Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Siyonizm ve İsrail
-
Yahudi toplulukların bundan farklı olmadıkları zamanları çocukluğumdan çok iyi hatırlayabiliyorum. Tam da İkinci Dünya Savaşı yeni bitmişti, yerinden yurdundan edilmiş çok sayıda insan kamplarda ölüyordu. Yahudi toplumu onların ABD’ye kabul edilmesi için hakikaten hiç çaba göstermedi. Sadece bir Yahudi grubu oldukça aktifti, Musevilik için Amerikan Konseyi’ydi adı, onlar ana spektrumun dışındaydılar ve anti-siyonist idiler. Ama…
-
Bir “tarih” daha yazmak istiyorum, çok kısa, Fitne kitabımda var, bir, John Kennedy, İsrael’in atom bombası yapmakta olduğunu öğrenmişti, önlemek istedi ve kararlıydı, 1963 yılında öldürüldü. İki, Katili mi, bilinmiyor; İsrael ve Ben Gurion’a bağlayanları biliyoruz; Ben Gurion böyle bir adamdır ve ben de bu görüşteyim. Üç, Yerine, yardımcısı Lyndon Johnson geçmişti ki, Yahudi değildir,…
-
Türkiye Yahudilerinin en “hikmetli” kadrolarının, hahamlarının, “günah” saydıkları için Alyans Üniversel İsraelit okullarına, kısaca “alyans” mekteplerine, karşı çıktıklarını unutuyoruz. Hâlbuki bu okulların kuruluş nedeni, Yahudiler’in yoksul ve Osmanlı Türklerinden daha cahil ve yeteneksiz olmaları idi, başta Osmanlı, diğer Müslüman ve bazı geri Hıristiyan ülkelerde yönetime gelebilmeleri için bir ihtiyaç sayılıyordu; bilmek istemiyoruz. Sf. 291 Alıntı;…
-
Daha önce de sözünü ettiğim birtakım gariplikleri düşündükçe, İsrail’in ilk cumhurbaşkanı Hayim Weizmann’ın, Yahudileri tanımlayan şu özdeyişini anmamak elde değil: «Yahudiler de herkes gibidir, ama biraz daha fazla.» Evet, ilericilikte nasıl herkesten daha ileri olabiliyorlarsa, gericilikte de herkesten daha gerici olabiliyorlar. Korkaklıkta nasıl herkesten daha korkak oluyorlarsa, cesarette de herkesten daha cesur olabiliyorlar. İstanbul: Haziran…
-
Ne var ki, yazılı bir anayasası bile bulunmayan İsrail’de fikir ve ibadet özgürlüğü, söz ve basın özgürlüğü gibi ana özgürlüklerle, can ve mal korunması güvenlik altındadır. Sf. 53 Alıntı; İki Şalom Arasında – Naim Tirali, (Cem Yayınları 1. Baskı, 1992 – Sf. 53) kitabından birebir alınmıştır.
-
Yahudilerin Filistin’e yerleşmeleri, kendilerini tarıma vermeleri olayı, yirminci yüzyılın başında büyük bir gelişme kaydediyor. İlk kurulan köylerde kişisel emek ve özel mülkiyet esasları üstünken -ki bu tip köylere «Moşova» deniliyor- daha sonra 1904 -1914 tarihleri arasında gelen ve ikinci göçmen akımına dâhil olan bir grup gencin öncülüğüyle, ortak köy yöntemi kuruluyor. İlk denemeleri 1909’da Degama…
-
Ve başbakanları Ben Gurion’un dilinde şu şekilde ifadesini bulmuş: “Ya biz çölü yeneceğiz, ya da çöl bizi yenecek.” Bu kadar kesin konuşan Ben Gurion: “İsrail, aynı zamanda hem Hint Okyanusu’na, hem Atlas Okyanusu’na, Süveyş kanalına bağlı kalmadan çıkabilen, bir Akdeniz ülkesidir.” Sf. 45 Alıntı; İki Şalom Arasında – Naim Tirali, (Cem Yayınları 1. Baskı, 1992 –…
-
Bizim İsrail’de bulunduğumuz günlerde, Romanya’dan gelmesi beklenen göçmenler için hazırlıklar vardı. Romen hükümeti ne gibi bir politik düşünceye dayandığı iyice anlaşılamayan ani bir kararla, 30.000 Romanyalı Musevi’ye İsrail’e göç izni vermişti. Ama bu cidden tuhaf bir izindi. Örneğin, İsrail’e göç için on yıl önce pasaport isteyen ve izin çıkmadığından, bu işten tamamen ümidini keserek evlenip,…
-
Daha 1917 yılında İngiliz Hükümetinin, Siyonist liderlerle uzun görüşmeler sonunda, Balfour Bildirisini yayınlayarak, Filistin’de Yahudiler için bir vatan kurulması fikrine taraftar ve yardımcı olduğunu açıklaması, Kutsal Topraklara Yahudi göçünü hızlandırmış. 1918 yılında 56.000 kişi olan Filistin’deki Musevi nüfusu, 15 Mayıs 1948 yılında 665.000 kişiye çıkmış. Bu büyük nüfus artışının 484.000’i otuz yıllık manda yönetimi dönemindeki…
-
Kudüs’te gördüklerimizin en ilgi çekeni İbrani Üniversitesi’ydi. Resmen 1925 yılında Lord Balfour tarafından açılan İbrani Üniversitesi, 1948 tarihine kadar Scopus tepesindeki yapılarda çalışmış. Sf. 15 Alıntı; İki Şalom Arasında – Naim Tirali, (Cem Yayınları 1. Baskı, 1992 – Sf. 15) kitabından birebir alınmıştır.
-
Ve 1921’de Filistin Manda Hükümeti, İbraniceyi de İngilizce ve Arapçanın yanında resmi dil olarak kabul etti. Böylece, 14 Mayıs 1948’deTel-Aviv’de, Geçici Devlet Konseyi’nin ilân ettiği İsrail bağımsızlık bildirisinin ilk harcı dil hareketinin başladığı günlerde atılmış oluyordu. Sf. 12 Alıntı; İki Şalom Arasında – Naim Tirali, (Cem Yayınları 1. Baskı, 1992 – Sf. 12) kitabından birebir alınmıştır.
-
Kutsal topraklarda bir bağımsız Yahudi Devleti kurma ülküsünü gerçekleştirmek için çalışan Siyonizm hareketi, asıl gücünü Yahudi milletinin bir de ulusal dili olması gereğine inanıp, İbraniceyi Siyonizm hareketinin resmî dili diye kabullenmesinden sonra kazanmıştır. Sf. 11 Alıntı; İki Şalom Arasında – Naim Tirali, (Cem Yayınları 1. Baskı, 1992 – Sf. 11) kitabından birebir alınmıştır.
-
Sonunda, İsrael Devleti, 14 Mayıs 1948 tarihinde kuruldu, ancak, bundan iki haftadan daha kısa bir zaman öncesinde de, İstanbul’da “Hürriyet Gazetesi” yayına başladı. Sf.369 Hürriyet’in kurucusu Sedat Simavi’nin İbrani asıllı olduğunu ve gazetenin ilk günlerinde bir “Yahudi Gazetesi” iddiası o kadar yaygındı ki Simavi bir başyazı ile bunu yalanlamak zorunda kalıyordu. Yalanlasa da, bu düşünceyi…
-
Hangisi önceliyor, çünkü İsrael Devleti’nin kuruluşu, 1946 yılında kesinleşmiş görünüyor ve Amerika’nın Türkiye’yi himayesi altına aldığını ilan etmesi, 1947, bu halde, İsrael Devleti’nin kuruluşunun, 1948 ve Türkiye’nin dünyada tanıyan ilk devlet oluşunun, 1949, öncesindedir. Acımasız bir Elen düşmanlığı ile çıkan Hürriyet Gazetesi ile Sefarad-renkli Demokrat Partisi’nin kurulması ise bir ve iki yıl evvelin hazırlıkları durumundadır.…
-
Kürtlerin asimilasyonu da, Yahudilerin Kudüs’te toplanmaları ve dolayısıyla İsrael Devleti de Hamit ile başlamaktadır. Sf. 325 Alıntı; Çöküş (Gizli Tarih) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 1. Baskı 2010, Sf. 325) kitabından birebir alınmıştır.
-
Balfour Deklarasyonu’na kadar, Siyonizm bayrağı Almanya’daydı ve Londra, politika ve edebiyatta, İttihat ve Terakki’yi bir Yahudi Partisi olarak görüyordu. Romanda, Enver’e, “Polonyalı bir Maceracı” ve iktidardaki hükümete de, a collection of Jews and Gipsies, “Bir Yahudi ve Çingene Tayfası”, deniyordu. Türkçe’de bunlar temizlenmiştir. Çünkü şimdi tarihimizdeki ve içimizdeki Yahudiliği gizlemek esas iştir. Sf. 274 Alıntı; Çöküş…
-
Lloyd George Elenleri terk etti. Büyük Taarruz’un evvelindeyiz. Çok parlak bir politikacıydı, çok enerjikti ve çok büyük bir hatipti, büyük bir devlet adamı oldu; emperyalist aşamanın başlarında, devlet adamı olmak, Büyük Britanya emperyalizmini yaşatmak ve güçlendirmek demekti ve bunun için de reform gerekiyordu, Lloyd George, bu anlamda, reformisttir. İşçi sendikalarını hükümet daireleri ile yakınlaştırdı, tekeliyet’te…
-
1996 yılında, Erbakan-Çiller Hükümeti, yeni bir Türkiye-İsrael ittifakı imzaladı, hâlâ çok gizlidir ve iki devlet birbirine çok yaklaşmış oldu. Ortak askeri tatbikatlar bundan sonradır; Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı idi, İsrael’i ziyaret eden ilk Genelkurmay Başkanı olmuştu. Sf. 245 Alıntı; Çöküş (Gizli Tarih) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 1. Baskı 2010, Sf. 245) kitabından birebir alınmıştır.
-
Ahmet Ertegün; “Ordu ve Türkiye’de İsrael; Geçmiş yıllarda, Türkiye ile İsrail dostluğu için çok çalıştım. Gide gide İsrael cumhurbaşkanı ile yakın dost oldum. O zamanlar iki ülke arasında sefir bile yoktu, üçüncü kâtip düzeyinde temsil ediliyordu. Yahudi lobisini bizim tarafa çevirmek için çok uğraştım ama bunu, en doğrusu, bizim Ordu gerçekleştirdi. Bir politikacı kalkıp İsrail…