aynı devletin bir başka durumu oluyor. Devletin kendisi ise bir hükmetme durumunu anlatıyor. Aynı devletin demokrat ve faşist durumlarını hükmetmedeki hız farkıyla birbirinden ayırmak gerekiyor, faşizmde hükmeden irade daha hızlı nüfus ediyor. Sf. 37 Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1.…

  • Dimitrov’ın 1930 yıllarının ortalarında hemen hemen aynı sözcüklerle tekrarlamaktan yorulmadığı kapitalizmin krizinden doğan faşizm çözümlemesi geliyor: “Emperyalist çevreler krizin tüm yükünü çalışan halkın omuzlarına yüklemeye çalışıyorlar. Bunun için de faşizme ihtiyaçları var.” Sf. 35 Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve Çelik Bilgin, (Dönem Yayıncılık 1. Baskı 1988 – Sf. 35) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Sirina”, ilk buharlı ya da “steamer”, Londra’dan yüz yolcusuyla New York’a hareket ettiği zaman Marx yirmi yaşındadır. Kraliçe Viktoria’nın demiryolculuğunu onurlandırdığı ve bunun için de ilk kez trene bindiği 1842 yılında ise yirmi dört yaşını sürüyor. Bundan bir yıl sonra ABD Kongresi, Morse’a ilk elektrikli telgraf hattını kurması için ödenek ayırıyor. Bir yıl sonra selülozdan…

  •  “Burjuvazi, tarih açısından, bir an devrimci rol oynamıştır.” ”Burjuvazi, kontrolünü sağlar sağlamaz, bütün feodal, ataerkil ve kırsal ilişkilere son veriyor.” “Tek sözcükle, dinsel ve siyasal illüzyonlarla örtülü sömürünün yerine çıplak, utanmaz, doğrudan ve vahşi sömürüyü koyuyor.” Bunları Komünist Manifestodan aktarıyorum, burjuvazinin yıkma ve hızına yapılan bu vurguların gerçekçi çıkıp çıkma­dığının tartışılması gerekiyor. Sf. 30 Alıntı:…

  • Çünkü uzun yılların ezikliğini taşıyan Osmanlı aydını Ekim Devriminden son derece hızlı bir biçimde etkileniyor ve nerede ise kütlesel bir biçimde komünizmi kurtarıcı görmeye başlıyor. Berlin’de okuyan aydınlar, Ankara’da toplananlardan önemli bir bölüm, İstanbul’da üniversite öğrencileri ve Kafkas savaş esirleri arasında komünizmin ve Bolşevizm’in cazibesine kapılanlar önemli orana ulaşıyor. Anadolu direnişi biçimlenirken Türk aydınları arasında…

  • Batı düşüncesinde Anadolu Devrimini abartma izlerine rast­lanmıyor. Batı düşüncesi için Kemalizm, uzun yıllar Batı üstünlüğü karşısında ezilen Türkiye’nin Batı uygarlığı kurumlarının bir bölü­münü ve tepeden kabul etme olarak görüyor. Fazla heyecan yarattığı söylenemez. Bunun karşısında Sovyet siyasal yazılarında ve özellikle bun­ların Türkiye’ye yönelik bölümlerinde Anadolu Devriminin son de­rece abartılı bir çözümlemesine rastlanıyor. Sf. 27 Alıntı:…

  • Feyyaz Berker’di: Çetin Altan’la birlikte ziyaret ettik. Çok memnun­dular; ancak sohbetimiz birkaç kez Abdi İpekçi’nin telefonuyla kesil­di; konuşmanın bir tarafını biz de duyuyorduk ve diğer tarafını Fey­yaz Beyle saklamaya çalıştığı büyük bir böbürlenme ile aktarıyordu, İpekçi, saat başı o günkü önemli İç politika olayını aktarıyor ve başyazısı hakkında Berker’in görüşlerini alıyordu. Abdi İpekçi’nin yazılarını kim…

  • Yemekler yenilip içkiler içilirken. ‘Atatürk Selim Sırrı’ya bir soru yöneltiyor: “Sen dinde devrim yapılması hakkında yazılar yazıyormuşsun, amacın nedir?” Tarcan bu konudaki görüş ve düşüncelerini açıklayarak hü­kümetin din işinde de öncülük yapması gerektiğini, yoksa di­nin yok olup gideceğini söylüyor. Bunun üzerine Atatürk “Bu din batacak, ileride yeni bir din çıkacaktır. Sen bu konularda ya­zı yazmayacaksın,…

  • Hükümette görev almış bazı siyasiler, birçok milletvekili, kolay yoldan para kazanmış müteahhitler, milli savunma ihalelerinde yükünü tutmuş namussuzlar ve az sayıda memur için bu kentsel yapım çalışmaları önemli bir gelir kaynağı oluşturdu. Sf. 264 Alıntı: Hüsrev Gerede’nin Anıları (Kurtuluş Savaşı, Atatürk ve Devrimler) – Hüsrev Gerede, Hazırlayan: Sami Önal, (Literatür Yayıncılık, 2. Basım Kasım 2002…

  • Sakarya Savaşı, düşman ordusunu üslerinden uzaklaştırarak Anadolu’nun içine çeken, isteklendirmek için kendi ordumu­zu kaynaklarına yaklaştıran bir savunma savaşıdır. Sf. 250 Alıntı: Hüsrev Gerede’nin Anıları (Kurtuluş Savaşı, Atatürk ve Devrimler) – Hüsrev Gerede, Hazırlayan: Sami Önal, (Literatür Yayıncılık, 2. Basım Kasım 2002 – Sf. 250) kitabından birebir alınmıştır.

  • Alman Büyükelçisi, Cumhurbaşkanı tarafından olağan bir törenle kabul olunduktan sonra Lâtife Hanım, ertesi gün de el­çiyi kendisinin kabul edeceğini bildirmiş. Hatta bu iş için ban­do ve tören birliği hazırlanmasını bile emretmiş, Ancak olayı tam zamanında öğrenen Gazi bu işin önüne geçmiş. Sf. 248 Alıntı: Hüsrev Gerede’nin Anıları (Kurtuluş Savaşı, Atatürk ve Devrimler) – Hüsrev Gerede,…

  • Ağaoğlu Ahmet Bey şöyle bir olay anlatmıştı: Atatürk bir gece Pera Palas otelinde baloya gitmiş. Karşı ma­sada genç, güzel, hoppa bir hanımla bir erkek görmüş. Kim olduklarını sormuş. Bir Paşanın kızı ile kocası olduğunu söylemişler. Kadını yanına çağırmış, herkesin karşısında şapır şupur öpmüş. Kadın da bu iltifattan (!) memnun olup gurur duymuş. Sf. 239 Alıntı:…

  • Mustafa Kemal Paşa’nın eski emir subaylarından milletve­kili Salih (Bozok), Ethem çetesiyle birlikte gitmişti. O zaman Salih’in “Biraz da biz soyalım.” dediği söylenmiş, eski bir jan­darma subayının eşkıya ruhu ile kendi soydaşlarını soymak için isyan bastırmaya gitmesinden çok acı duymuştum. Bu adamın emekli olarak İstanbul’da tütün bayiliği yaparken âdeta yoksulluk içinde kaldığını ve kendi başvurusu üzeri­ne…